Eskiden dolandırıcı deyince aklımıza üç beş uyanık gelirdi…
Şimdi karşımızda resmen sektörleşmiş bir suç düzeni var!
Takım elbiseli, kibar konuşan, psikolojiyi çok iyi bilen profesyoneller var.
Eskiden sokakta gezerlerdi, şimdi telefonun içinden giriyorlar hayatımıza.
Biri arıyor polis oluyor, öbürü savcı oluyor, bir başkası bankacı, yatırım uzmanı, kargo görevlisi…
Yetmiyor; fal bakıyor, büyü bozuyor, muska yazıyor.
“Üzerinde büyü var” diye korkutuyor, önce parayı alıyor, sonra insanların hayatını karartıyor.
Bu oyunlar yüzünden aileler dağılıyor, boşanmalar artıyor, borçlar büyüyor, umutlar bitiyor…
Hatta canına kıyanlar bile oluyor.
Ve daha da acısı; sözde büyücüye, hocaya inanan bazı kadınların namusu bile kirletiliyor.
Bir de aşk tuzakları çıktı başımıza!
Sosyal medyeden yazıyor:
Askerim, doktorum, polisim, tüccarım, yurt dışındayım, sana âşık oldum…
Aylarca ilgi, tatlı söz, hayal…
Sonra bir dram hikâyesi, ardından para isteği!
Aşk diye giren borç batağıyla çıkıyor.
Son yıllarda evlilik vaadiyle insan avlayanlar da çoğaldı.
Aşk diye yaklaşıp yuva hayali satıyorlar. Güveni alınca parayı sömürüyor, sonra buhar olup uçuyorlar.
Geride ne nikâh kalıyor ne umut… sadece paramparça hayatlar kalıyor.
Bu kirli işlerin merkezi artık sokak değil:
WhatsApp, Instagram
ve Facebook.
Linkle soyuyorlar, kodla hesap çalıyorlar, sahte profille güven kuruyorlar.
Bir tıkla para gidiyor, bir tıkla hayat çöküyor!
Ama dolandırıcılık sadece garibanın başına gelmiyor.
Milyonları götüren, ülke gündemine oturan isimler var!
Meşhur Tosuncuk olarak bilinen Mehmet Aydın
umut sattı, sistem kurdu, paraları toplayıp yüzlerce kişiyi mağdur etti.
Yüksek kazanç masalıyla ünlüleri bile dolandıran
Seçil Erzan olayı da hafızalarda.
Aşk dolandırıcılığının dünyaca ünlü yüzü
Simon Leviev
ise kalpten girip cüzdandan çıktı.
Demek ki bu iş saflık meselesi değil…
profesyonel tuzak meselesi!
İşin en karanlık boyutu burada da bitmiyor.
Birçok zengin iş insanının, politikacının, bürokratın özel görüntülerini ele geçirip şantaj yapıyorlar.
"Bunu yapmazsan yayarız” diyerek para alıyorlar, iş gördürüyorlar, insanları susturuyorlar.
Dolandırıcılık yetmemiş, şantaj çarkı kurulmuş!
Bir de klasik ama hâlâ can yakan yöntemler var:
Boş senet imzalatılıyor, sonra borç yazılıyor.
Kapora alıp kaçanlar, sahte araba satanlar, aynı evi üç kişiye pazarlayanlar…
Eskiden çok az olan dolandırıcılık yöntemleri bugün en az elli çeşide çıkmış.
Son söz:
Dolandırıcı bugün balık tutmuyor, ağ atıyor!
Kim korkarsa, kim inanırsa, kim aşka kapılırsa, kimin gizlisi varsa ağa takılıyor!
Yetkililer bu çarka dur demedikçe bu yangın daha çok evi yakacak.
Vatandaş uyanık olacak, devlet sert olacak.
Yoksa bu ağ her gün büyümeye devam edecek!











