Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog

Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog

Gezginci gözüyle
cananozdemir@kamudannethaber.com

Hoşgörü ve Kardeşlik Şehri Hatay

11 Kasım 2016 - 18:06

 

       Amanos Dağları ve Akdeniz'in masmavi berrak suları arasında kalan denizi çok güzel Arsuz'dan merhaba Dostlar!     

        Arsuz Demir Yolları Kampı'nın ikinci günü düzenlenen Hatay gezisine katılmak beni ziyadesiyle mutlu etti.Hatay Antikçağdan günümuze kadar uzanan Atatürk'ün adinı verdiği merkez ilçesi Antakya olan bir şehir. Mardin gibi kozmopolit bir yapıya sahip.Etnik kökeni farklı insanlarin beraberce kardeşce yaşadığı bir şehir.Belen Yaylalarına doğru yola çıktık. Eskiden kız kaçıranlar buraya getirirlermiş.Şimdilerde yaylalarda yazlık evler yapılmış. Halk yazları gelip, konaklıyor. Belen'de rüzgar enerjisinden elektrik enerjisi üretiliyor.Suyu ve soğugu meşhur olduğunu söyleyen şöforümüz kışın kar bile yagdığını söylüyor.Akdeniz ikliminin karekteristik özelliklerini taşıyan Hatay çok sıcak. Havanın çok nemli olması sıcağın etkisini artırıyor. Gezerken havanın beni çarptığını söyleyebilirim.

       Beyazid-i Bestami'nin türbesine vardık . Beyazid-i Bestami hazretlerinin türbeside Kırıkhan'ın Alaybeyi Köyü'nde Darb-ı Sak Kalesi içinde yer aliyor.Helenistik dönemde  yapılna kalede su kemerleri ve kalıntıları günümuze ulaşmış.Kalenin batısında Amanos Dağları ;doğusunda Amik Ovası uçsuz bucaksiz uzanıyor. Insana huzur veriyor.

     Kalenin içerisinde Osmanlı donemi yöneticilerinin ve ailelerinin de mezarları bulunmakta.    

     Bestami hazretleri, Anadolu erenlerinden.776-846 tarihleri arasında yaşamış. Horasan'ın Bistam şehrinde doğduğu için bu isimle anıliyor.

     Beyzid-i Bestami hazretleri der ki;"Ya Rab! Bedenimi cehenneme at ve onu o kadar büyütkü ,cehennemde başkasina yer kalmasın.

     "Dua ve niyazda bulunduktan sonra Arkeoloji Müzesi'ne doğru yola çıktık. En çok görmek istedigim Arkeoloji Müzesi'ni nihayet gordüm.Müzede harika mozaikler, M.S.2.yy.dan M.S.6.yy.a kadar uzanıyor.Mozaiklerde günluk yaşamdan dini rituellere, mitolojik konulardan, hayvan ,bitki, geometrik desenlere kadar geniş bir yelpaze mevcut.Hepsi taban mozaiğiymiş.Sikkeler, degerli eserlerden.Hititlerden Neolotik donem ile Ortaçağ arasi sureyi kapsayan eserler mevcut.Özellikle mozikler o dönemin zenginligini, ihtişamını gözler önüne seriyor.

     Şimdiki durağimız St.Pierre Kilisesi.Dünyanın ilk mağara kilisesi. Her yıl 29 Haziranda katolik kilisesi ayin duzenliyor.Hıristiyanlar için haç kabul edilmiş.Magarayı dantel işler gibi işlemişler.St. pierre Kilisesi Hac Dağı'nın eteklerinde yer alıyor.Kilisede eski dönemlerden taban mozaiğinin parçaları ile sunağın sagında duvar boyalarının izleri kalmıştir.St. Pierre Kilisesi'nden baktıgınızda eski Antakya'yı bütün ihtişamıyla gorebilirsiniz.

     St. Pierre Kilisesi'nden sonra Habib-i Neccar Camii'ne geliyoruz.Hz. İsa'nın havarilerinden ilk inanan ve şehit olan Habib-i Neccar'dır.M. S. 40 lı yılarda yaşamıştır. Anadolu'da yapılan ilk cami olma özelliği taşıyan Habib-i Neccar Camii'nde 4 m.derinde gömulüdür. Dinler arasında sevginin ,hoşgörünün simgesi bu camiinin kuzeydoğusunda Hz. İsa'nın havarilerinden Yunus (Pavlus) ve Yahya (Yuhanna) da yatmaktadır.

    Camiinin girisinde ve bahçesinde bir kaç Suriyeli dilenci göze çarpmaktadır.Camiinin cemaati namaza hazırlanıyor. Imam ezan okuyor. Türbeleri ziyaret edip, dua okuyan bir kaç kişi var.

    Habib-i Neccar Camii'nden çıkıp, Antakya'nın dar sokaklarinda ilerlemeye başliyoruz.Adım başı Suriyeli. Arapça tabelalar, iki katlı, bahçeli evler . Uzun Çarşıya doğru giderken küçuk imalathaneler dikkat çekiyor. Kendimi yıllar önce gittiğim Halep'te gibi hissettim.Allah'tan Suriye ve Halep'teki kardeşlerimin bir an önce savaştan kurtulup, huzura kavuşmaları için dua ettim.

    Uzun Çarşi'da bir çok sokak ve her sokakta grup grup ayakkabıcilar, baharatçilar bir araya toplanmış. Antakya'nın tepsi kebabı, kağıt kebabi, lahmacunu, künefesi, peynirleri, kuruyemişi, defne sabunu, bitkisel ürunleri, baharatlari,biber salcası vb.objektifime takılanlar.

    Uzun Çarşı'dan sonra yemek yiyip ,dinlenmek için Harbiye Şelaleri'ne gittik.Burada ayaklarimiz suyun içinde lahmacun yiyip, kunefenin tadina baktik.

    Arsuz'a doğru yola çıktık. Yolumuzun üzerinde en eski Seyyidina el Hıdır A.S.ın Makamı Türbesine gittik. Dua ettik. Cuma gunu tekrar gittiğimizde tütsü yapmıslardı.Arap aleviler çoğunlukta.Antakya'da Hıdır A.S.ın 46 tane türbesi bulunuyormuş .Seyyidina el Hıdir A.S. her cuma günu ibadet için bulunurmuş.Bize de cuma günü tekrar gidip, dua etmek nasip oldu.Tütsü yapıp, ağaca baz baglayıp dilekte bulunuyorlar. Allah dualarimizi kabul eyleye. Amin.

Sevgiyle kalın.