• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
15:25
Öğretmenlere 3 Oturumlu Yeni Sınav Görevi! Başvurular Başladı
14:35
YÖKDİL/2 2026 başvuruları başladı
14:29
Erdoğan'ın bir yetkisi daha iptal edildi
00:43
19 binden fazla polis ve amirin görev yeri belirlendi
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
  3. Doğayla İç İçeydik
Yayınlanma: 21 Ekim 2018 - 18:38

Doğayla İç İçeydik

21 Ekim 2018 - 18:38
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk



Günümüz çocuklarının oyun alanları; evler veya internet kafelerdir. Varsa yoksa bilgisayar veya akıllı telefonlar… Hayvanlarla pek temasları yok. Evcil hayvanları evlerinde, sokaklarda veya parklarda görüyorlar: Yabani (vahşi) hayvanlarıysa, gitme imkânları varsa “hayvanat bahçesi”nde veya seyrediyorlarsa belgesellerde... Küçük çocuklarsa, “oynaması için alınan” oyuncaklar yoluyla öğreniyorlar.

İmkânı olan aileler, çocukları ile birlikte “piknik” için belki doğaya çıkabiliyorlar ama, çoğu çocuk tabiattan (doğadan) uzakta yaşıyor. Canlı hayvanlar ile temasları pek yok. Doğadaki bir çok hayvanı, böceği ve bitkiyi bilmiyorlar. Hatta çok yakınımızdaki hayvanları bile tanımıyorlar. Bir gün tanıdık bir ailenin 3-4 yaşındaki kızına, tavuğu göstererek: “Bunun adı ne?” diye sordum, “sinek” deyince çok gülmüştüm.

1960’lı yıllarda, yani çocukluğumuzda, bizler; tabiatla, hayvanlarla, bitkilerle, böceklerle hep iç içeydik. Neredeyse evlerimizin içi; tavuklar, kediler, köpekler, fareler bir tarafa, türlü türlü böceklerle doluydu: Karaböcek, bit, pire, örümcek, akrep vs… Ne ararsan vardı. Evimizin avlusu genişti. Bazen 5-10 adet tavuk beslerdik. Anam, gürk olan tavuğun altına yumurtalar koyar kuluçkaya yatırırdı. Merakla bekler, her sabah gider bakardık: Çıkan civciv var mı diye…

Genelde sokakta, tarlada, bağda, bahçede idik. O kadar oyunlarımız vardı ki; saymakla bitmez. Gündüzleri daha çok çelik-çomak ve diğer oyunlarımızı oynardık. Geceleri de kalabalıksak iki gruba ayrılır, bir savaş oyunu olan “Minevara” oyununu oynardık: Ya da elektrik direğinin altında aydınlıkta “Uzun Eşek”…

Elbistan’ın her tarafından dereler akardı, sanki bir ada gibiydi. Zaten Ceyhan Nehri (Halk Cahan der) Elbistan’ın güney - doğusundan doğar ve içinden geçerdi. Ben ve kardeşim marangoz olan babamın yanında çıraklık yapardık. İşimiz olmadığı zamanlarda; ya “Cahan’a çimmeye giderdik” ya da Elbistan’ın kuzeyindeki kavak ve söğütlerle dolu “Millet Bahçesi” denilen ağaçlık alanlara… Sapanla kuş avlardık. Küçücük bir serçenin etine tamah ederdik.

Yaptığımız basit oltalarla Ceyhan’da balık avlardık: Hem de hamur, solucan gibi yem kullanmadan… O zamanlar nehirde balık doluydu. Üç iğneli oltayı suya atar, biraz bekler, sonra oltanın çubuğunu hızla çırpardık: Oltanın iğnesi muhakkak bir balığa saplanırdı ve balığı sudan çekerdik. Balıkları temizler ve orada ateş yakar, yerdik: Artanını eve götürürdük. Hatta yoğun yağışlarda Ceyhan Nehri taşıp tarlalara sel geldiğinde -bulanık suda balıkların gözleri iyi görmediği için yollarını bilemezler- otların yoğun olduğu yerlere gizlenirlerdi. Biz de dibi çıkarılmış seleyi buralara bastırarak, ayaklarımızla selenin içini yoklar, balık varsa alırdık. Eğer çok balık tutulmuşsa, akşam yemeğinde balıklı içli köfte yapılırdı. Ceyhan Nehrinin soğuk ve akıntılı yerlerinde, en değerli balık olan “kırmızı benekli alabalık”lar olurdu, oltayla yakalardık. Hamsi, istavrit büyüklüğünde balık yakalarsak, küçük anlamında “zillik”miş diye geri suya salardık.

Sık sık Karaelbistan Köyü’ne tek veya kardeşimle giderdim. Durdu dayımın (babamın dayısı) çok iyi bir hanımı vardı: (rahmetli) Mine Bacı… Bize çok iyi davranırdı. Herhalde onun için rahat gider gelirdik. Farklı yaşlarda olmakla birlikte yaşıtımız (akranımız, taydaşımız) diyebileceğim kızlı erkekli çok çocukları vardı. Bizi hiç onlardan ayırt etmezlerdi. Tek bir odada hepimiz yatardık. Biz misafir olduğumuz için (ayrıca şehirliyiz ya!) yatağımızı toprak sedirin -bizde mahat derler- üstüne, pencere önüne sererlerdi. Köylerde genelde odaların tabanları da toprak olurdu, üstüne kilim serilirdi. Kilimlerin üzerine serilen yataklarda yerde yatılırdı.

Dayımın çocukları ile birlikte hayvanları otlatmaya (yaymaya) götürürdük. Giderken eşeğe binerdik. Eşek, at gibi değildir, üstünden atar. Çok eşekten düştüm: Allah’tan bir sakatlanmam olmadı. (Bilirsiniz “Eşekten düşmüşe dönmüş” diye bir atasözümüz var.) Harman zamanı dövene binerdik, döven (düven) sürerdik. Gece harman beklerdik. Dövülen harmanı karıştırırdık, harmanı savururduk. Kağnıya binerdik, kullanırdık. Kağnıyı yüklerdik. Koşulu hayvanlar takip etsin diye kağnının önünde yürürdük.

O zamanlar camızlar (yörelere göre camuz, camuş, manda, kömüş vb. adlar alır) çoktu. Sütü ve yoğurdu çok hoş olurdu. Öküzler de olmasına rağmen camızlar daha güçlü olduklarından, erkeklerini kağnıya koşarlardı. Camızlar suyu çok severler, fırsat buldukları anda hemen suya yatarlar. Ceyhan Nehri’ni karşıya geçmek için üstlerine binerdik. İri hayvan olduklarından üstleri düz gibiydi: Rahat otururduk. Sırtına insan binmesine alışkın ise atmazdı. Hatta sulamaya götürdüğümüz anlar, sevinirdi. Nehre biraz girince suyunu içer ve ardından suya yatarlardı. Biz de camızın üstünde olduğumuzdan elbiselerimizle suya batar, ıslanırdık. Çocukluk, gülmekten ölürdük! Nefesi çoktu. Tumması (Tummak: baş dahil vücudun tamamını suya sokmaktır) için hafifçe kafasına vururduk, kafayı suya sokar uzun süre suyun içinde yüzerdi: Biz de üstünde…

Tarlalarda gezerken, bazen büyükçe delik görürdük. Bu deliğin tilkiler tarafından yapıldığını ve toprağın altında da yuvası olduğunu anlardık. Bilirdik ki, bu delikten tarlanın yakın bir yerinde bir delik daha vardır. O deliği de bulur: Tilkiyi yakalayabilmek için deliğin birinin önünde topladığımız otları yakar deliğe doğru üflerdik. Hayvan mecburen diğer delikten kaçmak isterdi. Öbür delikte bekleyen çocuklar yakalamak isterlerdi, ama çoğu zaman elimizden kaçırırdık. Bazen aynı işi deliğe su doldurarak da yapardık. Çocukluk işte, nedense zevk alırdık!

Hayvanların derisinin altına giren keneleri; hayvanı rahatlatmak için iki parmağımızla bastırıp deriyi patlatarak çıkarırdık. Şimdi keneden insanlar ölüyor, nasıl keneyse?.. Kurbağanın yavruları sığ sularda, arklarda olurdu: Kepçeye benzediği için çomça balığı derdik. (Yöremizde kepçeye çomça derler.) Elöpenleri (kertenkele) kovalar yakalardık. “Elimi öp, bırakayım” derdik: Dilini çıkarır, elimizin üzerine değdirirdi, biz de bırakırdık.

Doğada bulunan sığırcık, delice, vitviti, leylek, turna, karga, şahin, doğan, karabatak, ibibik gibi kuşları; köstebek, gelincik, su iti (samur), yılan, tosbağa (Kaplumbağa), elöpen (kertenkele), kırkayak, akrep gibi hayvanları; kelebek, b.k böceği, kız böceği (yusufçuk, helikopter böceği), övez (sivrisinek), bal arısı, eşek arısı, öküzcük gibi böcekleri; arpa, buğday, yulaf, yonca, pancar, nohut, mercimek gibi bitkileri; sümbül, lale, gelincik gibi çiçekleri;  daha sayamadığım bölgemizde olan tüm hayvanları, bitkileri, böcekleri, çiçekleri, doğada görme ve tanıma imkânımız vardı.

İlkokulda olsun, ortaokulda olsun -öğretmen olmadığı için- müzik dersleri boş geçmesin diye bir öğretmen girer ve türkü-şarkı söyleyerek zamanı doldururduk. En çok öğretilen ve söylenilen türkü de Maraş’a ait türkü idi. “Turnam nerden gelirsin aslı Maraş’tan / Kanadın ıslanmış yağmurdan yaştan” diye başlayan bir turna türküsü idi. Bugün ülkemizde turna kalmadı. Yine çocukluğumuzda “delice” denilen, alaca karga (saksağan) ebadında açık kahve renkli kuşlar vardı. Biz sokakta oynarken, sanki oyunumuza katılacakmış gibi gelir yakınımıza konarlardı. İlaçlama nedeniyle bu kuşlar da yok oldu.

Aslında ben; acıma hissi fazla olan (merhametli), kavgayı sevmeyen, duygusal, yumuşak, sakin, sabırlı bir insanımdır. Çocukken de öyle idim. Elbistan ağzıyla cibelik (şımarık) değildim. Demek ki diğer çocuklara uyduğumdan, bazen onlarla birlikte yaramaz çocuk olabiliyordum.

Sözün özü: Çocukluğumdaki, ne o doğa, şehirler, köyler; ne de o tabii (doğal) kırlar, hayvanlar, bitkiler, böcekler kaldı. Bu dünyada hep birlikte yaşıyorduk: Galiba öksüz kalıyoruz, yetim kalıyoruz. Belki dünden iyiyiz, imkânlarımız fazla; ama çok yönlü bakınca da doğallıktan uzaklaşıyor, fakirleşiyoruz.

O günleri özlüyorum.

Yazarın Diğer Yazıları

  • Büyük Türk Kağanlığı-2 - 14 Haziran 2026
  • Büyük Türk Kağanlığı - 07 Haziran 2026
  • Asr-ı Saâdet Dönemi - 31 Mayıs 2026
  • Yeryüzünde Gezin Dolaşın!.. - 24 Mayıs 2026
  • Türk Milletinin Kültürel Değerleri - 17 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-2 - 10 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-1 - 03 Mayıs 2026
  • Yazıtlarda Geçen Bazı Sözcükler - 26 Nisan 2026
  • Eski Türklerde Dinî Hayat - 19 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-3 - 12 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-2 - 05 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-1 - 29 Mart 2026
  • Din ve Ahlâk - 22 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları-2 - 15 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları - 08 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-2 - 01 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-1 - 22 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-3 - 15 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-2 - 08 Şubat 2026
  • Atalar Kültü - 01 Şubat 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 28
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Türk ve Türkçe Giderse Türkiye Kalır mı?
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Memur ve Emeklisine Ek Zam İçin Daha Ne Bekliyorsunuz?
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Fındık Araştırma Enstitüsünü Eleştirdik, Şimdi de Hakkını Verelim...
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Kültür Ve Sanata Dair
Kadriye Hocam, Bu Karar Kirli Dünyaya Meydanı Bırakmak Değil mi?
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Kadriye Hocam, Bu Karar Kirli Dünyaya Meydanı Bırakmak Değil mi?
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
LGS üzerine!..
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
Okullarda Görünmeyen Şiddet: Mobbing
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Okullarda Görünmeyen Şiddet: Mobbing
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Büyük Türk Kağanlığı-2
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Trabzon 14 Yıldır Kimsesiz Kaldı!
Orhan KILIÇOĞLU
Trabzon 14 Yıldır Kimsesiz Kaldı!
Coğrafya Kader midir?
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Coğrafya Kader midir?
Hicri Yeni Yıla Girerken
Ali Kemal Gül
Hicri Yeni Yıla Girerken
14 Mayıs Seçiminin Mesajı: Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılını Da Türk Milliyetçileri İnşa Edecektir
Türk Ocakları'ndan
14 Mayıs Seçiminin Mesajı: Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılını Da Türk Milliyetçileri İnşa Edecektir
Kuvvayi Milliye Ruhuyla Bandırma Vapurunda Olmak..
Şerife Güven
Kuvvayi Milliye Ruhuyla Bandırma Vapurunda Olmak..
Huzura Hasret Bayramlar
Köksal Cengiz
Huzura Hasret Bayramlar
19 Mayıs Tarihi Ve Yunanistan
Şevket Sezer
19 Mayıs Tarihi Ve Yunanistan
Çok Okunan Haberler
Pendik'te Folklor Kurumu'ndan
Pendik'te Folklor Kurumu'ndan "Gönülden Ele" Uygulamalı En Sanatları...
Cuma günü okullar tatil edildi
Cuma günü okullar tatil edildi
783 kişilik temizlik kadrosuna 120 bin başvuru
783 kişilik temizlik kadrosuna 120 bin başvuru
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo