• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
15:25
Öğretmenlere 3 Oturumlu Yeni Sınav Görevi! Başvurular Başladı
14:35
YÖKDİL/2 2026 başvuruları başladı
14:29
Erdoğan'ın bir yetkisi daha iptal edildi
00:43
19 binden fazla polis ve amirin görev yeri belirlendi
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
  3. Yantıkçı Mehmet Pehlivan
Yayınlanma: 26 Şubat 2016 - 17:49

Yantıkçı Mehmet Pehlivan

26 Şubat 2016 - 17:49
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk

       

        Aşağıdaki metin Cengiz DAĞCI’nın hatıralarını kapsayan Yansılar 3 (Ötüken Neşriyat, İstanbul, Ekim 2012, sayfa 51-56) adlı kitabından aldım.

         Olay, 1940’lı yıllarda Kırım’daki Tatar Türklerinin dinî anlayışını göstermesi bakımından çok güzel ve önemli bir örnektir. Bunu tüm Türk insanını düşünerek, diğer deyimle genele şamil değerlendirebilirsiniz.

Cengiz Dağcı’yı babası, yaz tatilinde sokaklarda başı boş dolaşmaması için bir köyevi lokantasına çırak verir. Yantık (cantık): Çiğböreğin yağsız pişirilen türüne denirmiş. Bundan sonrasını Cengiz  DAĞCI’dan dinleyelim.

“… Ama benim en çok dikkatimi çeken mutfağa bitişik dar ve küçük odaydı;  odadan fazla, odanın içerisinde börek pişiren yantıkçı Mehmet Pehlivan’dı doğrusu.

         Bunun ayrı bir öyküsü var.

         Evet, yantıkçı Mehmet Pehlivan!

         Ben, o güne dek yantıkçı Mehmet Pehlivan’ı görmemiştim; ismini duymamıştım; Kırım’da böyle bir pehlivanın varlığından habersizdim…

         Akmescit’te yantıkçı pehlivanın varlığından habersizdim ama, burada kendimi ayıplamadan önce, yantıkçı Mehmet Pehlivan üzerine yalnızca benim değil -kentte gezgen sirkin gösterileri yer aldığı güne dek- başkalarının da çok bir şey bilmediklerini hemen açıklamam gerekir.

         Gösterişli bir adam sayılmazdı Mehmet Pehlivan; hatta okul arkadaşım Rıdvan denli boylu boslu da değildi, kirpivari kesilmiş saçları kumraldı; yüzü çilliydi; gövdesinin üst kesimi kesmentikti; ensesi de bir boğanın ensesi gibi katmerli ve kalın olmasına rağmen, bacakları ve kolları kısa, hatta gövdesine kıyasla, inceydi. Fakat ben yantıkçı Mehmet Pehlivan’ı vücudunun bu uyumsuzluğuyla değil de, daha fazla duygusal sessizliğiyle hatırlıyorum.

Hiç konuşmazdı pehlivan. Hiç kimseye konuşmazdı… Dilsiz miydi? Hayır, dilsiz değildi…

        Pehlivanın suskunluğu ve özel hayatı hakkında çok bir şey öğrenemedim köyevi lokantasında; öğrendiklerimin hepsini, okul yılı başlayınca helâ yerinde cigaralarımızı içerken sınıf arkadaşlarımdan öğrendim.

Sınıf arkadaşım anlattı:

         Beş yıl önce -yani bizim aile daha Kızıltaş’ta otururken- gelmiş sirk Akmescit’e ve Gorki caddesinde boş alanda açmış çadırını gösteriye… Gösteri repertuarı, daha önce Akmescit’e uğramış olan öteki sirklerin repertuarlarından pek farklı değilmiş:.. Öteki sirklerden bir tek özelliği, kentte kaldığı iki hafta süresince, sirkte her akşam düzenlenen güreş müsabakasıymış. Altı pehlivan katılıyormuş müsabakaya -beşi Rus, biri Arap- Arap koyu esmer ve kıvırcık saçlı; gövde, kol bacak Rıdvan misali… Ama yok, Rıdvan da ne! Aypetri dağından bir çam yarması gibiymiş adam. Önce o çıkarmış mindere, sırtında kızıl ve ışıltılı pullarla süslü yeşil robuyla. Bütün sirk alkış buhranına gömülürmüş. Bir süre minderde ve tek başına durarak ve iki elinin tüm parmaklarını kalın ve kıvrık dudaklarına kaldırarak, seyircilere, özellikle seyirciler arasında genç ve güzel kadınlara yönelik, öpücükler gönderirmiş. Sonra güreş başlarmış. O ve muhalefette kendi sıralarını bekleyen beş Rus. Rusların birisi yenilince ikinci çıkarmış mindere. Hiç güç harcamadan yenermiş Rus pehlivanlarını. Bazılarını kafası üstüne kaldırırmış ve bir fırıldak gibi döndürüp döndürüp -gene alkış ve kahkahalar içinde- rakibini usulca mindere sırtüstü yatırırmış.

Yalnızca genç kimseler değil, kentin kenar mahallelerinde oturan ihtiyar Tatarlar da ilgilenmeye başlamışlar sirkle. Hoş, sirkle değilse de güreşçi Arap’la -akşamları Gorki caddesine inerek, sirkin çadırı önünde o görkemli yeşil robuyla duran Arab’ı seyrederlermiş uzaktan; bazan aralarından biri veya ikisi, Arab’a yaklaşarak, bir selâmun aleyküm çeker, ya da Kur’an-ı Kerim’den yarım yamalak bir ayet okurlarmış Arab’a; Arap’sa akpak dişleriyle gülerek, ama sessizce kendisine konuşanlara bakarmış.

         Kimin aklına geldi, kimse bilmiyor, sirk yetkililerine, çok başarılı geçmiş olan gösterilerin son akşamında ünlü pehlivan bizim yantıkçı Mehmet Pehlivan’la tutuşsun bir diye öneri sunulmuş yetkililere ve ünlü pehlivan öneriyi kabul etmiş.

          Kabul haberi bir yıldırım hızıyla dağılmış dört bir yana. Kantar’ın ve Suphi’nin yukarlarından ve Kazan ve Kırımçak mahallelerinden dini bütün tüm Müslümanlar Gorki caddesine dökülmüşler. Ve o son akşam da, öteki akşamlar gibi, görkemli açılış töreniyle başlamış: renkli ışıklar, trambetler, fanfarlar, alkışlar… Ve minderde ışıltılı robuyla şanlı pehlivan. Yantıkçı Mehmet mindere çıkınca trampetler susmuş, alkışlar kesilmiş, garip bir sessizliğe gömülmüş sirk. İki pehlivanın arasındaki fark gerçekten yüceymiş; şaşırtıcıymış; kör bir insan bile görebilirmiş farkı. Artık Arab’a hayranlık duyanlardan fazla, bizim yantıkçı Mehmet’e acıyarak bakanlar varmış sirkte; hatta işi alaya alarak, “Ulan, çömez Mehmet! Güreşi yantık mı sandın?” ya da, “Duayla başla Mehmet, yoksa yalnızca etin budun değil, kemiklerin de dökülecek mindere!” diye seslenenler olmuş.

         Nihayet güreş başlamış. Arap pehlivan minderin orta yerinde kalmış, yantıkçı Mehmet ise minderin ucuna gitmiş ve seyircilerden yana dönerek, saygı selamında durmuş; sonra da Arap’tan yana dönmüş, başını hafifçe eğerek rakibini selamlamış. Ünlü pehlivan hâlâ olduğu yerde ve sihirli bir bakışla Mehmet’e bakarak, akpak dişleriyle gülüyormuş. Derken, bizim yantıkçı Mehmet iki elini kaldırmış, iki kez kendi kalçalarına vurmuş; yanlarına vurmuş; kıçlarına vurmuş ve başı dimdik, Arab’ın üstüne yürümüş.

         Okulun helâ yerinde öyküyü anlatan arkadaş burada susuyor ve tıpkı Kızıltaş’lı Tahtabacaklı Hasan gibi, yüzüme bakarak, “Ne oldu biliyor musun?” diye soruyor ve bana “Bilmiyorum” dememe vakit kalmadan, “Güreş tam on saniye sürmüş,” diyor ve ayrıntılı anlatmasını sürdüyor.

         Arap pehlivan iki koluyla ve bir ayı usulüyle dolamış yantıkçı Mehmet’in belini. Yantıkçı Mehmet de yüz yıllık bir meşenin kütüğü gibi on saniye Arab’ın kolları arasında durmuş. Ama, kendi ellerini rakibinin beline atıp dize almasıyla Arab’ı paldır-küldür mindere sırtüstü vurması bir olmuş. Bir ara ölümsü bir sessizlik sarmış sirki. İhtiyarlar faltaşı gibi açık gözleriyle bakıyorlarmış yantıkçı Mehmet’e. Gençler alkışa geçmişler. Ama yalnızca gençler… İhtiyarlar ayağa kalkıp sessizce sirki terk etmişler. Ve işte, o günün akşamı yantıkçı Mehmet Pehlivan’ın hayatında bir dönüm noktası olmuş.

         Arkadaşım dosdoğru gözlerimin içine bakarak soruyor:

         “Neden mi?”

          “Neden?”

          “Dur, dinle! Subhi’de, Kantar’da,  Kazan ve Kırımçak mahallelerinde ihtiyarlar yantıkçı Mehmet’in yüzüne bakmaz oluyorlar. Nedeni şu: bin yılda bir Hazret-i Ali’nin horantasından, belki de Hazret-i Muhammed’in eshabından, Kırım’a dini bütün bir Müslüman Arap gelmiş de, O, o maymun soylu, o kevgir yüzlü yantıkçı bütün kentin önünde rezil etmiş milleti. Eh, güreş bu, ne yapacaktı yani, diyenlere, ne mi yapacaktı? Yenilecekti! diyorlarmış. Etmeyin, eylemeyin, Arap değildi o adam, Müslüman asla değildi; Amerikalı bir zenciydi, kâfirin biriydi, diyorlarmış işin aslını bilenler. Ama dini din, imanı imandı onların; inanmamışlar gerçeği söyleyenlere. Suskunluğu da o günden sonra başladı işte yantıkçı Mehmet’in. O gün, bu gün, susuyor hâlâ yantıkçı Mehmet.” 

 

Yazarın Diğer Yazıları

  • Büyük Türk Kağanlığı-2 - 14 Haziran 2026
  • Büyük Türk Kağanlığı - 07 Haziran 2026
  • Asr-ı Saâdet Dönemi - 31 Mayıs 2026
  • Yeryüzünde Gezin Dolaşın!.. - 24 Mayıs 2026
  • Türk Milletinin Kültürel Değerleri - 17 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-2 - 10 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-1 - 03 Mayıs 2026
  • Yazıtlarda Geçen Bazı Sözcükler - 26 Nisan 2026
  • Eski Türklerde Dinî Hayat - 19 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-3 - 12 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-2 - 05 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-1 - 29 Mart 2026
  • Din ve Ahlâk - 22 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları-2 - 15 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları - 08 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-2 - 01 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-1 - 22 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-3 - 15 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-2 - 08 Şubat 2026
  • Atalar Kültü - 01 Şubat 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 28
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Türk ve Türkçe Giderse Türkiye Kalır mı?
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Memur ve Emeklisine Ek Zam İçin Daha Ne Bekliyorsunuz?
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Fındık Araştırma Enstitüsünü Eleştirdik, Şimdi de Hakkını Verelim...
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Kültür Ve Sanata Dair
Kadriye Hocam, Bu Karar Kirli Dünyaya Meydanı Bırakmak Değil mi?
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Kadriye Hocam, Bu Karar Kirli Dünyaya Meydanı Bırakmak Değil mi?
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
LGS üzerine!..
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
Okullarda Görünmeyen Şiddet: Mobbing
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Okullarda Görünmeyen Şiddet: Mobbing
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Büyük Türk Kağanlığı-2
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Trabzon 14 Yıldır Kimsesiz Kaldı!
Orhan KILIÇOĞLU
Trabzon 14 Yıldır Kimsesiz Kaldı!
Coğrafya Kader midir?
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Coğrafya Kader midir?
Hicri Yeni Yıla Girerken
Ali Kemal Gül
Hicri Yeni Yıla Girerken
14 Mayıs Seçiminin Mesajı: Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılını Da Türk Milliyetçileri İnşa Edecektir
Türk Ocakları'ndan
14 Mayıs Seçiminin Mesajı: Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılını Da Türk Milliyetçileri İnşa Edecektir
Kuvvayi Milliye Ruhuyla Bandırma Vapurunda Olmak..
Şerife Güven
Kuvvayi Milliye Ruhuyla Bandırma Vapurunda Olmak..
Huzura Hasret Bayramlar
Köksal Cengiz
Huzura Hasret Bayramlar
19 Mayıs Tarihi Ve Yunanistan
Şevket Sezer
19 Mayıs Tarihi Ve Yunanistan
Çok Okunan Haberler
Pendik'te Folklor Kurumu'ndan
Pendik'te Folklor Kurumu'ndan "Gönülden Ele" Uygulamalı En Sanatları...
Cuma günü okullar tatil edildi
Cuma günü okullar tatil edildi
783 kişilik temizlik kadrosuna 120 bin başvuru
783 kişilik temizlik kadrosuna 120 bin başvuru
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo