• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
09:31
GSB'den Sınavsız Atama Müjdesi: 2.610 Personel Alınacak!
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
  3. Dinimizi Koruyalım
Yayınlanma: 10 Şubat 2020 - 14:36

Dinimizi Koruyalım

10 Şubat 2020 - 14:36
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk

 

Başlığı okuyunca tabii ki şaşırdınız!.. İçinizden, “İslâm’ın koruyucusu Allah’tır, ben nasıl koruyacağım?” veya “Dinimi kimlerden koruyacağım?” ya da “Nasıl koruyacağım?” diye geçirdiğinizi düşünüyorum. Konuya girmeden önce, biraz eski günlere dönmek istiyorum:

Yabancılar da dahil bir çok bilim insanı, İslâm öncesinde de Türklerde “cihangirlik ruhunun, fetih ruhunun, gaza ruhunun” olduğunu belirtmektedirler. Türkler, tarih sahnesine çıktıklarından itibaren nüfusun artması, kuraklık, yeni otlaklar bulma gibi sebeplerle göç etmek zorunda kalmışlardır: Ya da yeni vatan toprağı edinip “devlet kurma”, kurulmuş devletlerde “görev alma” amacıyla da farklı coğrafyalara yayılmışlar; Asya, Afrika, Avrupa kıtalarında at koşturmuşlar; Çin’de, Hindistan’da, İran’da, Anadolu’da, Kuzey Afrika’da, Avrupa’da yüzlerce devlet kurmuşlardır.

Hep övündüğümüz gibi bulundukları yörelerde yerli halkların kültürüne, diline, dinine karışmamışlardır. Tersine, özellikle Türkçe’yi unutanlar ve/veya aynı dinden topluluklar içinde olanlar kültür değişimine uğramışlar, yerli halk içinde erimişler, asimile olmuşlardır; hatta Türk kimliğini kaybetmişlerdir. Maalesef! Bu durum Türklerin en büyük zaaflarından birisidir. Sırası geldiğinde “kimliğini kaybeden Türkleri” de yazacağız.

Türkler ve İslâmiyet

Eskiden Türklerin büyük çoğunluğu “Gök Tanrı” inancına sahipti. Ancak, bulundukları coğrafyalara göre “semavî dinleri” de kişiler tarafından oluşturulan inançları da kabul etmişlerdir. Benzer durum bugün de mevcuttur. Türkler, inançlarında asla bağnaz olmamışlar; ifrattan ve tefritten kaçınmışlardır. Onlar için “töre (yasa)” daha önemlidir.

Başlangıçta Arap (İslâm) ordularına karşı çıkmışlar, yer yer savaşmışlardır. Dr. Arslan Tekin, “Türk’ün Tarihi” isimli kitabında şöyle demektedir: “Emevi Devleti bir nevi Arap milliyetçiliği politikası güdüyordu. Horasan’a gönderilen Emevi valileri İslâm’ı evrensel bir din haline getirme idealinden çok uzaktılar. Emevi yönetimi İslâm’ın yayılmasından çok, Arap saltanatına önem vermiş ve Türklere karşı tam bir istila hareketine girişmişti. Araplar kendi soylarından olmayan Müslümanlara verdikleri ‘mevali’ adıyla kendilerinin efendi, Arap olmayanların da köle olduklarını anlatmak istiyorlardı. Emeviler aldıkları ülkelerin halkının canlarını ve mallarını kendileri için helal sayıyorlardı. Emevilerin sürdürdüğü bu siyaset neticesinde özellikle Türkler arasında Araplara karşı kin ve nefret duygularını artırmış ve Türkler arasında İslâmiyet’in yayılmasını geciktirmiştir.”

Talas Savaşı (Temmuz 751)’nda -Çin’i kendileri için daha büyük bir tehlike gören- Karluklar, Arapların yanında yer alarak Çinlileri yenilgiye uğratmışlardır. Bu savaştan sonra peyderpey Müslüman olmaya başlayan Türkler, 900’lü yıllarda tamamen İslâmiyet’i seçmişler ve bu uğurda -haçlı savaşları dahil- oluk oluk kan akıtmışlardır.

Orta Asya bilim ve medeniyet merkezi olmuş, şehirler imar edilmiştir. Matematik, geometri, astronomi, tıp, eczacılık, edebiyat, felsefe, sanat gibi ilimlerde büyük gelişmeler yaşanmış, bir çok alim ve şairler yetişmiştir. Türkçe eserler ve şiirler yazılmıştır. Ancak, özellikle Selçuklular döneminde Acem (Fars) dili saraya girmiş, eserler Farsça ve Arapça yazılarak bu kültürlere hizmet etmek yanlışına düşülmüştür.

Osmanlı’nın son dönemlerinde “kaht-ı rical (devlet adamı yokluğu)” deyimi ortaya çıkmıştır. Çünkü devlet yönetimine ehliyetli, liyakatli adamlar getirilmemiş, rüşvet ve iltimasla atamalar yapıldığı için yönetimde zaaflar oluşmuştur. Ricalin padişaha dalkavuklukları, soytarılıkları; ulemanın padişahların keyfi uygulamalarına ses çıkarmamaları; din alimlerinin istenilen fetvaları vermeleri; şairlerin övgü dolu sözleri ve şiirleri; devlette israfın önüne geçilememesi gibi sebepler devletin çöküşüne sebep olmuştur.

İslâmiyet’te “ruhanilik, ruhban sınıfı olmamasına” rağmen oluşmuştur. Bunlar kendi arzuları için dini kullanmışlardır. Mesela; bazı ulema ahaliyi ve yeniçerileri “din elden gidiyor” diye isyan ettirip, padişahı ya da devlet adamlarını devirmişler; yerlerine bol ulufe verecekleri getirmişlerdir. Diğer bir husus; her ıslahata ve yeniliğe karşı çıkarak devletin ve milletin gelişmesini, ilerlemesini, yükselmesini engellemişlerdir. Başta küfür veya bid’at saydıkları kıyafeti bir müddet giyip alıştıktan sonra “Müslüman kıyafeti (!)” saymışlar; bir başka kıyafet şekline veya rengine küfür diye düşmanlık etmişlerdir. Zamanla dinî kurumlar asker kaçaklarının, tembellerin yuvası haline gelmiştir.

Diğer bir husus ise; din adına milli kimliği, milli ruhu ve ülküyü yok etmeleridir. Maalesef! Türk’ün; kimliğine, diline, vicdanına, geleneklerine, her değerine saldırılmıştır. Alimlerimizdeki bu zihniyet ve/veya taassup; dinin ve dindarlığın “Arap demek” olduğunu düşünmeleri ve her şeyi “Araplaştırmak gerektiğini” zannetmeleridir. Bu düşünce Türk kimliğinin unutulmasına sebep olmuştur. Kur’an’ın Hucurât Suresi’nin (49/13); “Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık…” ayetine aykırı laflar edebilmişlerdir. (Mezhep savaşlarına fetva vererek binlerce insanımızın ölmesine sebep olmaları da ayrı bir konudur.) İslâmiyet, Türklük çerçevesi içinde değerlendirilebilseydi, belki Selçuklu’nun da Osmanlı’nın da sonu böyle olmayabilirdi. Din değiştiren başka milletler kimliklerini kaybetmediler. Biz Türkler, hiç bir milleti “Türkleştirmediğimiz gibi” bin yıla yakındır hizmet ettiğimiz hiç bir Arab’ı da Türk yapamamışız.

Günümüz Türkiye’si

Bugün ülkemizde yukarıda anlatılanlardan farklı bir şey görebiliyor musunuz? Ne kadar benziyor değil mi? “Yüzde 99’u Müslüman” olan bir Türkiye’den, “O Müslüman’sa ben değilim” denilen bir ülkeye dönüştük. Kâfirûn Suresi’nin son ayetinde “Benin dinim bana, sizin dininiz size” denilmektedir. Hiç kimse bir başkasının dininden mesul değildir. Fetih öncesi İstanbul’da papazların “meleklerin cinsiyetini” tartıştıkları gibi, bizleri basit ve ahlâksız konularla meşgul ediyorlar!..

Gelelim yazımızın başlığındaki ifadeye… Kendimizi ve dinimizi korumamızın yolu çok basit. Allah’ın ilk emri “oku” farzına uyarak mümkün olduğunca okuyup, araştırıp, soruşturup dinimizi öğreneceğiz ve özümseyeceğiz. İslâm’ın ahlâkla ilgili ilkelerini içselleştireceğiz ve “iyi bir Müslüman” olacağız. Hepimiz “özgür birer bireyiz”. Allah’ın dışında hiç bir kişinin kulu, kölesi değiliz. Kimseye biat etme veya itaat etme zorunluluğumuz yoktur. İslâm’ın ahlâk kuralları dışına çıkmadan, aklımızı kullanarak 21.yüzyıla uygun yaşayacağız.

Kimlerden korunacağımıza gelince; aslında sizler biliyorsunuz ama, kısaca belirteyim: Mesela: din istismarcılarından ve tacirlerinden; dindar görüntüsü altında çıkarı için çalışan hırsızlardan, yolsuzluk yapanlardan, yüzsüzlerden; din eğitimi aldığını söyleyip her türlü çirkinliği ve ahlâksızlığı yapanlardan; cahilce laf eden din alimlerinden, dinî bilgilerini uçkuruna bağlayanlardan, çocuk tacizcilerinden; din holiganlarından, fanatiklerden, radikallerden, cemaatlerden, gruplardan, kliklerden, mezhepçilik yapanlardan ve bu anlayışta olanların kurdukları dernek, vakıf gibi kuruluşlardan korunmalıyız.

Peki “Diyanet ne olacak?” derseniz. Bu kurumun devamından yanayım; ancak başına mutlaka “Türk’üm” demekten korkmayan bir ilâhiyatçı görevlendirilmeli ve Diyanet “İslâm’a ve Türk’e hizmet eder” hale getirilmelidir.

Yazarın Diğer Yazıları

  • Eski Türklerde Hayvancılık-2 - 10 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-1 - 03 Mayıs 2026
  • Yazıtlarda Geçen Bazı Sözcükler - 26 Nisan 2026
  • Eski Türklerde Dinî Hayat - 19 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-3 - 12 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-2 - 05 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-1 - 29 Mart 2026
  • Din ve Ahlâk - 22 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları-2 - 15 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları - 08 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-2 - 01 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-1 - 22 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-3 - 15 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-2 - 08 Şubat 2026
  • Atalar Kültü - 01 Şubat 2026
  • Mitostrateji'den Son Sözler - 25 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-2 - 18 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-1 - 11 Ocak 2026
  • İyeler ve Cinler - 04 Ocak 2026
  • Ak ve Kara İyeler - 28 Aralık 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 27
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Eğitimle Ulus Devlet Bilincini Geliştirmek
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Giresun Dereli Dosyası: Vurgun İddialarının İç Yüzü Ve Denetim Zafiyeti
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Mayıs,Ayı ve Gazi Turhan Beyi Anma Töreni
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Müdür ve Yardımcıları Akademiye
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
 Toplumsal Yozlaşmada Nirvana
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Toplumsal Yozlaşmada Nirvana
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Eski Türklerde Hayvancılık-2
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Anneler Günü'nün Sessiz Çocukları
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
Oku-yorum...
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Orhan KILIÇOĞLU
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Tek Adama Yönelik Rejim
Ali Kemal Gül
Tek Adama Yönelik Rejim
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Türk Ocakları'ndan
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Niçin Türkçüyüz
Şerife Güven
Niçin Türkçüyüz
Türk'üz Elhamdülillah
Köksal Cengiz
Türk'üz Elhamdülillah
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Şevket Sezer
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Çok Okunan Haberler
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet Etti
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet...
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür kayıp, kayıtlar eksik, projeler hayali..
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür...
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo