Son yıllarda peş peşe ortaya çıkan zimmet, sahtecilik ve usulsüzlük olayları, kamu kurumlarında denetimin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Giresun'daki Türkiye Diyanet Vakfı Şubesi'nde geçmiş yıllara dayandığı belirtilen ve 2024 yılında ortaya çıkan olayda, kurban bağışlarının da bulunduğu yaklaşık 5,1 milyon liranın vakıf görevlisi tarafından zimmete geçirildiği kamuoyuna yansıdı. İlgili görevli devlet memurluğundan ihraç edildi.
GİRTAB'da bir memurun yaklaşık üç yıl boyunca 130'a yakın sahte evrak düzenleyerek yaklaşık 1 milyon 300 bin lirayı zimmetine geçirdiği ortaya çıktı. Üç yılı aşkın süre fark edilmeyen olay, daha sonra göreve gelen müdür tarafından tespit edildi. İlgili memur devlet memurluğundan ihraç edildi.
Çamoluk Öğretmenevi'nde ise müdür yardımcısının personelin kıdem ve ihbar tazminatlarını kendi hesabına aktararak yaklaşık 1,7 milyon liralık usulsüzlük yaptığı belirlendi. Olayın ardından görevinden ihraç edildi.
Dereli İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile ilgili yürütülen soruşturma da kamuoyunun gündemindeki dosyalardan biri. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre hakkında soruşturma bulunan ilçe tarım müdürü çareyi yurt dışına kaçmakta buldu. İddialarda kamu zararının 1 milyar liraya yaklaştığı öne sürülüyor. Soruşturma sürüyor.
Konu ile ilgili yaptığım araştırmalarda dikkat çekici bilgilere ulaştım.
Araştırmalarım sırasında ulaştığım bilgilere göre, bu olaylardan bazılarının ilk dönemlerde yetkili memur sendikası temsilcileri tarafından ilgili idarelere ve siyasi iradeye bildirildiği, ancak gerekli hassasiyetin gösterilmediği ifade ediliyor.
Eğer bu ihbarlar zamanında değerlendirilmiş olsaydı, belki de milyonlarca liralık kamu zararının ve birçok usulsüzlüğün önüne geçilebilirdi.
Bir başka dikkat çekici dosya ise geçmiş yıllarda ortaya çıkan sahte silah taşıma ruhsatları olayıdır.
2017 yılında Giresun Valiliği'nde Vali ve Vali Yardımcısının imzaları taklit edilerek çok sayıda sahte silah taşıma ruhsatı düzenlendiği ortaya çıkmış, İçişleri Bakanlığı müfettişleri tarafından idari soruşturma başlatılmış ve soruşturma kapsamında meslekten ihraç edilenler olmuştu.
Silah taşıma ruhsatları üzerinden kimlerden ne kadar haksız kazanç sağlandığı ya da vurgunun boyutunun ne olduğu kamuoyuna açıklanmadı. Bu nedenle silah ruhsatları üzerinden yapılan vurgunun miktarını biz de bilmiyoruz.
Bütün bu örnekler, etkin denetimin ve ihbar mekanizmasının ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Ancak kamuoyunun aklındaki asıl soru şu: Kamuda ortaya çıkmayan vurgunlar da var mı?
Türkiye'nin birçok ilinde, geçmişte önemli bir mal varlığı bulunmadığı bilinen bazı kamu görevlilerinin yıllar içerisinde birden fazla konut, arsa, otomobil ve lüks iş yeri sahibi oldukları yönünde çeşitli iddialar zaman zaman kamuoyunda konuşuluyor.
Elbette bunlar tek başına suçlama anlamına gelmez.
Ancak kamu vicdanının rahatlaması için, kamu görevlilerinin mal bildirimleri ile mal varlıklarındaki olağan dışı artışların ilgili denetim kurumlarınca titizlikle incelenmesi gerekir.
Beklentimiz; başta İçişleri Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm bakanlıkların, valilerin, mülki idare amirlerinin, kamu kurumlarının yöneticilerinin ve siyasi iradenin kendilerine ulaşan her ihbarı ve her duyumu ciddiyetle değerlendirmesi, denetimleri daha etkin yürütmesi ve kamu kaynaklarının korunması konusunda tavizsiz davranmasıdır.
Çünkü kamu zararını, usulsüzlükleri ve vurgunları önlemenin en etkili yolu; olaylar ortaya çıktıktan sonra değil, ihbarlar ulaştığı anda harekete geçmektir.
Devletin her kuruşu milletin emanetidir.











