• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
15:25
Öğretmenlere 3 Oturumlu Yeni Sınav Görevi! Başvurular Başladı
14:35
YÖKDİL/2 2026 başvuruları başladı
14:29
Erdoğan'ın bir yetkisi daha iptal edildi
00:43
19 binden fazla polis ve amirin görev yeri belirlendi
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
  3. Üniversite Hocaları
Yayınlanma: 07 Ağustos 2019 - 00:30

Üniversite Hocaları

07 Ağustos 2019 - 00:30
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk


 

Sayın Burhan Ayeri, “Uzman Gözüyle Üniversitelerimiz” başlıklı (22/07/2019 - Yeniçağ) yazısında; “Dr. Göktan Ay'ı tanıdığım günden beri Akademik Teşkilat Kanunu'ndaki eksik ve yanlışları düzeltme mücadelesi veriyor. Ona göre akademisyenler üretime katkı için hazır. Bunlar idealistler. Bir de öbür gruplar var ki kıllarını kıpırdatmıyor.” diyor.

Devamla, “Her problem halledilmiş, akademik barış oluşmuş gibi ana hedef rektör olmak. Nasıl olsa liyakat ve ehliyet, birikim ve yayın özellikleri kalktı. ‘Üniversite sorunları’ hakkında tek makalesi olmayanlar dönemindeyiz. En dramatik olan, rektör olunca neler yapacağına dair raporu olmayanlar iş başında.” diyerek, bazı rektörlerin çıkarttıkları sıkıntıları ve üniversitelerdeki sorunları maddeler halinde sıralamış.

Yazının üzerinden bir hafta geçmeden yeni rektör atamaları yapıldı: “Ehliyete, liyakata” yine uyulmadı. Kendi gibi düşünenleri veya partiden aday olanları atadı. İlginç olansa, “ilahiyat” kökenlilerin tercih edilmesi, hatta “Teknik Üniversitelere” bile “ilahiyatçı”ların atanması… Her halde atadıkları rektörlerin, özellikle “ilahiyat kökenli”lerin; sorunları daha çabuk çözeceklerini ve eğitimi krizden çıkaracaklarını düşünüyorlar! Bizim bilmediğimiz veya tahmin edemediğimiz, mutlaka bir kabiliyetleri vardır: Belki de “keramet ehli”dirler; okurlar, üflerler ve dağlar kadar yığılan sorunları bir anda çözerler! Belli mi olur!..

Şaka bir tarafa, ama şahsen; geldikleri yerler, bulundukları ortamlar, yetişme tarzları itibariyle başarılı olacaklarını düşünmüyordum. Devlet yönetmek, şirket yönetmeye benzemez; başta devlete bağlılık, sevgi ve zihniyet işidir. Bunlar, “Atatürk’e, Cumhuriyete, kuruluş ilkelerine, yapılan işlere” hep karşı oldular, “Türk’e, Türk Milleti’ne ve Türk Milliyetçiliği”ne inanmazlar. “Osmanlı Devleti’ni, Cumhuriyeti kuran kadroların yıktığını” sanırlar. Bu devlete karşı kin, nefret ve intikam dolular. Yılardır beyinleri böyle işlendi. Bakmayın “Osmanlıcı” geçindiklerine, Osmanlı’yı da bilmezler, çünkü okumazlar. Cehaletlerini icraatlarında görebilir, söylemlerinden anlayabilirsiniz. “Bilinç altı” bu düşüncelerini -saklamaya çalışsalar da- ellerinde olmadan, gayriihtiyari ortaya dökerler.

O sebeple zihniyeti farklı olanların, atamalarda “liyakat, ehliyet, tecrübe, bilgi, birikim” gibi özellikler aramalarına gerek duymamaları çok normaldir. Evet, şaşıyoruz ama, bu uygulama sadece üniversitelere mahsus da değil, devletin diğer kurumlarında da yapılmaktadır. Bugün devletin sahibi gibi davranıyorlar ve her bakımdan -kendileri de taraftarları da- fevri, cüretkâr, Türk töresine ve İslâm ahlâkına uymayan tutum ve davranış içerisindeler.

Bürokrasiye getirilecek akademisyenlerin çok iyi araştırılması gerekmektedir. Bilim insanı olmakla yönetici olmayı ayırmak lâzım. İşinin ehli ve yöneticilik kabiliyeti olanların atanmasına özen gösterilmelidir. Akademisyenlerden, daha çok alanları ile ilgili yapılacak “komisyon çalışmalarında” faydalanılmasının uygun olacağını savunuyorum. MEB’na genel müdür olarak atanan akademisyen kökenli genel müdürlerle çeşitli toplantılarda bulundum. “Doç. Dr.” titri olan bir genel müdürle çalıştım. Yükseköğretimle ilişkiler şubesi müdürü olarak bir çok “bilimsel toplantı”larda akademisyenlerle bir araya geldim. Bu toplantılarda onlarla konuştum, görüşlerini aldım; onların tutumlarını, davranışlarını ve hareketlerini uzaktan gözlemledim.

Şunu fark ettim: Bu hocalar, belki kendi alanlarında çok iyi yetişmiş olabilirler ama, devlet ve kurumlar hakkında fazla bilgi sahibi değiller. Konularını da genelde teorik olarak biliyorlar. Ayrıca, bu toplantılarda bakanlara, siyasilere yaklaşımları da hoşuma gitmedi: Doğruları söylemekten çekiniyorlar, saygıyı abartıyorlardı. Bilimsel değerlere ve çalışmalara önem vermekten daha çok, “bir partide görev almak veya bir genel başkana danışman olmak” için çabalıyorlardı.

Tabii ki, tüm akademisyen arkadaşları bu kategoriye katmak istemem: Ama gözlemlerimi ve gördüklerimi anlatıyorum. Yoksa kendilerini fazla öne çıkarmayan, çalışkan, emek veren ve değer katan -benim de tanıdığım- bir çok akademisyenimiz var. Onları “tenzih” ediyor, özür dileyerek ayrı tutuyorum. Lütfen aşağıya yazdıklarımı iyi niyetle ele aldığımı düşünsünler. Ancak, bunları sadece ben söylemiyorum: Bakanlıkta bu tür sözler hep konuşuluyor, kendilerine de ulaşıyordur:

- Yöneticilikte çok zayıflar, bir çoğunun hiç yöneticilik kabiliyeti yok.

- Hiyerarşiyi bilmediklerinden astları ile konuşma ve diyalog da ölçüyü kaçırıyorlar.

- Devleti tanımıyorlar ve devlette işlerin nasıl yürüdüğünden haberleri de bilgileri de yok (Daha önce devlet kurumlarında görev yapanlar hariç).

- Mevzuatı bilmediklerinden, uygulama imkânı olup olmadığına bakmaksızın hazırladıkları mevzuat değişikliklerini yürürlüğe koyuyorlar ve sonu hüsranla bitiyor. Sundukları önerilerin “pratikliği, uygulanabilirliği var mı, uygulanırsa ileride ne gibi sonuçlar doğurur veya nasıl bir verim alırız?” gibi hususlarda öngörüleri de tahminleri de zayıf.

- Hiç devlette çalışmadan doğrudan bürokraside görev alanlar (ki çoğunlukla böyledir), eskilerin deyimiyle “devlet umuru görmediklerinden” üzerlerinde “devlet adamı” görüntüsü bulunmaz. (Zaten kılık kıyafet de hak getire!..)

- Makam odalarından pek çıkmazlar, zaten çoğu zaman göreve gittiklerinden makamlarında da bulunmazlar.

- Üniversite alışkanlığından olsa gerek, odalarına kapanıp çalışmalarını bireysel yaptıklarından “takım çalışması”na yabancılar.

- Yurt dışına veya yurt içine göreve giderler, bol bol yolluk alırlar. (Her yıl bütçeye konulan geçici görev yolluğu ödenekleri kısa sürede biter.)

- Bilgi alma amacıyla da olsa astlarıyla veya personelle görüşmezler. Dolayısıyla kendi personelini tanımadığı için yolda karşılaşsalar yabancı sanır, selamını bile almazlar.

- Tecrübeli personelden yararlanmayı, onlardan bilgi almayı kendilerine yediremezler.

- Bazıları namazlarını “şov”a dönüştürürler; abdest için gömleğinin kollarını ve ayak paçalarını sıvar, terliklerini giyer ve herkesin göreceği şekilde koridordan yürüyerek abdest almaya gider. (Abdestli ve namazlı bir insan olarak daha fazla yazmayayım!)

Aslında çok değerli, yetişmiş veya kendini yetiştirmiş insanlarımızın olduğuna inanıyorum: Ancak, “işi ehline vermedikleri” ve “liyakate dikkat etmedikleri” için, sanki Osmanlı’nın son döneminde ayyûka çıkan “kaht-ı rical” durumunu yaşıyoruz. Yani, devlet adamı kıtlığı ve beceriksizliği…

Sayın Ayeri: “Duraklama Devri devlet adamlarının seviye ve ehliyet bakımından en zayıf olduğu dönemdi. Devlet yönetiminde sadakat, liyakatin önüne geçmişti. O zaman 'baş üstüne, emriniz olur' ve 'Allah sizi başımızdan eksik etmesin' diyecek kişiliktekiler önemli yerleri işgal etmişlerdi. Oysa Nisa Suresi'nde ne yazıldığına bakılmalıdır; 'Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve görev verildiğinde insanlara adaletle hükmetmenizi emreder.' Bazı makamlar yan gelip yatma, hava atıp mağdur yaratma yerleri değildir. Sorunları çözme makamıdır. Yeniler bilmez ama eskiler böyle öğrenmiştir.” demektedir.

Hatırlarsanız bir ara da “askerlik yan gelip yatma yeri değildir” demişlerdi. Şu anda devletin bütün kurumları “yan gelip yatma ve bedavadan para kazanma yeri” haline geldi. İnanmayanlar, kurumları gezer ve orada çalışanlara sorabilir.

(AYM’nin son kararıyla yeniden gündeme giren bir başka akademisyen gruptan da kısaca bahsetmek isterim: Üniversitelerimizde bir de PKK sevicileri var; kimisi gerçekten PKK’lı, kimisi “hümanist” ayaklarına “insan hakları ve özgürlükler” diyerek, devlet ve millet düşmanlığı yapmaktadırlar. Bunlar da ayrı problem.)

Açıkçası mevcut durumdan kimler memnun veya kimler şikayetçi… Ama bir gerçek “devlet aklı” da “devlet hafızası” da kalmadı.

Yazarın Diğer Yazıları

  • Büyük Türk Kağanlığı-2 - 14 Haziran 2026
  • Büyük Türk Kağanlığı - 07 Haziran 2026
  • Asr-ı Saâdet Dönemi - 31 Mayıs 2026
  • Yeryüzünde Gezin Dolaşın!.. - 24 Mayıs 2026
  • Türk Milletinin Kültürel Değerleri - 17 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-2 - 10 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-1 - 03 Mayıs 2026
  • Yazıtlarda Geçen Bazı Sözcükler - 26 Nisan 2026
  • Eski Türklerde Dinî Hayat - 19 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-3 - 12 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-2 - 05 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-1 - 29 Mart 2026
  • Din ve Ahlâk - 22 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları-2 - 15 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları - 08 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-2 - 01 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-1 - 22 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-3 - 15 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-2 - 08 Şubat 2026
  • Atalar Kültü - 01 Şubat 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 28
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Türk ve Türkçe Giderse Türkiye Kalır mı?
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Memur ve Emeklisine Ek Zam İçin Daha Ne Bekliyorsunuz?
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Fındık Araştırma Enstitüsünü Eleştirdik, Şimdi de Hakkını Verelim...
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Kültür Ve Sanata Dair
Kadriye Hocam, Bu Karar Kirli Dünyaya Meydanı Bırakmak Değil mi?
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Kadriye Hocam, Bu Karar Kirli Dünyaya Meydanı Bırakmak Değil mi?
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
LGS üzerine!..
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
Okullarda Görünmeyen Şiddet: Mobbing
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Okullarda Görünmeyen Şiddet: Mobbing
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Büyük Türk Kağanlığı-2
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Trabzon 14 Yıldır Kimsesiz Kaldı!
Orhan KILIÇOĞLU
Trabzon 14 Yıldır Kimsesiz Kaldı!
Coğrafya Kader midir?
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Coğrafya Kader midir?
Türk Kadını
Ali Kemal Gül
Türk Kadını
14 Mayıs Seçiminin Mesajı: Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılını Da Türk Milliyetçileri İnşa Edecektir
Türk Ocakları'ndan
14 Mayıs Seçiminin Mesajı: Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılını Da Türk Milliyetçileri İnşa Edecektir
Kuvvayi Milliye Ruhuyla Bandırma Vapurunda Olmak..
Şerife Güven
Kuvvayi Milliye Ruhuyla Bandırma Vapurunda Olmak..
Huzura Hasret Bayramlar
Köksal Cengiz
Huzura Hasret Bayramlar
19 Mayıs Tarihi Ve Yunanistan
Şevket Sezer
19 Mayıs Tarihi Ve Yunanistan
Çok Okunan Haberler
Pendik'te Folklor Kurumu'ndan
Pendik'te Folklor Kurumu'ndan "Gönülden Ele" Uygulamalı En Sanatları...
Cuma günü okullar tatil edildi
Cuma günü okullar tatil edildi
783 kişilik temizlik kadrosuna 120 bin başvuru
783 kişilik temizlik kadrosuna 120 bin başvuru
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo