Son günlerde fındık üretim bölgelerinde istenmeyen bir tablo yaşanıyor.
Kahverengi kokarca ile mücadele kapsamında ilaçlama yapan fındık üreticileri ile arıcılar arasında zaman zaman gerginlikler yaşanıyor.
Fındık üreticileri, yetkililerin önerileri doğrultusunda kokarca ve külleme hastalığına karşı ilaçlamalarını sürdürüyor. Bazı bölgelerde ise ilaçlama çalışmaları hâlâ devam ediyor.
Madalyonun bir de diğer yüzü var. Bal üreticileri ise yapılan ilaçlamalar nedeniyle arılarının öldüğünü ve ciddi mağduriyet yaşadıklarını dile getiriyor.
Oysa iki tarafın da amacı aynı; üretmek, emeklerinin karşılığını almak.
Gerçeği kabul edelim; fındık, Türkiye'nin en önemli tarımsal ihraç ürünlerinden biridir. Milyonlarca insanın geçimi doğrudan ya da dolaylı olarak fındığa bağlıdır.
Son yıllarda kahverengi kokarcanın yanı sıra külleme hastalığı da üreticiyi ciddi şekilde tehdit etmektedir. Bu nedenle hem kokarcaya hem de küllemeye karşı mücadele ihmal edilemez.
Mücadele edilmezse hem üretici hem de ülke ekonomisi büyük zarar görür.
Bu nedenle ilaçlama uygulamalarının sürdürülmesi kaçınılmazdır.
Ancak arıcıların dile getirdiği kaygılar da ciddiyetle değerlendirilmelidir.
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın il ve ilçe teşkilatları gerekli uyarıları ve bilgilendirmeleri yapmaktadır. Bundan sonraki aşamada ihtiyaç duyulan şey, tarafların karşı karşıya gelmesi değil, ortak bir çözüm üretmesidir.
Özellikle arıcılığın ve bal üretiminin zarar görmemesi için bilim insanlarının, ilgili kurumların, fındık üreticilerinin ve arıcıların bir araya gelerek herkesin uygulayabileceği ortak bir yol haritası oluşturması en doğru adım olacaktır.
Bu mesele kavga ederek değil, konuşarak çözülür.
Kokarca ve küllemeye karşı ilaçlama mutlaka yapılmalıdır. Bundan taviz vermek mümkün değildir.
Ancak bal üreticileri de göz ardı edilmemelidir. Arıları koruyacak çözüm yolları araştırılmalı, fındık üretimi ile arıcılığın birlikte sürdürülebileceği yöntemler geliştirilmelidir.











