Mustafa Düzdaş

Mustafa Düzdaş

Doğruya doğru
düzdaşmustafa@kamudannethaber.com

İnandım bekanıza, hayranım zekanıza...

10 Eylül 2021 - 18:44 - Güncelleme: 10 Eylül 2021 - 18:49



Benim yapay zeka ile ilk tanışmam ayfonla oldu.

Siri diye bir uygulaması var ayfon’un.
Bir komut veriyorsun o senin için yapıyor.
Öyle, “yavrum git bana bir 35’lik, biraz beyaz peynir, iki pakette sigara al” değil tabii…

İşte, “şu numarayı ara, haritadan şuranın konumunu aç” gibi…

Bazen komutu anlamıyor, ya da yanlış anlıyor beni sinir ediyor.
Ben kızıp küfür edince de küsüyor…
“Bunu hak etmedim” diyor.
Biraz daha üstüne gidince trip atıyor…

O yüzden bizi yapay zeka ve robotlar hususunda uyaranları pek ciddiye almadım.
Yok dünyamızı ele geçirirler, bize savaş açarlar falan bana biraz abartılı geliyor.

En fazla azarlarım küser kenarda oturur, çok sabrımı zorlarsa da depiği vurur kırarım diye düşünüyor(d)um…
Kız kardeşim Almanya’dan bir robot süpürge hediye gönderene kadar…

Aga ondaki haller beni biraz işkillendirdi ne yalan söyleyim.

Bir kere terası süpürttürdüm buna, o günden beri ne zaman çalıştırsam, hava güzelse terasa çıkmaya çalışıyor.
Bir de ben bakmayınca aynı yerde oyalanıp duruyor.
Bildiğin kaytarıyor lan…

Ya bu robot Alman malı değil, ya da harbiden çok zeki ve bize uyum sağlamış.

Artık evde silahtan sayılacak ne varsa bunun ulaşamayacağı yerlere saklıyorum.

Ama onun bilmediği, bir yere de sağlam bir çekiç zulaladım.

Bir gün eve geldiğimde, elinde tv kumandasıyla benim koltuğumda oturmuş kafes dövüşü seyrediyor bulursam bunu, o zaman emin olacağım…
Ve onu, o çekiçle tanıştıracağım…

Dur bakalım gözüm üstünde şimdilik…
Ben bu yazıyı yazarken de, elli defa gelip gitti yanıma.

Neyse...
Beni asıl ürküten şey yapay zeka değil arkadaşlar, “geri zeka”…

Ben zekanın her türlüsüyle başa çıkarım, bu hususta kendime güvenim tam. 
Öyle gözümün gördüğü şeyden de korkmam.
Ama olmayan bir zeka ile başa çıkamıyorum birader…

Olmuyor…

Ne ispat, ne delil, ne ilim, ne bilim fayda etmiyor bunlara…

Benim en iddialı olduğum tarafım kaba kuvvet bile çaresiz kalıyor bunlara karşı.

İşin vahim tarafı ise neslimizi tehdit eden bu tehlikenin yayılma hızının, İslamiyet’in yayılma hızını geride bırakmış olması…

Zombi filmi gibi…
Temas ettikleri herkes zombiye dönüşüyor. 
Hiç dinlemiyor, anlamıyor sadece saldırıyorlar.
Bütün tezlerini çürütüyorsun, yerle bir ediyorsun, ama onlar kalkıp aynı şeylerle saldırıyorlar.

Büyük kısmı da okumuş, yazmış, bir şekilde diploma sahibi olmuş insanlar.

Kılık kıyafetine bakıp, tamam bununla bari ilmin ışığında sohbet ederim diyorsun.

“Ekonomi politikalarının düzenlenmesinde döviz kuru ile faiz oranı arasındaki etkileşim dikkate alınmalıdır. Bu nedenle Türkiye'de döviz kuru ve faiz oranı arasındaki nedensellik ve eşbütünleşme ilişkisi incelenip ve uzun dönemde karşılıklı ilişki tespit edilirse...” Diye söze giriyorsun, 
o sana; “telefonuğu çıhart” diyor…

“Lan gümüş kurşun yok mu?” diye ceplerini yokluyorsun…

Bunları durduracak bir çözüm üretmezsek, insanlık gerçekten tehlikede bu sefer.

Beyler bırakın Covid aşısını falan, bunun için bir aşı geliştirebiliyorsanız kahramanım tartışmasız sizsiniz...
Sadece benim değil insan ırkının da aynı zamanda…

Biz bunları yenemediğimiz için o tek hücreli Covid virüsü bizi gözüne kestirdi.

O bile bizimle dalgasını geçiyor.
Aşı geliştiriyorsun mutasyon geçirip çalım atıyor.
Varyasyonlar falan…
Bildiğin aşağılıyor lan bizi.

Hadi kurban olayım, bir seferberlik falan ilan edin de şu “geri zeka” ile topyekun mücadeleye başlayalım.
Yoksa ben tek başıma fazla devam edemeyeceğim

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum