• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
09:31
GSB'den Sınavsız Atama Müjdesi: 2.610 Personel Alınacak!
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
  3. ARTIK KUŞLAR ÖTMÜYOR
Yayınlanma: 28 Ekim 2019 - 17:40

ARTIK KUŞLAR ÖTMÜYOR

28 Ekim 2019 - 17:40
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk

 

Eskiden sabah namazına kalktığımızda, “cıvıl cıvıl” kuş sesleri duyardık. Tan yeri ağarmaya, ortalık aydınlanmaya başladığında; özellikle serçelerin cıvıltılarını işitirdik. Pencereden dışarı bakar; ağaçlara, elektrik ve telgraf direklerine, tellere konan serçelerin, kumruların, güvercinlerin ötüşlerini dinler; birbirleriyle oynayışlarını seyrederdik. İçimize sevinç ve mutluluk dolardı.

Kuş sesleri; bağda, bahçede, tarlada, büklerde, su kenarlarında, kısacası sadece kırsal yerlerde değil, şehirlerde de vardı. 1977 yılından beri Ankara’nın Yenimahalle İlçesi’nde otururum, burada da kuş sesleri doluydu. Çok uzun zaman geçmedi: Bundan yaklaşık 10-15 yıl öncesine kadar böyleydi. Çünkü bu yıllarda Yenimahalle birer-ikişer katlı bahçeli evleriyle meşhurdu. Her evin, ara veya köşebaşı oluşuna göre çevresinde 50-100 m2 bahçesi olurdu. Bahçelerde çeşit çeşit meyve ağaçları, özellikle kayısı ağacı bulunurdu. Ev sahipleri oturuyorsa onlar, yoksa kiracılar birbirlerine yemeleri ve reçel yapmaları için kayısı dağıtırlardı.

Böyle bir ortamda tabii ki farklı türde kuşlar da yaşıyor, rızıklarını bu ağaçlardan sağlıyorlardı. Yuvalarını ağaçlara veya evlerin çatı saçaklarına yapıyorlardı. Sabahın olduğunu onların cıvıltılarından anlar ve kalkardık. İkindi vakti de kırlangıçlar sürüler halinde tepemizde dolaşır dururlardı; ses çıkararak“fır dönüşleri”ni seyrederdik.

1993 yılından beri oturduğum apartmanın önünde, biraz yeşillik ve alıç ağacına benzer biri 6, diğeri 2 metre boyunda iki tane ağaç var. Haziran’da yaprakları kapatacak kadar beyaz çiçekler açıyor, Eylül - Ekim aylarında meyveye dönüşüyor. Meyvesi nohuttan da küçük ve alıç renginde… Şu anda dalları meyve ile dolu. Bazı kişiler “meyvesi yeniyor” dese de biz bugüne kadar hiç yemedik: Zaten kimse de toplamıyor. Eskiden meyveleri yemek için güvercinler ve kumrular gelirdi, ağacın üstü kuştan görülmezdi. Şimdi bir kaç tane kuş ancak geliyor.

Geçen gün sabah namazına kalktığımızda, eşim: “Hiç kuş sesleri duymaz olduk” dedi. Ben de: “Gerçekten de öyle! Kuş sesleri kalmadı” dedim. Aslında eski Yenimahalle de kalmadı ya!.. Nerede o, sevimli Yenimahalle? Nerede o, bahçeli evler: Sebep olanlara sitem ettim. Şimdi Yenimahalle dörder-beşer katlı bahçesiz evlere dönüştü. Eskiden her evde bir/iki/üç aile oturuyordu; şimdi on/onbeş aile oturuyor. Dolayısıyla cadde ve sokaklar yetmiyor; Arabalar kaldırımlarda… İnsanlar; adımlarını bir yola, bir kaldırıma atarak yan yan -benzetmek gibi olmasın- “badi badi” yürüyor.

Kuşlar ne yapsınlar? Bahçeler de kalmadı, yuva yapacak çatı altları da… Yaşam alanları yok oldu. Parklarda yer bulabilirlerse ne âlâ… Eskisi kadar yiyecek de bulamıyorlar. Çöp konteynerlerinin kapakları kapalı, açık olsa da -zaten ürkek olan- kuşların inip yiyecek aramaları mümkün değil. Biliyorsunuz, kuşların bir çoğu uçarken havadaki böcekleri (karasinek, sivrisinek vb.) yiyerek karınlarını doyururlar. İnsanlar şikayetçi olduğu için, belediyeler “sinek, sivrisinek, böcek olmasın” diye ilaçlama yapıyorlar. Yiyecek ve böcek bulamayan kuşlar; tıpkı insanlar gibi -artık buralarda yaşayamayacaklarını fark ederek- şehirlerden uzaklaşıyorlar.

Bu durumu, sadece “uzaklaşma diye açıklayıp” hiç düşünmeyecek miyiz? Suçlu bizleriz: Kuşların göç yollarına hava limanları yaptık; yaşam alanları olan gölleri, bataklıkları kuruttuk, ağaçları kestik, ormanları yaktık; her tarafa binalar diktik; nerede yaşasınlar!.. Hatta nesillerini yok ettik: Bizim çocukluğumuzda bağda, bahçede, tarlada gördüğümüz bir çok kuş türü artık yok. Mevcut kuşlar da yavaş yavaş azalıyor.

Cadde üzeri olan apartmanımızın altında bir çiçekçi dükkânı var: İyi niyetli, hayvansever genç bir arkadaş işletiyor. Üç gün kadar önce öğle ezanına yakın abdest aldım, giyinirken bazı sesler duydum ve pencereden baktım: Trafik durmuştu. Bu arkadaş da dahil bir kaç kişi, yolda duran bir taksinin altında bir şeyler arıyorlardı. Biraz takip ettim: Meğer bir kumru taksinin altına girmiş, onu ararlarmış. Biraz sonra kumru uçtu, ancak 5 metre kadar ilerideki duvara çarptı ve yere kondu. Çiçekçi arkadaş; yanına yaklaştı, korkutmadan kumruyu yakaladı, kanatlarını kontrol ederek dükkânına girdi. Namaza gitmek için aşağıya indim. Baktım, çiçekçi arkadaş elinde bir naylon poşet dükkândan çıktı. “Taksi kuşa çarptı galiba?” dedim. O da: “Taksi çarpmadı. Kuş yola inince taksi durdu, altına girdi. Hayvanı iyileştireyim dedim ama, ne yemişse herhalde zehirlenmiş, öldü” dedi. Kumruyu koyduğu poşeti götürdü çöp konteynerine attı. Tabii üzgündü, ben de çok üzüldüm.

25 Ekim 2019 Cuma günü dişçiden dönerken Beşevler kampüsü içinde bulunan MEB Atatürk Eğitim Müzesi’ne girdim. Çok eskiden kullanılmış “Biyoloji ders araçları”nı gezerken, bazı hayvanların tahnitlerini gördüm. Tabii bir kuş dikkatimi çekti: Bu kuş, küçüklüğümüzde “Delice” dediğimiz kuştu. Elbistan’da sokakta oynarken, bu kuş da tek katlı evlerin süvüklerine (dam saçağı) veya çatılara konar, bize doğru öterek ses verirdi. Sanki bizle “dalga geçer gibi veya oyunumuza katılmak ister gibi” hareketler yapardı. Bu davranışına bakar, “deli deli hareketler yapıyor” diye gülerdik. Herhalde bu sebepten adı “Delice”ydi. Serçeleri yakaladığı da söylenirdi. Elbistan’da “şeker pancarı tarlalarına atılan ilaç sebebiyle -bir çok kuş gibi- delicenin de neslinin bittiği” anlatılır. Doğangiller familyasından olan “Delice”, artık doğada fazla görülmüyor.

Eskiden, daha çok avcıların evlerinde “Keklik” kafesleri olurdu ve keklik beslenirdi. Sonraları “Bülbül, Muhabbet Kuşu” gibi kuşlar beslenmeye başlandı. Yine, akvaryum içinde süs balıkları evlere girdi. Çocuklar bir hevesle bu hayvanları evlere getirdiler, hevesleri geçti, iş babalara kaldı. (Büyük oğlum uçak maketlerine meraklıydı: Küçük oğlumsa hayvanlara…) Küçük oğlum bir ara akvaryum ve balıklar aldı. Bir süre sonra bakım işi bana kaldı. Ne yazık ki bakmayı beceremediğimden; bir sabah balıkları akvaryumda ölmüş halde bulmuştum. Canım sıkıldı: Çocuklara kızdım ve “bakmayacaksanız bir daha eve hayvan almayın” dedim. Yine, bir ara da “Muhabbet Kuşu” almıştı. Kafes çocuğun kendi odasındaydı. Her sabah “ötüp gürültü yapmasın, evin içinde dolaşsın” diye kafesin kapısını açıyormuş. Ağustos ayı, sıcaktan terlediği için gece pencereyi açmış. Sabah kuş ötmeye başlayınca -gece pencereyi açtığını unutup- kalkmış ve kafesin kapısını açmış: Bir süre sonra muhabbet kuşu pencereden uçup gitmiş. Kuşun kaçtığını sabah olunca anladık, ama maalesef geri dönmedi. O günden sonra bir daha eve kuş alınmadı.

Son zamanlarda herkeste, özellikle de çocuklarda kedi ve köpek sevgisi arttı. Güzel bir şey ama, sokaklarda ve parklarda arttan hayvanları görünce -ister istemez aklıma- geçici bir sevgi ve heves gibi geliyor. Çocuklarla hayvanlar arası ilişkileri sağlıklı bir hale getirmek ve eve hayvan alırken iyi düşünmek gerektiğine inanıyorum.

Kültürümüzde hayvanlar (kuşlar) çok önemli yer tutar. Gurbetteki eşimize, dostumuza, sevgililerimize onlarla haber/selam gönderir, cevabını onlara sorarız. En çok da bu görev “Turna”ya düşer. Ne çok türküler, şarkılar yakmışız; aşkımızı, sevgimizi onlarla anlatmış; sevdiklerimizi, sevgililerimizi onlara benzetmişiz.

Ya şimdi!.. Şöyle bir etrafınıza, hatta gökyüzüne bakın; kuş görüyor musunuz?

 

Yazarın Diğer Yazıları

  • Eski Türklerde Hayvancılık-2 - 10 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-1 - 03 Mayıs 2026
  • Yazıtlarda Geçen Bazı Sözcükler - 26 Nisan 2026
  • Eski Türklerde Dinî Hayat - 19 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-3 - 12 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-2 - 05 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-1 - 29 Mart 2026
  • Din ve Ahlâk - 22 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları-2 - 15 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları - 08 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-2 - 01 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-1 - 22 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-3 - 15 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-2 - 08 Şubat 2026
  • Atalar Kültü - 01 Şubat 2026
  • Mitostrateji'den Son Sözler - 25 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-2 - 18 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-1 - 11 Ocak 2026
  • İyeler ve Cinler - 04 Ocak 2026
  • Ak ve Kara İyeler - 28 Aralık 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 27
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Eğitimle Ulus Devlet Bilincini Geliştirmek
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Giresun Dereli Dosyası: Vurgun İddialarının İç Yüzü Ve Denetim Zafiyeti
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Mayıs,Ayı ve Gazi Turhan Beyi Anma Töreni
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Müdür ve Yardımcıları Akademiye
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
 Toplumsal Yozlaşmada Nirvana
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Toplumsal Yozlaşmada Nirvana
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Eski Türklerde Hayvancılık-2
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Anneler Günü'nün Sessiz Çocukları
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
Oku-yorum...
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Orhan KILIÇOĞLU
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Tek Adama Yönelik Rejim
Ali Kemal Gül
Tek Adama Yönelik Rejim
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Türk Ocakları'ndan
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Niçin Türkçüyüz
Şerife Güven
Niçin Türkçüyüz
Türk'üz Elhamdülillah
Köksal Cengiz
Türk'üz Elhamdülillah
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Şevket Sezer
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Çok Okunan Haberler
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet Etti
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet...
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür kayıp, kayıtlar eksik, projeler hayali..
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür...
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo