• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
15:25
Öğretmenlere 3 Oturumlu Yeni Sınav Görevi! Başvurular Başladı
14:35
YÖKDİL/2 2026 başvuruları başladı
14:29
Erdoğan'ın bir yetkisi daha iptal edildi
00:43
19 binden fazla polis ve amirin görev yeri belirlendi
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
  3. Tarihden: Yeniçeriler
Yayınlanma: 22 Nisan 2017 - 00:21

Tarihden: Yeniçeriler

22 Nisan 2017 - 00:21
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk

 

Yeniçeriler ile ilgili Dr.Erdal Küçükyalçın’ın “Turna’nın Kalbi (Yeniçeri Yoldaşlığı ve Bektaşilik)” adlı kitabından yararlanarak, 20 Ağustos 2016 tarihinden itibaren birer hafta ara ile “Turnalar, Yeniçeri Ocağının Kuruluşu 1-2, Yeniçeriler ve Bektaşilik 1-2, Vaka-i Hayriyye” başlıklı altı yazıyı, sizlerin bilgisine sunmuştum.

Şimdi ise 1974 yılında aldığım ve ancak bugünlerde okuyabildiğim, Fransız yazar Lamartine’in “Türkiye Tarihi” adlı kitabında (Aşiretten Devlete, 1.cilt, Tercüman 1001 Temel Eser); Yeniçeri Ocağı’nın Kuruluşu’nu anlatan (sayfa 74-84) bir alıntı yapacağım.

“…Orhan Beğ, kardeşine imparatorluğu paylaşmayı teklif etti; fakat Alâeddin Beğ, hem Orhan’ın yaşça büyüklüğünü, hem de baba arzusunu ileri sürerek kesinlikle otoritenin paylaşılmasına karşı çıktı; böylece kudretin paylaşılması neticesinde, imparatorluğun parçalanmasına sebep olunabileceğini Osmanlılara göstermiş oldu. Orhan Beğ, “…o halde, gel benim milletimin çobanı ol! Vezirim ol!” dedi.

Vezir kelimesi Türkçe’de, yük taşıyan veya daha doğrusu “imparatorluğu taşıyan” anlamına gelir. Alâeddin, bunca iltifat altında nihayet eğilmek zorunda kaldı ve kardeşinin devlet işlerini teşkilatlandırmasında ve yönetmesinde ona yardımcı olmak şerefine erişti.

Ağabeyi yeni ülkeler fethederken, mütevazi Alâeddin Batı Anadolu’da doğmakta olan imparatorluğu teşkilatlandırıyordu. Önce hükümdar ile ilgili kanunlar çıkaran Alâeddin; orduyu, parayı, hükümdarın elbisesini düzene koyuyordu. Hükümdar, Arapça unvan olan Emir’i almıştı. O devirlerde Türkler kırmızı keçeden bir külah giyiyorlardı.

O zamanlar her Osmanlı savaşçıydı. Ordu sefer halindeki aşiretten başka bir şey değildi. Atlı askerler, daima silah ve at bakımından zengin Türklerden; piyade ise yine varlıklılardan teşkil ediliyordu. Her piyadeye, günde çeyrek dirhem para veriliyordu. Başlarında, idare ettikleri asker sayısı ile anılan, savaş görmüş kumandanların emrinde onar, yüzer, biner kişilik birlikler meydana getiriliyordu. Ancak bu yeni birlikler, bağımsız hareket etmeye alışmış olan askerlerin eski ferdi cesaretini zayıflatıyor ve emirden ziyade heyecana bağlı olan kahramanlıkları azaltıyordu.

Alâeddin ile Orhan Beğ’ler önceleri, düzene sokmak istedikleri ordularının, askeri zihniyetini kaybedeceğinden endişe ettiler. Âlim Edebalı’nın kayınbiraderlerinden olan Çandarlı toplanan divana çağrıldı. Osmanlıların eski kahramanlığını canlandırmak ve devam ettirmek hususundaki fikirleri sorulduğunda; eski Mısır ve İran’da tatbik edilen usulü anlattı. Oralarda, sadece yabancılardan meydana gelen bir askeri sınıf yaratılıyor; bunlar hem düşmana hem de ülke içindeki ayaklanmalara karşı kullanılıyordu. Osmanlıların böyle bir sınıf yaratmalarını ileri sürdü. Yeni teşkilatın elemanları eski cesur savaşçıların kumandasında olacaklardı.

Avrupa yakasına ve adalara yapılan sürekli baskınlarda, yüzlerce çocuk ve genç,  Rum ailelerinden koparılıyor ve harp ganimeti olarak Türk kamplarına sevk ediliyordu. Kızlar ya esir olarak satılıyor ya da zevce oluyordu; erkek çocuklar ise galiplerinin yanında çoban veya hizmetkâr olarak kalıyorlardı. Eğitimin tesiri, hayranlık veya mecburiyet ile körpe yaşlarında, kısa zaman sonra Hıristiyanlığı terk ederek İslâm dinine geçiyorlardı. Bir defa İslâmiyet’e geçenler, Hıristiyanların nefretini kazanınca, aşırı bir taassup ile yeni efendilerinin Tanrı’sına bağlanıyorlardı. İsa’nın hayranları bu kadar kindar bir düşman görmemişlerdi. Çekilip alındıkları şehirlerde; ailesiz, vatan, aile ve din tanımıyorlardı. Böylece, bunlar askeri hizmet karşılığında hürriyetlerinin iade edilmesiyle, Bey’e bağlı yeni Osmanlılardan kurulu bir ordu meydana gelecekti. Artık aile ve bağımsızlık düşüncesi olmadan, sadece hükümdara sonsuz bir itaat taşıyan askerler, onun için ölmeye hazır olacaklardı.

Bağdat halifesinin bir zamanlar İslâmiyet’i seçmiş Türklerden ordu kurması gibi, Çandarlı tarafından öne sürülen tasarı, Alâeddin ve Orhan Beğlere cazip geldi: “Kur’an bile böyle der; her doğan çocuk, doğuştan İslâm inancına meyleden esrarlı bir özellik taşır. Bu yabancılar, millet tarafından kendilerinin savunmasında kullanılmakla, kanlarını hürriyetleri uğrunda dökmekle kalmayacaklar; hükümdar tarafından kendilerine bağışlanan hürriyetin, silahların, rütbelerin, şereflerin hakkını ödeyerek, binlerce Hıristiyan çocuğa, artık kendilerini koruyamayan bir dinden çıkmalarını ve onları yüceltecek, mükâfatlandıracak ve esirgeyecek olan yeni imanı seçmeleri bakımından misal olacaklardır.” diye fikir yürüttüler.

Hemen Yeniçeri adı altında, bu yeni teşkilat kuruldu. Orhan Beğ’in etrafında derhal İslâmiyet’e yeni geçmiş gençlerden bir avuç asker toplandı. Orhan Beğ bunları, Osmanlıların savaş ruhu olan dine adamak istiyordu. Ulu dervişlerden Hacı Bektaş adlı birisi, Amasya’dan pek uzakta olmayan Sulca kasabasında yaşıyordu. Orhan Beğ, yeni askerlerini dervişin yanına götürdü ve ondan dinin bu yeni çocuklarına sancak, ad ve hayır vermesini rica etti.

Kurulan yeni teşkilatın, imansızları hatalarından koparacağını ve Muhammed’in Tanrı’sına bir milyon yeni mümin kazandıracağını anlayınca; yerinden doğruldu, yeni milisin genç askerlerinden birine yaklaşarak, onun şahsında bütün birliği takdis etmek üzere elini genç askerin başına koydu. Bu sırada, dervişin kaftanının yeni, omzunun üzerinden kayarak askerin ensesi üzerine düştü.

Derviş Orhan Beğ’e dönerek, “Bugün kurulan bu milisin yüzü gün gibi ak ve aydınlık, kolu ağır, kılıcı keskin, oku delice olacaktır. Haydi, yolunuz açık olsun.” dedi.

Yeniçeriler, dervişin boş yeninin garip duruşunu, omuzdan aşağı uzamasını, savaş başlıklarının yeni şeklini işaret eden tabiatüstü bir tesadüf saydılar. Bundan böyle, beyaz keçe külahlarının üzerine başlarının arkasından sarkan bir kumaş parçası ilave ettiler. Sorguç takılacak yere, diğer gönüllü ve maaşsız birliklerden ayrılmak maksadıyla, yani “emir” tarafından maaş aldıklarını ve beslendiklerini göstermek için tahta bir kaşık oturttular. Özel birliklerin bütün rütbelerinin isimleri, nafakalı asker olduklarını belirtecek şekilde veriliyordu.

Albaylar Büyük Çorbacı; üst ve alt subaylar, biri Mutfakçıbaşı, diğeri Subaşı olarak niteleniyordu. Yün üzerine hilâl ve iki uçlu kılıç işlenmiş olan Yeniçeri sancağından sonra en önemli semboller; Kazan, aynı zamanda toplanma ve daha sonraları isyan anlamını taşıyordu. Osmanlı milleti beş asır sonra, bu çobanların göç etmesinde büyük rolü olan çadır eşyalarına kavuşuyordu. Yeniçeriler, Orhan Beğ’in emrinde ancak bin kişi kadardılar. Daha sonraları hem sayıca, hem kahramanlıkça diğer padişahların emri altında gelişeceklerini göreceğiz.

Böylece, küçük bir aşiretin başkanı Orhan, …beşyüz bin kişilik Latin haçlılarının yedi ay muhasara sonunda bile ele geçiremedikleri İznik’i fethetmiş oluyordu. Bunun sebebi ise, o zamanlar İznik’in Rumlar tarafından değil, fakat paralı Türk askerleri tarafından savunulmasıdır.”

Benzer yazılarımıza devam edeceğiz.

Yazarın Diğer Yazıları

  • Büyük Türk Kağanlığı-2 - 14 Haziran 2026
  • Büyük Türk Kağanlığı - 07 Haziran 2026
  • Asr-ı Saâdet Dönemi - 31 Mayıs 2026
  • Yeryüzünde Gezin Dolaşın!.. - 24 Mayıs 2026
  • Türk Milletinin Kültürel Değerleri - 17 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-2 - 10 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-1 - 03 Mayıs 2026
  • Yazıtlarda Geçen Bazı Sözcükler - 26 Nisan 2026
  • Eski Türklerde Dinî Hayat - 19 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-3 - 12 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-2 - 05 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-1 - 29 Mart 2026
  • Din ve Ahlâk - 22 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları-2 - 15 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları - 08 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-2 - 01 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-1 - 22 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-3 - 15 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-2 - 08 Şubat 2026
  • Atalar Kültü - 01 Şubat 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 28
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Türk ve Türkçe Giderse Türkiye Kalır mı?
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Memur ve Emeklisine Ek Zam İçin Daha Ne Bekliyorsunuz?
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Fındık Araştırma Enstitüsünü Eleştirdik, Şimdi de Hakkını Verelim...
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Kültür Ve Sanata Dair
Kadriye Hocam, Bu Karar Kirli Dünyaya Meydanı Bırakmak Değil mi?
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Kadriye Hocam, Bu Karar Kirli Dünyaya Meydanı Bırakmak Değil mi?
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
LGS üzerine!..
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
Okullarda Görünmeyen Şiddet: Mobbing
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Okullarda Görünmeyen Şiddet: Mobbing
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Büyük Türk Kağanlığı-2
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Trabzon 14 Yıldır Kimsesiz Kaldı!
Orhan KILIÇOĞLU
Trabzon 14 Yıldır Kimsesiz Kaldı!
Coğrafya Kader midir?
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Coğrafya Kader midir?
Hicri Yeni Yıla Girerken
Ali Kemal Gül
Hicri Yeni Yıla Girerken
14 Mayıs Seçiminin Mesajı: Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılını Da Türk Milliyetçileri İnşa Edecektir
Türk Ocakları'ndan
14 Mayıs Seçiminin Mesajı: Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılını Da Türk Milliyetçileri İnşa Edecektir
Kuvvayi Milliye Ruhuyla Bandırma Vapurunda Olmak..
Şerife Güven
Kuvvayi Milliye Ruhuyla Bandırma Vapurunda Olmak..
Huzura Hasret Bayramlar
Köksal Cengiz
Huzura Hasret Bayramlar
19 Mayıs Tarihi Ve Yunanistan
Şevket Sezer
19 Mayıs Tarihi Ve Yunanistan
Çok Okunan Haberler
Pendik'te Folklor Kurumu'ndan
Pendik'te Folklor Kurumu'ndan "Gönülden Ele" Uygulamalı En Sanatları...
Cuma günü okullar tatil edildi
Cuma günü okullar tatil edildi
783 kişilik temizlik kadrosuna 120 bin başvuru
783 kişilik temizlik kadrosuna 120 bin başvuru
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo