Son yıllarda gittiğim birçok ilde dikkatimi çeken ortak bir uygulama var.
Kamu araçlarının önemli bir bölümünde, içeriyi neredeyse görünmez hale getiren koyu cam filmleri kullanılıyor.
Yeni hizmete alınan birçok kamu aracında da bu uygulama dikkat çekiyor. Hatta bazı araçlarda içerisi neredeyse hiç görünmeyecek kadar koyu filmler kullanıldığı görülüyor.
Bu görünüm, kamu araçlarıyla vatandaş arasında görünmez bir perde oluştuğu izlenimi veriyor.
İçerisi görünmeyen araçlar, insanda ister istemez bir ürperti oluşturuyor.
Oysa devletin hizmet aracı, vatandaşından saklanan değil; güven veren ve şeffaflığı yansıtan bir görünümde olmalıdır.
Üstelik konu yalnızca kamu kurumlarının kendi araçlarıyla sınırlı değil. Kiralama yoluyla kullanılan araçlarda ve kamuya ait şirketlerin hizmet araçlarında da benzer uygulamalar dikkat çekiyor.
Trafik mevzuatına göre, sürücünün görüşünü olumsuz etkiren ve aracın içinin görülmesini aşırı derecede engelleyen koyu cam filmlerine ilişkin kurallar bulunuyor.
Buna rağmen kamu araçlarının bir bölümünde farklı uygulamaların görülmesi ister istemez soru işaretlerine yol açıyor.
Peki kullanılan cam filmlerinin mevzuata uygunluğu nasıl tespit ediliyor?
Trafik ekiplerinde bunu ölçebilecek teknik cihazlar var mı?
Varsa bu denetimler kamu araçlarında da aynı şekilde yapılıyor mu?
Bir başka soru da işin mali boyutuyla ilgili.
Cam filmi uygulamasının maliyeti kim tarafından karşılanıyor? Kurum bütçesinden mi ödeniyor, yoksa başka bir yöntem mi uygulanıyor?
Kamu kaynağı kullanılıyorsa bunun da bilinmesi gerekir.
Vatandaşların haklı olarak sorduğu soru şu:
“Kamu araçlarının içi neden görünmüyor?”
Elbette güvenlik nedeniyle özel değerlendirmeye tabi olan resmi araçlar vardır.
Devlet büyüklerinin korunmasına tahsis edilen veya özel güvenlik gerekçesi bulunan araçlar bu kapsamda değerlendirilebilir.
Ancak bunun dışında kalan kamu araçlarında mevzuata uygunluk konusunda tereddüt oluşmamalıdır.
Konunun polemik konusu yapılmasına gerek yok.
Kamu araçlarında kullanılan cam filmleri gözden geçirilmeli, gerekli teknik incelemeler yapılmalı ve mevzuata aykırı uygulamalar varsa giderilmelidir.
Özellikle valilerimizin, sorumluluk alanlarındaki kamu araçlarında kullanılan cam filmlerini bu yönüyle değerlendirmelerinde ve varsa tereddütleri gidermelerinde yarar görüyoruz.
Sayın İçişleri Bakanımızın göreve başlamasının ardından kamu düzeni, trafik güvenliği ve denetimler konusunda ortaya konulan kararlı çalışmalar kamuoyunun takdirini toplamaktadır.
Aynı hassasiyetin kamu araçlarında kullanılan cam filmleri konusunda da gösterileceğine inanıyoruz.
Çünkü mesele yalnızca cam filmi meselesi değildir.
Mesele, kamu yönetiminde şeffaflık, hesap verebilirlik ve vatandaşın devlete duyduğu güvendir.
Trafik mevzuatı nasıl vatandaşların araçları için uygulanıyorsa, güvenlik nedeniyle istisna kapsamında olmayan kamu araçları için de aynı hassasiyet gösterilmelidir.











