Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı

Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı

edip.halide@gmail.com

Dünyanın en güzel kasabası olan Beşikdüzü'müze yaptığımız yolculuk

25 Eylül 2021 - 22:07 - Güncelleme: 26 Eylül 2021 - 10:00


Değerli okurlar ve kıymetli arkadaşlar, çoktan beri köşemde sizlere yazmaktan mahrum kaldım. Bazen bir işinizi mutlaka yapmanız gerektiğinin farkındasınız ama sizi bunu yapmayı engelleyen daha başka güncel işiniz olur. Ve ya yazı yazabilmeniz  için çok ta rahat değilsiniz. Belki de o anlık durumlarınız sizi ve okuyucuyu mutlu edebilecek yazı yazmanıza müsait değildir.  Velhasılıkelam sizlere uzun süredir yazı yazamadım ama bu gün  yazmak  nasip oldu.

Bu yazımda, hayatımın aralıksız on yedi yılını geçirdiğim, doğduğum, nüfusuna kayıtlı olduğum kendine has özellikleri olan, çok özlediğim  İlçem  olan Beşikdüzü ‘ne fındık toplamak, sılairahim  ve hasret gidermek için yaptığımız  yolculuğumuzu anlatacağım.

Ağustosun on beşinde tatilimi geçirdiğim Sakarya Kocaali İlçesi Melen Deresi  Kıyısındaki Sakaryalılar Sitesine 14 Ağustosta Beşikdüzü’ne gitmek için gelen ağabeyim ve oğlu ile bir gün sonra sabah sekizde yola çıktık. Akçakoca’da yakıt alıp ödeme yaptıktan sonra  bir kişi yanıma yaklaştı ve “Arabayı uygun bir yere çek önden duman geliyor. Bir bakalım dedi”. Baktım hakikaten motor kısmından bir duman geliyor. Uygun bir yere çektim. Kaputu açtım yoğun bir buhar var. Bir kişi daha geldi. Her şeye baktılar ve her şey normaldi. O anda sabah serin olan motor kısmı gidilen yolda ısınınca nemli  yerler buharlaşmaya başladığı kanaatimi ifade edince; onlar da fikrime katıldılar. İstasyondakilerin bu ilgilerinden dolayı memnun  olmuştum. Ve ilgilenen kişiye kim olduğunu ve ne iş yaptığını sorduğumda yakıt istasyonu sahibi olduğunu söyledi. Kendilerine teşekkür ederek yola koyulduk. Memleketim olan Trabzon’a özel vasıta ile İstanbul-Sakarya otobandan gittiğim için Akçakoca –Düzce güzergahından ilk defa gittiğim için biraz acemilik çektim. Ağabeyimin uyarısı ile şaşırmadan bilmediğimiz yolları rahatlıkla geçtik.

Adını hatırlayamadığım bir yerde yemek  mola  vermek istedik.  İlkel bir masalardan müteşekkil olan masaların üzerine yiyeceklerimizi koyup çay söyleyen yeğenime ilgili garson masalarda oturmanın 20TL olduğu uyarısı ile yeğenim geri geldi. Durumu öğrenen ağabeyim içeri girerek sahibine yemek yiyeceğimizi ve onlardan da çay içeceğimizi ama havadan 20 TL vermek istemediğini söyledi. İş yeri sahibi kişi oturun bir şeyler yaparız dedi. Yol azığımızı masaya koyduk çaylarla azığımızı yedik. Çayın tanesine 5TL ve masaya da 5TL sayınca ses etmedik ve hesabı ödeyip yola koyulduk…

Yolda, arkada oturan yeğenim uyumasına rağmen ön koltukta oturan ağabeyim beni  kontrol etmek ve uyumamı engellemek için hep uyanık durdu. Birkaç  kere yolda uykumun gelmemesi için  çay içtik. Sonra Ve Ordu ilinde hem namaz kıldım hem de birer çorba içtik. Ordudan sonra şiddetli bir yağmura tutulduk.  Yağmur öyle şiddetliydi ki silecekler zor yetti. Görele’den sonra yağmur durdu.

Akçakocadan özlemimiz olan Beşikdüzü'ne kadar yollar güzeldi. Fakat dikkatimi çeken şey ise yeni yapıldığı tahmin ettiğim yollardaki bazı kısımların ufaktan tamire ihtiyacı olmasıydı. Yeni yapılmış yol ve tamir ihtiyacı!

Eynesil’e gelince içimi sevgiliye kavuşacakmış gibi bir his kapladı. Gençlik yıllarımın bir kısmının geçtiği Beşikdüzü İlçemiz sınırlarına girdik. Saat 18.00 sularında Adacık, Çeşmeönü Mahalleleri  derken Beşikdüzü İlçemizin ilk camisi olan Eski Cami’nin karşısındaki kapalı otoparka arabayı park ettik ve Eski Caminin arkasındaki işletmecisi bizim köylü olan parkta oturduk. Parkı işleten bizim köylüler ağabeyimi görünce çayları hemen getirdiler. Çaylar süzeksiz ve harika çaylardı. Çayların tadına doyamadık. Bizden para almadılar…

Akşam yemeği ve sabah kahvaltısı için bir şeyler alıp arabamızla TOKİ Konutlarındaki ağabeyimin dairesine gittik. Ağabeyim aşçılıktaki maharetlerini gösterdiği akşam yemeğini yedik. İstirahat ettik. Sabah kalktıktan sonra köyümüz olan  Dağlıca Mahallesindeki evimizde yiyecek ve içecek ihtiyaçlarımızı aldık. Akabinde ve daha önce Cerrahpaşa tıp Fakültesinde kalp ameliyatı olan ve uzun bir tedavi süreci geçiren amcamızın gelinin evine giderek geçmiş olsun ziyaretinde bulunduk. (Bizden dört gün sonra köye gelecek ve birkaç gün kaldıktan sonra ilçeye dönecek. Yengemiz daha sonra kalp krizi geçirdiği için yoğun bakıma alınacak ve tam normal servise alınacağı gece kalbi durmuş ve vefat etmiştir.Allah rahmet eylesin.)

16 Ağustosun öğlene doğru tam altı yıl okuduğum beni müspet yönde çok etkileyen eski Beşikdüzü Öğretmen Okulunun yanından Köyümüzün yoluna girdik. Öğrenci iken bizden para almayan (komyon 4TL idi. 4 TL biz öğrenci içn iyi para idi) amcamın damadı arabacı Muhamnedin kamyonunun çalışmadığı zamanlarda sayısızca yürümek olarak  zorunda kaldığım yolu kat ettik. Zemberek Köyü’nün bizim köyün ve meşhur İzmis Tepemizin göründüğü kısma gelince mutluğum çok arttı. Önümüzde Zemberek  Köyünün daha gidilecek epey yolu ve Hünerli köyü vardı. Köyümüze varmak için. Mesafeleri  geçtik.

Köyümüzün sınırı olan Amin Düzü’ne geldiğimizde içimde tarif edilmez bir sevinç oldu.(Amin Düzü’nü hususiyetle  söyledim. Çünkü bizim oralarda düzlükler çok önemlidir. Doğu Karadenizde araziler bayır olup düzlükler  azdır. Bizim köyden önceki Hünerli, Zemberek ve Vardallı da düzlük yoktur. Bizim köy yolu güzergahında sadece bizim köyde düzlük vardır. Yine  Beşikdağından  köyümüze gelen yol Güzergahından da düzlük yok. Hatta Beşikdağından başlayarak Çarlaklı, Camgörüş ve Karakaya kadar sadece bizim yere bitişik olan Çarkalıya ait bir İpikdüzü var. Bu düzlüklerin alanı da öyle fazla da değildir. Köyümüzde de düzlükler çok azdır. Amin Düzü, İsmis Tepesi Düzlüğü, Gugguk Kıranı Düzlüğü, Helimin Düzlüğü, Bizim Evliya Tepesi Düzlüğümüz ve büyük amcamın Dikme isimli düzlüğü )Ve akabinde   Dağlıca İsimli Köyümüzün Merkezi olan Mezarlık Kıranına çıktık. Köy kahvesinde oturduk dostlarla çay içerek sohbet ettik.  Köyümüz kahvesinden 2.6km uzaklıktaki evimize yollardaki akraba ve tanıdıklarla selamlaşarak ve onların hoşbeşleri sonrası eve  geldik. Böylece Kocaali Melen Irmağı Kıyısındaki Sakaryalılar sitesinden başlayan benim idaremdeki vasıtalı  yolculuğumuz son buldu


Eve gelince ağabeyim, yeğenim ve ben kalacağımız odaları temizledik. Sonra salon ve mutfak kısmını birlikte temizledik. Aldıklarımızı buzdolabına yerleştirdik. Akşam yemeği  için ağabeyim yine aşçılığını ispatlayan şeyler hazırladı. Bizde kap kaçakları yıkadık yeğenimle. Çaylarımızı içtik ve filenin sultanlarının maçlarını seyrettik. Başarılarından dolayı duygulandık. Sonra hepimiz odalarımıza çekilerek yarın başlayacak olan fındık toplama işlemi için erken kalkmak için yataklarımıza uzandık.


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum