• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
09:31
GSB'den Sınavsız Atama Müjdesi: 2.610 Personel Alınacak!
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
  3. Dava Büyük (7)
Yayınlanma: 14 Mart 2021 - 12:58

Dava Büyük (7)

14 Mart 2021 - 12:58
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk


Medya; ülkücüleri sağ grup içinde göstermeye çalışsa da -oldum olası- bu sağ lafını hiç sevemedim. Her ne kadar sağ, gelenekselliği ve muhafazakârlığı çağrıştırıyor olsa da -sola olduğu gibi- bu kelimeye de ısınamadım. Hani, her şeyin bir zıddı vardır ya; iyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış, günah-sevap gibi… Demek ki, sağ ve sol da birbirinin zıddı!.. Ortak yönleri yok mu? Veya dışarıyla bağlantıları?..
Bazı kaynaklar bu tabirlerin çıkış menşeini, Fransız parlamentosundaki oturuş şekline bağlıyorlar. Ama İslâm çerçevesinden bakıldığında; birçok din görevlisi, Kuran’daki Vakıa Suresi ayetleriyle ilişkilendirmektedirler. (DİB, 56.sure meali): “1.Büyük olay gerçekleştiği zaman; 2. Artık onun vukuunu yalan sayacak kimse kalmayacaktır. 3.O, alçaltır, yükseltir. 4.Yer şiddetle sarsıldığı zaman; 5-6.Dağlar parçalanıp toz duman haline geldiği; 7. Sizler de üç gruba ayrıldığınız zaman: 8.Biri, amel defteri sağından verilenlerdir; ne mutlu o sağından verilenlere! 9.Diğeri amel defteri solundan verilenlerdir; ne bedbaht o solundan verilenlere! 10.Önde olanlar; (erdem, amel ve ödülde) önde olanlar; 11-12. İşte onlar nimetlerle dolu cennetlerde Allah’a en yakın olanlardır. 13.Çoğu önce gelip geçmişlerden; 14.Birazı da sonrakilerdendir.” Ayetlerin devamı da var, okumalısınız. Dikkat ettiniz mi? Burada üçüncü bir gruptan da bahsediliyor. Ne ise, fazla girmeyeyim: Sizler değerlendirin!..
Ancak, Allah; ifrattan ve tefritten, yani aşırılıklardan kaçınmamızı, uzaklaşmamızı tavsiye ediyor: Kısacası orta yolu tutmamızı istiyor. Orta, aynı zamanda merkez demektir.
Ben, bir Türk Milliyetçisi ve ülkücüsü olarak kendimi merkezde konumlandırıyorum. Okudukça; bilgim, fikrim ve görüşüm arttıkça ve geliştikçe; Türk Milliyetçilerinin merkezde olmaları gerektiği düşüncesine vardım.
Anayasamızda; “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halka Türk Milleti denir” der. Gerçekte devletimizi oluşturan asli unsurun Türkler olduğunu ve Türk Milliyetçilerinin de merkezi temsil etmesi gerektiğini anladım. Tabii ki, mücadele edilecektir; ama hiç kimsenin bizi “aşırı uç” da göstermesine, hele hele etnik kavga içinde olanların karşısına koymalarına razı olamam.
Biliyorsunuz; geçmişte davamızın, “Türklük bedenimiz, İslâmiyet ruhumuzdur; ruhsuz beden ceset olur.”, “Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslümanız”, “Ya Allah, Bismillah, Allahu ekber” ve “Kanımız aksa da zafer İslâm’ın” gibi sloganlarımız vardı. Bu sloganların bazılarını geçmişte kullansak da, İslâmiyet’in insanların ölümünden / öldürülmesinden daha çok yaşatılması taraftarı olduğunu bilelim. Onun için Şeyh Edebali: “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın” demiştir.

Çatışmalar
Bazılarının “sağ-sol çatışması” diye öne sürdükleri mücadele iyice artmıştı ve her gün birçok genç vuruluyordu. Bize göre, bu bir sağ-sol çatışması değildi.
O günkü dünya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)’nden oluşan iki kutuplu  bir dünya idi. II. Dünya Savaşı’ndan sonra soğuk savaş yılları başlamıştı. Ancak galip devletler ülkeleri işgale devam ediyorlardı. Macaristan, Çekoslovakya gibi işgal edilen ülkeler ortadaydı.
SSCB, çarlık döneminden beri bir hedefi vardı: Sıcak denizlere inmek. Bunun için, özellikle Türkiye’yi kontrolüne alması gerekiyordu. Diğer ülkelere olduğu gibi ülkemize de ideolojisini ihraç ediyor ve gençlerimiz üzerinde etkili oluyordu.
SSCB ve sol gruplar; -bugün de olduğu gibi- kendilerine karşı olanları hep Amerikancı olmakla itham ederler ve düşman görürler. Amerika’nın böyle bir düşüncesi olabilir veya solun bu propagandası hoşuna gidebilir; ama biz öyle düşünmüyorduk. Bizi; sağın-solun, ABD’nin-SSCB’nin (diğer bazı ülkeleri de sayabiliriz) yaptıkları propagandalar ırgalamıyordu. Çünkü biz, kendimizi çok iyi biliyorduk. Diğer bildiğimizse; hepsinin, ülkemiz üzerinde emperyal düşüncelerinin olduğudur: Türklüğün de ülkemizin de düşmanıydılar. Ayrıca, zulüm gören insanlarımız ve Türk yurtları, SSCB ve Çin esareti altındaki coğrafyada idiler.
İşte, bu şartlar altında -ister istemez- "yakın tehdit" olarak görülen SSCB’ne karşı öncelikle tedbir yoluna gidilmesi gerekiyordu. Bu sebeple, Başbuğumuz Alparslan Türkeş; “Komünizm tehlikesi yüzünden sağ ile olan kavgamızı erteledik” dedi. Aslında bu açıklama; Türk Milliyetçilerinin, ülkücülerin; solda olmadıkları gibi sağda da olmadıklarının ifadesidir.
Çatışmalar o kadar yoğunlaşmıştı ki, gruplar kendi güvenliklerini sağlamak zorunda kalıyorlardı. Korunma düşüncesi ile aynı düşüncedeki öğrenciler ve memurlar; belli yerlerde toplanıyor, okullarına ve işyerlerine birlikte gidip geliyorlardı. MEB memurları olarak bizler de Mithatpaşa Caddesi’ndeki “Ülkücü Memurlar Derneği (ÜLKÜM)” önünde sabah toplanıyor, Meşrutiyet Caddesi’nden topluca Bakanlığa geliyorduk. Akşam çıkışta da Bakanlık önünde toplanıyor, aynı yoldan derneğin önüne kadar gidiyor ve evlerimize dağılıyorduk.

Büyük yürüyüş
Hiç unutamadığımız bir eylem: 15 Nisan 1978 tarihinde Ankara’da yapılan “Büyük Yürüyüşü ve Mitingi” anmadan geçemeyiz. Ankara, belki de bugüne kadar böyle bir yürüyüş ve miting görmemiştir. Türkiye’nin her yerinden gelen bir milyona yakın insan… Kalabalığı, Tandoğan Meydanı almadığı için insanlar Beşevler, Maltepe ve Anıtkabir’e doğru taşmıştı.
Yürüyüş, Kurtuluş Meydanı’nda başlayıp Tandoğan Meydanı’nda konuşmalar tamamlandıktan sonra bitmişti. Yürüyüş güzergâhı; Cebeci’den Dikimevi’ne, göbekten sola dönülerek Dörtyol, Samanpazarı, Opera, eski otogar ve Tandoğan şeklindeydi. Miting sona erdiğinde yürüyüş bitmemişti ve bir ucu hâlâ Cebeci civarındaydı.
Bu yürüyüş ve miting, komünistlere gözdağı olduğu kadar bazı dış güçleri de rahatsız etmişti. Olaylar çok artmıştı; dolayısıyla ölenlerin sayısı da günden güne artıyordu. Çatışmalarda ya da pusuya düşülerek insanlarımız öldürülüyordu. Sonunda 12 Eylül 1980 askeri darbesi oldu ve olaylar birdenbire son buldu. Darbeden sonra, ABD büyükelçisinin ve Kenan Evren’in açıklamaları manidardır.
“Siyasal İslâmcılar” bu darbeden de zarar görmemişlerdir. Aksine onların yararına olmuştur. Darbe sonrası alınan kararları incelerseniz, kimlerin faydasına olduğunu görebilirsiniz. Olan, ülkücülerle solculara olmuştur. Darbeye zemin hazırlamak için ortamın olgunlaşmasının beklenmesi ve 5.000’e yakın vatan evladının ölümüne sebep olunması, arkasından birçoğu suçsuz gençlerin idam edilmesi ve Kenan Evren’in “İdam etmeyip de besleyecek miydik” sözü!.. Ne zor günlerdi!..

Bulunduğumuz Coğrafya
İbni Haldun’un, çok meşhur bir sözü vardır: “Coğrafya kaderdir” diyor. Gerçekten çok zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Ama bu coğrafyanın dezavantajları kadar avantajları da vardır.
Esasen sıkıntılar, problemler ve meseleler; yönetmekten ve yönetim şeklinden kaynaklanmaktadır. Ülkemiz ve milletimiz; öyle akıldan ve stratejiden uzak bir anlayışla, eyyamcı / günü birlik politikalarla, öncelikler tespit edilmeden plansız / programsız icraatlarla, şahsî ya da parti çıkarları amaçlanarak sürdürülen popülüsit yaklaşımlarla ve israflarla, özellikle dış politikada eşim-dostum duygusallığı ile yönetilecek bir devlet değildir.
Bu devlet, akılla kuruldu ve akılla yönetilmelidir.

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Eski Türklerde Hayvancılık-2 - 10 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-1 - 03 Mayıs 2026
  • Yazıtlarda Geçen Bazı Sözcükler - 26 Nisan 2026
  • Eski Türklerde Dinî Hayat - 19 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-3 - 12 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-2 - 05 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-1 - 29 Mart 2026
  • Din ve Ahlâk - 22 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları-2 - 15 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları - 08 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-2 - 01 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-1 - 22 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-3 - 15 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-2 - 08 Şubat 2026
  • Atalar Kültü - 01 Şubat 2026
  • Mitostrateji'den Son Sözler - 25 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-2 - 18 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-1 - 11 Ocak 2026
  • İyeler ve Cinler - 04 Ocak 2026
  • Ak ve Kara İyeler - 28 Aralık 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 27
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Eğitimle Ulus Devlet Bilincini Geliştirmek
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Giresun Dereli Dosyası: Vurgun İddialarının İç Yüzü Ve Denetim Zafiyeti
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Mayıs,Ayı ve Gazi Turhan Beyi Anma Töreni
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Müdür ve Yardımcıları Akademiye
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
1 Mayıs'ta Eğitim Emekçilerinin Hak, Adalet Ve Liyakat Çağrısı
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
1 Mayıs'ta Eğitim Emekçilerinin Hak, Adalet Ve Liyakat Çağrısı
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Eski Türklerde Hayvancılık-2
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Anneler Günü'nün Sessiz Çocukları
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
Oku-yorum...
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Orhan KILIÇOĞLU
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Tek Adama Yönelik Rejim
Ali Kemal Gül
Tek Adama Yönelik Rejim
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Türk Ocakları'ndan
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Niçin Türkçüyüz
Şerife Güven
Niçin Türkçüyüz
Türk'üz Elhamdülillah
Köksal Cengiz
Türk'üz Elhamdülillah
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Şevket Sezer
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Çok Okunan Haberler
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet Etti
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet...
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür kayıp, kayıtlar eksik, projeler hayali..
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür...
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo