Şerife Güven

Şerife Güven

Asena'nın yüreğinden
güvenşerife@kamudannethaber.com

Dostluk, Gönüllerin Birleşmesidir

02 Aralık 2019 - 03:51




 

 

Dosluk üzerine hep yazı yazmak istemişimdir. Ama birtürlü nasip olmadı, kendimi tam hazır, hissetmedim...Nedenini bilmiyorum,ama hep erteledim..

Halbuki duygu olarak dostluğu en üst seviyede yaşayan bir karekterin , vardır..

Bu konuda Türk tarihinde pekçok örnek vardır..

Peygamber Efendimizle Hz Ebu Bekir de çok güzel bir örmektir..

Insanoğlu dostluğu hep aramıştır, ama nedense bu konuda hep başarısız olmuş, bazen hüsrana uğramıştır..

Hatta Âşık Veysel

Dost !dost !diye nicesine sarıldım,

Benim sadık yarim kara topraktır,

Beyhude dolandım, Beyhude yandım

Benim sadık yarim kara topraktır.. Demiştir..

Demek ki Veysel bile sadık bir dost bulamamış, Toprağı dost seçmiştir..

Meşhur Kırgız Yazar,Cengiz Aytmatov Toprağı "dost olarak görür.

Toprak Ana diye çok meşhur bir romanı vardır..Ana, bütün dertlerini toprağa döker, anlatır..

Yine kimileri dostu hayvanlardan seçmiştir.

Özellikle at ,Türk'ün dostudur..Tarihte, cins attın Sahibini ölümden kurtardığı yazılır, anlatılır..

Yine Sevgili Peygamberimiz Hz Ebu Bekiri kendine dost seçmiş, Hicret esnasında Mağaraya sığindıklarinda mağaranın duvarında başını gösteren yılana karşı, topuğunu gedige tıkamış, yilan ayağını sokmuştur..Kendi canını hiçe saymıştır..

Yine Yıldırım Beyazit'in Doğan Bey'le dostluğu çok ilginçtir.

Yıldırım Beyazıt genç bir şehzadeyken yolu bir köye düşer, Atını sulamak ister ama at huysuzlanır su içmez..Orada kendi yaşında bir çoban delikanlıda koyunlarını sulamak için ordadır..

Atın dilinden iyi anlayan biridir..Beyzadem atın damağında sülük var ,müsade edersen alayım der,atın ağzını açar, sülüğü çeker, çıkarır..

Beyazit'in bu çok hoşuma gider,ondan sonra iki dost olurlar..

Doğan bey, olan bu delikanlı Saraya gelir,Tahsil görür, Meşhur bir Komutan olarak yetişir..Yıldırım'ın yanından hiç ayrılmaz tüm savaşlarında onun en büyük yardımcısıdır.

Âdeta vücudunu Padişaha siper eder..

Nigbolu Kalesine komutan olarak atanır.

Haçlı Ordusu Nigbolu kalesini muhasara altına alınca ..Yıldırım Beyazıt Istanbul kuşatmasını kaldırır, hızlı bir şekilde kaleye doğru hareket eder..

Zira kalede yiyecek ekmek,erzak,cephane bitmiştir..Ama Doğan bey hiç şikayet etmeden dostunu beklemektedir.. Onun mutlaka geleceğinden güvenci tamdır..

Türk Ordusu Nigbolu önlerine gelir..İkindin olmuştur..

Yıldırım Beyazıt Haçlı Ordularının konuşlandığı karargahtan saklıca geçerek, Kalenin önüne gelir..

Amacı dostunu görmek, moral vermektir..

Dostu da onu kalenin gözetleme yerinde beklemektedir..Mutlaka gelir,hertürlü tehlikeye göze alarak, der...

Gerçekten de Yıldırım ölümü göze alarak, Haçlı karargâh çevresinden geçerek gelmiştir,

O meşhur seslenişi seslenir,

- Bre Doğan ,Bre Doğan, der..

Buradayım, Hakan-ı nim buyrun der,

Ne büyük vefa ,dostluk nişanesidir,bu sesleniş.

Yine Hz Mevlanayla, Şemdin dostluğu..

İki gönülün sadece sevgi, vefa üzerine makamı durumu ne olursa olsun, birleşmesidir. Hayat kaynağıdır..

Bundan daha büyük bir mutluluk olabilir mi.?

Dostlukta fedakarlık karşılıklıdır ,dostunun hertürlü sıkıntısını hissetmek ,daha o senden birşey talep ermeden, yardımına konuşmaktır..

Ülkücülukte ülküdaşlık ,cinsiyet ayırmadan dostluktur..

Biz mazimizde öyle yaşadık..Ocaklar dost muhabbetinin harmanlandığı yerlerdi..

Başkanlık makamı herşeyin üstündeydi..Başkan saygısı, samimiyeti,itaati başka birşeydi..Onun Fedekarlığı mantıkla ölçülmezdi...O dönemdeki başkanlar, devleti yönetecek kalitedeydiler...

Çatlı, Yazıcıoğlu, Gül..vs..

Bizler,Gerek Burdur Teşkilatı, Gerekse Atatürk Eğitim, Kadıköy Teşkilatında ne kaliteli başkanlarımız, yöneticilerimiz vardı..

Bizler ülküdaşlık hukukunu ülkücü olduğumuz günden itibaren iliklerine kadar yaşamış, biriyim..

Burdur da Çok hareketli bir kız olunca başım sık sık belaya girerdi,Komünistlerle..

Evim kurşunlanmış, basılmıştı..Ocak bu yüzden tetbir almış, Arkadaşlarım şu Anda hatırlıyorum, Feti ,Apo, Nevzat ,Noay birkaç arkadaş beni uzaktan takip eder, getirir,götürürlerdi..Benden az çekmediler sağolsunlar..

O dönem Burdur'da Komser olan Yavuz Elbirler ..

Sık sık gelir, hal hatır sorardı..

Ne çok nasihat eder,yol gösterirdi.Olay çıkartmayın mahkemeye düşmeyin diye..

Dinlemez mahkemelik oldugumuz durumda da Hakim Soyadı Akşit olan arkadaşımızın babası vardı..Bizi dinler,karşı tarafı dinler kovardı bizi...Çıkın birdaha gözüme görünmeyim diye..

Yavuz abi belki hatirlamaz ama ben sık sık kendisini gördüm mü mızildar,Kominist bir Edebiyatçı vardı şikayet eder,dururdum.

Birgün Komünizmi övmekten şikayetçi oldum,mahkemelik olduk..Sağolsun Yavuz Elbirler mahkeme koridorunda beni korudu, ocakla beraber Rahmetli Beyim Önder Güven de vardı.. Kominist olan hocamız ceza almıştı...

Buna benzer Yavuz abiyle hayli hatıramız vardır.. Ben kendisini hiç unutmadım..Benim fikir yapımda, saglamlaşmasinda rolü fazladır..

Istanbul Atatürk Eğitim ayrı bir efsanedir..

Bombaların, silahların, kavgaların, ölümlerin, yaralanmaların gölgesinde okuduğumuz, okulumuz..Birbirimize sırtımıza dayayarak verdiğimiz mücadele..Olay,patlama esnasında üzerimize kapanan,önümüze geçerek ölüme karşı bize siper olan arkadaşlarımız..

Cebindeki parayı masaya koyarak hadi çorba içmeye gidelim,teklifi..

Kıyafetlerin ortak olması, hele bir palto,parkeyle iki üç kişinin idare etmesi...

Evden bir erzak ,börek, pasta,peynir,zeytin ,reçel gibi gelmişse hemen paylaşıverilmesi ..Herşey ortak, sakınmak, saklamak yok...Hatta kendisine erzak gelen görmezdi bile...

Kaçak olan arkadaşları evlerde saklamak,hertürlü riski göze alarak..

Dostluk ,kardeşten de öte bir duygudur..

Şimdi bir araya geldik mi ne güzel hatıralar anlatırız, birbirimize...

Yaşamışız ama hafızamız almaz bunu nasıl yapmışız, o gücü, o güveni, samimiyeti nasıl tesis etmişiz ..

Ülkücü oldumu bütün akar sular durur olmayacak,yapılamayacak birşey yoktur,artık..

Şu anda bizdeki samimiyeti çocuklarımız bile anlamakta zorluk ,çekiyor .

Bir selamla ne işiniz varsa yapılıyor, misafir kabul ediliyor..

Hani ozan diyor ya,

Bin cefalar etsen almam üstüme,

Gayet şirin geldi dillerin, dostum...

Dostun cefası da,sefası da güzeldir..Yeterki samimi,yürekten, fedekar ,dürüstce yaşayabilesin...

Evlilikte dostluk olur mu,bunu hep düşünmüşümdür, kendi hayatımda bu duygularla yola çıktık, ama çok fazla muvaffak olduğumuz söylenemez..

Benim olsun,sahiplenme,kıskanma, hükmetme gibi duygular, dostluğa zarar veriyor..

Sizleri bilmem ama benim hayatımda dostluk kavramı çok önemlidir..

Dostumun çokluğuyla da övünürüm, tek övünç kaynağım, nerdeyse...

Dünya malına, mevkisine, parasına, şöhretine hiç itibar etmedim...

Ama dostluk kavramını, duygusuna herşeyin üstünde tuttum ve kazandım..

Benim inancım, zihniyetim,düşüncemde dostluğun cinsiyeti olmamıştır. Erkek, kadın diye ayirmadim..

Dost bildiğim canlar sizleri çok seviyorum,hayat sizlerle güzel, huzurlu,ve ışıklı..

Tek övüncüm yaşama kaynağımsiniz..

Sadece bu dünyada da değil öbür dünyada da sizlerle olmak ,isterim..