Şerife Güven

Şerife Güven

Asena'nın yüreğinden
güvenşerife@kamudannethaber.com

Bizleri Koyun mu Zannediyorlar!

15 Temmuz 2017 - 23:30



Televizyonlardaki tartışma programlarını seyrediyorum. Gazetelerdeki boy boy resimlere bakıp, makalelere okuyorum. Çevrende konuşan ahkam kesenleri dinliyorum düşünüyorum, akıl süzgecinden geçiriyorum.15 TEMMUZLA İLGİLİ acaba bizi koyun mu zannediyorlar, aklımızla alay mı ediyorlar, diye düşünüyorum.

Ülkücü hareket olayları tek düze, başkaları gibi düşünmez. Başkalarının baktığı bakış açısıyla bakmaz, hissiyatı kuvvetlidir. Ülkücü olayları tarihi penceresinden değerlendirir. Gelenek, görenek, töreye, dine uygun mudur? der. Bilgisinin ışığında, ferasetine güvenir. Başkaları gibi sazanlık yapmaz. Milli duyarlılığını ön plana alır, kişisel çıkarlarını hiçe sayar, saydığı için kandıramazlar. Kanmamıştır, kandırmaya kalkmasın, bizim aklımızla alay etmesinler.

Bizler, ülkücü hareket olarak okullarımızda  okurken, üniversite de Fetullah’cı, Süleymancı , tarikatcıları yakinen tanıdık. Kendilerine zarar geleceğini bildikleri anda arazi olurlardı. Menfaatlerine aykırı hiçbir olaya katılmazlar, şehit cenazelerinde kaytarırlardı. Bölücüler, emperyalizmin uşaklığını yapanlar, bunlar bizim namaz kılan kardeşlerimiz derlerdi.

Eleştirdiğimizde sizler bizlerin önünde setsiniz öleceksiniz, mücadele edeceksiniz, bizler arkanızda çoğalacağız, derlerdi.

Gerçekten bizler öldük, işkence gördük, horlandık, aç kaldık sürüldük.. 80 ihtilali oldu, Ülkücü hareketin başta Başbuğ olmak üzere tüm başkan ve yönetici  kadrosu, tutuklandı. Mensupları işkence gördü. Kenan Evrenin bir soldan, bir sağdan diyerek gençleri gök ekin gibi içti. Akla hayale gelmeyecek işkencelere maruz kaldılar. Yine gıkları çıkmadı. Ne askere , ne polise ne devlete kırıldılar. Cellatlarıyla helalleşip, sehpalara gittiler. Var mı bunların tarihinde bir tane şehit, çile çekmiş kişileri.

Başbuğ Türkeş , Kenan Evrene yazdığı mektupta, "Siz böyle adaletsizlik, haksızlık yaparsanız, Millet tehlikeye düştüğünde mücadele edecek kimse bulamazsınız" "demişti. Evet bu zihniyetler "badem bıyıklar" çoğaldı.

Desteklendiler. İş sahibi oldular. Holding sahibi oldular. Okul ve dershane sahibi oldular. Kısaca Türkiyenin sözde en itibarlı adamları, hanımları oldular. Yanlarına giderken nerdeyse okunup, üflenip gidilir oldu. Bir azamet, kibir, kendini beğenmişlik alçak dağları ben yarattım havası oluşturdular ki şaşırdık kaldık. Okullarda hele birde yetkiliyse yandınız demektir. Yanlarına  zor varırdınız. Gerçi biz hayatımız boyunca bunları adam yerine koymamışızdır ya.!

Ömrümüz bunlarla mücadeleyle geçti. Okulları, dershaneleri için nerede zeki çocuklar varsa son sınıfta hemen devşirirlerdi. Veliye ne kadar anlatsak anlamazlardı. Hocam Müslüman kişiler, namazında abdestinde Kur’an öğretiyorlar diyorlardı. Bunlar ajan yetiştiriyorlar, Fetullah'ın kasetini seyreltiyorlar, Müslümanlıkla alakası yok desende inanmıyorlardı.

Dinler arası biyologla, Peygamber efendimizi aradan kaldırıyorlar. Türk  Okullarının dışardaki vazifesi, Amerikan-İngiliz Kültüründe adam yetiştirmekti. Türkçe seçmeli dil derdik. Emperyalistler artık sıcak savaşı bırakmışlardır. Şimdi okullar vasıtasıyla önce dil, sonra papazlarla, sonra şirketlerini gönderirler,. Çünkü dil bir çocuğun yetişmesinde birinci derecede faktördür. Kültür, gelenek, görenek tüm değerler dille verilir. Türkçeyi iyice öğretmeden yabancı dil eğitimi ihanettir.

Bu eğitimi şuurlu olarak destekleyen, Fetullah'ın okullarıydı.. Bu Okullarda okumak ayrıcalıktı, tüm yönetici çocukları, kalburüstü zengin çocukları buralarda okurdu. Hele Türkçe olimpiyatları başlı başına bayramdı. Gitmeyen kalmazdı.

Bizler mücadele ettik, ama faydası olmadı. Zaman zaman müdür çağırır, usturuplu tehdit eder ve  aba altından sopa gösterirlerdi.

Sohbetlerine giden bayanlar adeta hacı olmuş, günahlarından temizlenmiş gibi olurlardı. Buralara gidenler terfi ettirilir. Makamlara gelirlerdi Bir gecede ülkücü müdürleri almışlar yerine sohbetle katılan, kişiliksiz, liyakatsiz badem bıyıkları müdür yapmışlardı.

Hz Alinin devlet başkanlığı sırasında, maliyenin başına başkan getirilecektir. Hz Ali bilgi alır kimi getireyim diye, Sahabeler, çevresindekiler, falanca çok namaz kılar, şu sahabi Peygamber efendimizin yakınındaydı, şu sahabe gece ibadetlerine dikkat eder falan derler. Bir kişi, Ya Ali Şu Yahudi para işlerinden çok iyi anlar. Onu düşünür müsün dediğinde; niye olmasın çağırın der. Konuşur beğenir maliyeyi bir Yahudi’ye teslim eder. Hz Ali(ks) liyakat, bilgi, dürüstlük sıfatlarının olgunlaştığı kişiyi yönetici yapar. İşte devlet böyle yönetilir.

Türkiye’de adamların oynamadı ğı dal kalmadı. Amerika’nın bilgisi dahilinde Türk Silahlı Kuvvetlerini bitirmek üzere, ERGENEKON, BALYOZ, DONANMA, ASKERİ CASUSLUK  vb. kumpasları kurdular. Suçsuz, günahsız komutanlarımızı tutukladılar. Hükümet mesuplarından bazıları Devlet bağırsaklarını temizliyor dedi. Devletin gizli bilgileri çalındı. Kimse ses etmedi, edenler içeri tıkıldı. Fetö kendisini devlet olarak görmeye kalktı. Çünkü kimse engel değildi. Artık hasret bitsin gel diyenler. Parsel parsel toprakları verenler. Amerika’ya gidenler, Hoca efendiyi göreceğiz deyince, şıp diye pasaportunu alanlar.....

Bunlar sadece şu anda hatırladıklarım.....Daha neler oldu nelerr