• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
09:31
GSB'den Sınavsız Atama Müjdesi: 2.610 Personel Alınacak!
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
  3. Büyük Dedem Yeniçeri
Yayınlanma: 17 Şubat 2020 - 18:30

Büyük Dedem Yeniçeri

17 Şubat 2020 - 18:30
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk

 

Geçmişte defalarca “Soyadın neden Yeniçerioğlu?” sorusuyla karşılaştım. “Büyük dedemiz Yeniçeri imiş” dediğimde, bazıları: “Öyleyse siz devşirmesiniz” diye cümlesini tamamlıyordu. Bu ifadeleri, “ağız alışkanlığıyla söylenmiş” kabul ediyor, kızmıyordum: Dahası üzülmediğim gibi gocunmuyordum da… Çünkü tarihimiz, okullarda bu kadar öğretiliyordu.

Yeniçeriler ve Ocak

Okuma alışkanlığınız veya tarihe merakınız yoksa, okul hayatınızdan aklınızda kalanlarla yetinirsiniz. Bir Yeniçeri torunu olmam ve “Türk Tarihi”ne olan özel merakım nedeniyle devamlı okuyorum. Geçmiş yazılarımda da “Yeniçeriler” konusundan bahsettim. Özellikle Balkanlardan (daha sonra Anadolu’dan da) toplanan gayrimüslim çocukların (bazı aileler kendileri veriyorlardı) yetiştirilmek üzere ocağa kaydı ile oluşturulan bir askeri teşkilattır. Her çocuk ocağa alınmazdı. “İlm-i kıyafe (Fiziksel görünüşten karakter tahlili yapma bilimi)”de uzmanlaşmış görevliler tarafından seçilirdi. Okullarda, “Yeniçeriler” ve ocakla ilgili ayrıntılar anlatılmaz; sadece “başlangıçta çok başarılı hizmetler gördükleri, daha sonra bozuldukları” belirtilerek kaldırıldığı öğretilir. Kaldırıldığı 15 Haziran 1826 tarihi de “Vaka-i Hayriye” olarak adlandırılır.

“Yeniçeri Ocağı”nın bozulmasının bir çok sebepleri vardır. Genelde ocağa kaydolma kurallarıyla ilgili kitaplarda şu anlatılır: “…bu kuralın ilk olarak III. Murad devrinde, 1574’te tahta çıkmasının hemen ardından ihlal edildiğini gösteriyor. Oğlu Şehzade Mehmed’in sünnet töreni sırasında düzenlenen şenliklere katılan esnaf ve zanaatkârlara, zorlu devşirme sürecinden geçmeden doğrudan doğruya Ocağa kabul edilmeleri emrini vermesiyle radikal bir artışa şahit olunmaktadır ki, bu sisteme indirilmiş ağır bir darbedir.” Ahi teşkilatının ve esnafın ısrarlı istekleri üzerine ve Padişahın kabulü ile ocağa herkes yazılmaya başlanmıştır.

Diğer yandan; bu duruma Türklük açısından bakarsak:

Birincisi, kimsesiz ve güçlü çocuklardan ordu oluşturma örnekleri, geçmişteki bazı devletlerimizde de vardır. Bunlar daha çok hükümdarın “hassa ordusu”nu teşkil etmişlerdir.

İkincisi ise, Osmanlı’dan çok önceleri Balkanlara Hunlar, Avarlar, Peçenekler, Uzlar, Kumanlar gibi Türk topluluklarının yerleştikleri bilinmektedir. Bunlar Bizans ordusunda paralı askerlik yapıyorlardı (Malazgirt Savaşı’nda saf değiştiren Peçenek askerlerini unutmayalım). Bu çocukların -en azından bir kısmı- “belki de bu boyların çocuklarıdır”, diye düşünüyorum.

Sülalemiz

Sülalemize, Elbistan’da “Yeniçerioğulları” derler, yani lakabımız “Yeniçeriler”dir. Halk, kısaltarak “Yeçerler” diye de söyler. Aile büyüklerimiz, sülalemizin “Yeniçeri Ocağı”na dayandığını anlatırlardı. Şifahi olarak bazı bilgilere sahip olmamıza rağmen; hem 1.Dünya Savaşı’nda Irak Cephesi’nde şehit olan, fakat “şehitler albümü”nde bulunmayan dedem Hacı Ali’nin hem de sülalemizin geçmişiyle ilgili resmi kuruluşlarla bizzat görüştüm, yazışmalar yaptım. Ayrıca çeşitli kaynakları araştırarak bir sonuca varmaya çalıştım. Tam bir sonuç alamasam da bazı bilgilere ulaştım diyebilirim.

Mehmet isimli bir Yeniçeri, ocağın kaldırılmasından sonra kaçarak Elbistan’a gelip yerleşiyor. 1844 doğumlu “Müslüme” isimli biriyle evleniyor ve dört erkek çocukları oluyor (kızların isimlerini bulamadım). 2525 sayılı Soyadı Kanunu çıktıktan sonra, dört koldan devam eden sülalemizin; iki koluna “Yenerçağ”, bir koluna “Yeniçeri” ve bir koluna da “Yeniçerioğlu” soyadı verilmiş. Biz de Yenerçağ soyadını almışız; 1975’e kadar soyadım Yenerçağ idi.

Tahminler ve ilginçlikler

Yeniçeri Mehmet’in, başka yerlere gitmeyip de neden Elbistan’a geldiği dikkatimi çekmiştir. Büyük ihtimalle Elbistan’ı bilen birisidir. Biliyorsunuz; Dulkadir Beyliği’nin yıkılması ile Elbistan yöresi Osmanlı coğrafyasına katılmıştır, ama bölgeye hâkim olunamamıştır. Belki izini kaybettirmek için Elbistan’a gelmiş olabilir. Başka bir tahminimse; Elbistan’lıdır, son dönemde gidip “Yeniçeri Ocağı”na yazılmıştır. Olaylar üzerine “tekrar Elbistan’a dönmüş” olabilir. Çünkü büyüklerimiz genelde ticaret ve zanaat ehli idiler.

“Yenerçağ” soyadı da çok ilginç gelmiştir. Açıkçası sülalede, 1934’lerde Yenerçağ sözcüğünü düşünüp de “soyadı olarak verilmesini isteyecek” birinin olduğunu sanmıyorum: “Bu soyadını büyük ihtimalle nüfus memuru vermiştir” diye düşünüyorum. Soyadı verilecek kelimelerle ilgili Nüfus memurluğunda “hazır bir liste” vardı da listeden mi seçtiler, bilemiyorum. Ama “Yenerçağ” sözcüğü, bana çok anlamlı ve ilginç gelirdi ve ufuk açıcı bulurdum.

Çok bilinen bir kelime olmadığından, 1974 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’na göreve başlamam için hazırlanan kararnamede -sonradan gördüm- soyadım “Yenerçay” yazılmıştı. Son harf, daktiloda tuşa basma hatası değilse, demek ki; MEB memuruna da “yabancı gelmiş ve tereddüt etmiş olsa” gerek.

Soyadı düzeltmesi

Bu soyadı, bizim aile tarafından tâ 1975 yılına kadar kullanıldı (hatta hâlâ Yenerçağ soyadlı akrabalar var). Babam ve üç erkek kardeş (iki kız kardeşimiz evlilerdi) olarak avukatımız kanalı ile Elbistan Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, Nüfus Memurluğu’na karşı açtığımız “soyadı tashihi” davası, 18/03/975 dava tarihinde görüşülerek 20/03/975 tarihinde karar verilmiştir (Esas No:975/135, Karar No:975/163).

Kararda şöyle denmektedir: “Elbistan Güneşli Mahallesinin cilt .., sayfa .., kütük ..’de kayıtlı davacılar 326 doğumlu Hüseyin Yenerçağ, 955 doğumlu Hüseyin oğlu Mustafa Yenerçağ, 953 doğumlu Hüseyin oğlu Yaşar Yenerçağ, 943 doğumlu Hüseyin oğlu İsmet Yenerçağ’ın esas soyadlarının Yeniçerioğlu olduğu ve halk arasında böyle çağrıldığı anlaşıldığından adı geçen davacıların Yenerçağ soyadlarının iptaliyle Davacılar Hüseyin ve Oğulları Mustafa, Yaşar ve İsmet’in soyadlarının (YENİÇERİOĞLU) olarak tashihine, Kararın kesinleştikten sonra bir kerre mahalli gazetede ilanının yaptırılmasına, Karar harcının eksiksiz alındığına, Yargıtay incelemesi istenebilir karar verildi. Davacı vekili ile davalı nüfus memurunun yüzlerinde verilen karar açıkça okunup usulün anlatıldı. 20/3/975. Katip (imza), Hakim (16529) (imza)”

 Türk olmak

Hiç bir zaman “Türklüğüm” konusunda şüpheye düşmedim; kendimi hep “Türk” bildim. “Türk, Türklük, Türk Milliyetçiliği, Turan, Turancılık, Türk Birliği” davasına inandım. Milli kimliğimden taviz vermedim. Yeniçerilerin de ülküsü olan “kızılelma” için çabaladım. Bugüne kadar böyle yaşadım, bu yolda / uğurda elimden gelen mücadeleyi verdim. 67 yaşındayım; hiç değişmedim, hâlâ da aynıyım.

21.yüzyıldayız: İnsanlar, hatta milletler arasında o kadar karışım oldu ki; artık bilim insanları -hayvanlarda olduğu gibi- saf ırk veya kan bağı aramıyorlar (Medeni Kanunu’muzdaki “kan ve sihri hısımlık” konusu farklı). Konuya “Milli Kültür” değerleri açısından bakıyorlar. Birey kendisini ne hissediyorsa, hangi millete mensubiyet / aidiyet duyuyorsa, o’dur diyorlar.

Dünyanın bütün coğrafyalarına yayılmış, bir çok milletle karşılaşmış / karışmış “Türk Milleti”ni ve fertlerini bir düşünün isterim. Onun için, Atatürk’ün; “Ne mutlu, Türk’üm diyene!” sözü hep şiarım olmuştur ve çok önemserim.

İşte bizim “Yeniçerioğlu” olan soyadımızın hikâyesi böyle…

Yazarın Diğer Yazıları

  • Eski Türklerde Hayvancılık-2 - 10 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-1 - 03 Mayıs 2026
  • Yazıtlarda Geçen Bazı Sözcükler - 26 Nisan 2026
  • Eski Türklerde Dinî Hayat - 19 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-3 - 12 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-2 - 05 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-1 - 29 Mart 2026
  • Din ve Ahlâk - 22 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları-2 - 15 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları - 08 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-2 - 01 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-1 - 22 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-3 - 15 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-2 - 08 Şubat 2026
  • Atalar Kültü - 01 Şubat 2026
  • Mitostrateji'den Son Sözler - 25 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-2 - 18 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-1 - 11 Ocak 2026
  • İyeler ve Cinler - 04 Ocak 2026
  • Ak ve Kara İyeler - 28 Aralık 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 27
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Eğitimle Ulus Devlet Bilincini Geliştirmek
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Giresun Dereli Dosyası: Vurgun İddialarının İç Yüzü Ve Denetim Zafiyeti
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Mayıs,Ayı ve Gazi Turhan Beyi Anma Töreni
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Müdür ve Yardımcıları Akademiye
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
 Toplumsal Yozlaşmada Nirvana
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Toplumsal Yozlaşmada Nirvana
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Eski Türklerde Hayvancılık-2
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Anneler Günü'nün Sessiz Çocukları
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
Oku-yorum...
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Orhan KILIÇOĞLU
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Tek Adama Yönelik Rejim
Ali Kemal Gül
Tek Adama Yönelik Rejim
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Türk Ocakları'ndan
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Niçin Türkçüyüz
Şerife Güven
Niçin Türkçüyüz
Türk'üz Elhamdülillah
Köksal Cengiz
Türk'üz Elhamdülillah
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Şevket Sezer
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Çok Okunan Haberler
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet Etti
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet...
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür kayıp, kayıtlar eksik, projeler hayali..
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür...
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo