Ali Kemal Gül

Ali Kemal Gül

Bakış
gülalikemal@kamudannethaber.com

Behlül Dana

15 Aralık 2020 - 13:05



Osmanlı padişahlarının, dünyayı dize getiren kaleleri fetih eden, surları aşan, adalet için kılıçlarının iki tarafı da kesen o padişahlarımızın hepsinin akıl hocaları gönül hocaları vardı. Akşemsettinler, şeyh Edebaliler, Hacı Bektaşi veliler, yetiştirdi o yiğitleri… Dünyaya meydan okuyan sultanlar hocalarının sözlerinden çıkmamış el bağladıkları ve boyun büktükleri kişiler işte bu veli insanlardı sadece… İşte bu veli insanlardan biri olan halife Harun Reşit´in zamanında yaşamış veli bir zattır. Akıl hocası, bazı kaynaklarda kardeşi olarak bildirilse de bunun aslının olmadığı da söylenmektedir. Asıl ismi Ebû Vüheyb bin Ömer Sayrafî´dir. Herkese ders olacak hikmetli sözleri çok meşhûrdur. Hârûn Reşîd´e nasîhat verirdi. Dana mahlasıdır divane kelimesi de oradan gelir yani deli görünümlü veli anlamındadır. Bakmasını bilene veli bakmayan ilmini anlamayana delidir Behlül Dana…

Behlül Dânâ; Eymen bin Nâbil, Amr bin Dînâr ve Âsım bin Ebî´n-Necid´den hadîs-i şerîf öğrenmiştir.

İslam Dünyasına Altın Çağını yaşatan Abbasi SultanıHârûn Reşîd bir toplantıda kendisiyle buluştu: Hârûn Reşîd, ona, “Çok zamandır seninle görüşmek istiyordum.” deyince, Behlül, “Ben böyle arzu duymadım” diye cevap verdi. Buna rağmen Hârûn Reşîd kendisinden yine nasîhat istedi. “Ne nasîhati istiyorsun? Şu saraya bak, bir de kabirlere bak! Bunlardan ibret almayan, nasîhat almayan nelerden alır! Hâlin ne olacak, ey mi´minlerin emiri! Yarın Cenâb-ı Hakkın huzûruna çıkacaksın. Büyük küçük yaptığın her şeyden sual olunacaksın. Bunlara nasıl cevap vereceksin iyi düşün! Bu hesap zamanında aç ve susuz olacaksın, çıplak bulunacaksın. Orada bulunanlar sana bakıp gülecekler. Perişan hâlin orada meydana çıkacak, başka nasîhati ne yapacaksın?” dedi. Adâleti ile meşhûr olan Hârûn Reşîd onun nasihatlerinden çok istifâde etmiştir.

Birgün halka doğru yolu göstermek için söylediği sözlerden rahatsız olanlar, Hârûn Reşit´e gidip: “Sultanım, bizim yaptıklarımızın ona ne zararı var? Bizi kendi halimize bıraksın. Sonra her koyun kendi bacağından asılır” gibi sözlerle şikâyet ettiler. Bunun üzerine Hârûn Reşîd, Behlül Dânâ´yı çağırtıp, halkın isteğini bildirdi. Behlül Dana hiç sesini çıkarmadan sarayı terk etti. Birkaç koyun alıp kesti, bacaklarından mahallenin köşe başlarına astı. Bunu gören halk gülerek, “Deliden başka ne beklenir, yaptığı işler hep böyle zaten” diyorlardı. Aradan günler geçtikçe, asılan hayvanlar kokuyor, bundan ise bütün mahalle zarar görüyordu. Kokudan durulmaz hale gelince, aynı kişiler Hârûn Reşit´e gidip, durumu anlattılar. Behlül Dânâ´yı çağırtıp, sorduğunda: “Bir kötünün herkese zararı olduğunu herhalde anladılar. Ben bir şey yapmadım, her koyunun kendi bacağından asıldığını onlara gösterdim” diye cevap verdi.”

Behlül Dana kıssaları okunmaya ve dinlenmeye değer bu anlamda sahip olduğumuz değerlere sahip çıkmalı daha çok tanımalı ve hatırlamalıyız. Sadece hatırlamakla değil bu veli kulların nasihatlerinden bizlerde faydalanmalıyız.

*

Allah dostları” ifadesinin Allah’a yönelik boyutu yanında müminlere yönelik boyutu da vardır. Hz. Peygamberin onları, birbirini karşılıksız seven insanlar olarak nitelemesi, bunu ifade etmektedir. Sevgi duygusu müminlere karşı sorumluluğunun idrakinde olmayı gerektirmektedir. Bu dostluğun hukuku yerine getirilmediği takdirde İslam’ın zaafa düşüp küfrün güçleneceğinde ve yeryüzünde büyük fitne ve fesadın kaçınılmaz olacağında şüphe yoktur. (Enfal, 8/73.)

Allah dostu veli kulların özelliği iman ve takvadır... İçine şirk karışmamış, küfürden arındırılmış iman ile içine riyâ, gurur ve kibir karışmamış takva!