Bugun...
İbrahimi Dinlerin Kalbi Kudüs(2)


Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
cananozdemir@kamudannethaber.com
 
 

    

         Kubbetü's Sahra Cami'nin içindeki Muallak Kayası'nın yanındayım.Allah yaratmaya önce bu kutsal kayadan başlamış.Nice peygamber, bu kayaya yüz sürüp , dua etmiş , kurban kesmiş, Peygamber Efendimiz, (sav)  bu mübarek kayanın üzerinde miraca yükselmiş.Kaya da Peygamber Efendimizle beraber göğe doğru yükselmiş .Peygamber Efendimizin (sav) "Dur" demesiyle havada asılı kalmıştır. Kutsal Kaya'nın altındaki mağaradayız. Yeryüzünde bilinen en eski mihrabın önünde bir iki kişi namaz kılıyor.

        Namazlarımızi eda ettikten sonra Mescid-i Aksa etrafındaki eserleri rehberimiz anlatıyor. Yaprak Kuyusu önündeyiz.Hz. Ömer zamanında bir zat bu kuyulardan birine kovasını düşürür.  Kovayı almak için kuyunun dibine iner. Dehliz görür, dehlizin ucunda gördüğü ışığa doğru gider. Çok güzel bir manzara karşısındadır. Daha ötelere gider. Acaip mahlukatlar görmeye başlayınca korkar, yukarı çıkar. Yanında da bir yaprak getirir. Olayı bir çok kişiye anlatır,  inanmazlar. Bu durum Hz Ömer'e kadar ulaşır. Hz. Ömer bir heyet gönderir. Yaprak incelenir ve yaprağın hala kurumadığı görülür. Yaprağın cennetten geldiği anlaşılır.  Böylece bu kuyuya Yaprak Kuyusu denir.

      Şimdi Faslılar Kapısı önündeyiz. Peygamber Efendimizin (sav)  Mekke'den üzerinde geldiği biniti Burak'ı bağladığı duvar ile Yahudilerin Ağlama Duvarı aynı duvardır.Hareme bakan taraf Müslümanlar tarafından kutsal sayılırken, duvarın dışı Yahudiler tarafından kutsal sayılıyor. Mescidin yanındaki Ağlama Duvarına açılan kapı Faslılar Kapısi'dır. 

       Şimdi Miraç  Kubbesi önündeyiz. Peygamber Efendimizin  (sav)  miraca yükseldiği yer. Biraz ötede  İşlemeli, soğan formlu tam bir sanat eseri olan Kayıtbay Sebili'nden soguk havalarda sıcak , sıcak havalarda soğuk su ve meşrubat içebilirsiniz.

       İslam Müzesi'ndeyiz. Müzede  Hz. Ömer'den günümüze kadar gelen eserler sergilenmektedir.  Aslen Türk olan  Nurettin Zengi'nin yaptırdığı tamamı el işçiliği ahşap minber 1967 yılinda Mescid-i Aksa'nın fanatik bir Yahudi tarafından yakma girişiminde yanmış, kalıntiları müzede sergilenmekte. Yahudi hiç bir ceza almamış, memleketine gönderilmiştir. Sultan Barsbay zamanından kalma dev Kuran-ı Kerim , buhurdanlıklar, eşsiz Kuran-ı Kerimler, alemler vb...İslam Müzesi'nin yanında Romalılar dönemine ait kalıntılarda göze çarpmakta.

     Namazlarımızı eda etmek için Mescid-i Aksa Kıble Cami'sindeyiz.Kıble Cami,  Pagan ve Hıristiyan Roma dönemine ait izler taşımaktadır.Sütun başlıkları, kemer şekilleri, zik zak silmeler, nişlerin sutun içleri vb...Aynı zamanda erken İslam mimarisi izleri de taşımaktadır.Mozaik süslemelerinde olduğu gibi. Mescid-i Aksa'nın Ulu Cami'nin bulunduğu yer Yahudiler  ve Hıristiyanlar içinde kutsal sayılmaktadır.  Yahudiler burasının Süleyman Peygamberin okulu olduğuna inanır.

      Yanan minberin yerine Türk kündekarı ustaları ve Suriyeli sedef  kakma ustaları işbirliğinde yenisi yapılmıştır.Kudüs'ü Kudüs yapan bizim ecdatımızdır.Mercidabık savaşında Memlukluleri yenen Yavuz Sultan Selim ve ordusu,  Kudüs'e gelmiş, Mescid-i Aksa avlusunda 18 bin Şamdan yakılarak yatsı namazını eda etmiştir. 400 sene boyunca barış, adalet içerisinde bu toprakları yönetmişlerdir. Şimdi ise kan ve gözyaşı. Cemaatin büyük çoğunluğu Türklerden oluşuyor.Ecdatımızın emanetini elimizden geldiğince varlığımızla da olsa korumaya çalışıyoruz. 

      Şimdi serbest zamanda  Babulamud  Şam kapısı önünde oturarak naneli çay, limonlu zencefil yudumluyoruz.THY pilot ve hostesleriyle sohbet ederek geçiriyoruz. Yöresel tahinli, susamlı şekerlemelerden alıyoruz. Kudüs'ün  dar taş sokaklarından geçerken sanki binlerce yıllık tarihin içinden geçiyoruz. Beni bu kadar etkileyen başka bir yer  daha görmedim.

     Mescid-i Aksa'da öğle ve ikindi namazlarını kıldıktan sonra Yahudilerin Ağlama Duvarı'nı görebileceğimiz yere gidiyoruz.Kadınlar ve erkekler ayrı yerlerde ağlıyorlar.Ağlama Duvarı;  Kudüs'ün ve Beyt-ül Mukaddes'in yakılıp yıkılışını, Romalılar tarafından başka ülkelere  esir olarak sürülüşlerini anmak, kinlerini bilemek için mabede yeniden kavuşup, hakimiyetlerini kurmak için dua ve gözyaşı ile yaslarını sürdürdükleri yer. Süleyman Mabedinden kalan bir kalıntı bu duvar. Mescid-i Aksa'yı yıkıp,  bu mabedin yeniden yapılması içinde sürekli kazı çalışmaları yapıyorlar. Kazı çalımalarının bir sebebi de Ahd-i Atik Sanduka'sını aramalarıymış.

    Kudüs'ün taş sokaklarından geçerek Kıyamet Kilisesi'ne geliyoruz.Kıyamet Kilisesi Hz. İsa'nın kabrinin bulunduğu yer. Hıristiyan mezheplerinin aralarındaki anlaşmazlık nedeniyle Eyyubi zamanından beri kilisenin kapısını müslüman bir aile kapatıp açıyor.Kıyamet Kilisesi'nin hemen karşısında Hz. Ömer Mescidi.

     Hz. Ömer Mescidinden sonra tekrar Mescid-i Aksa'ya geliyoruz. Namazlarımızı kıldıktan sonra Hz. Davut  Külliyesi'ne  doğru yola çıkıyoruz.Üç dininde  peygamber olarak tanıdığı Hz .Davut kabrinde bir  Musevi ve iki  Müslüman beraber dua ediyor.  Şu anda bir müze olan cami, kilise ve sinagog mevcut.Yahudiler bir yanda sallana sallana dua ediyor. Küllye'nin dışında toplu halde rahibe ve papazlar  ziyarete geliyorlar. Davut Peygamberin heykeli hemen girişte yer alıyor. Muazzam bi külliye .

     Mescid-i Aksa'ya dogru yola çıkıyoruz. Arslanlı Kapı'dan geçip  Kubbetü's Sahra'da namaz kıldıktan sonra  Dünya'da ilk yerleşim yeri olan Eriha'ya doğru yola çıkıyoruz. Palmiyeler Şehri'nde ilerlerken dışardan şehri abluka altına alan kalın duvarlar göze çarpmakta. Rehberimiz, şehre dışardan girişleri engellemek amacıyla bu duvarların inşa edildiğini, en fazla direnişin Eriha'dan olduğunu söyledi. Anayolda ilerlerken bir kaç  Filistinli gencin  İsrail askerlerine taş attığını görüyoruz. Az ilerde bir kaç  Filistinli genç de bize zafer işareti yapıyor. Ocak ayı olmasına rağmen kaktüsler çiçek açmış, bahar gelmiş.Temptation Dağı'nın eteklerinde mola veriyoruz. Temptation Dağı ( Ayartma Dağı) Hz.İsa (as)  vaftiz olduktan sonra bu dağdaki mağaraya gelir. 40 gün 40 gece açlık çeker. Bu süre boyunca şeytan ona görünür ve baştan çıkarmaya çalışır. Bu süre sonunda melekler ona yemek getirir. Hz. Isa'nın (as) şeytana  uymadığı bu dağda dünyanın en eski manastırı olan  Qarantal Manastırı var. İlk manastır 6.yy.da yapılmış. Sonra yenilenmiş. 

   Akşam karanlıgında çok uzaktan  Lut Gölüne  5 dakika bakıp, Musa Külliyesine doğru yola çıktık. Nebi Musa'da dua edip akşam namazını kıldıktan sonra saray otelimize doğru yola koyulduk. Otede yemekhaneleri bulmak ne mümkün labirent gibi. Sora sora  ancak buluyoruz. Güller açmış. Palmiye ağaçları ve yöreye özgü çeşitli bitkiler. Asıl bahçeye yolunu bulamadığım icin inemedim malesef. 

       Sabah kahvaltıdan sonra El Halil'e doğru yola çıktık. El Halil'in girişi İsrail askerleri tarafından işgal edilmiş. Pasaportlarımizı göstererek girebildik. Sokakta çocuklar etrafimızı sarıp para vb şeyler istiyorlar. İsrail bayrağı asmışlar. Allah yar ve yardımcıları olsun , çok zor durumdalar.  Allah dostu Halil İbrahim  Peygamber ve eşi Sare annemizin kabri;  Oğlu İshak Peygamber ve eşi Rıfka'nın  kabri; ve son olarak aslında kilitli olan ancak bizim ziyaretimizde tesadüfi açılan Yusuf  Peygamberin kabrini ziyaret edip, namazlarımızı kıldık.Dualarımızı ettik.Caminin diger tarafında kabirleri bulunan Hz Yakup ve eşi Lea'nın kabirlerine Yahudi tarafında olduğu için ziyaret edemedik. Bitişik olduğu için yahudilerin yaptığı dini ayinlerin sesleri geliyordu.

    Buradan da Halhul kasabası ndaki Yunus  Peygamber makamına gittik.öğlen namazını kılıp. Bethlehem'deki Beşik Kilisesi'ne geldik. UNESCO Dunya Miras Listesindeki Hz İsa'nın doğduğu mağara üzerine yapılan Beşik Kilisesi'ni görüp  Hz Ömer'in namaz kıldığı yere sonradan yapılan Hz. Ömer Cami'ne  geçtik. Buraya Barış Meydanı deniyormuş.Kilisenin kapısından  Hıristiyanlar atlarıyla giriyormuş. Müslümanlar kapıyı küçültmüşler. Şimdi saygıyla, eğilerek giriliyor.Sokaklarda gayrimüslümlere ait sanat galerileri vb, dev boyutta Kola reklamları, bavul ve çanta satan dükkanlar,  sokakta oynayan çocuklar göze çarpıyor. 

     Bethlehem'den sonra Mescid-i Aksa'ya geliyoruz.Serbest zamanda Kudüs çarşılarını geziyoruz. Alış veriş yapacak pek bir şeyleri yok.Fiyatlarda çok pahalı.  Satıcınin biri fincan , tabak vb şeyleri İstanbul'dan getirdiğini söyledi. Hz İsa'nın (as) çile yolundan geçip, tekrar Mescid-i Aksa'ya geliyoruz. Akşam ve yatsı namazlarından sonra otelimize dönüp gece 03:00 sularında yola çıkiyoruz. Dönüşte de hiç bir İsrail görevlisiyle sorun yaşamadan uçağa biniyorum.Elimden geldiğince yazmaya çalıştım. Beğenmeniz dileğiyle.





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
Henüz anket oluşturulmamış.
YUKARI