• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
09:31
GSB'den Sınavsız Atama Müjdesi: 2.610 Personel Alınacak!
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
  3. Dini Anlayışımız (2)
Yayınlanma: 25 Nisan 2021 - 11:17

Dini Anlayışımız (2)

25 Nisan 2021 - 11:17
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk


Her Cuma’ya gittiğimde camiden gerilerek ve strese girerek çıktığımdan bahsetmiştim. Gerçekten; bu Diyanet, millî hassasiyetleri olan bizlerin psikolojileri ile oynuyor. Bu Cuma, 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na rast geldi. Hutbe; Peygamberimizin, Uhud Savaşı’nda şehit düşen bir yetim çocuğunun başını okşamasıyla başlayınca, ben de sandım ki, Kurtuluş Savaşı’nda şehit düşen askerlerimizin yetimlerine bağlayacaklar. Nerde! Ne bayrama değindiler ne de milli mücadelemize… I.Dünya Savaşı’nda onlarca cephede şehit verdiğimiz milyonlarca Osmanlı (Türk) askerinin yetimlerinden de bahsetmediler. O yıllarda bizim sülalede bile 40’a yakın yetim ve öksüz kalmış. Yani, anlayacağınız Diyanet, milli değerlerimize karşı cephe almış gidiyor. Manevi değerlerimizin durumu da ortada!..
Geçen haftadaki yazımızın devamına gelince:

Kader anlayışı
Buna en güzel örneği Fatma Çelik köşesinde (11/04/2021, Yeniçağ) yazmış: “Tarih boyunca muktedirler yaptıkları zulümlere hep beşeri ve dini açıklamalar getirmişlerdir. Akademik metinlere göre; Hazreti Hüseyin Kerbela’da 33 mızrak yarası ve 33 kılıç darbesi ile şehit edildikten sonra Yezid, Ehl-i Beytin mensuplarına: ‘Benden nefret ettiğinizi biliyorum. Keşke başka türlü olsaydı ama kader-i ilahi böyleymiş, ne yapalım?’ demiştir. İşte bu ‘sorgulamayın, kader böyleymiş’ Emevi anlayışı kendi saltanatlarını tahkim etmek için yüzyıllar boyu kullanılagelmiştir.
Günümüz İslam dünyasında, Selefi anlayış; büyük maddi kaynaklarla bunun akademik alt yapısını tahkim etmeye çalışmaktadır. Afganistan’da, Irak’ta ve diğer İslam beldelerinde İslam mabetlerine, pazar yerlerine bomba koyup çocukları parçalayan anlayış; ‘ben ona şehadet bahşettim. En büyük mertebe şehitlik değil mi? Niye kızıyorsunuz, niye lanetliyorsunuz ki?’ diyerek kendi anlayışını savunmaktadır.”
İslâm’ın şehitlik ve kader anlayışını böyle mi yorumlayacağız? Bu “Allah’a suç atmak” değil mi?  Oysa bizim medeniyetimizde, bizim anlayışımızda insanı yaşatmak esastır. Çünkü insan varsa, her şey mümkündür. Aynen Şeyh Edebali’nin dediği gibi; “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın!”

Akıl ve nakil
“Aklı olmayanın dini de yoktur.” Büyüklerimiz, “en önemli sağlık, akıl sağlığıdır” derler; akıl, zekâ, idrak, şuur, mantık çok önemlidir. Buna rağmen, aklını bir kenara koyanları, kullanmayanları; hiç araştırmadan, sorgulamadan başkalarının aklı ile hareket edenleri; belki kendisinden daha cahil, daha aşağı, çukurda bir insana biat edenleri, itaat edenleri, sadakat gösterenleri; ne yapacağız? “Yazıklar olsun onlara!..”
Dinimizde ruhbanlık yoktur; Allah ile kul arasına kimse giremez. Kur’an’da açıkça ifade edildiği halde bazı din adamlarına, şeyhlere veya bu kişilerin oluşturduğu cemaat ve tarikatlara bağlanmak suretiyle Allah’a yaklaşacağını sanmak ya da bunları araya sokmak yanlıştır. Böyle birinin, Allah’ın kendisine verdiği özgürlüğü ve özgür iradesini kendi eliyle teslim etmesi demektir. “İnsan, kendisinin başı boş bırakıldığını mı sanıyor?” ifadesini yanlış yorumlamaktır. Müslüman, aklını kullanmak zorundadır.
Ebu Hanife gibi, Maturidi gibi, Hoca Ahmet Yesevi gibi büyük alimlerimiz; akılla nakil arasında tercihte kalırsak aklı tercih etmemizi öğütlemişlerdir.

Gösteriş
Onlar, gösterişten uzak ibadet yapıyorlardı ve emekleriyle hayatlarını sürdürüyorlardı. Ya şimdikiler!.. Geçenlerde, Şemseddin-i Sivasî'nin (ö.1597) “İbret-nümâ” adlı mesnevisinden “Âbid ile Köpek” başlıklı bir hikâye okudum (Ahmet Sevgi, 07/04/2021, Yeniçağ):
“Bir kişi ibadet etmek maksadıyla bir gece mescide gider. Ortalık karanlıktır. Mescitte bir müddet ibadet ettikten sonra kapıdan birisinin girdiğini hisseder. Benim gibi ibadet etmek isteyen başkaları da varmış diye düşünür. Sonra, muhtemelen beni tanıyordur, ibadete devam edeyim ki ne kadar çok namaz kılıp tespih çekiyor desin diye ibadete devam eder. Derken şafak söker, etraf aydınlanmaya başlar. Bir de bakar ki kendisi gibi ibadet eden biri zannettiği şey bir köpek ve yatmış uyuyor.”

Kadının yöneticiliği
Radikal İslâmcıların bir iddiası da kadınların yönetici olamayacağı şeklindedir. 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi, bu sözü bana söyleyenler oldu. Türk tarihini ve az-çok Kur’an’ı bilen biri olarak bu söze inanmadığım için gereken cevabı vermiştim.
Aslında İslâm tarihinde de güçlü kadınlar vardır: Mesela, Peygamberimizin eşi Hz.Ayşe. Hocalar, vaazlarında çok anarlar ve birçok hadisin naklini ona bağlarlar. Ama “Cemel Vakası”nın tarafı olduğunu pek anlatmazlar.
Cemel Vakası; Hz.Osman’ın öldürülmesinden sonra halife seçilen Hz.Ali ile Peygamberimizin eşi Hz.Ayşe arasında geçen bir iç savaştır. Olay biat edip etmeme ve halifelik makamı meselesinden doğmuştur. Hâlâ tartışması devam etmektedir.

Kabile kültürü ve süt anne
Araplar da kabile kültürü çok baskındır. Mesela; amcası Ebû Tâlib, peygamberimizi savunmasına rağmen Arap kabile reislerinin gururları ve atalarının yoluna bağlı olma zaafları yüzünden İslâmiyet’i kabul ettiğini açıklayamamıştır: “Müslüman mı, müşrik mi?” olarak öldüğü tartışmalıdır.
Türkler; başlangıçta Gök Tanrı inancına sahip olsalar da çok din değiştirmişlerdir; son olarak çoğunlukla İslâmiyet’te karar kılmışlardır.
Araplar da bir de süt anne konusu vardır: Bunun eleştirilecek tarafı yok ama doğan çocuğun annesinin ölmesi veya başka zorunluluk hariç Türkler de süt anneye verme görülmez.
Mekkeli zengin aileler; yeni doğan çocuklarını çölde sağlıklı büyümesi ve fasih Arapça’yı öğrenmesi için bir süt anneye verirler. Arap bedevî kadınları da süt anne olmayı bir gelir kaynağı olarak görmektedirler.

Ad verme
Nisan ayı başlarında basına bir haber düşmüştü: İran’ın Erdebil kentinde yaşayan Azerbaycan Türk’ü görme engelli sokak müzisyeni Seccad Colani, yetkililere “eğer ‘Ayıl’ bebeğimin kimliğini vermezseniz ailemle müdürlük binasının kapısının önünde oturma eylemi başlatacağım” demesi üzerine, “9 ay sonra bebeğimin kimliğini vermeyi kabul ettiler” şeklindeydi. “İran’da bebeklerine Türkçe isim vermek isteyen ailelerin sorununun bir an önce çözüme kavuşmasını umduğunu” söylemişti. (Ayıl, “uyanmak ve ayağa kalkmak” anlamına gelmektedir.)
Hocaların bir saplantısı da Müslümanları, çocuklarına Arap adı vermeye zorlamalarıdır. Çocuklarına Arap ismi verenlere sorduğumuzda, “Kur’an’da geçiyordu, onun için bu ismi verdik” diyorlar. Düşünmezler ki; Kur’an, Arapça indirildiği için içindeki sözcükler de tabii ki Arapça olacaktır. Kur’an dünyada olmayan bir dille inmiş olsaydı, savunma haklı olabilirdi ama o zaman da Kur’an’ı ve Allah’ın emirlerini Araplar anlayamazlardı.
Ord.Prof.Dr. Zeki Velidi Togan: “Türk halkı, Ebu Cehil’in gerçek adı Hişam dahil ne isim varsa çocuklarına verdiler ama, biz İslâm’a en büyük hizmeti yapan Sultan Alparslan’ın ismini bin senedir bir Arap çocuğuna verdiremedik.” demektedir.
Sonuç olarak; ne çocuklar ne ebeveynler, isimle “takva” sahibi olurlar: Ama Türk adları vererek Araplarla farklılığımızı ve kimliğimizi ortaya koyarız.

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Eski Türklerde Hayvancılık-2 - 10 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-1 - 03 Mayıs 2026
  • Yazıtlarda Geçen Bazı Sözcükler - 26 Nisan 2026
  • Eski Türklerde Dinî Hayat - 19 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-3 - 12 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-2 - 05 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-1 - 29 Mart 2026
  • Din ve Ahlâk - 22 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları-2 - 15 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları - 08 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-2 - 01 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-1 - 22 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-3 - 15 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-2 - 08 Şubat 2026
  • Atalar Kültü - 01 Şubat 2026
  • Mitostrateji'den Son Sözler - 25 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-2 - 18 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-1 - 11 Ocak 2026
  • İyeler ve Cinler - 04 Ocak 2026
  • Ak ve Kara İyeler - 28 Aralık 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 27
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Eğitimle Ulus Devlet Bilincini Geliştirmek
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Giresun Dereli Dosyası: Vurgun İddialarının İç Yüzü Ve Denetim Zafiyeti
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Mayıs,Ayı ve Gazi Turhan Beyi Anma Töreni
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Müdür ve Yardımcıları Akademiye
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
1 Mayıs'ta Eğitim Emekçilerinin Hak, Adalet Ve Liyakat Çağrısı
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
1 Mayıs'ta Eğitim Emekçilerinin Hak, Adalet Ve Liyakat Çağrısı
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Eski Türklerde Hayvancılık-2
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Anneler Günü'nün Sessiz Çocukları
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
Oku-yorum...
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Orhan KILIÇOĞLU
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Tek Adama Yönelik Rejim
Ali Kemal Gül
Tek Adama Yönelik Rejim
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Türk Ocakları'ndan
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Niçin Türkçüyüz
Şerife Güven
Niçin Türkçüyüz
Türk'üz Elhamdülillah
Köksal Cengiz
Türk'üz Elhamdülillah
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Şevket Sezer
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Çok Okunan Haberler
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet Etti
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet...
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür kayıp, kayıtlar eksik, projeler hayali..
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür...
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo