• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
00:19
11 üniversiteye yeni rektör atandı
00:14
YENİ Parti'den MEB'de 1 milyar liraya yakın yolsuzluk iddiası
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
  3. Samsun Terme'de 80 öncesi öğretmenlik(2)
Yayınlanma: 03 Temmuz 2021 - 01:09
Güncelleme: 03 Temmuz 2021 - 01:13

Samsun Terme'de 80 öncesi öğretmenlik(2)

03 Temmuz 2021 - 01:09
Güncelleme: 03 Temmuz 2021 - 01:13
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Samsun Terme'de 80 öncesi öğretmenlik(2)
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Herşeyde hukuk


...........
Çünkü yerine oturmuş ve gerçeği yansıtan bir kavram olmadığı için kestirmeden sağ- sol çatışması tabiri kullandık. Aradan geçen çok zaman sonra, öğrenci hareketlerinin, bir sağ, sol çatışmasından ziyade, emperyalist devletlerin, Türkiye üzerindeki menfaat çatışmalarından dolayı, öğrenci guruplarını kullandıklarını, Üniversiteleri savaş alanı haline getirerek, Türkiye’yi kardeş kavgasına sürükleyip, sağ-sol, Alevi- Sünni, bu da tutmazsa, Türk- Kürt çatışmasıyla bölmek isteyen güçlerin, devletimizi, milletimizi, ABD’nin, SSCB veya Çin’in bir peyki yapmak istedikleri gerçeği, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı.


Esasen bizler ülkücü hareket olarak bu gerçeği o günlerden biliyorduk, biliyorduk da geri dönülmez bir mücadelenin içinden, vatan millet savunmasını yarı yolda bırakamazdık ve bırakmadık da...
O günkü şartlar içerisinden karşılıklı müsadere içinde ülkücü hareketin, şehadete eren beş bin ülkücü vatan evladını, genç yaşta kara toprağın bağrına, mübarek kanlarını vatanın bölünmezliği, milletin bütünlüğü, ay yıldızlı bayrağımızın semalarda dalgalanması uğruna şehit olduğu günlerdi...
Hepsine Allah rahmet etsin, saygı ve minnetle anıyorum.. Fakat sol cenahtan da, ülkemizi, kendi inançları doğrultusunda emperyalizme karşı savunmak için mücadele veren sol gençliğin büyük bir kısmının da yurtsever, namuslu, dürüst insanlar olduklarını zaman içinde onlar bizi, biz onları kısmen de olsun anlamış olduk.

O günleri anlatmak için, ülkenin genel durumu ve panoramasını kısa da olsa yazmadan geçmek mümkün olmuyor. Ülkenin şartları ve genel ahvali neyse, Terme’nin durumu da bu genellemeden farklı olduğu düşünülemez...
Neyse efendim biz konumuza dönelim tekrar. Şimdiki nüfusu 70.000 lerin üzerinde olan Samsun’un Terme İlçesi o yıllarda 15-16.000 nüfuslu sakin, yeşillikler içerisinde, doğa güzelliği harika, fındığı, pirinci ve bilhassa pidesiyle ünlü şirin bir yerdi.

Tam ortasından akan Terme Çayı, şehre kattığı güzellikle ayrı bir muhteşem. Birkaç kilometre ilerideki Miliç Sahili , bir dinlenme , sayfiye yeri olmanın da ötesinde , tüm güzellikleriyle, tertemiz denizi, kumları , güneşi ile turistik öneme haiz müstesna bir yer şüphesiz...

O yıllarda Terme Çayı boyunca akşam gezintilerimizde, tabiatın güzelliğini esirgemediği yeşilliklerin, nazlı nazlı akan Terme Çayı üzerinde akislerin seyretmek, günün yorgunluğunu unutturuyordu herkese.
Suyun huzur verici sessizliği ve hayranlık uyandıran renkleri seyretmeye doyum olmazdı. Ülkenin ve o yılların gergin ortamı, doğanın renginde, akşam güneşinin suya vurduğu akislerde, sessiz ve sakin akan suyun ritminde kaybolduğunu görmek istercesine kendine çekerdi akan ırmağın güzelliği.

Karadeniz genelde yağmurludur. Islanmak da ayrı bir güzel Terme’de. Güneşin, yağan bulutların hemen arkasından kendini göstermek istercesine, ıslanmış toprağı ısıtarak, nefis toprak kokusunu etrafa yaymasının ve ağaçların yaprak esintilerinin çıkardığı ahenk de başka güzellik ve huzur katar insana.
Hayvanların geniş arazilerde, özgürce yemyeşil alanlarda sürü şeklinde otladığını, hatta oto yolda aniden önünüze çıkması yadırganmazdı orada... Doğa her daim canlıdır , monotonluğu sevmez.

Çok köyleri yeşillikler içinde bir ağaç denizi gibidir. Çam, köknar, meşe, söğüt ve kavak ağaç türleri her tarafta yaygındır. Onların altında, mısır ve fındık bahçeleri iç içedir. Suyun daha bol olduğu yerlerde çeltik tarlaları daha ayrı bir görünüm arz eder.

Terme’nin meşhur pidesini demiştim. Belki yıllar içinde hak ettiği tanınmışlık ve marka değerini alamamış olduğunu düşünüyorum. Terme pidesi bir marka olarak tescili eğer yapılmamışsa mutlaka yapılmalıdır. O sıralar evde yemek yapmayı da pek bilmediğimizden, öğlen akşam pide yemek tek alışkanlığımız olmuştu.

O zamanlar da çok pideci vardı ama biz Şerif abimizin yani, Şerif Alişar’ın pide salonundan çıkmazdık. Terme Pideciliğinde otorite ve ustadır kendisi. O bir başkaydı, mütevazi kişiliği, güler yüzü, sakinliği ve hoş sohbetiyle unutamadığımız bir büyüğümüzdür o. Allah uzun ömürler versin kendisine...

İmam Hatip Lisesinde göreve başladıktan sonra, bekar olan arkadaşlarla okula yakın yerde ev kiraladık. Evin temeli toprak üstünde, biraz yükseklikte olduğundan, su birikintilerinden ve bölgenin de yağışlı olmasından rutebetliydi.

Akşam olunca, hemen yanımızdaki mısır bahçesinden gelen cırcır böceklerinin sesine, kurbağaların sesi de iştirak ettiğinde, gecenin sessizliğinde, doğanın o tabi seslerinden oluşan nağmenin huzurunu, bir müzik orkestrasının ritminde bile bulamazdı insan...

Terme’nin insanı misafir severdir. Dışarıdan gelene daha bir sıcak bakar. Kocaman Caddesindeki okuldan çıkıp, çarşıya gidinceye kadar en az beş on esnaf çayını içmeye davet eder. Bir isteğin olup olmadığını , halını hatırını sormadan geçmez...

İşte o günlerde, fakültelerde ki boykot ve işgaller henüz Liselere kadar sıçramış değildi. Fakat içten içe kaynaşmalar, Orta dereceli okullara bile sıçramıştı.
***
İlk göreve başladığım ve ilk göz ağrım olan okul Terme İmam Hatip Lisesi, kısmen daha sakin bir görünümdeydi. Üniversite yıllarımızda her birimiz, tabiri caizse ateş çemberinin içinden çıkmışçasına, vatanımızın bölünmezliği, milletimizin bütünlüğü, Türklük bilincinin varlığı ve korunması uğruna gözü kara birer mücadeleci kimliğimizle okullardaki görevimize başladık.

Bizler o günlerde, İlay’ı Kelimetullah ve Nizam’ı Alem uğruna, kendimizi Turan ve Turancılık davasının yıkılmaz ve yılmaz neferleri olarak görüyorduk...

Turan ülkümüzden bugünde hala realist çizgimizde değişiklik olduğu söylenemez. Türklerin yaşadıkları coğrafyada bağımsız olmalarını istemektir. Devletleri yıkmak ve ortadan kaldırmak düşüncesi değildir Turan ülküsü...

Turancılık bazılarınca şovenistlik, bazılarınca ırkçılık ve ham hayal olarak görülebilir. Bizim için nasıl görüldüğü fark etmez. Yıkılmaz zannedilen SSCB, 1990’lı yıllarda dağıldı. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethi düşüncesi de bir hayal olarak düşünenler oldu. Yavuz Sultan Selim’in elli bin kişilik ordusuyla susuz ve kavurucu çöl sıcağından geçemez, Mısır’ı feth edemez diyenler içinde bir hayaldi.
Büyük Türk hükümdarı Atilla’nın Asya’dan kalkıp, kavimler göçünü başlatması, Batı Roma’yı yıkması ve Poltova önlerine kadar ilerlemesi de hayal edilerek düşünülmüş ve sonra da gerçekleşmiş bir vakıaydı.
10.Ağustos 1920 Sevr anlaşmasıyla tamamen parçalanmış ve yıkılmış Osmanlı’nın külleri üzerinden yedi düvele karşı vuruşularak kazanılmış bağımsızlık savaşı da bir hayaldi.

Son yüzyılın en büyük savaş stratejisi ve siyaset dâhisi büyük kahraman Atatürk ve silah arkadaşlarını da; başta Vahidettin, Damat Ferit, Ali Kemal ve Anzavurlar ve İngiliz, Yunan, Fransız, İtalyan ve ABD gibi dış ve iç düşmanlara göre de, Türk Devleti dirilmemek üzere ölmüştü. Onlara göre de Kuvay’ı Milliye bir çapulcu ve isyancılar güruhuydu!..

Hülasa, Turan ülküsü bir hayalle başlayan ve büyük dağların ardında ulaşılması güç nazlı bir anka kuşuna benzertik biz onu. Halâ da öyledir. Kovaladıkça kaçar, tam eriştiğini ve tuttuğunu zannettiğin yerde yine nazlanarak uçar. 80 öncesinin ülkücülüğü bir kurgusal idealizm özelliğini de koruyordu...

Çoğu zaman erişilmesi güç bir hayal alemine kanatlandırmıştır bizi. Nizam-ı Alem ülküsü veya yeniden ve tekrar yeni bir Cihan Hakimiyeti Mefküresi’nin düşüncesi vatan savunmasında canlı ve diri tutmuştur. Alman Nazi ırkçılığından çok farklı, Türk Milletini yeniden diriltme ve yaşatma mücadelesinin motivasyonu olmuştur...

Böyle düşüncelerle donanmış bir ortamın döneminde, aynı dönemde değişik branşlardan dört beş ülkücü öğretmenin, İmam Hatip Lisesine atanmasının memnuniyetsizliği bir anda ortaya çıktı.

Marksist, Leninist, Mao’cu düşünce çizgisindeki o zamanlarda aşırı sol denilen kesimle, Ülkücü kesim arasındaki mücadele, yukarıda belirttiğimiz gibi, tam da emperyalist ülkelerin ülkemiz üzerine yazdıkları senaryoya uygun biçimde devam ediyordu.

(Devam edecek)

 

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapınız.

Yazarın Diğer Yazıları

  • Siyasal İslam'ın Analizi Ve (İslamcılığın) İflası: 2 - 01 Kasım 2026
  • Siyasal İslam'ın Ve ( İslamcılığın ) İflası - 06 Ekim 2026
  • Üç Nokta (…) - 27 Eylül 2026
  • Yeni Adli Yılın Açılışı Dolayısıyla Toplumun Bekledikleri… - 03 Eylül 2026
  • Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923 Ve Lozan'dan Önceki Tarihsel Durum - 25 Temmuz 2026
  • ''Ne Sen Beni Gördün, Ne de Ben Seni…'' - 18 Temmuz 2026
  • Türk'ün ilk başbuğlarından Bilge Kağan'dan, son başbuğ Atatürk'e uzanan milliyetçilik düşüncesi. - 30 Haziran 2026
  • Coğrafya Kader midir? - 29 Mayıs 2026
  • Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce - 18 Nisan 2026
  • İsrail İdeolojisinin Temeli Ve Siyonizm Gerçeğini İyi Anlamak… - 05 Nisan 2026
  • Bir Tatil Masalı - 09 Mart 2026
  • İnsan Olabilmenin Sessiz Yükü - 31 Ocak 2026
  • İç Derinlikleriyle Yalnızlaşan İnsan - 14 Ocak 2026
  • İnsan Denen Meçhul!... - 04 Ocak 2026
  • Aldatma ve Aldatılmanın Psikolojisi - 15 Aralık 2025
  • Anayasa'nın 66.Maddesinde İfadesini Bulan Milli Kimlik Tanımı, Etnik Ayrıştırmadan Uzak Hukuki Bir Tanımdır - 08 Aralık 2025
  • Tarih Sahte Ve Çakma Milliyetçileri Affetmeyecek... - 30 Kasım 2025
  • Dini Kullananlar Dine Zarar Vermektedir - 04 Kasım 2025
  • ATATÜRK'ÜN DİN ANLAYIŞI (3) - 29 Ekim 2025
  • Atatürk'ün Din Anlayışı - 23 Ekim 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 10
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Orhan KILIÇOĞLU
Orhan KILIÇOĞLU
T. C. İsmi Bir Hadisten Alınmıştır
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Giresun Milli Eğitimi'nin Başarı Hikâyesi Ve Yerelden Küresele Uzanan Vizyon
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Çerçeve Yasanın Hukuki Ve Siyasi Açıdan Değerlendirmesi
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Tuz Kokmadan, Töre Bozulmadan: Titre ve Kendine Dön!
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Memurun Ekmeğiyle İlgilenmeyenler, Sendikal Özgürlüğüne Göz Dikti!
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Cumhuriyetin Üzerine Titremek
Yarım Asırlık Bir Rüzgâr, Birkaç Damla Yaş: Sandıklı'da Vefa ve Candaşlık Destanı
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Yarım Asırlık Bir Rüzgâr, Birkaç Damla Yaş: Sandıklı'da Vefa ve Candaşlık Destanı
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Emekliyi Umutlandıran Sözler
Uzman Ve Başöğretmen Tazminatının Emeklilikte Devamı İçin MEB'e Ve Cimer'e Dilekçe Yazıyoruz
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Uzman Ve Başöğretmen Tazminatının Emeklilikte Devamı İçin MEB'e Ve Cimer'e Dilekçe Yazıyoruz
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
MEB, OECD ve PİSA Raporu
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Mezhep Ayrışması ve Çaldıran
30 Ağustos
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
30 Ağustos
Milliyetçiliğin kalesi imişler
Misafir Yazılar
Milliyetçiliğin kalesi imişler
Siyasal İslam'ın Analizi Ve (İslamcılığın) İflası: 2
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Siyasal İslam'ın Analizi Ve (İslamcılığın) İflası: 2
Bilge Kağan Yasası: En Eski Türk Anayasası "Töre"
Ali Kemal Gül
Bilge Kağan Yasası: En Eski Türk Anayasası "Töre"
Öz Eleştiri İhtiyacı
Türk Ocakları'ndan
Öz Eleştiri İhtiyacı
Buluşmak, Direnmenin Adıdır
Şerife Güven
Buluşmak, Direnmenin Adıdır
Türkçe Düşün, Türkçe Konuş, Türkçe Yaz!
Köksal Cengiz
Türkçe Düşün, Türkçe Konuş, Türkçe Yaz!
Atatürk Neden Göktürk Alfabesine Dönmedi?
Şevket Sezer
Atatürk Neden Göktürk Alfabesine Dönmedi?
Çok Okunan Haberler
"Okulda Temizlik Personeli Yok, Bakan Lüks Arabayla Düğün Davetiyesi...
Doğum İzni Dönüşü Ayrımcılığa Yargıtay’dan Emsal Fren: İşverene Ayrımcılık Tazminatı Cezası
Doğum İzni Dönüşü Ayrımcılığa Yargıtay’dan Emsal Fren: İşverene...
Avukatlık Ücret Tarifesi Yeniden Şekillendi: Yeni Dönem Başlıyor
Avukatlık Ücret Tarifesi Yeniden Şekillendi: Yeni Dönem Başlıyor
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo