• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
09:31
GSB'den Sınavsız Atama Müjdesi: 2.610 Personel Alınacak!
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
  3. Bereketli Evimiz
Yayınlanma: 03 Ocak 2021 - 09:17

Bereketli Evimiz

03 Ocak 2021 - 09:17
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk

 

Ev yılanlarından bahsedildiğini, sizler de duymuşsunuzdur; geçmişte çok anlatılırdı. Benzer hikâyeleri ve mitolojik anlatımları internette görebilirsiniz. Bereket getirdiğine inanılır. Bugün; garip ve esrarengiz gelse de, inanmak istenilmese de, uydurma denilse de birçok kişi tarafından anlatıldığına göre “herhalde gerçeklik payı var!..”

Anadolu’da, eskiden ilçelerin köylerden pek farkları yoktu. Genelde evler kerpiç ve ahşaptan yapılırdı. Hayvanlar için evlerin avlu kısmında veya iki katlıysa altında mecburen ahırlar ve kümesler bulunurdu. Besin ihtiyacı için hayvan yoksa bile binek olarak kullanılan at veya eşek olurdu. Misafirlerin hayvanları da ahıra ya da avluya bağlanırdı. Evlerde fareler cirit atardı; korunmak için kedi ve köpek olurdu. Avcılar keklik beslerdi. Kısacası, insanlar hayvanlarla içi içe yaşarlardı. Bu yüzden evlere yılan girmesini çok garipsemiyorum.

Benzerleri bizim evde de yaşanmış; ama önce Fadime nenemi (babaannemi) tanıtmalıyım.

Fadime nenem

Fadime (nüfusta Fatma) nenem Karaelbistan Köyü’ndendir; “Arpacılar” lakaplı aileye mensuptur. Karaelbistan, Elbistan’ın eski yerleşim yeridir ve batısındaki en yakın köyüdür.

Bilirsiniz, yaz aylarında köylünün işi çok olur; harman ve hasat zamanıdır. Fadime nenemin; “Durdu dayınıza yardımım dokunur, en azından yemeklerini pişiririm” sözüyle ailece köye taşınır ve 2-3 ay höyükteki iki sınıflı okulda kalırdık. Marangoz olan babam Elbistan’a gider gelirdi.

Yazacaklarımın daha iyi anlaşılması için, nenem ölürken 12-13 yaşlarında olan ablamın ağzından tanıtmak istiyorum. Hadise, size de ilginç gelecektir. Ben, 4 yaşlarındaydım ve nenemi hiç hatırlayamıyorum: Sadece karanlık basarken dışarıda kazanda, cenazeyi yıkamak için su ısıtıldığını hatırlıyorum.

1956 yılının Ağustos ayında 2 yaşındaki kardeşimle kızamık çıkartmışız; babamla anam, bizi köyden Elbistan’daki doktora götürmüşler. Ablam, öğleye doğru evi süpürmek istemiş. Nenem: “Süpürme kızım, ben bugün öleceğim, gelen giden olur, boşuna uğraşma” demiş. Ablam şaşırmış. İkindi vakti, yattığı yerde namazını kılmış ve ablama; “Durdu dayını çağır, ben ölmek üzereyim, bana okusun” demiş. Ablam koşarak höyükten inerken komşu kadın görmüş ve “nereye Güldane?” diye sormuş. Ablam: “Nenem ölecekmiş, dayımı çağırmaya gidiyorum” deyince kadın elindeki işi bırakmış ve hemen eve koşmuş. Harman yerinden dayım da gelmiş: “N’oluyor bacı, beni çağırtmışsın” demiş. Nenem: “Birazdan öleceğim, bana Kur’an oku.” Dayım biraz okuduktan sonra; “Ben bir harmanı karıştırıp geleyim” diye aşağıdaki harman yerine gitmiş. Az sonra nenem ruhunu teslim etmiş.

Elbistan’a haber salınmış; babam, anam ve akrabalar ciplerle gelmişler. Akşam vakti girmiş. Hava sıcak olduğundan “cenaze kokabilir” demişler. Akrabamız Durmuş Çavuş (aynı zamanda bilgili bir hocaydı): “Gece defnedilmesinde bir sakınca yok” demiş ve lüks ışığında nenemi defnetmişler.

Babamın ayrı ev açması

Eskiden her evlenen genç ayrı bir ev açmazdı; gelin, kayınbabanın evine getirilirdi. Evin-konağın büyüklüğüne ve oda sayısına göre diğer erkek evlatların eşleri (büyük gelinler) de bulunurlardı. Kısacası tüm sülale birlikte yaşardı.

“Yeniçerioğulları” sülalesi de Elbistan Ulu Camisi’nin kuzey tarafındaki bitişik evlerde babalar, analar, kardeşler, eşleri, kardeş çocukları, gelinler ve onların çocukları hep bir arada oturuyorlarmış.

Savaş yılları… Cephelere gidenler ya şehit düşmüş ya hasta-yaralı dönmüşler ama fazla yaşamamışlar ya da esir düşenler esaretten kurtulduktan sonra dönebilmiş. Tabii sülalede öksüz ve yetim, dolu çocuk varmış. Yemekler, aynı sofrada birlikte yenirmiş. Babamdan duyardım; “30-40 kişi birlikte sofraya oturuyorduk…” derdi.

Babam Hüseyin, iki defa askerlik yapmış; ilki 29/04/1933 - 07/11/1935 tarihleri arası Ağrı-Doğubayazıt’ta, diğeri II.Dünya Savaşı’nda 10/03/1942 - 22/04/1943 tarihleri arası Edirne’de… Asker dönüşü, emmisinin evinin dar gelmesi ve kalabalık olması; ayrıca kendi çocuklarının bulunması sebebiyle ayrılmış. Çaparlar’a yakın Mercimek Ali’nin evini kiralamışlar.

1947 yılında Durdu dayı, bir tarla satarak babama yardım etmiş ve “Yeniçeriler Sokak”taki evimizi 300 liraya satın almışlar. Dayısının oğlu Ali, köyden kağnıyı getirip (Ağustos) eşyaları yeni eve taşımışlar.

Evdeki yılan

Evin kuzey tarafında iki basamakla inilen “hazın damı” dediğimiz (bugün kiler diyoruz) büyük odası vardı; soğuk bir odaydı. Kışlık erzak burada saklanırdı: Yufka ekmek, küpler ve erzak çuvalları; toprak tabandan 50-60 cm yukarıda raf gibi yapılmış tahtanın üzerinde olurdu.

Başlıktaki konuya gelince; anamdan duymuştum: “Bizim bu evde bereket yılanı denilen kara (siyah) bir yılan varmış, hazın damında yaşarmış. Sonradan öğrendim, nenen bilirmiş. Oraya beni hiç sokmazdı. Bir şey alınacaksa kendi girer alırdı. Genelde bulgur çuvalının üstünde yatarmış. Nenen bulgur alacağı zaman: ‘Kara kız in de bulgur alacağım’ der, yılan süzülerek aşağı inermiş. Nenen bulguru alıp çuvalın ağzını bağlarmış; yılan da tekrar çıkar yatarmış.”

Bir gün anam, pekmez almak için -nenemden habersiz- hazın damına girmiş. Yılanı görmemiş ama pekmezin, küpten alttaki leğene aktığını görmüş. Anam heyecanlanıp odadan çıkmış, kaynanasına: “Teyze, pekmez taşıyor” demiş. Nenem “Sus” işareti yaparak “Hızır eli değdi, ondan bereketleniyor. Sakın kimseye söyleme, bereketi kaçar” demiş. O zamanlar kimseye söylememiş, bize çok sonraları anlatmıştı. Meğer nenem, leğen doldukça pekmezi başka bir kaba alırmış.

Kiracının yaşadıkları

Nenemin ölümünden sonra yılana ne oldu, bilmiyorum. Hazın damına girer-çıkardık ama hiçbir şey fark etmezdik ya da biz görmezdik. Yalnız daha sonraki yıllarda -tam çözememişler ama- esrarengiz bir şeyler olduğunu fark etmişler.

Biz beş kardeşiz; iki kız evlenerek ayrıldı, ağabeyim ve ben Ankara’daydık. Babam vefat etmişti; evde annem ve kardeşim kalıyordu. Kardeşim 1977’de evlendi ve eşiyle bu evde oturmaya başladı. (Annem Ankara’ya benim yanıma gelmişti.)

Gelinimiz; “evden sesler geldiğini ve korktuğunu”, kardeşime zaman zaman anlatırmış. Birkaç defa aşırı korku yaşamış ve “kapıların açılıp kapandığını” söylemiş. Bunun üzerine babamdan kalma evi kiraya vererek 1983 yılında başka bir eve taşındılar.

Evi, Elbistan’ın uzak bir köyünden bir aile kiralamış. Yıllar sonra gelinimiz, evimizde kiracı olarak oturan kadınla karşılaşmış. Kadınla sohbet ederken bir ara kadın; “O evde bir gariplik vardı. Bazı zamanlar yılan görürdüm, kimseye zarar vermezdi, süzülüp giderdi. Maddi durumumuz iyi değildi ama fazla sıkıntı yaşamadık, para yönünden daralmadık. İşlerimiz rast gitti. Dört kız çocuğumu büyüttüm, okuttum, derslerinde başarılı oldular, üniversitelerini bitirdiler. Bereketli bir evdi.” diye konuşmuş. 

Hayret etmez misiniz?..

Yazarın Diğer Yazıları

  • Eski Türklerde Hayvancılık-2 - 10 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-1 - 03 Mayıs 2026
  • Yazıtlarda Geçen Bazı Sözcükler - 26 Nisan 2026
  • Eski Türklerde Dinî Hayat - 19 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-3 - 12 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-2 - 05 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-1 - 29 Mart 2026
  • Din ve Ahlâk - 22 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları-2 - 15 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları - 08 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-2 - 01 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-1 - 22 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-3 - 15 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-2 - 08 Şubat 2026
  • Atalar Kültü - 01 Şubat 2026
  • Mitostrateji'den Son Sözler - 25 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-2 - 18 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-1 - 11 Ocak 2026
  • İyeler ve Cinler - 04 Ocak 2026
  • Ak ve Kara İyeler - 28 Aralık 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 27
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Eğitimle Ulus Devlet Bilincini Geliştirmek
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Giresun Dereli Dosyası: Vurgun İddialarının İç Yüzü Ve Denetim Zafiyeti
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Mayıs,Ayı ve Gazi Turhan Beyi Anma Töreni
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Müdür ve Yardımcıları Akademiye
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
1 Mayıs'ta Eğitim Emekçilerinin Hak, Adalet Ve Liyakat Çağrısı
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
1 Mayıs'ta Eğitim Emekçilerinin Hak, Adalet Ve Liyakat Çağrısı
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Eski Türklerde Hayvancılık-2
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Anneler Günü'nün Sessiz Çocukları
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
Oku-yorum...
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Orhan KILIÇOĞLU
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Tek Adama Yönelik Rejim
Ali Kemal Gül
Tek Adama Yönelik Rejim
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Türk Ocakları'ndan
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Niçin Türkçüyüz
Şerife Güven
Niçin Türkçüyüz
Türk'üz Elhamdülillah
Köksal Cengiz
Türk'üz Elhamdülillah
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Şevket Sezer
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Çok Okunan Haberler
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet Etti
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet...
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür kayıp, kayıtlar eksik, projeler hayali..
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür...
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo