(13 Yıl önce çözüm süreci denen zamanda çok önü arkasaı kesilmeyen taleplere karşı yazılmıştı)
Yeni anayasa yapma hazırlık sürecinde en fazla tartışılan konuların başında, ”MİLLİ KİMLİK” gelmektedir. Esasen yeni bir devlet kurmadığımıza göre; “Yeni Anayasa” ifadesi de artık YENİ BİR DÖNEMİN başlatılmak istenildiğini mi göstermektedir?
Önceki yazılarımızda da belirtmiş olduğumuz gibi, ülke ihtiyaçları için Anayasa değişikliği değil, ‘’Yeni Türkiye’’ adı altında Türkiye Cumhuriyetinin yumuşak geçişle kulvar değiştirmesi için, ‘’Yeni Anayasa’’ hedeflenmektedir. Türkiye Cumhuriyeti yeni kurulan, kurumları oturmamış anayasa konusunda tecrübesiz bir devlet değildir.
Anayasa çalışmalarında TC’nin kuruluş felsefesine, varoluş gerçeklerine saygı duyulmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ‘etnik guruplar koalisyonu’ değildir. Irkçı ve etnikçi yaklaşımla demokratik anayasa yapılamaz. Türkiye kalabalıklar yığını değil, biz Türk Milletiyiz.
Yeni anayasa yapma hazırlık sürecinde en fazla tartışılan konuların başında MİLLİ KİMLİK tanımı gelmektedir. Esasen yeni bir devlet kurmadığımıza göre, ‘’Yeni Anayasa’’ ifadesi de artık yeni bir dönemin başlatılmak istendiğinin ifadesi midir?
Türkiye’nin şu anda yeni bir anayasaya ihtiyacı da yok. Halkın temel sorunlarının, ekonomik sıkıntıların çözülmesi yerine biraz da gündem değişikliği ile sürekli temcit pilavı gibi giderilmeyen temel sorunların gözden kaçırılması, hedef saptırılması amaçlanmaktadır.
‘’ Yeni Türkiye’’ adı altında, Türkiye Cumhuriyeti’nin yumuşak yollarla tasfiyesi ve kulvar değiştirmek istenmesi için Yeni anayasa hedeflenmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti devleti, en az 1000 yıllık Türk Devletlerinin devamı olan bir devlettir. Gökten zenbille inmemiştir. Türk Devleti, henüz tamamlanmamış, kurumları oturmamış ve tecrübesiz bir devlet de değildir.
Dünya tarihinde en eski, en tecrübeli, kadim değerleri oturmuş belki de tek devlettir. Kimse dolambaçlı yollarla, kelime oyunlarıyla Türk milletini aldatabileceğini zannetmesin!.
Anayasa çalışmalarında başarı sağlanması için TC’nin kuruluş felsefesine ve varoluş gerçeklerine saygı duyulması şarttır. Türk Devleti ‘’ETNİK GURUPLAR KOALİSYONU’’ hiç değildir.
Irkçı ve etnikçi yaklaşımlarla anayasa yapılamaz. Yapılırsa eğer; anayasa değil, ‘’ Bana yasa’’ olur. Bunu da Türk milleti kabul edemez. Kimse yanlış hesap içinde olmasın…
Halen yürürlükteki 1982 Anayasası’nın 66.maddesi: “ Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.”
Şimdi bu tanımda ki ifadeyi ırkçılık olarak addedenler ve tanımda ki Türk kavramını, hukuki ve sosyolojik anlamı dışına taşıyarak, güya etniklik vurgusuna önem atfedenlerin amaçları başkadır.
Zikredilen tanımdaki hukuki ve sosyolojik vurgunun dışına çıkılarak, etnik kültürün oluşumuna hizmet eden ve milletleşme sürecini başlatan kavramların, KİMLİK tanımında, inşai unsurlar olarak sıralanması IRKÇI BİR TANIM olur ve etnik kültürün oluşumuna hizmet eder.
Bu durum ise MİLLETLEŞME sürecini başlatan kavramların kimlik tanımında yenileyici ve kurucu unsurlar olarak IRKÇI BİR TANIM olur…
Dil, din, mezhep, coğrafya birliği, kaderde ve kıvançta ortaklık, müşterek tarih birliği gibi unsurlara dayalı bir kimlik tanımı,hukuki olmaktan çıkarak; IRKÇI BİR HÜVİYET TANIMINA BÜRÜNÜR...
Anayasa’nın 66.maddesinde ki bu tanım tamamen hukuki ve sosyolojik unsurları barındıran ve her türlü etnik ve dini ayrıştırmayı da bertaraf eden bir hukuki tanım olmasına rağmen; bu tanımdan rahatsız olanların gerçekte asıl sorunları, kendi anlayışları içerisinde ki ırkçı bir tanımı ortak bünyeye sokarak ötekileşmenin yol haritasını belirlemektir.
Bu yapılabildiği taktirde, her türlü farklılık ayrıştırılacak, birlikte yaşama arzu ve içgüdüsü büyük yara alarak, bütünün içerisinden çıkarılacak parçacıklara kutsallık atfedilecek, toplum ayrıştırılacak ve bölünecektir.
Kimse dilinin altından ve karnından konuşmasın. Yeni anayasacıların ve Yeni Türkiye tanımlaması yapanların ve bölücü ırkçıların şuur altında yatan istek ve arzuları hepimizce bilinmektedir…
Bölücü ırkçıların şuur altında yatan isteklerine göre:
1)Anayasa’da kimliğe vurgu yapan hiçbir madde bulunmasın. Kısaca anayasa, renksiz, hüviyetsiz, kişiliksiz ve kimliksiz olsun.
Bu mümkün müdür? Böyle bir anayasa dünyanın hangi ülkesinde ve kaç anayasada vardır.
Millet için anayasa yapacaksın, fakat o anayasada milletin ismi ve hüviyeti olmayacak!?
Millet derken o milletin adını da söyleyeceksin. Mlletin kimliğini, anayasadan çıkarırsan, KİMLİKSİZ milletin anayasaya da ihtiyacı yoktur o zaman…
Eğer bir millet yoksa, o milletin anayasası da yoktur. İçinde milleti ve kimliği olmayan bir millete hangi anayasayı yapacaksın ve kimin için yapacaksın?.
Anayasalar bir milletin var olma belgeleridir. Birlikte yaşama iradelerini ve bunun işleyiş kurallarını ihtiva eden, hukuki normlar bütünüdür.
Toplumun geleceğinin işleyiş kurallarını içinde barındıran, her türlü kanunlar üstü uyulması gereken milli mutabakat belgeleridir.
2)Yerli iş birlikçilerin, dış dayatmacıların ve MİKRO IRKÇI DA diyebileceğimiz bölücü ve AZINLIK IRKÇILARI’NIN, anayasadan talep ettikleri bir diğer husus da şudur:
Anayasa’dan TÜRK KAVRAMI KALDIRILSIN yerine TÜRKİYELİLİK İBARESİ getirilsin.
Kısaca istekleri, Türkiye topraklarında yaşayan her vatandaş “TÜRKİYELİ “ kimliğinde tanınsın.
Bu durum, coğrafi bir tasniftir. Asla kimliği ifade etmez. ”Nerelisin ya da nerede yaşıyorsun?...” sorularının cevabıdır.
Halbuki, bu gün buralı olan veya orada yaşayan yarın bir başka yerde yaşayabilir. Coğrafi konuma dayalı kimlik üretme, coğrafi sınırların değişmesi durumunda, egemenliğin dolayısıyla kimliğin de devredilmesi gerektiren süreci başlatır.
Kimlik bir milletin, tarih sürecinden imbik imbik süzülüp, ortak irade de vücut bulup, kaderde ve kıvançta aynı duyguları paylaşan ve millet oluşumuna hizmet eden sosyal değerlerde bütünleşen unsurlardan oluşan bir değer yargısıdır.
Kabullenmedir, o isimle var olma demektir. Kısaca milletin oluşumuna hizmet eden KÜLTÜREL DEĞERLERİN ortak adı kimliktir.
İşte TÜRK MİLLETİ DE, bu ortak değerleri üreten ve yaşayan milletin adıdır.
Eğer; “ belli bir toprakta yaşayan, vatandaşlar o milletin adıdır..” denecek olursa bu tanım günümüzde ve modern sosyolojide de, milletin kimlik tanımı olmasından uzaktır.
Bu kıstas ölçü alınırsa, her kabilenin, her aşiretin, her cemaatin,..ayrı ayrı bir kimliği olmalıdır. O zaman dini ve etnik unsurlarla tanımlanan, kabileci ve ırkçı tanım söz konusu olur.
Böyle bir tanımın, sosyolojide ve hukukta yeri yoktur. Dünya milletlerinde de buna benzer tanım itibar görmediği için yoktur...
3)Etnik bölücülerin, siyasal İslamcıların, Yeni Türkiyeci veya II. Osmanlıcıların dayatmak istedikleri asıl husus şudur.
“..Türkiye Cumhuriyeti’ni Türkler ve Kürtler birlikte kurmuş olduklarından, anayasada Kürt tanımı da yer almalıdır…”
O halde sormak gerekir? Madem ki, Türk adı bir etnikçiliktir de; Kürt ifadesi ne olmaktadır?.. Bu bir etnisiteyi dışa vurmak değil midir?
Anayasada “ TÜRK KİMLİĞİNİ” kabul etmeyip, ”KÜRT KİMLİĞİNE” sahip olmayı kabul edenlerin şuur altında ki istekleri, Türk Milleti’nin içinden yeni kurucu başka bir millet inşa etmektir.
Tüm çalışmalar buna yöneliktir. Ortam müsait olursa çalışmaların bu yönde olması kaçınılmazdır.
YENİ ANAYASA ile, Türkiye tanınmaz hale getirilmek ve dönüştürülmek istenmektedir. İşin adını doğru koymak gerekirse, ASKERİ DARBE ANAYASASINDAN ŞİKAYETÇİ OLANLAR, SİVİL DARBE ANAYASASINI bu millete dayatmak istemektedirler...
Türk kimliğinin itibarsızlaştırılması ve ALT KİMLİK statüsüne sokulmak istenilmesi, bin yıldır kardeşlik hukuku ve duyguları ile bir arada yaşayan aynı cephede vatan için savaşan ve milletleşen Türk milletine yapılacak en büyük ihanet ve kötülük olacaktır…
Kürt vatandaşlarımız bu dayatmanın bir unsuru olarak gündemde tutulmaktadır. Kürtler değil, Kürtçe ve Kürtçüler ülkemize karşı bir silah olarak, milletimizin önünü kesmek isteyenler tarafından kullanılmaktadır.
Anayasa’da ETNİK VURGU VEYA İDEOLOJİ OLMASINMIŞ!.
Türk bu ülkede, bütünüyle bir milletin adıdır. Buna karşı çıkanlar KÜRT IRKÇILIĞI ve TÜRK’E karşı ırkçılık yapmaktadırlar. Gayeleri ülkemizin bölünmez bütünlük temel prensibinin halelder etmektir.
Ülkemizde bu güne kadar farklılıklar ne dışlanmıştır ne de ayrıma tabi tutulmuştur. Teröre ve etnik ayrımcılığa teslim olarak hazırlanacak bir anayasa, milli birlik ve bütünlüğümüzü tartışmaya açacaktır.
Çağımızın tüm gelişmiş ülkelerinde milletlerin adı anayasalarda geçer.
Fransız, İngiliz, Alman İspanyol, Rus, Çin… gibi. ABD’de insanların ‘’ Ben Amerikan’ım’’ demesi onların aynı zamanda, Koreliyim, Çinliyim, İspanyol’um, Portekiz’liyim diyecek şekilde ayrıştırıyor mu?
Yine Fransız halkının ben Fransız’ım demesi o ülkede yaşayanlardan, Cezayir, Tunus, Afrika gibi etnik unsurların dışlanmasına mı neden oluyor?..
Bu gibi ülkelerin hiç birisinde, Alman’ım, İtalyan’ım , Fransız’ım, İngiliz’im demeyelim gibi ülkemize benzer tartışmalar olmuyor da, neden illa ki bizim ülkemizde bu tartışmalar devamlı kaşınmaktadır?...
Yani dememiz o ki; her ülkenin anayasasında O MİLLETİN İSMİ VARDIR. TÜRK KİMLİĞİ DE ANAYASAMIZDA ETNİK BİR KİMLİK DEĞİL, ÜST KİMLİKTİR.
En çok tartışılan konuların içinde yer alan , ‘’Alt kimlik- üst kimlik - alt kültür - üst kültür, Türkiyelilik - çok kültürlülük…’’ gibi tartışmaların yer alması , bu ülkeyi etle tırnak olmuş bölünmez bütünlüğünden ayırmak ve parçalamak isteyen küresel ve emperyalist güçlerin bir oyunudur…
Bu açıklamalardan sonra anlaşılacaktır ki anayasanın 66. maddesinde ki vatandaşlık tanımı, bağlayıcı ve kucaklayıcı hukuki ve sosyolojik bir tanımdır.
Herhangi bir guruba karşı geliştirilen ya da ötekine karşı var olan fikri ve siyasi bir kavram da değildir. Kendi geleceğini sahiplenme ideali ve düşüncesinin bir ürünüdür.
Bunun dışında ki kimlik tanımı dayatmaları, milletimizi bölmeye ve ufalamaya yönelik, küresel siyaset bezirganlarının ideolojisidir.
Temel amacı TÜRK ve TÜRKLÜK kavramını itibarsızlaştırmak, etnik kavram statüsüne sokarak, ALT KİMLİK oluşturmaktır.
Ayrıştırıcılık diline yaslanarak, yeni anayasa yapılmak istenilmesi bu milletin tarihi ve kültürel kodlarını tahrip etmeye yöneliktir ve sivil darbe anayasası olmaktan öte bir amaca hizmet etmeyeceği de kesindir.
Türk kimliği, beş bin yıldan beri vardır. Adının kaldırılmak istenilmesi ile, Türk adını sileceklerini zannedenler, tarih şuurundan yoksun ve büyük bir yanılgı içindedirler.
Bırakın Türk adını silmeyi, tarihten Türk adını kaldırdığında geriye tarih diye bir şey kalmayacağını yabancı tarihçiler dahi söylemektedir











