• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
00:05
Kolluk Kuvveti Öğrencilerden Yarım Saat Önce Okullarda Olacak
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
  3. Ülkücülerin Kanlarını Satarak Büyüttükleri Davada Unutulan Üç Kan Efsanesi
Yayınlanma: 20 Ocak 2017 - 20:12

Ülkücülerin Kanlarını Satarak Büyüttükleri Davada Unutulan Üç Kan Efsanesi

20 Ocak 2017 - 20:12
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Ülkücülerin Kanlarını Satarak Büyüttükleri Davada Unutulan Üç Kan Efsanesi
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Doğrunun peşinde...

                         

                       (Dava adamı ve okul arkadaşımız Ulvi Biner Beyin sayfasından alınmıştır)

Hikayeler birebir yaşayanların ağızlarından dinlenerek bir araya getirilmiş gerçek  ve hakikaten yaşanmış ve kutsal bilinmiş bir davaya adanmış bedellerden bazılarıdır

1

1973 seçimleri öncesiydi.

MHP seçimlere hazırlanıyordu…

Yüreği, fikri, bileği güçlü onbinlerce gence sahip ülkücü harekette cep delik cepken delikti.

Yusuf İmamoğlu İstanbul Edebiyat Fakültesi’nin önünde bir sabah pusu kurularak şehit edilmişti….

Cebinden çıkan bütün parası sadece 35 kuruştu…

Otopsi raporunda iki gündür bir şey yemediği, midesinin boş olduğu yazılıydı. Şehit olduğu gün de bir simit alacak parası olmadığı için, okuluna aç gidiyordu.

Gerçek ülkücülerin “parayla” arası ne zaman iyi oldu ki?

İşte bir seçim daha gelip çatmıştı ama yine MHP’nin kasası tamtakırdı…

Ramiz Ongun, Muhittin Çolak, Mithat Evci, Salih Dilek arkadaşlarıyla oturmuş, eller şakaklarda: ÇARE….

Ongun: “ Kanlarımızı satacağız.”

Hepsi hayretle gözlerini başkanlarına çevirdi.

- “Kızılay’la görüşelim.”

Onlar ne ihale komisyonculuğunu, ne kara para mafyacılığını, ne haraççılığı ne de temsil ettikleri güçlü makamların üzerinden maddi çıkar sağlamayı düşünemezlerdi.

Çünkü iman ettikleri davaları böyle kirli düşünceleri akıllarından bile geçirmelerine izin vermezdi.

Güçleri ancak kanlarına yetiyordu….

Bazen dökerler, bazen de teşkilatlarının ihtiyacı için Kızılay’a satarlardı…

Kızılay’la görüşüldü, anlaşıldı.

Her ülkücü makbuz karşılığı kanlarını Kızılay’a verecekler, makbuzları teşkilatlarına getireceklerdi.

Kızılay Kan Merkezleri önünde uzun “Ülkücü Kuyrukları” oluştu…Kan vermek için…

Şevkle, heyecanla kanlarını verdiler. Makbuzlarını teşkilatlarına getirip teslim ettiler.

14 Ekim 1973 seçimleri öncesi toplanan kan bedelleri bir milyon lirayı aştı.

Bir gün kan verenlerin kuyruğunda “aksakal” bir ihtiyarı sıra beklerken gördüler. Tanıdılar, yanına geldiler.

- Amcacığım,senin burada ne işin var?

- Kan vermeye geldim.

- Ama?...

- Ne aması ben kan veremez miyim?

- Ama amca…

- Ne oldu? Benim oğlum ülküdaşınız, kardeşiniz bütün kanını bu dava için döküp şehit olmadı mı? Onun fedakarlığı yanında ben bir ünite kan vermişim çok mu gördünüz?.....

21 Mart 1970 günü komünistlerce işgal edilen Yüksek Öğretmen Okulu’nda esir edilerek şehit edilen Süleyman Özmen’in babasına sarıldıklarında MHP’nin gelecekteki iktidarının müjdecisi yaşları göz pınarlarından boşalmış, boğazlar düğümlenmişti…..

( 2 )

1979 yılının Eylül ayı. Bursa’da Taner Kalkancı ülküdaşımız pusuya düşürülür….Sekiz kurşun yarası alır… Hastaneye yetiştirilir…Ameliyata alınır…Ameliyat uzun sürer...Kan yetmez..Acil kana ihtiyaç vardır..İkinci, üçüncü ameliyat gerekmektedir…Gün geceye dönmüştür…

Çevre illere telefon edilir…

İzmir Ocak Başkanı Mehmet Ali Metin, Bursa’dan Himmet Ağabeyin acil kan yetiştirin imdadına 17 ünite kan hazırlar.

Elde taka bir Murat 124…Başka araç yoktur. Bir ağabeylerinin Renault arabasını isterler. Araba geldiğinde çeyrek depo benzin vardır.

Yetmiş beş liraya dolan depoyu tam doldurabilmeleri için elli yedi liraya ihtiyaç vardır. Ocakta bulunan sekiz on arkadaş ceplerini boşaltır, otuz sekiz lira toplarlar. On dokuz liraya ihtiyaç kalır.

Tam bu sırada başkanın odasına Turan İbrim ağabeyleri girer. Eczacı olan Turan Ağabeyleri:

- Hayırdır çocuklar, bu ne telaş?

- Abi, Bursa’ya kan yetiştirmemiz lazım, arabayı bulduk, benzin parasını denkleştiremedik.On dokuz liraya ihtiyaç var.

- Hadi şanslısınız, bizim eczane bugün nöbetçi,arayalım bakalım kasada kaç lira var?

Gültepe’deki eczane aranır…Kalfaya Turan ağabeyleri sorar:

- Kasada kaç lira var?

- 27 lira abi.

- Hemen çırakla ocağa gönder..

- Peki abi.

Para gelir. Turan ağabeyleri cebindeki 20 lirayı da ekler.

- Yolda lazım olur.Allah yolunuzu açık etsin, haydi yola koyulun bakalım…

Sabaha karşı saat 03.30’da hastaneye yetişirler. Hastanede toplanan kan 117 üniteyi bulur.

Ama bu kanlar Taner’e nasip olmaz. 03.05’te ülküdaşları ruhunu teslim etmiş, ülkücü şehitler arasında yerini almıştır.

Ramazan ile Yasin bitkin, yorgun ve üzgün, Öğle namazında Ulu Camii’nden cenazesi kaldırılacak olan Taner ülküdaşlarına son görevlerini yapmak için izin almak üzere İzmir Ocak Başkanı Mehmet Ali Metin’i ararlar.

- Başkanım, yetiştik yetiştik ama maalesef… Taner 03.05’te ruhunu teslim etmiş..Müsaade edersen cenazesini kaldırdıktan sonra yola çıkmak istiyoruz.

Telefonun diğer ucunda Başkanları titrek bir sesle,

- Allah rahmet eylesin. Bursalı ülküdaşlarımız şehidimizin cenazesine yeter. Siz buraya öğlen namazına yetişin, Turan İbrim Ağabeyi eczanesinde kurşunladılar…Şehit oldu…

( 3 )

11 Kasım 1980 günü televizyonlarda, akşam haberlerinde MHP ve ülkücüleri hedef alan ihtilal konseyinin arananlar listesini yayınladıklarını ve kendisinin de arandığını; Kadir eve geldiğinde boynuna sarılarak ağlayan eşinden öğrenmişti.

Üç beş parça eşyayı bir çantaya alel acele ile koyduktan sonra hamile eşini, 2 yaşındaki oğlunu Allah’a emanet ederek gecenin karanlığına daldığında Kadir yedi yıl sürecek uzun bir ayrılığa adım attığını bilmiyordu..

Ayrılırken eşine sadece “Ocağımızı tüttür, Allah’a emanet olun” diyebilmişti.

Kadir, MHP ve Yan Kuruluşlar davasının sanığı olarak her yerde aranıyordu artık. Resimleri aranan Marksistlerle beraber afiş yapılmış her yere asılmıştı.

Ankara’da kendisi gibi aranan bir ağabeyi ile aynı evde kalmaya başladı.

Gündüzleri evde bir ölü sessizliği ile kalıyorlar, ancak geceleri hareket edebiliyorlardı.

Aklı eşindeydi, yakında doğum vardı.

Haftada 1 gün Pazar akşamları saat sekizde mahalledeki bir ülküdaşlarının evinden telefonla eşiyle 3-4 dakika konuşabiliyordu. Çünkü her zaman sıkı olan arama ve yol kontrolü yapan asker –polis timleri sadece Pazar günü akşam sekiz dokuz arası yoktu. Dallas dizisini seyretmek için hepsi en yakın kahvelere koşuyordu.

“Ceyar’ı kim vurdu?”….

Telefon edeceği güne kadar her hafta Kadir!e sanki bir yıl gibi geliyordu. Acaba kız mı oğlan mı? Doğum oldu mu?

Bir gün kabus gibi bir rüya gördü. Rüyasında korkunç bir doğum olayı yaşanıyordu…Anne baygın, çığlıklar içindeydi: Ortalık kan revan…. Doktorlar anneyi mi yoksa bebeği mi kurtaralım diye aralarında konuşurken, Kadir duyulmayan, çıkmayan sesi ile; “Hayır, ikisini de kurtarın, Allah’ım ikisini de kurtar” diye rüyasında çığlık atmaya çalışıyordu. Sesini duyuramıyordu, eşinin elini tutamıyordu, hiçbir yardımı olamıyordu, hiçbir şey yapamıyordu…Allah’ına yalvarırken, rüyasında bir

adakta bulundu…Bir söz verdi…

- Allah’ım eğer eşim ve çocuğum kurtulursa, ilk duyduğum “kan anonsunda” ya yeni doğan bir bebeğe, ya da doğum yapan bir anneye kan vereceğim. Duyduğum ilk anonsa koşacağım. Ne olur kurtar onları….

Kadir, sıçrayarak kabus gibi bir rüyadan uyandığında her tarafını ter basmış, dudağı uçuklamış, tir tir titriyordu…

Abdest aldı, iki rekat namaz kıldı… Ve rüyasındaki adağını, sözünü ağlayarak tek sığınağı Allah’a Yaradanına tekrar yineledi.

Pazar gününe iki gün vardı.

Herkes Pazar günü saat akşam 8’i Ceyar’ı kimin vurduğunun merakı ile iple çekiyordu. Kadir ise telefonu….

Telefonun ahizesini kulağına alıp çevir sesini duyduğunda kalbinin atışlarının sesi kulaklarından duyuluyordu.

Konuştu…

Bir oğlu olmuştu. Biricik eşi zor bir doğum yapmış, hastanede idi. Durumu iyi idi. Merak etmemesini söyleyen babası Allah hiçbirimizin acısını göstermesin rahat ol derken, “Adını Alperen koyduk.” dedi.

Kadir bir şükür namazı daha kıldıktan sonra radyonun başına oturdu…Artık onun kulağı radyonun Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesi’nden yapılacak kendi kan grubu anonsundaydı.

Bir gün, iki gün derken onuncu gün anonsu duydu. Gündüz öğlen saat 12 idi. Yeni doğan bir bebeğe acil kan lazımdı..

Kaçak kaldığı, saklandığı evde giyindi.Hastaneye gitmeye karar verdi. Evdeki arkadaşları:

- Durum kritik, her yerde arama var, kimliğin yok, resimlerin duvarda, Hastanede polis kimlik sorabilir, Gel vazgeç, Adağını serbest olduğun günlerde yerine getirirsin,mazeretin var….dedilerse de o sadece kabus gibi gördüğü rüyayı ve verdiği sözü düşünüyordu…

Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesinin önüne geldiğinde ön kapıdan değil mutfak girişinden girdi. Kan verme bölümüne geldiğinde telaş ve heyecanla bekleyen bir genç ve bir yaşlı teyzenin beklediğini gördü.

Kan merkezinin önünde, her geçene yaşlı teyze kolundan tutup soruyordu:

- Evladım, radyodan mı geldin?

- Bizim kanı vermeye mi geldin?

- Torunum ölmek üzere…

Kadir yaşlı teyzeye yanaştı.

- Teyze sizin kan grubu neydi?

- Ben bilmem oğul. Oğlan söylesin..

Yanındaki genç:

- Abi 0 Rh Negatif.

- Tamam ben o kan için geldim. Bebek için değil mi? diye Kadir sorunca yaşlı teyze ağlar halde:

- He oğul he..

Diyebildi.

Kadir gerekli olan kanın tümünü vermek istediğini söyledi.

Gerekli kanın tümünü verdikten sonra on dakika kadar istirahat ettirildi.. Şekerli limonatayı içti. Kalkmak üzereyken içeri yaşlı teyze girdi.

- Oğlum Allah ne muradın varsa versin.Seni kazadan beladan korusun. Nasıl bir hayır yaptın bilemezsin.

- Teyzeciğim önemi yok.

- Ah oğul, bilmezsin ki bu bebenin, bu bebenin… diye kekelerken yanındaki genç oğlan yaşlı annesinin kolundan tutarak çekti.

- Hadi anne gidiyoruz. Abi sağol.

Kadir ne olduğunu, yaşlı teyzenin ne söylemek istediğini anlayamamıştı.

O sırada yaşlı teyze,

“Dur oğul, ben diyeceğim. O da kimin çocuğuna kan verdiğini bilsin.” dedi ve Kadir’e döndü:

“Bak oğlum, bu çocuğun babası cezaevinde Mamak’ta. Türkeş’le beraber hapiste… Benim oğlum ülkücü. Adını telefonunu ver, inşallah çıkacaklar,seni bulsun.

Seyyar arabada gömlek satar. Sana bir gömlek getirir. Tanışırsın yiğittir benim oğlum….

Kadir yaşlı teyzeye sarıldığında kulağına fısıldadı…

- Teyze oğluna müjdeyi ver. Bebeğine bir ülküdaşın kan verdi de. Onun damarlarında bir ülkücü ağabeyin kanı var de…

- Hadi Allah’ısmarladık.

Kadir hastanenin merdivenlerinden koşarak inerken sadece:

- Bu sürprizin için teşekkürler Allah’ım diyebildi.

Bugün masa başında ahkam keserek davaya ihanet edenlere özellikle ithaf olunur....

 

Yazarın Diğer Yazıları

  • Bir Ömrün İlk Adımları: Beşikdüzü'nde Elli Yılın Ardından Kalbe Düşen İzler - 12 Ekim 2026
  • Geleceğin Anahtarı: Eğitim Mücadelesi Ve Ortak Sorumluluklarımız - 13 Eylül 2026
  • Sarı Torbadan İmralı Masasına: MHP'deki Büyük Çark - 08 Ağustos 2026
  • Bu Dünyadan Can Ağabeyim İdris Arslan Geçti - 23 Temmuz 2026
  • Eğitim Mühendislerine Yakışmayan Teslimiyet ve Sorumsuz Yetkililer Saltanatı - 30 Haziran 2026
  • Hüznünü Hüzün Bilerek Hesabı Kapatanlar: 1456 Belgrad Kuşatması - 20 Haziran 2026
  • Kadriye Hocam, Bu Karar Kirli Dünyaya Meydanı Bırakmak Değil mi? - 07 Haziran 2026
  • Yönetenlerin Yanlışlarını Göremeyen Öğrencime Son Mektubum - 29 Mayıs 2026
  • Yönetenlerin Yanlışlarını Göremeyen Öğrencime Mektup(2) - 19 Mayıs 2026
  • Yönetenlerin Yanlışlarını Göremeyen Öğrencime Mektup((1) - 29 Nisan 2026
  • Eğitimde ve Toplumda Şiddet: Bir Tükenişin Anatomisi - 16 Nisan 2026
  • Türkeş Bey'e ABD Ajanı Diyen Marks'ın Çocuklarına ve İnanan Zavallılara - 05 Nisan 2026
  • "Tarih Baba" Ortaylı'yı Mahşeri Kalabalıkla Ahirete Yolcu Ettik - 17 Mart 2026
  • Türkiye'de İdeolojik Olayları Hazırlayan Süreçler ve Olaylar Gerçeği(5) - 10 Mart 2026
  • Türkiye'de İdeolojik Olayları Hazırlayan Süreçler ve Olaylar Gerçeği (4) - 08 Şubat 2026
  • Türkiye'de İdeolojik Olayları Hazırlayan Süreçler ve Olaylar Gerçeği (3) - 21 Ocak 2026
  • Sarıkamışta, Soğuğa ve Moskof'a Karşı Destan Yazan Vatan Evlatları - 22 Aralık 2025
  • Türkiye'de İdeolojik Olayları Hazırlayan Süreçler ve Olaylar Gerçeği (2) - 11 Kasım 2025
  • Türkiye'de İdeolojik Olayları Hazırlayan Süreçler ve Olaylar Gerçeği (1) - 22 Ekim 2025
  • Soğuk Savaş Döneminde SSCB Talepleri ve Baskıları Türkiye'yi Batı ve ABD'ye Mecbur Bırakmıştı - 02 Ekim 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 13
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Kokarca Alarmı! Daha Neyi Bekliyoruz?
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Çerçeve Yasanın Hukuki Ve Siyasi Açıdan Değerlendirmesi
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Burnundan Soluyan Türk Milleti Son Sözünü Söylemeden Tarihin Akışı Değişmez.
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Memurun Ekmeğiyle İlgilenmeyenler, Sendikal Özgürlüğüne Göz Dikti!
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Fon Skandalı- Yatırım Dolandırıcılığı
Bir Ömrün İlk Adımları: Beşikdüzü'nde Elli Yılın Ardından Kalbe Düşen İzler
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Bir Ömrün İlk Adımları: Beşikdüzü'nde Elli Yılın Ardından Kalbe Düşen İzler
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Birliğe Çağrı Nasıl Olmalıdır?
Sendika Teşvik Primi, Sendikal Tekelleşmeye Peşkeş Çekilemez!
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Sendika Teşvik Primi, Sendikal Tekelleşmeye Peşkeş Çekilemez!
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
MEB, OECD ve PİSA Raporu
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Kimler Ahi Olamaz
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
30 Ağustos
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
30 Ağustos
Muson Yağmurlarının Gölgesinde Bir Sri Lanka Hatırası: Pettah'tan Negombo'ya(2)
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Muson Yağmurlarının Gölgesinde Bir Sri Lanka Hatırası: Pettah'tan Negombo'ya(2)
Dramatik bir tornistan vak'ası
Misafir Yazılar
Dramatik bir tornistan vak'ası
Bir Ömür Sürdü Kavgam, Bir Ömür Daha Sürsün!
Orhan KILIÇOĞLU
Bir Ömür Sürdü Kavgam, Bir Ömür Daha Sürsün!
Siyasal İslam'ın Ve ( İslamcılığın ) İflası
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Siyasal İslam'ın Ve ( İslamcılığın ) İflası
Bilge Kağan Yasası: En Eski Türk Anayasası "Töre"
Ali Kemal Gül
Bilge Kağan Yasası: En Eski Türk Anayasası "Töre"
Terör Örgütünün Amacı Egemenliği Paylaşmak
Türk Ocakları'ndan
Terör Örgütünün Amacı Egemenliği Paylaşmak
Sisli Havaların Çağrısı: Çelik İrade ve Türklük Bilinci
Şerife Güven
Sisli Havaların Çağrısı: Çelik İrade ve Türklük Bilinci
Türkçe Düşün, Türkçe Konuş, Türkçe Yaz!
Köksal Cengiz
Türkçe Düşün, Türkçe Konuş, Türkçe Yaz!
"Bugünkü Ermenistan Toprakları Türklerin Yurduydu"
Şevket Sezer
"Bugünkü Ermenistan Toprakları Türklerin Yurduydu"
Çok Okunan Haberler
Başakşehir’de Ortaokul Önünde Bıçaklı Saldırı: 1 Öğrenci Hayatını Kaybetti, 7 Yaralı
Başakşehir’de Ortaokul Önünde Bıçaklı Saldırı: 1 Öğrenci...
Biga Belediyesi'nde Fon Mesaisi: Mali Hizmetler Müdürü Görevden Uzaklaştırıldı
Biga Belediyesi'nde Fon Mesaisi: Mali Hizmetler Müdürü Görevden Uzaklaştırıldı
Silahla vurulan Afyonkarahisar Vali Yardımcısı İhsan Ayrancı hayatını kaybetti
Silahla vurulan Afyonkarahisar Vali Yardımcısı İhsan Ayrancı hayatını...
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo