Ben insanım.
Ben eserleriyle yaşayan insan.
Ben iyinin, güzelin, doğrunun yetiştirdiği canım.
Sevgiye ışık, sevgiye aşık özgürlüğüm, hak, hukuk, adalet…
Ben üreten köylü, ben alın terinden başka ekmek yemeyen doğruluğum.
Üzümüm, incir, pamuk, zeytin, nar; benim sol yanımda barış diye atan çatal bir yürek var.
Ben tezgahım Nazlı Bibi’nin ilmek ilmek dokuduğu kilime,
ben sahibim hem elime, hem belime, hem dilime.
Ben işçiyim, eli nasırlı.
Hekimim, her türlü hastalığa neşter vuran, cerrah.
Ben şiirim, halkın şiiri.
Meçhul hayatların romanı, en güzel aşkların öyküsüyüm.
Zeytin ağacıyım, dallarına barış güvercinleri konan.
Ben siyah altın, ben inşaatlarda can veren amele, ben oynak zeminde dans eden binanın yuttuğu umut, yanan ormanda çekirge, sel önünde sürüklenen hayalim…
Ben Karadeniz’de horon, Ankara’da seymen, Ege’de zeybek; Sivas’ta saz, Kırşehir’de bozlak, Erzurum’da dadaş, Anadolu yiğidine yoldaşım.
Ben mektubum yavuklusunun yüzünü güldüren.
Askerim Mustafa Kemal’in askeri. Başı dik gaziyim, şehidin elindeki kına, kale burçlarında dalgalan ay yıldız…
Ben 23 Nisanda çocuk, 19 Mayısta gencim. Ben 30 Ağustosta Kocatepe’nin kahramanı, ben cumhuriyetin korkusuz muhafızıyım.
Ben katır sırtında çağdaş yaşama yürüyen Türkan Saylan, ben Dağ Çiçekleri’nin Şefika Sınık’ı, ben çalıların en güzel kuşuyum.
Yüküm ağır, yaram derinde.
Olsun ben bereketim, bereketi bol olasıca topraklara.
Kalplerdir yerim. Yüreğimi yetimler, yüreğimi öksüzler yakar, kavurur. İnadına gülen, inadına gülümseyen, idam sehpasına tekme atan devrimci…
Gün gelir sis dağına kafa tutarım Dadaloğlu gibi.
Gün gelir yerde çiğdem, gökte turna, gönül çeşmesine kurna olurum, kesilmez suyum; inatçıyım, yılmam, asla değişmez huyum.
Silahım kara kalemdir. Mermiyi parçalayan yumruğum, kadına eş, kadına yar, kadına gardaş; bebeğe mama, çocuğa süt, gençlere yarenim; dedeye baston, nineye derman, bütün kötülere fermanım, tek kelimelik ferman.
Ben isyanıyım çocuk gelinlerin, ben isyanıyım narin bebelerin, ben isyanıyım masum, mağdur, garip, mazlumların…
Üçüncü sayfaların, kiralık tayfaların; eli kanlı, katil, mafyaların, baronların…
Ben isyanıyım haksız yere mezarı kazılanların, ben isyanıyım hayatının baharında kara yazısı yazılanların, ben isyanıyım hiç uğruna evi, barkı bozulanların isyanı…
Zalimlerin üstünü başını yırtan kara çalıyım, iyilerin iğde ağacı; ben Nene Hatun’um, ben Satı Kadın, ben Şerife Bacı…
Ben sevincim, mutluluk, hüzün; ben sanat olurum; festival, sinema, tiyatro her güzün…
Yakamozum deryanın yüzündeki mehtap, ben okunması gereken kitabım, henüz yazılmayan siyah beyaz kitap.
Meşaleyim. Günden güne parlar ışığım, ben yurduna hizmetkar, ben yurduna aşığım.
Ben asırların yıkamadığı köprüyüm, bilgiye çıkar yolum; dünyayı dolaşırım, uzundur elim, kolum.
Bilime açılan kapıyım, adresim akıl, kimliğim yerli. Hayatım matematik; ruhum eşkin, ruhum atik.
Ben medeniyetin tekeri, istikbalin lokomotifi, çağdaşlığın kendisi, kurtuluşun kaptanı, uçurtmaların rüzgarıyım.
Enerjiyim, insanlığa hizmet eden sinerji; usanmam, bıkmam dünya durdukça dururum yerimde, çünkü hoşgörü vardır hem mayamda hem serimde.
Enel hakkım yaradandan ötürü. İlle dostun gülü diyen tatlı dil, kine düşman, gareze düşman, inkara düşman marifetim, bir damla engürle sarhoş olan hakikat…
Vefayım vedaları sevmeyen… Acıların sancısıyım, acılarla savaşan vicdanım, acılara ağıt yakan sessiz dil…
Sesim, kimsesizlerin sesi. Çığlığım, kimsesizlerin çığlığı.
Nefesim cemreler gibi ılık, özgür; nefesim çınar ağacı gibi asırlık, çınar ağacı gibi gür.
Ben insanım.
Rönesansım, adım aydınlık. Reformist diyorlar bana, Galile’den selam alıp Mevlana’ya selam veren koca bir yürek…
Aristo’yum, Pisagor, Arşimet, Einstein benim eserim… İbn-i Sina’yım, Ali Kuşçu, Farabi, Aziz Sancar. Olmadı yarım ekmeğini bölen Yaşar Kemal, Nazım; olmadı haziranda zor ölen Hasan Hüseyin…
Ben öğretmenim çünkü!
Hem eserleriyle yaşayan, eserlerinden öğrenen, hem de eserleriyle övünen öğretmen…











