• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
21:36
Borsa İstanbul'da Rüşvet İddiası: Eski Genel Müdürün Tutuklanma Gerekçesi Ortaya Çıktı
21:32
Fon skandalında 'fetva' belgeleri ortaya çıktı: Cumhurbaşkanlığı Kurulu üyesinin de imzası var
13:07
Ekim Enflasyonunda "Farklı Rakamlar" Tablosu: TÜİK, ENAG ve İTO Arasındaki Uçurum Büyüyor
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
  3. El ölenlerin çok olsun Durmuş'um
Yayınlanma: 06 Şubat 2022 - 17:34

El ölenlerin çok olsun Durmuş'um

06 Şubat 2022 - 17:34
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
El ölenlerin çok olsun Durmuş'um
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Herşeyde hukuk


Efendim,   müvekkillerin  davaları genel olarak başlangıçta tek bir somut olaydan kaynaklandığı görülerek tek dava olarak açılır. Taraflar davacı ve davalıdır. Belirsiz alacaklı tazminat davaları gibi davalarda fazlaya ilişkin haklar mahfuz tutularak ilk başta kısmi olarak  açılır. Fakat zaman içinde davalar içinden yeni yeni davalar doğar. İki dava olur.

Sonra gelişen durumlara göre ikiz  davalar, üçüz de olur, hatta içinden konunun ve ahvalin önemine binaen tek açılan davadan bakarsın, Matematikteki türev hesaplarına benzeyen  davaların sayısı dallara, budaklara ayrılmışta, ayrılmıştır. Bu durum hem iyi,  hem de kötüdür çoğu zaman.  Avukatlar bilir bu durumu.

Nasıl ki, ikiz veya üçüz doğan her bir çocuğun  kimlik , şahsiyet hakları , varlık değeri ayrı ayrı ise, hukuki  mevzuata göre de böyledir. Ama gel gör ki  her bir dava arasında illiyet  bağları olsa da,  birbirine müteselsil  vakıalardan kaynaklandığından tek bir davaymış gibi yürütülmesi, Avukatı mağdur eder.

 Nihayetinde  makul bir orta yolu bulunursa  işler devam eder. Fakat bu tür iç içe olan ve birinin sonucu diğerlerini de etkileyen uyuşmazlıklarda  Avukat,  sözleşmesini bu şartlara göre  yapmazsa veya yapamazsa   ‘’ Köle İzaura’’  gibi, adliye salonlarında ömrü geçer durur...  

                                                            
 Yorgun, durgun ve  sert kış geride kalmış  artık... Baharın müjdecisi  ağaçlar ve tabiat kıpır kıpır. Uyuşukluk, bezginlik, biraz da moralsizlik ve  yaşın ilerlemesi gibi  etkenler de   tıpkı kış mevsimine benzer çoğu zaman... Kışta güzeldir, ama bahar gibisi var mı? İnsanoğlu bu!.  

Baharda kışı, kışında baharı ve yazı özler, durur. Fakat hangi mevsim  olursa olsun,  hepsinin de  kendine has güzellikleri  farklıdır. Biraz da insanın kendi  haleti  ruhiyesinde  saklı. Gönlünde daima  sonbaharın hüzünlerini taşıyan kim olursa olsun, ilkbahar da gelse onun güzelliklerin yaşayamaz, hatta anlatamazsın da.

 Bizim  meslekte de mevsimlerle, müvekkiller arasında yakın bir ilişki olur  çoğu zaman. Yeni  bir dava geldiğinde, birden enerji   toplamaya   başladığını hisseder  gibi olur. Dalları yeşillenen bir ağaç gibi çiçeklenir, kasveti ortam dağılır. Ama bazı zaman da  bu çiçeklerin daha açmadan kuruduğu da çok olur...

  Neyse  efendim, işin hukuki ve teknik tarafını  bir yana bırakıp  biz konumuza dönelim artık.
                 ****

                                                               2009 yılının,  pırıl pırıl, güzel  bir bahar gününde birkaç arkadaş sahilde oturup, çay kahve içmek için  hazırla nırken,  kapının zili hızlı, hızlı  çalmaya  başladı.

 Hoş beşten ve gelen selamları aldıktan sonra, eşiyle birlikte gelen Murat sıkıntılarını, davasını  anlattı. Eksik kalan yerleri eşi Muradiye tamamladı. Sorularım bitti, öğreneceklerimi öğrendim. 

Satış sözleşmesinin,  muris muvazası   nedeniyle iptali,  tecavüzün men’i  ve   ecrimisil talebi ile,  ayrıca   taraflar arasında vuku bulan ceza davası  gibi hususları anlattık izah ettik. Çoğu konular konuşuldu, hemfikir olduk, davayı vekaletten ve masrafların da yatırılmasından  sonra açabileceğimizi söyledik.

 Muradiye biraz daha  uyanık, konuşmayı , teferruatı da seviyor. Konuya ilişkin bazı ayrıntıları daha da detaylı anlattı.  Bu arada  hamile olduğunu, inşallah sağlıcakla doğup büyütebilirse  tıpkı amcası  gibi, (yani benim gibi)   onun da avukat olmasını istediğini konuşmaların   arasına  sıkıştırarak  laf laftan açıldı...

Daha önce iki doğum yaptığını, çocuklarının yaşamadığını, şimdi ikizlere hamile olduğunu, hiç olmazsa doğacak  çocukların  yaşamasını çok istediklerini hatta isimlerinin bile şimdiden hazır olduğunu da Muradiye hanım anlatınca ben de ister istemez tabi ki dikkat kesildim.

 Hayırdır   daha doğmadan isim vermek, acele değil mi? Hani rahmetli Demirel,    ‘’Doğmamış çocuğa don biçilmez...’’  derdi. Allah rahmet etsin, adamın kıymetini bilmemişiz, atıp durduk kırk sene, bazılarını gördükten sonra dedim.  Ama o ilgilenmedi, bir şey de anlamadı dediğimden.  
   
 -Öyle değil amcası... Daha önceki çocuklarımız yaşamadığı için, biz de isimlerini Allah’ın izniyle o şekilde koymanın uygun olacağını  düşündük  dedi.

 Madem ki laf laftan açıldı,  neymiş isimleri diye sordum tabi ki.

  -Amcası eğer ikisi de oğlan olursa, birisinin  adı DURSUN, ötekininse DURMUŞ olacak.

  - Peki ya biri kız olursa veya ikisi de kız olursa ne koyacaksınız diye sordum.
 - Onları da düşündük amcası. Eğer biri kız olursa, erkek olanın adı DURSUN, kızın adı da inşallah  DURSİYE  olacak...

  - Oh, ohh,  maşallah,  maşallah, her şey hazır desenize!.  Bu arada bu  ‘’amcası’’  lafını da sevdim doğrusu.  Daha samimi, daha candan ve içten, karşılıklı  güven de tavan yapmış oluyor. Artık senli, benliyiz,   daha şimdiden amcalık  da  girdi işin içine...

  Murat da bişeyler ilave etti,   ‘’ öyle deel mi, avugatım...’’  diye lafı tamamlamak isterken, Muradiye hanım kafasını kaldırıp,  hemen müdahale etti eşine. 

 ‘’... Sana kaç defa ikaz ettim,  ‘deel mi’  denmez ona.  Değil mi derler, biraz şu dilini düzelt .  Avukat bey yabancı değil  ama,  olsun!..’’ 
  
 Murat da  hemen sözü aldı.   ‘’ İyi ki benden fazla  Liseyi  bitürmüşün, ne olmuş sanki?...’’

  İşte bu...  Yarım saat içinde  kaynaşma buna denir.  Önce amcalığa, daha sonra da yabancı olmadığımıza terfi ettik !.. Diyalog da, insani ve sosyal ilişkilerimizde çok şükür hiçbir sıkıntı olmadı bu zamana kadar  maşallah!..

  -Neyse Muradiye hanım, nerde kalmıştık?. Ha doğacak çocukların isim meselesi yarım kalmıştı?

- İkisi de kız olursa amcası,  o  zaman da, biri DURSİYE, öteki de HURİYE olacak Allah’ın izniyle  dedi.  Murat da tasdik  ederek kafayı salladı.

  Ben biraz tebessümle neden bu şekilde düşündüklerini merak ettiğimden sordum. Onlar da çocuklarının yaşamadıkları için  böyle düşündüklerini söylemeleri üzerine dedim ki:

 Bu işler isimle, misimle olacak şeyler değil. Bu tıbbın konusu, tedavi olmalarını, doktor kontrolünü ihmal etmemelerini, muskayla, hacıyla , hocayla bir ilgisinin olamayacağını, belki de bir kan uyuşmazlığı olabileceği gibi aklımın yettiğince açıklamaya çalıştım. 

  İlave ettim. Neden anlattığınız sorunların çözümü için doktora gitmeyip te avukata gelmişseniz,  sağlık  konusunun  çözümü  içinde doktora  gidilmesini  söyleyerek  konuyu  bağlamak istedim.

 Eğer bu işin kerameti çocukların isimlerinde olsa erkekse çocuğa YAŞAR, kız olursa YAŞARİYE isimlerinin de olabileceğini ima yoluyla ve gülümseyerek anlattım. Murat’ım hemen atıldı.      ‘’ Gızz  bunu hiç düşünmedüydük...’’    Artık biraz da  canım sıkılmaya başladı, tekrar izah etmeye çalıştım. Artık hukuk işi bitti, tıbba geldi sıra!...

 Üç, beş ay sonra, doktor kontrolünde ve tedavi ile bir erkek çocuklarının olduğunun müjdesini  annesi üç gün geçmeden telefonla haber verdi, isminin de Durmuş olduğunu ilave etti.

 Aradan iki  yıl geçti, geçmedi, maddi sıkıntıları nedeniyle o gün açamadığımız davayı, kendi aralarında da çözemediklerinden bu sefer masrafları da, vekaleti de getirdiler,  davamızı açtık. Durmuşun da  artık dişleri çıkmış sağı solu karıştıracak kadar da yürümeye başlamıştı bile.  

 Davamız beşinci yılını doldurup altıncı yılına girerken, Durmuş’ta ana okulunu  bitirip, İlk okula başladığını öğrendik. Dava tekemmül edip altıncı yılın sonunda karara çıktı.

 İlk  rauntta yerel mahkemede davayı kaybettik. Mahkemeye göre  maddi delillerin yetersizliğinden,  bize göre  ise,  mahkemenin delilleri eksik incelemesi  ve fahiş hataya  düşmesinden... 

 Müvekkilin  kardeşleri, kardeşlerinin eşleri ve aklı ermeye başlayan çocukları, mahkeme salonundan çıkar çıkmaz, bir davul, bir zurna eksik nerdeyse göbek atıp, çalmadan oynayacaklar!...  

Bizimkilerin yüzünden düşen bin parça anlatmaya gerek yok. Hakim daha genç ve tecrübesiz sayılır. Karşı tarafın avukat meslektaşımız ise, ayakları yere basan, konuya da vakıf birisi ve olgun. Yüzünde fazla bir sevinç yok.

Hemen müvekkillerine müdahale edip,   ‘’...durun bakalım, dava daha bitmedi, bunun İstinafı, Yargıtay’ı   var...’’    diyerek, eğlenceyi kesti, heveslerini de kursaklarında bıraktı.

 Bende, bizim tarafı ve onlardan yana olan akraba ve taallukatı toplayarak dedim.  Durun bakalım, daha hiçbir şey bitmedi.  Muratı’ın büyük abisinden boşanmış Naciye ve oğlu Naci’nin tanıklık bilgilerini ve banka kayıtlarını hakim görmemezlikten gelmesi, bize bu davayı büyük ihtimal kazandırabilir, merak etmeyin. Konuya ilişkin yüzlerce  Yargıtay kararını da okumadı bu hakim? dedim.  

 Bu tür  davaların  iki tarafı var, ya kazanır, ya kaybedersin. Yerel mahkemede davayı kaybetmemize değil, nasıl bu şekilde bir karar verilmiş olmasının şaşkınlığı içindeydim.

 Salonun bir köşesinde ağzıma bakan akrabayı taallukatı halka şeklinde topladım. Halkanın tam ortasındayım. Bakın dedim.
 
 Ben yüzde yüze yakın kazanacağımı bildiğim davalara bile garanti vermem, veya yüzde elli derim, aslında bunları deme zorunluluğum da yok.  Fakat bu iş başka. Bu karar İstinaftan dönecek, veya Yargıtay’dan merak etmeyin. Tabi ki, bende bu sözleri kendimden emin olduğum için söyledim.

Diğer Avukat arkadaşta kendi müvekkillerini bilgilendirmek için toplamış anlatıyor...

 İki gurup sanki rahmetli Kemal Sunal filminde ki,  ‘’ Sefer oğulları ile Telli oğulları gibi...’’
O da ne?

Sefer oğulları gurubundan, üstelikte davanın tarafı olmayan birisi, sağ kolunu, sol avucunun içine koyup, bizim Telli oğulları tarafına doğru sallamaz mı?

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapınız.

Yazarın Diğer Yazıları

  • Siyasal İslam'ın Analizi Ve (İslamcılığın) İflası: 2 - 01 Kasım 2026
  • Siyasal İslam'ın Ve ( İslamcılığın ) İflası - 06 Ekim 2026
  • Üç Nokta (…) - 27 Eylül 2026
  • Yeni Adli Yılın Açılışı Dolayısıyla Toplumun Bekledikleri… - 03 Eylül 2026
  • Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923 Ve Lozan'dan Önceki Tarihsel Durum - 25 Temmuz 2026
  • ''Ne Sen Beni Gördün, Ne de Ben Seni…'' - 18 Temmuz 2026
  • Türk'ün ilk başbuğlarından Bilge Kağan'dan, son başbuğ Atatürk'e uzanan milliyetçilik düşüncesi. - 30 Haziran 2026
  • Coğrafya Kader midir? - 29 Mayıs 2026
  • Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce - 18 Nisan 2026
  • İsrail İdeolojisinin Temeli Ve Siyonizm Gerçeğini İyi Anlamak… - 05 Nisan 2026
  • Bir Tatil Masalı - 09 Mart 2026
  • İnsan Olabilmenin Sessiz Yükü - 31 Ocak 2026
  • İç Derinlikleriyle Yalnızlaşan İnsan - 14 Ocak 2026
  • İnsan Denen Meçhul!... - 04 Ocak 2026
  • Aldatma ve Aldatılmanın Psikolojisi - 15 Aralık 2025
  • Anayasa'nın 66.Maddesinde İfadesini Bulan Milli Kimlik Tanımı, Etnik Ayrıştırmadan Uzak Hukuki Bir Tanımdır - 08 Aralık 2025
  • Tarih Sahte Ve Çakma Milliyetçileri Affetmeyecek... - 30 Kasım 2025
  • Dini Kullananlar Dine Zarar Vermektedir - 04 Kasım 2025
  • ATATÜRK'ÜN DİN ANLAYIŞI (3) - 29 Ekim 2025
  • Atatürk'ün Din Anlayışı - 23 Ekim 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 10
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Orhan KILIÇOĞLU
Orhan KILIÇOĞLU
T. C. İsmi Bir Hadisten Alınmıştır
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Emeklinin Umudu Cumhurbaşkanımızda
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Çerçeve Yasanın Hukuki Ve Siyasi Açıdan Değerlendirmesi
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Tuz Kokmadan, Töre Bozulmadan: Titre ve Kendine Dön!
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Memurun Ekmeğiyle İlgilenmeyenler, Sendikal Özgürlüğüne Göz Dikti!
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Cumhuriyetin Üzerine Titremek
Yarım Asırlık Bir Rüzgâr, Birkaç Damla Yaş: Sandıklı'da Vefa ve Candaşlık Destanı
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Yarım Asırlık Bir Rüzgâr, Birkaç Damla Yaş: Sandıklı'da Vefa ve Candaşlık Destanı
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Emekliyi Umutlandıran Sözler
Uzman Ve Başöğretmen Tazminatının Emeklilikte Devamı İçin MEB'e Ve Cimer'e Dilekçe Yazıyoruz
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Uzman Ve Başöğretmen Tazminatının Emeklilikte Devamı İçin MEB'e Ve Cimer'e Dilekçe Yazıyoruz
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
MEB, OECD ve PİSA Raporu
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Mezhep Ayrışması ve Çaldıran
30 Ağustos
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
30 Ağustos
Milliyetçiliğin kalesi imişler
Misafir Yazılar
Milliyetçiliğin kalesi imişler
Siyasal İslam'ın Analizi Ve (İslamcılığın) İflası: 2
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Siyasal İslam'ın Analizi Ve (İslamcılığın) İflası: 2
Bilge Kağan Yasası: En Eski Türk Anayasası "Töre"
Ali Kemal Gül
Bilge Kağan Yasası: En Eski Türk Anayasası "Töre"
Öz Eleştiri İhtiyacı
Türk Ocakları'ndan
Öz Eleştiri İhtiyacı
Buluşmak, Direnmenin Adıdır
Şerife Güven
Buluşmak, Direnmenin Adıdır
Türkçe Düşün, Türkçe Konuş, Türkçe Yaz!
Köksal Cengiz
Türkçe Düşün, Türkçe Konuş, Türkçe Yaz!
Atatürk Neden Göktürk Alfabesine Dönmedi?
Şevket Sezer
Atatürk Neden Göktürk Alfabesine Dönmedi?
Çok Okunan Haberler
Memur Maaşlarına Zam Çerçevesi Belli Oldu: 2027 Yılı Programı Resmî Gazete’de
Memur Maaşlarına Zam Çerçevesi Belli Oldu: 2027 Yılı Programı Resmî...
MEB’den Ortak Yazılı Sınav Sistemi Rehberi: Hangi Sınıfları ve Dersleri Kapsıyor?
MEB’den Ortak Yazılı Sınav Sistemi Rehberi: Hangi Sınıfları ve...
Sağlık Hizmetlerinde Elektronik Onay Dönemi Başladı
Sağlık Hizmetlerinde Elektronik Onay Dönemi Başladı
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo