“Zâlim olsa ne rütbe bî-pervâ, Yine bünyâd-ı zulmü biz yıkarız; Merkez-i hâke atsalar da bizi, Küre-i arzı patlatır çıkarız.”
Mücadele etmek, yalnızca bir eylem değil; yukarıdaki dörtlükte en derin anlamını bulan bir ruh, fikir, ideal ve ülkü meselesidir. Hakiki davalar, tabelalarla değil, işte bu sarsılmaz mücadele ruhuyla ayakta kalır ve başarıya ulaşır.
Bugün, bu şuurla Beyşehir'de sahalardaydık. Güne stant kurarak başladık, ardından esnaf ziyaretleri gerçekleştirdik, vatandaşlarımızla kucaklaştık ve üye kayıtlarımızı yaptık. Ancak sahada gördüğümüz tablo, yüreğimizde derin yaralar açtı.
Sahipsiz Kalanlar ve Dert Yanın Esnaf
Özellikle dul ve yaşlı kadınlarımızın ne kadar sahipsiz ve kimsesiz bırakıldığını görmek bizleri derinden sarstı. Masamıza oturup gözyaşları içinde dert yanan, çaresizliğini anlatan kadınlarımız oldu. Gerçekten çok üzüldük; ama üzüntümüzü bir kenara bırakıp onların sesi olmak boynumuzun borcu haline geldi.
Bu anlamlı günde Konya ekibimiz de bizleri yalnız bırakmadı. Onlarla birlikte Beyşehir esnafını tek tek gezdik, dertlerini dinledik. Gördük ki esnafımız nefes alamaz durumda:
Alışveriş durgun, vergiler ise bel büküyor. Devletin sırtlarına yüklediği ağır vergiler esnafımızı adeta ezmekte.
Esnafımız, kamuoyunu meşgul eden fon vurgunu iddialarının bir an önce açıklığa kavuşturulmasını istiyor.
"Biz Şimdiye Kadar Niye Şehit Verdik?"
Saha ziyaretlerimizin bir diğer önemli gündem maddesi ise hiç şüphesiz terör ve bölücülük tartışmaları oldu. Halkımız bu konudaki gelişmelerden son derece rahatsız ve kaygılı. Vatandaşın tepkisi çok net:
"40 bin kişinin affedilmesi ne demek? Biz şimdiye kadar niye savaştık, niye şehit verdik?"
Çerçeve yasanın ülkemizi yeni bir bölücülük sarmalına sürükleyebileceği endişesi, milletimizin ortak kaygısı olarak öne çıkıyor. Halkımızın bu haklı tepkisi karşısında akıllara şu mısra geliyor: “Türk Milleti âlim değildir ama ariftir.”
Ayrıca vatandaşlarımız, basına uygulanan ağır baskılardan ve haber alma özgürlüklerinin kısıtlanmasından duydukları rahatsızlığı da dile getirdiler. Siyasete karşı halkta bir soğumuşluk ve güvensizlik dalgası var. Özellikle iktidar partisinin uygulamalarını, haksızlıkları ve baskıları "zulüm" boyutuna ulaşmış durumlar olarak değerlendiren geniş bir kesim mevcut.
Yılmadan, Yorulmadan: İYİ Parti En Önde
Tüm bu olumsuz tabloya karşın, Yılmaz Baş'ın ufuk açıcı anlatımlarıyla İYİ Parti'nin temel politikalarını ve Türkiye'de yaşanan kritik gelişmeleri vatandaşlarımıza aktardık.
Yorucu bir gündü; akşama kadar ayaktaydık, milletimizle nefes nefeseydik. Türkiye bugün gerçekten zor günler yaşıyor. Cumhuriyet'e, demokrasiye, hukuka ve temel haklarımıza yönelik kuşatılmış durumdayız. Emperyalistler ile onların yerli iş birlikçileri, vatanımızı bölme ve parçalama hedeflerini hayata geçirmeye çalışıyor. Milletimiz her alanda ekonomik ve siyasi baskı altında eziliyor.
Ancak kimse unutmasın: İYİ Parti, Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun liderliğinde bu karanlığa karşı her alanda mücadelesini kararlılıkla sürdürüyor.
Şair Namık Kemal’in asırlar ötesinden seslendiği gibi:
“Merkeze hapsetseler de bizi… Dünyayı patlatır, çıkarız!”
Azim ve kararlılığımızı hiçbir güç engelleyemez.
Teşekkür Borcu
Bugünkü zorlu ve anlamlı çalışmalarda bizleri yalnız bırakmayan;
Konya Teşkilatı Kadın Kolları Başkanımız Şerife Hanım'a,
İYİ Parti Konya Teşkilatının kuruluşundan bu yana aynı inançla omuz omuza yürüdüğümüz Abdurrahman Bey'e,
Onlarla birlikte gelen, enerjileri ve mücadele azimleriyle bizlere güç veren genç yönetici arkadaşlarımıza,
Beyşehir İYİ Parti İlçe Başkanımız, canım arkadaşım Zahide Zor ve kıymetli yönetimine
gönülden teşekkür ediyorum.
İYİ Parti, dün olduğu gibi bugün de her alanda milletinin yanında yer almaya, hakikati haykırmaya devam edecektir.
Çünkü biliyoruz ki; İYİ PARTİ SON KALEMİZDİR!











