• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
09:31
GSB'den Sınavsız Atama Müjdesi: 2.610 Personel Alınacak!
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
  3. Dava Büyük (10): Türkeş
Yayınlanma: 04 Nisan 2021 - 09:50

Dava Büyük (10): Türkeş

04 Nisan 2021 - 09:50
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk


Bugün 4 Nisan: Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in 24.ölüm yıldönümü.
O gece, HBBC tv.’de “Ceviz Kabuğu” programını seyrediyorduk. Televizyon Saat 23.00 sıralarında “MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in rahatsızlandığı ve Bayındır Hastanesi’ne kaldırıldığı” şeklinde alt yazı geçmeye başladı. O an içim burkuldu. Hemen bir arkadaşımla hastaneye gitmeye karar verdik. Kısa sürede hastaneye vardık.
Hastanenin önüne gelenler olmuştu. Herkes birbirine soruyordu ama kimse net bir şey bilmiyordu. Zamanla kalabalık iyice artmış, hastanenin önü mahşer yerine dönmüştü. Hepimiz sessiz ve endişeli bir şekilde bekliyorduk. Zaman zaman gençler “Başbuğ Türkeş” diye bağırıyorlardı; bazıları da bir köşede için için ağlıyordu.
Uzun süre bekledikten sonra gece saat 3.15 civarı Ülkü Ocakları Genel Başkanı, yüksek bir yere çıkarak açıklama yaptı; Başbuğumuzu kaybetmiştik. Hareketlenmeler oldu, bağıranlar, ağlayanlar arttı. “Başbuğlar ölmez” diye sloganlar atılıyordu. Arada bir parti yetkilileri çıkıyor, kalabalığı teskin edici sözler söylüyordu. Bir iki saat daha bekledikten sonra yavaş yavaş dağılmaya başladık ve evlerimize döndük.
Uyku tutmuyordu; üstümüze dağ yıkılmamıştı ama dağ gibi büyük bir lideri kaybetmenin üzüntüsü altında kalmış, ezilmiştik. Ne yapabilirdik ki; ölüm herkes için mukadderdi ve “her nefis ölümü tadacaktı.” Sadece yapabileceğimiz, vefa borcu olarak cenazesine katılmak ve son görevimizi yerine getirmekti.
8 Nisan’da, belki dünya tarihinde ender görülen bir kalabalık ve yoğun kar yağışı altında yapılan cenaze töreni ile başbuğumuzu ebedi yolculuğuna uğurladık. Cenaze o kadar kalabalıktı ki, mecburiyetten Ankara’nın tüm yolları kapandı, trafik tamamen durdu. Hem bu kalabalık hem de yağan kar yüreğimizi soğutmuş, geleceğe ümitle bakmamızı sağlamıştı.
Bilirsiniz; hocalar, mevta için cenazeye katılanlardan helallik isterler. Bizim, Başbuğumuz üzerinde ne hakkımız vardı ki? Onun hakkı daha fazlaydı: “Başbuğum hakkını helal et bize” diye bağırıyorduk.
Başbuğumuza ve cenaze gününe ait arşivimde epeyce kitap ve gazete kupürü bulunmaktadır. İnşallah yazılarımda yararlanabilirim.
Allah, başbuğumuzdan razı olsun. Kendisini rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Keşke bugün hayatta olsaydı!..

Kürtler konusu
Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in; Türk - Kürt ayrımı yapanlara karşı kullandığı meşhur sözüyle başlayalım: “Biz ne kadar Türk’sek Kürtler de o kadar Türk’tür; Onlar ne kadar Kürt’se biz de o kadar Kürt’üz”.
Bu konuya neden girdim. Geçenlerde “Andımız”la ilgili yazıma, başka bir kişinin yazısından alıntı yapılan bir yorum konmuştu. Bu yazıda Kürtlerden bahsedilmekteydi. Ben de Kürtlerin yaşadığı bir bölgenin çocuğuyum.
Elbistan’da ortaokulda okurken sınıfımızda birçok Kürt kökenli arkadaşımız vardı. Okula geç başladıklarından bazılarının yaşları bizden büyüktü; hatta bazıları evliydi. Elbistan’a uzak bir aşiret köyünden okumaya gelen bir arkadaşla aynı sırada oturduk. Çok iyi anlaşırdık ve zorlandığı derslerinde yardımcı olmaya çalışırdım. Bazen bana Kürtçe kelimeler söylerdi. Sonraki yıllarda bu kelimelerin Kürtçe değil, Farsça olduğunu öğrendim. Türkçe’de de Farsça sözcükler dolu. Çünkü, Türkler uzun süre İran bölgesinde kalmış, devletler kurup hâkimiyetlerini sürdürmüşlerdir. Uzun bir konudur…
Kürtleri, Türklerden ayrı görmedim, görmem. Turan halklarından biridirler. Tarihe meraklı olanlar, Yenisey yazıtlarını, Orhon yazıtlarını bilirler. Destanlarımız, masallarımız, örfler ve adetlerimiz, kısacası tarih ve kültürümüz ortaktır.
Kürtleri, farklı göstererek ayrı bir millet oluşturma çabaları, en çok kimden ve nereden geliyor, ona bakmak lâzım: Batılılardan ve özellikle ABD’den… Rusya’yı da unutmamak gerekir. Ayrı dil, ayrı alfabe oluşturma gayretleri, hep buralardan çıkıyor. Bunlar Kürtleri bizden daha mı çok seviyorlar? Hayır. İşlerine ve amaçlarına öyle geliyor. Tabii ısrarla kendisini başka etnik gruptan sayan kişilere bir şey diyemem.
Türk adı, ülkemizdeki vatandaşları kapsamakla birlikte dünya çerçevesinde baktığımızda Türk kökenlilerin (Turan halklarının) tamamının ortak adıdır. Bu ad altındaki tüm halklar, ortak tarih ve kültür birliği içerisindedirler.
Atatürk döneminde -İngilizlerin kışkırtmasıyla bazı isyanlar yaşanmakla birlikte- Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan herkes, bir ve eşit görülmüştür. Ayrıca, “millet olma şuuru, millî ruh ve milli kimlik oluşturmak” için çabalar vardır: Tarih ve kültür politikalarına ağırlık verilmiştir.
Atatürk; siyasetin camiye, okula ve kışlaya girmesini istememiştir. Kendisinden sonra gelenler bu politikaları devam ettirmediler. Atatürk dönemi birleştirme; sonraki dönemlerse -oy için- maalesef etnik ve dinî ayrıştırma politikası üzerine kurulmuştur. Bu ayrıştırma politikası son zamanlarda daha da artmıştır.
12 Eylül 1980 öncesi birçok Kürt kökenli ülkücü arkadaşlarımız vardı. Onları, kendimizden ayrı tutmuyorduk, farklı görmüyorduk. Bizimle birlikte komünizme ve emperyalizme karşı mücadele verdiler.
1984 yılından itibaren bu ayrışma körüklendi. Bugün etnik bölücülük yapanların birçoğu kripto Ermeni, Rum ya da Yahudilerdir. Gerçek Kürtler; Türkler ile ortak kültür, tarih ve kader birliği içindedirler. Formun Altı

Başbuğdan alıntılar
Yazıyı Başbuğun konuşmalarından örneklerle bitirelim: “Arkadaşlar, Türk Milliyetçiliği demek, Türk Milleti’ni sevmek demektir. Türk Milleti’nin iyiliğini istemek, onun yüceltilmesi için çalışmak, onun hakkını - hukukunu çiğnetmemek, korumak ve milletimizi, kısa zamanda dünyanın en çok refaha ermiş, en zengin, en güçlü toplumu haline getirmek; dağınıklığı gidermek, esaret altında bulunanların esaretten kurtulmasını sağlamaya çalışmak ve Türklerin, kendi aralarında sıkı bir sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi iş birliğinin gelişmesini sağlamak.
Türk Milliyetçiliğinin, bizim anlayışımıza göre kaynağını aldığı iki önemli kutsal kaynak vardır: Birisi İslâm imanı, İslâm ahlâk ve faziletidir; diğeri ise Türk Milleti’ne karşı beslenen sevgiye dayalı milli ülkü, Türk Milliyetçiliği ülküsü. Bu ikisi birbirinden ayrılmaz.
Türk Milliyetçiliği, sevgiye dayanır, karşılıklı saygıya dayanır.
Bir millet iman ve ahlâk ile yaşar. Bir milletin kuvvetli olması, insanların güçlü kuvvetli olması, her şeyden evvel imanlı olmasına, ahlâklı olmasına bağlıdır. İmanını kaybeden ahlâksız bir toplum yıkılır, gider.”
Eğitim sayesinde kişiliğimiz ve davranışlarımız değişir ve gelişir. Tabii olarak “Türk kültürü”nün, “yerel kültür”ün, aile ortamının yanı sıra okunan kitaplar, arkadaşlar, iyi-kötü ilişkiler, tecrübeler gibi çevre faktörlerinin de rolü vardır.
Başbuğumuzun Ankara’daki hiçbir konferansını, toplantısını kaçırmamaya çalıştım. Zaten 1969’dan beri ismini biliyor; konuşmalarını ve faaliyetlerini takip ediyordum. Başta “Dokuz Işık” olmak üzere tüm kitaplarını okudum: Kitapları hâlâ kitaplığımdadır.
Türk Milliyetçisi olarak yetişmemde emeği çoktur. Talihimin de yardımıyla iyi ve güzel bir yola yöneldim: Bu yol, “Türk Milliyetçiliği, Türkçülük, Kızılelma, Turancılık, Türk Birliği” ülküsü (ideal) fikirleridir.
O, gerçek bir liderdi.

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Eski Türklerde Hayvancılık-2 - 10 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-1 - 03 Mayıs 2026
  • Yazıtlarda Geçen Bazı Sözcükler - 26 Nisan 2026
  • Eski Türklerde Dinî Hayat - 19 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-3 - 12 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-2 - 05 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-1 - 29 Mart 2026
  • Din ve Ahlâk - 22 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları-2 - 15 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları - 08 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-2 - 01 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-1 - 22 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-3 - 15 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-2 - 08 Şubat 2026
  • Atalar Kültü - 01 Şubat 2026
  • Mitostrateji'den Son Sözler - 25 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-2 - 18 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-1 - 11 Ocak 2026
  • İyeler ve Cinler - 04 Ocak 2026
  • Ak ve Kara İyeler - 28 Aralık 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 27
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Eğitimle Ulus Devlet Bilincini Geliştirmek
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Giresun Dereli Dosyası: Vurgun İddialarının İç Yüzü Ve Denetim Zafiyeti
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Mayıs,Ayı ve Gazi Turhan Beyi Anma Töreni
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Müdür ve Yardımcıları Akademiye
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
1 Mayıs'ta Eğitim Emekçilerinin Hak, Adalet Ve Liyakat Çağrısı
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
1 Mayıs'ta Eğitim Emekçilerinin Hak, Adalet Ve Liyakat Çağrısı
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Eski Türklerde Hayvancılık-2
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Anneler Günü'nün Sessiz Çocukları
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
Oku-yorum...
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Orhan KILIÇOĞLU
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Tek Adama Yönelik Rejim
Ali Kemal Gül
Tek Adama Yönelik Rejim
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Türk Ocakları'ndan
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Niçin Türkçüyüz
Şerife Güven
Niçin Türkçüyüz
Türk'üz Elhamdülillah
Köksal Cengiz
Türk'üz Elhamdülillah
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Şevket Sezer
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Çok Okunan Haberler
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet Etti
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet...
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür kayıp, kayıtlar eksik, projeler hayali..
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür...
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo