Yalnızlık, bilindiği üzere bireyin diğer insanlar ile yeterince aidiyet,
bağlılık ve samimiyet hissedememesi ile ortaya çıkan bir boşluk
hissidir. Bireyin çevresinde bağ kuramadığı durumlarda görülebileceği
gibi; bir romantik ilişkisi olan veya sosyal çevresi geniş kişilerde de sık
sık görülebilmektedir. Elbette; bir insanın anlaşılmadığını hissetmesini
sosyal ilişkilerini olumsuz etkilediğinden bireyin yalnızlık yaşaması
mümkündür.
Anlaşmazlıklar yalnızlaşmaya neden olan anlaşılmamayı gündeme
getirmektedir. En başta söylenecek şey bireyleri ortak paydada
buluşturacak iletişim bilgilerinin yetersizliğinin varlığıdır. Başka bir
deyişle, taraflar arasında ortak dil kullanılmadığında anlaşılmamaya
bağlı olarak insanlar yalnızlaşabilmektedirler.
Tabii ki böyle bir sürecin yaşanmaması için ne yapılması
gerektiğinin tartışılmasını zorunlu kılmaktadır. En başta söylenmesi
gereken bu olay kültürleriyle ilgisi bulunmaktadır. Kültür çerçevesi
içerisinde eğitim ayrı yeri ve önemi bulunmaktadır. Eğitimin
niteliğinin ve niceliğinin artması yoluna gidilmesi bir çözüm olabilir.
Çünkü tarafların ortak payda altında bir araya getirme şansı yüksek
olacaktır.
Anlaşılmamak bireyin yalnızlaştırdığı gibi çevresine
yabancılaştırmaktadır. Hem yalnızlık hem de yabancılaşma bir insan
için en acı şeylerden biridir. Çünkü kişinin boşluk hissi yaşamasına
neden olacaktır.
Diğer taraftan, anlaşılmamak bir insanın aidiyet duygusunu
erozyona uğratabilir. Böylece birey yalnızlık duygusu yaşamasına
neden olacaktır.
Anlaşılmamak kişinin çevresine etki etme şansını azalatacağından
yalnızlık yaşaması muhtemeldir. Burada da kişi özgüven sorunu büyük
ihtimalle yaşayabilir.
Sonuç olarak; anlaşılmak bir ölçüde ortak dil kullanmaya ve bu alanı
genişletmeye bağlıdır. Ortak dil yaratmada çağdaş eğitimden
yararlanılabilir. Diğer taraftan belki en acı şeylerden birini
yaşamaktadır, anlaşılmamakla, bu da yabancılaşmadır. Yine, Kişinin
aidiyet duygusunun olmaması da yalnızlığın nedenlerinden biridir.










