• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
11:42
Gençlik ve Spor Bakanlığı personel alımı yapacak
10:56
YKS soruları tartışılıyor... Matematik ve edebiyatta iptaller olacak mı?
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
  3. Nevruz - Ergenekon
Yayınlanma: 02 Nisan 2023 - 13:06

Nevruz - Ergenekon

02 Nisan 2023 - 13:06
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk

Ülkemizin yaşadığı büyük felaket ve geleceğimizle ilgili çok önemli bir seçim ortamında, böyle bir yazı hoş olmayabilir ama farklı konulara yönelerek, sizleri biraz bu gerginlikten ve stresten uzaklaştırmak istiyorum.

Her yıl 21 Mart geldiğinde çocukluğum aklıma gelir. Küçükken birçok defalar Nevruz Bayramı’nın heyecanını yaşadım. Cemreler düşmeye başlayınca içimizde bir ferahlık olurdu; çünkü, artık ağır kış şartlarından kurtulacaktık.

Cemreler; aynı zamanda Nevruz Bayramı’nın yaklaştığını ve baharın geldiğini müjdeler. Gece ile gündüzün eşit olduğu 21 Mart’ta gündüzler uzamaya başlayacak, artık tabiat yeşerecek ve havalar ısınacaktır.

İşte bu yazımda, UNESCO tarafından kabul edilen “Somut olmayan kültürel mirasımız” Nevruz’dan bahsedeceğim.

“Türkler’de renklerin anlamı” başlıklı seri yazılarımda bahsetmiştim: “Konar-göçer Türkler; ekonomik hayatlarını hayvan sürülerini ve yavrularını çoğaltarak sürdürmektedirler. Hayvanlarını otlağa çıkarmaları için otların yeşermesi gerekmektedir. Bu yüzden yeşil renge büyük önem vermişlerdir. Daha M.Ö. 8.yüzyılda 9 ve 21 Mart tarihleri, yani otların yeşermeye başladığı dönem, Türkler tarafından yılbaşı ve bahar bayramı olarak kutlanırdı. Türkler, Farslarla (İranlılarla) temas etmeden önce, yani Nevruz kelimesini Farslardan alıp kullanmadan önce bu yılbaşı günü için yeni kün, ergen kün (erginlik yani olgunluk günü; ergenekon) vb.adlarla adlandırmışlardır.

Eski Türkler yağmuru, bütün tabiatı yeşerten/ yaşartan bir tabiat vergisi olarak değerlendirmektedir. Bu yüzden ‘yaş’ sözü hem ıslaklık hem de suyun (tabiî yağmurun) canlandırdığı yeşilliklerin adı oluyor. Dolayısıyla, yaşarmak (ıslak olmak, ıslanmak) ile yeşermek, yeşillenmek aynı fiil ile ve ‘yaşarmak’ olarak ifade ediliyor. Diğer taraftan yaşıl kök/ yeşil gök tabirinin Türklerde gökyüzü anlamında kullanıldığını da görüyoruz ki bugün de Türkçede göğermek sözünün yeşermek anlamında kullanıldığı malûmdur.”

Aslında bugün; tabiatın yeniden dirilmesi, yıl esaslı zaman değişiminin başlaması ve bu değişimden dolayı Tanrı’ya şükrün bir ifadesi olarak kutlanıyor. Aynı zamanda bugün Türklerde yılbaşıdır. Ahırlardan, ağıllardan çıkan hayvanlar sayılır ve yaylaya göç hazırlıkları başlar. (Eski devletlerimizde olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti’nde de “Mali Yılbaşı” Mart ayı idi; 1983 yılında 1 Ocak’a alındı.)

Diğer yandan; 21 Mart “Türklerin Ergenekon’dan çıkışı”nın günüdür; bir bayramdır. O günü temsilen, bir demir parçasını kızdırıp örsün üstünde önce Hakan, sonra beyler çekiçle döverlerdi. Demir dağın eritilmesi misali… Yakılan ateş üzerinden atlayarak kötülükleri ve uğursuzlukları kovarlardı.

Nevruz hem özgürlük hem de bahar bayramıdır; hayat, ümit, sevinç, niyet, kutsallık, bolluk ve bereketin sembolüdür.

Nevruz heyecanımız

Neredeyse bir ay önceden başlardı. Nevruz’a kadar evde bir kabın içinde buğday yeşertirdik. İsmini tam hatırlayamıyorum ama sanıyorum Azerbaycan’da söylendiği gibi “Semeni”ydi. Azerbaycan’da bu sürece “Semeni göğertmek” diyorlar. Bu gelenek, Türk halk kültüründe “yaşam otu” olarak adlandırılır ve önemli bir semboldür: Toprağın uyanışını ve baharın gelişini temsil eder. Rengarenk kaplarda buğday, mısır ve nohut gibi tahıl ürünleri yeşertilir.

Hatırladığım kadarıyla anlatmaya çalışacağım: O zamanlar evlerde kullanılan tabaklar veya sahanlar genelde bakır olurdu. Bir bakır tabağa (sahan) biraz toprak kor (galiba yün veya pamukla da yapıyorduk) ve yıkanmış buğday tanelerini üstüne dağıtırdık, sonra da sulardık. Kabı güneş alan bir yere koyarak filizlenmesini beklerdik. Gün aşırı sulardık. Her çocuk kendisi için hazırlardı. Özenle takip ettiğimiz bu tohumlar çillenip bayrama kadar yaklaşık 15 cm’ye ulaşırdı. Canlı yeşil haliyle tabak içinde çok güzel dururdu.

İmkânı olanlar bu Semeni’den daha fazla hazırlayarak akrabalarına, arkadaşlarına, komşularına hediye ederlerdi; herkes mutlu olurdu. Birbirlerine ziyarette bulunurlar; kırgınlar, küskünler barışırlardı.

Bazı bölgelerde, buğday taneleri seçilerek 2-3 gün su içerisinde bekletilip, belirli şişkinliğe eriştikten sonra tatlısı yapılıyormuş. Bazı yerlerde de horoz dövüştürürlermiş.

Yumurta tokuşturma

Nevruz’da hatırladıklarımdan biri de yumurta tokuşturmaktır. Anam ya da ablalarım, Nevruz sabahı yumurta kaynatırlardı: Kaynatılan kaba soğan kabuğu atarak yumurtaların kabuklarını renklendirirlerdi; kahverengi bir renk alırdı. Bu yumurtalardan ben ve kardeşlerim birer tane alıp ya kendi aramızda ya da sokakta arkadaşlarla tokuştururduk. Avucumuz içine aldığımız yumurtanın sivri tarafını dışarı getirerek birimiz avucumuzda tutar, diğer birimiz ise sivri tarafı ile hafifçe vururdu. Kimin yumurtası kırılırsa o kaybederdi; diğer kardeşlerimle veya arkadaşlarla devam ederdik. En sona kalan kazanırdı.

Mesire alanı

Elbistan’ın batı tarafındaki Battal Köprüsü’nü geçmeden, sağdan kuzeye doğru Ceyhan Nehri boyunca 500 m. kadar patika yolla gidilen bir mesire (piknik) alanı vardı. Elbistan’ın kuzeyinden geçen Söğütlü Çayı, burada Ceyhan Nehri ile birleşirdi. Bu üçgen şeklindeki alana “Suçatı” denirdi. Ağaçlık bir alandı ve 30 sene öncesine kadar şehir halkının bir bölümü Nevruz ve Hıdırellez’i burada kutlardı.

Eğer 21 Mart’ta hava güzelse Suçatı’na gidilirdi. Evde hazırlanan her şey buraya taşınırdı. Yerlere kilim ve hasırlar serilerek aileler veya sülaleler öbek öbek otururlardı. Oyunlar oynanır, eğlenceler yapılır, ağaçlar altında gezilirdi. Gençler birbirlerini görür, tanışır, sohbet ederlerdi. Tören, ikindi vaktine kadar sürer, daha sonra evlere dönülürdü.

21 Mart’ta bazan kar yağışı ve soğuk devam ederdi. Bu sebeple Nevruz kutlamalarının aksadığı olurdu. 6 Mayıs’ta hava şartları daha iyi olduğundan, halk zamanla Hıdırellez’e önem verdi ve kutlanır oldu: Nevruz geri plana düştü.

Bahar temizliği

21 Mart’ta çoğu zaman kar olurdu. Artık evlerden sobalar kaldırılmaya başlanırdı. Yere serilen kilim, hasır, halı, yatak gibi eşyalar dışarı çıkarılarak karlar üzerine serilir; çalı süpürgesi ile süpürülür ve karlarla temizlenirdi: Mikroplar öldürülürdü. Kar yoksa suyla temizlenirdi. Havalar iyi ve güneşliyse odalar kireçle badana yapılırdı. Köşe bucak temizlenir ve yeniden yerleşilirdi.

Türk Dünyası

Nevruz; bütün Türk Dünyası’nda ve farklı milletlerde bayram olarak kutlandığı halde biz de unutulmaya veya unutturulmaya yüz tutmuş. Cumhuriyetin ilk yıllarında, Atatürk’ün de katıldığı kutlamalar yapıldığını biliyoruz. Sonra hangi gerekçeyle kutlanmaktan vazgeçildi, bilemiyorum.

1991 yılında SSCB’nin çökmesiyle birlikte ortaya bir “Türk Dünyası” gerçeği çıktı. Türk Devletleri arasında geliş-gidişler arttı. Medyanın, haberleşme ve iletişimin kolaylaşması sebebiyle Nevruz tekrar gündeme girdi: Yeniden devlet törenleriyle kutlanmaya başlandı ama henüz yeterince kutlanmıyor. Mevcut zihniyetten de kaynaklanıyor olabilir.

Manevî veya İslâmî gerekçelerle Hıdırellez’i kutluyor olsak da, Türk Dünyası’nın ve millî kültürün birlikteliği açısından, ayrıca Ergenekon’dan çıkışımızı ve baharı hatırlatması bakımından “Nevruz Bayramı” çok önemlidir.

Yazarın Diğer Yazıları

  • Büyük Türk Kağanlığı-3 - 22 Haziran 2026
  • Büyük Türk Kağanlığı-2 - 14 Haziran 2026
  • Büyük Türk Kağanlığı - 07 Haziran 2026
  • Asr-ı Saâdet Dönemi - 31 Mayıs 2026
  • Yeryüzünde Gezin Dolaşın!.. - 24 Mayıs 2026
  • Türk Milletinin Kültürel Değerleri - 17 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-2 - 10 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-1 - 03 Mayıs 2026
  • Yazıtlarda Geçen Bazı Sözcükler - 26 Nisan 2026
  • Eski Türklerde Dinî Hayat - 19 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-3 - 12 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-2 - 05 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-1 - 29 Mart 2026
  • Din ve Ahlâk - 22 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları-2 - 15 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları - 08 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-2 - 01 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-1 - 22 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-3 - 15 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-2 - 08 Şubat 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 28
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Maden Gelirlerinde Kamu Payı: Doğa ve Ekonomi Arasında Bir Denge Kurulmalı
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Memur ve Emeklisine Ek Zam İçin Daha Ne Bekliyorsunuz?
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Fındık Araştırma Enstitüsünü Eleştirdik, Şimdi de Hakkını Verelim...
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Türk Ocağı, Türk'ün Has Ocağı
Hüznünü Hüzün Bilerek Hesabı Kapatanlar: 1456 Belgrad Kuşatması
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Hüznünü Hüzün Bilerek Hesabı Kapatanlar: 1456 Belgrad Kuşatması
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
LGS üzerine!..
Çocuklarınıza Yaz Tatilinde Yaşam Becerileri Kazandırın
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Çocuklarınıza Yaz Tatilinde Yaşam Becerileri Kazandırın
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
CHP Zihniyetinden Yazıcıoğlu Suikastına
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Büyük Türk Kağanlığı-3
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Trabzon 14 Yıldır Kimsesiz Kaldı!
Orhan KILIÇOĞLU
Trabzon 14 Yıldır Kimsesiz Kaldı!
Coğrafya Kader midir?
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Coğrafya Kader midir?
Kerbelâ Olayı ve Çağları Aşan Mesajı
Ali Kemal Gül
Kerbelâ Olayı ve Çağları Aşan Mesajı
14 Mayıs Seçiminin Mesajı: Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılını Da Türk Milliyetçileri İnşa Edecektir
Türk Ocakları'ndan
14 Mayıs Seçiminin Mesajı: Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılını Da Türk Milliyetçileri İnşa Edecektir
Kuvvayi Milliye Ruhuyla Bandırma Vapurunda Olmak..
Şerife Güven
Kuvvayi Milliye Ruhuyla Bandırma Vapurunda Olmak..
Huzura Hasret Bayramlar
Köksal Cengiz
Huzura Hasret Bayramlar
Suyun Öte Tarafı-Balkan Türkleri
Şevket Sezer
Suyun Öte Tarafı-Balkan Türkleri
Çok Okunan Haberler
Mobbing uygulayan müdürün görevden alınması gündemde
Mobbing uygulayan müdürün görevden alınması gündemde
Gümrük'te dev operasyon 8 milyar liralık vurgun
Gümrük'te dev operasyon 8 milyar liralık vurgun
Haziran 2026 Dönemi Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması ile Kamu Çalışanlarının Alım Gücü Değerlendirmesi
Haziran 2026 Dönemi Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması ile...
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo