Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı

Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı

edip.halide@gmail.com

Öğrenilmiş çaresizliğin küçük bir örneğini yaşamak

06 Ekim 2021 - 11:48 - Güncelleme: 06 Ekim 2021 - 23:15



Yer Sakarya –Kocaali İlçesi’nin  Melen Deresi yanı. Karadeniz otoyolunun Karasu-Akçakoca  arası bölünmüş karayolunun hemen kenarında bulunan turizm bölgesi olarak ilan edilen Sakaryalılar Yazlık Sitesi. Ve onun yaklaşık 200 metre civarındaki yolu meselesi.

Meselesi diyorum çünkü siteye ulaşım yolu olarak kullanılan yol toprak yoldur. Uzun yıllardan beri elle tamiri ve bakımı insan eli vasıtasıyla yapılan yol, bir çukur tarlası şeklini almıştı. Yolun uzantısında bulunan mendireğe  ve ucunda bulunan fenerin yanına giden sarhoşlar vb kişiler gündüz gece demeden bu şose yoldan vasıtalarıyla büyük bir hızla geçiyorlardı. Geçerken zaten tozlu olan yoldan kaldırdıkları büyük tozları  ön cephede bulunan binaları ve park halindeki arabaları sarıyordu. Site sakinleri hem yolun çukur tarlası haline gelmesi hem de toz üretim merkezi haline gelmesinden yaka silkmişti.

1992 Yılından beri oturulan yazlık sitede, site sakinleri, bu vb sıkıntıların son bulması için  yıllardan beri site giriş yolunun asfalt olması için yerel ve genel yönetimlere müracaat ediyorlardı. Benim de birine şahit olduğum çeşitli girişimler yapılmıştı. Sözler alınmıştı.

Çok kere ve çok yerden sözler alındığı için, iki yıldan beri ha, ha yapıldı ha yapılacak diye bekliyorduk. Çünkü sözler öyle idi. Üç gün önce zemin sağlamlaştırma için  silindir çalışmaya  başlayınca, geniş olan yolun bir kısmının asfalt yapılacağını öğrenildi. Site başkanı ve site görevlisi Kocaali Belediye Başkanına gidip yolun hepsinin yapılması konusunda talepte bulundular. İnceleme yapması için Belediye Başkanı, yardımcısı görevlendirildi.

Belediye Başkanı, yardımcısına yolun bütününün asfalt yapılmaması durumunda diğer tarafta biriken su göl haline geleceğinden, bu su, asfaltın altına su girecek ve asfaltın ömrünü  azaltır dedim. Site başkanı ve yanımdakiler de benzer şeyler söyledi. Başkan yardımcısı ise, asfalt yapılmayan yerlere daha sonra  mıcır ve ince çakıl dökeriz dedi. Hepsini asfalt yapmayacağız dedi.

Bu durumdan haberdar olan ve yolla ilgilenen bir başka site sakini Belediye başkanı ile olan samimiyetine güvenerek; başkanını arayıp yolun bütünün asfalt olmasını talep edince başkan da başkan yardımcısı gibi konuşunca diyecek söz kalmamıştı.

Dün saat 11.00de çalışmaya başladılar 12.00 öğlen molası ve büyükşehirdeki asfalt alma sıramızı daha üst torpilliler alınca asfaltımızın geç alındığını söylediler. Bu sebeple ancak  15.30  başlayıp yeniden çalışmaya başlanıp 16.30 da asfalt bittiği için paydos edildi. Son araba üç kepçelilik asfaltı dökmeyerek gitti. Anladığım kadarıyla bir yere ya da kişiye asfalt sözü vermişti. Yolun bitmesi için tahmini olarak üç arabalık bir asfaltlık iş kalmıştı.

Ama site sakinleri olarak büyük bir heyecanla çalışmaları izliyoruz. Taşeronun işçilerine  yağ yakılıyor. Onlara teşekkürler ediliyor.

Site sakinleri, buna da şükür. Adamlardan çok şey isteyerek ürkütmeyelim. Sonra yavaş yavaş yaptırırız diye kendi aralarında konuşuyorlar.

Halbuki, turizm bölgesinde bulunan bu yazlık site büyük şehir statüsüne tabi sınırlar içersinde bu sebeple hem Sakarya Büyükşehir hem de Kocaali Belediyesinin hizmet sınırları içerisindedir.
Bu sebeple, yazlık sitenin plan ve projesini onaylayarak yola terkini sağlayan belediye, o yolu zamanında yapmak zorunda değil midir? Site sakinleri belediyenin yapmakla yükümlü olduğu bu yolu 29 yıldır neden yapmadınız diye hak araması gerekirken hak etmediği ve ya yasal olmayan bir hakkı almış gibi durması normal bir durum değildir.

Aslında bu vb durumlar Türkiye’mizde uzun yıllardan beri normal yürümüyor. Halk bunu hak edene değil de ısrarcı olana verildiğini “Ağlamayan çocuğa meme verilmez” sözü tespit etmiyor mu? Yani her ağlayan haklı ve ya hak sahibi midir? Ülkemiz bu soruları sormayınca işte böyle mahrumiyetler devam eder gider. Ve bu durum kıt imkanlardan dolayı düzgün vatandaşa  kapılıları kapatırken; arsızlara, yüzsüzlere ve haksızlara ardına kadar açar…

Bu site sakinleri,  yıllardan beri, yol istekleri ve diğer istekleri tıpkı Türkiye genelinde olduğu gibi başka yanlış ve haksız etkenlerin araya girmesi ile yapılmadığından umutlarını kesmişlerdi.
Site sakinleri,  hiçbir işin zamanında yapılamayacağına kanaat getirmişlerdi. O kadar yol sıkıntısı çekildi ki yapılan bu yarım asfaltının yapılmasına bir şükür duasına çıkılmadığı kaldı.

Hatta site sakinleri, “Bu yapılanı  beğenmeyenler bile olacaktır” diye kendi aralarında konuştular.
İnsanlar işlerinin zamanında ve araya adam koyulmadan yapılamayacağına öyle inandılar. Çaresiz kaldıklarına yine kendileri şahit oldu. Yani insanlar işlerinin ihtiyaçlarına ve aciliyet durumuna değil de  yetkilinin inisiyatifine göre yapıldığını öğrendi. Bunu yıllarca yaşadı. Yaşadıkça öğrendi. Çaresiz kaldı. Çaresizliğini de öğrendi…

Bunun en belirgin örneği: “Çalıyorlar ama çalışıyorlar” sözünün hakim olduğu anlayış değil midir? Bu ana kadar kimsenin çalışmadığı propagandasıyla beynimiz yıkandı. Çalışmayan adamların yerine çalışanlar geldi anlayışı çeşitli çalışmalar sonucunda bir çok insanının kabulü oldu. Ama çalarsa çalsın en azından şu ana  kadar kimse çalışmadı. Bunlar çalışıyor. EEE çalışıyor ve hizmet ediyorsa biraz da çalsın canım yaklaşımı öğrenilmiş çaresizlik değil midir?

Bizim sitenin ve Türkiye’nin genel durumu bu “Öğrenilmiş çaresizlik”. Düzgün bir hal değil hastalıklı bir haldir.
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum