• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
00:35
Dışişleri'nden Yunanistan'ın Türk okullarını kapatma kararına tepki
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Şerife Güven
  3. Meğer Ölmüşüz de Haberimiz Yok!
Yayınlanma: 18 Temmuz 2026 - 22:17
Güncelleme: 18 Temmuz 2026 - 22:19

Meğer Ölmüşüz de Haberimiz Yok!

18 Temmuz 2026 - 22:17
Güncelleme: 18 Temmuz 2026 - 22:19
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Meğer Ölmüşüz de Haberimiz Yok!
Şerife Güven
Asena'nın yüreğinden

Çinliler hakkında anlatılan meşhur bir idam hikâyesi vardır, bilir misiniz?

Eski dönemlerde, infaz edilecek ölüm mahkûmlarına son gecelerinde büyük bir ayrıcalık tanınırmış. Ne dilekleri varsa yerine getirilir; yedirilir, içirilir, eğlendirilir ve sevdikleriyle vakit geçirmelerine izin verilirmiş. Ancak şafak söküp güneş gökyüzünü aydınlatmaya başladığında, mahkûmlar sırayla celladın önüne çıkarılır ve keskin kılıçlarla kelleleri uçurulurmuş.

Yine böyle bir infaz sabahında, mahkûmlar yiyip içmiş, eğlenmiş, güneş doğmuş ama bakmışlar ki hiçbirinin kellesi uçurulmamış. Yaşadıklarını gören bir mahkûm şaşkınlıkla cellada sormuş: “Güneş doğdu, biz hâlâ yaşıyoruz. Bizi niye öldürmediniz?”

Cellat acı acı tebessüm etmiş ve şöyle demiş: “Kılıcımı o kadar keskin biledim ki, kafalarınızı kestim ama farkında değilsiniz. Hele bir ayağa kalkın, kelleleriniz önünüze düşecek. İşte o zaman öldüğünüzü anlayacaksınız.”

Bugün bu kadim hikâyeyi Türk milletinin mevcut ahvalini düşünerek yeniden okuyorum. Ne yazık ki Türk milletinin kafası da o kadar keskin bir kılıçla kesilmiş vaziyette ki, başlar henüz yere düşmediği için kimse farkında değil. Toplum; özünden koparıldığının, gelenek, görenek ve töresinden uzaklaştığının, milli ve ekonomik bir çöküşün eşiğinde olduğunun şuurunda değil. Hâlâ yaşadığımızı sanarak naralar atıyoruz ama aslında celladın kılıcı çoktan boynumuzdan geçti.

Dört bir tarafımız cepeçevre sarılmış durumda. İçimizde bir sığınmacı ve Suriyeli belası var ki, nüfusları gün geçtikçe çığ gibi büyüyor. Çok değil, birkaç yıl sonra okullarda çocuklarımız okuyamaz, caddelerde genç kızlarımız, ailelerimiz huzurla gezemez olacak. Mahalleler parsellenecek, gettolaşacak ve oralara girilemez hale gelinecek.

Ekonominin temeli olan üretim durdu. Köylü artık toprağa küstü, mahsul ekmiyor. Buğday, arpa para kazandırmıyor; şeker fabrikaları satıldığı için pancar ekimi tamamen bitti. Mazot el yakıyor, tarımda tamamen dışa bağımlı hale geldik. Oysa bizi yönetenlerin göremediği acı bir hakikat var: Üretmeyen, teknolojik olarak kalkınamayan milletler, üreten milletlerin boyunduruğu ve sömürüsü altına girmeye, onların emirlerini yapmaya mecburdurlar. Sanayileşen toplumlar, geri kalan ülkeleri her zaman iliklerine kadar sömürür.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi, Milli Eğitimimiz de "millilik" vasfını tamamen kaybetmiştir. Yetişen yeni nesiller; tarihinden, edebiyatından ve kendi kültüründen bihaber büyüyor. Bir kısmı Batı hayranı, diğer kısmı Arap sevdalısı bir şuurla yetişirken, kendi öz değerlerini hiçe sayıyor. Kendi köklerine yabancılaşmış böyle bir nesil, nasıl olur da vatanına hayırlı bir evlat olabilir? Milli bir meselede nasıl özveride, fedakarlıkta bulunabilir?

Gençlerimiz, üniversitelerde binbir yokluk ve fedakarlıkla okuyorlar. Mezun olduklarında güzel bir iş sahibi olmayı, rahat bir hayat sürmeyi hayal ediyorlar. Fakat diplomayı eline alan gencin karşısına koca bir boşluk çıkıyor. İş sahası yok; fabrikalar ya kapatılmış ya da yabancılara satılmış. Sanayi alarm veriyor!

Sonuçta büyük bir hayal kırıklığı doğuyor: Gençlerin bir kısmı değerinin çok altında ücretlerle köle gibi çalışıyor; bir kısmı gündüz yatıp gece baba parasıyla kafelerde ömür çürütüyor; büyük bir çoğunluğunun gözü ise dışarıda... Sanayisi gelişmiş, hukuk ve adalet sistemi oturmuş Batı ülkelerine gidip hayatlarını oraya demirlemek istiyorlar. Ülke, kendi geleceğini elleriyle uğurluyor.

Memlekette adalet mekanizması bütünüyle felç olmuş durumda. Özellikle siyasi açmazlar ve tek kişinin eline bırakılan idari sistem, devleti tıkamakta; hukukun adaletsizliğini bariz bir şekilde gözler önüne sermektedir. Kurumlara olan güvensizlik topluma sirayet etmiş; insanlar arasında itimat zedelenmiş, komşu komşuya, akraba akrabaya güvenmez hale gelmiştir.

Toplumsal ahlakın en ağır darbesini ise kadınlarımız alıyor. Her gün bir kadınımızın, bir genç kızımızın cinayet haberini almaktayız. En acısı da, bu canların en yakınları —kocası, kardeşi, sevgilisi ya da arkadaşı— tarafından hayattan koparılmasıdır.

Milletimiz her geçen gün daha da fakirleşiyor. Emekliler adeta yoksulluğa ve terk edilmişliğe mahkûm edildi. Toplumun omurgası olan "orta direk" tamamen yok oldu; zengin çok zengin, fakir ise çok fakir hale geldi. Dünyadaki milyarder sayısı listelerinde ülkemiz her sene üst sıralara tırmanırken, bir tarafta saraylarda zevkusefa sürenler, diğer tarafta ise çöpten ekmek arayan insanlarımız var. Gün geçtikçe iyiye gitme umutlarımız heba ediliyor; vatanın kaymağını bir avuç burjuva ile sonradan türeyen üç beş çete yiyor.

Daha da vahimi, milli hafızamızla ve şehitlerimizin kemikleriyle alay edilircesine, 40 bin kişinin katili hapisten çıkarılmak istenmekte, kendisiyle masaya oturulup müzakereci yapılması planlanmaktadır. Tabii bunun uzantıları da arkadan destek vererek "Bizim ayrı vatan, bayrak ve dil hakkımız var, bunları bize verin" diyerek pervasızlaşmaktadır.

Kutsal kabul ettiğimiz aile müessesesi de bu yozlaşmadan nasibini aldı. Evlerde, ailelerde eski huzur, yaşama sevinci, bağlılık ve muhabbet kalmadı. Gençler arasındaki boşanma oranları her geçen gün katlanarak artıyor. Toplumun en küçük hücresi bile dağılırken, geleceğe dair umut beslemek imkânsızlaşıyor.

Evet... Cellat başımızı çok keskin bir pala ile kesmiş; ayağa kalkarsak kafamızın yere düşeceğinden korkuyoruz. Ve ne yazık ki, boynumuzdan akan kana bakmadan, hâlâ yaşadığımızı sanarak boş naralar atmaya devam ediyoruz.

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapınız.

Yazarın Diğer Yazıları

  • Destanların Gölgesinde Bir Uyanış: Tandoğan'da Yükselen Anadolu Ruhu - 28 Haziran 2026
  • Kuvvayi Milliye Ruhuyla Bandırma Vapurunda Olmak.. - 20 Mayıs 2026
  • Niçin Türkçüyüz - 04 Mayıs 2026
  • Türk Kadını Niye Siyaset Yapmalıdır? - 29 Nisan 2026
  • Bir Festivali Daha Geride Bıraktık: Adana Portakal Çiçeği Festivali - 07 Nisan 2026
  • Bu İşte Bizimde Vebalimiz Var - 31 Mart 2026
  • Kadınlar Gününü Türkçü Zihniyetle Kutlama. - 15 Mart 2026
  • İyi Parti Meclis Toplantısında Kadınlarımız - 08 Mart 2026
  • Ülkemizdeki yoksulluğuna Seydişehir Örneği - 05 Mart 2026
  • Renklerin Ardındaki Kadın Hikâyeleri - 15 Şubat 2026
  • Bayrak Namustur: Beyşehir'den Yükselen Milli Ruh - 07 Şubat 2026
  • Ülkücünün Kalitesi - 01 Şubat 2026
  • Ülküdaşım ve Beyim Önder Güven - 19 Kasım 2025
  • Yüce Başbuğ ,Mustafa Kemal Paşa Ruhun Şad Olsun.. - 15 Kasım 2025
  • Seydişehir'de Cumhuriyet Bayramı Coşkusu. - 31 Ekim 2025
  • Vefasızlığa Teslim mi Olalım? - 05 Ekim 2025
  • Koca Kurtlarla Kocatepe, Zafer Bayramımız Kutlu Olsun. - 31 Ağustos 2025
  • Koca Çınarlarla Doğu Karadeniz Turu - 24 Ağustos 2025
  • Kerbela Çeşmesi - 13 Haziran 2025
  • Halk Eğitim Merkezleri Türk Kadınının Marifeti - 31 Mayıs 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 13
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Mazlumların Kanı Petrolden, Altından Daha Değerlidir!
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
MEB Şube Müdürlerinin İdari Amirlik Yetkisi Hiyerarşinin Vazgeçilmez Unsurudur
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Kime Güveneceğiz!
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Derin Sohbet
Eğitim Mühendislerine Yakışmayan Teslimiyet ve Sorumsuz Yetkililer Saltanatı
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Eğitim Mühendislerine Yakışmayan Teslimiyet ve Sorumsuz Yetkililer Saltanatı
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Yetkiliyi Değil Yetkisizi Suçluyoruz
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
STK Anlayışımız ve Yardımlarımız
Cumhurbaşkanı'mızdan Bir Kararname de Kariyer Tazminatının Emeklilikte Devam Etmesi İçin İstiyoruz!
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Cumhurbaşkanı'mızdan Bir Kararname de Kariyer Tazminatının Emeklilikte Devam Etmesi İçin İstiyoruz!
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Linkoln, Mao Size; İnatçı Kahraman Ağa Bize
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Büyük Türk Kağanlığı-7
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
Öğretmen Ne Yapsın?
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Öğretmen Ne Yapsın?
Sri Lanka Kandy Seyahati
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Kandy Seyahati
Sivas Katliamında Saklanan Gerçekler
Misafir Yazılar
Sivas Katliamında Saklanan Gerçekler
Atatürk'e Saldırıların Planlayıcısı Yunan ve İngiliz İstihbaratıdır!
Orhan KILIÇOĞLU
Atatürk'e Saldırıların Planlayıcısı Yunan ve İngiliz İstihbaratıdır!
''Ne Sen Beni Gördün, Ne de Ben Seni…''
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
''Ne Sen Beni Gördün, Ne de Ben Seni…''
Türk Milliyetçilerinde Zihniyet Değişimi
Ali Kemal Gül
Türk Milliyetçilerinde Zihniyet Değişimi
15 Temmuz: Ders Aldık mı?
Türk Ocakları'ndan
15 Temmuz: Ders Aldık mı?
Meğer Ölmüşüz de Haberimiz Yok!
Şerife Güven
Meğer Ölmüşüz de Haberimiz Yok!
Destanlar Burcundayım!
Köksal Cengiz
Destanlar Burcundayım!
Tarih İdeolojiyle Değil, Belgelerle Yazılır: "Kurtuluş Savaşı" Kavramı Üzerine
Şevket Sezer
Tarih İdeolojiyle Değil, Belgelerle Yazılır: "Kurtuluş Savaşı" Kavramı Üzerine
Çok Okunan Haberler
Danıştay yürütmeyi durdurdu: Hukuk fakültesi barajı yeniden 125 bin
Danıştay yürütmeyi durdurdu: Hukuk fakültesi barajı yeniden 125...
Dışişleri'nden Yunanistan'ın Türk okullarını kapatma kararına tepki
Dışişleri'nden Yunanistan'ın Türk okullarını kapatma kararına...
Öğrenci affı TBMM'den geçti: Kimler yaralanabilecek?
Öğrenci affı TBMM'den geçti: Kimler yaralanabilecek?
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo