• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
09:31
GSB'den Sınavsız Atama Müjdesi: 2.610 Personel Alınacak!
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
  3. Eski -Yeni MEB (2)
Yayınlanma: 16 Aralık 2019 - 19:32

Eski -Yeni MEB (2)

16 Aralık 2019 - 19:32
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk

 

Geçen haftaki yazımı “Peki, bugün ki memurlar mutlular mı? Çalışma hevesleri var mı?..” diye tamamlamıştım. Bakanlığa yaptığım ziyaretlerde eski-yeni tüm çalışanların huzursuz ve mutsuz olduklarını görüyorum: Bunu kendileri de dillendiriyorlar. Gerçekten de çok haksızlıklar ve yanlışlıklar yapılıyor. Ama mutlu olanlar da var: “Kimler derseniz?”, hiç hak etmedikleri halde basamak atlayarak makamlara gelenler. Daha önce de bu konuları yazmıştım.

Eskiden -Başbakanlık da dahil- tüm bakanlıklar da müsteşar ve müsteşar yardımcıları vardı; bunlar genelde kurum içerisinden yükselerek bu makamlara geldiklerinden konulara, işleyişe ve bürokrasiye hâkimdiler. Şimdi bu makamlar kaldırıldı, yerine bakan yardımcıları getirildi. Bakan yardımcıları çoğunlukla kurum dışından atandığından; hem konulara vâkıf değiller hem de siyasi olmaktalar veya bu makamı siyasete geçişin bir basamağı olarak görmekteler. Dolayısıyla siyasi davranmakta ve her olaya popülist yaklaşmaktadırlar. Kuruma da fazla bir katkıları olmamaktadır.

Bu dönem atanan bürokratlarda “büyüklük kompleksi” ve/veya “güç zehirlenmesi” görülmektedir: Mütevazı değiller. Sanki “ben hesap vermem, bana kimse hesap soramaz” gibi bir anlayışları var. Zannımca, hak etmeden bu makamlara gelmelerinden ve devletin işleyişini bilmemelerindendir. Teftiş / denetim endişesi taşımamaları ve oto-kontrol olmaması da etkili olabilir. Denetim konusu 2018 yılı Sayıştay raporunda da eleştirilmişti.

Yöneticiler -doğruluğu veya yanlışlığı tartışılmadan- kendi bildiklerini / fikirlerini uygulamak istemektedirler. Bakanlıklardaki uygulama ve işleyiş hatalarının, yanlışlıkların, haksızlıkların, hukuksuzlukların, adaletsizliklerin sebebi de buradan başlamaktadır. Kadrolaşma ve popülist anlayışla çıkarılan tüm mevzuat; çalışanlar ve vatandaşlar aleyhine olduğundan, açılan dava sayıları da bu dönemde aşırı derecede artmıştır.

Diğer yandan, kurumlarda “ilkesizlik” de had safhadadır. Teamüller bir tarafa mevzuata bile uyulmamaktadır. Yöneticilerde; çalışanların hakkını gözetmek, tecrübeye ve birikime saygı duymak, personelin bilgi ve görgüsünden yararlanmak gibi müspet düşünceler bulunmamaktadır. Bunlar olmayınca hiyerarşi de çalışma disiplini de yok olmaktadır.

Yöneticileri makamlarında bulmak mümkün değildir: Bir şekilde ya yurt içine ya da yurt dışına göreve gidiyorlar. Eskiden yurtiçi ve yurtdışı görevlendirme onayları, basit iki cümle ile değil gerekçeli olarak “bu görevlendirmeye neden ihtiyaç duyulduğu” yazılırdı. Ve onaylar ve ödeme emirleri müsteşar veya müsteşar yardımcıları tarafından imzalanırdı. Dolayısıyla kontrol vardı ve keyfi uygulama yapılamazdı. Son yıllarda “işleri hızlandırıyoruz anlayışı ile” ita amiri (harcama yetkilisi) değiştirildi ve harcama belgeleri Genel Müdürlükler / Başkanlıklar içerisinde imzalanmaya başlandı. Bu durum oto-kontrolü (amirler iyi niyetli olsalar dahi ehil olmayışları nedeniyle) ortadan kaldırdı.

Eskiden kamu malları, bütçe ve kaynaklar, tasarruf anlayışıyla kullanılmaktaydı. Şimdiyse insafsızca ve vicdansızca harcama ve israf yapılmaktadır. Bakanlıkta sürekli tadilat, badana-boya gibi işler yapılıyor, “kullanılır durumdaki demirbaşlar atılıyor” yerine yeni mefruşat, mensucat, donanım eşyaları alınıyor. Maşallah! makamlar çok lüks ve şatafatlı, eşyalar son model, lambalar ışıl ışıl / parıl parıl; ama iş ve hizmet olarak derseniz!..

Ne zaman Bakanlığa ziyarete gitsem fiziki olarak bir yerlerin değiştiğini görüyor, üzülüyorum. Gerçek ihtiyaçlar belirlenmeden devamlı harcama yapılıyor. Maalesef! “Her yolun mübah sayıldığı” ahlakça yozlaşan bir dönem yaşıyoruz. Ülke bu haldeyken bile devletin maliyesini / hazinesini düşünmedikleri gibi, Allah’tan korkuları da yok.

Bakanlıkta öyle anlamsız toplantılar, eğitimler, geziler, ziyaretler, görevler organize ediliyor ki, şaşmamak mümkün değil. Ülkemizin en güzide yerlerinde en lüks oteller seçiliyor; getirisi-götürüsü düşünmeden, amaçsız toplantılar düzenleniyor; yeniliyor - içiliyor, geziliyor - tozuluyor, eğleniliyor ve dönülüyor. Bu dönemde Harcırah Kanunu (H Cetveli)’nda yapılan değişiklikle de görev yolluğu tam olarak alınabiliyor. Şimdi burada şunu düşünebilirsiniz: “Memurlar zaten az ücret alıyorlar, bırak da yararlansınlar.” Evet, doğru… Yıllarca sendikacılık yapan biri olarak bunu biliyorum, ama esas olan maaşların artırılmasıdır. Herkesin göreve gitmediğine ve yolluktan faydalanamadığına dikkatinizi çekerim.

Eskiden bakanlıkların temel direği şube müdürleriydi (Özellikle Prof.Dr. Ömer Dinçer’in bakanlığından bu yana itibarsızlaştırıldılar). Bütün işler, memur ve şefler tarafından yürütülmekle birlikte esas sorumlu şube müdürleriydi (Bakanlıktaki uzmanlar sorunu ayrı bir yazı konusu). Şubenin tüm işleri onlarla başlar, onlarla yürürdü. Bakan, müsteşar veya müsteşar yardımcıları; imza için kendisine gelen yazıda tereddüt ederse bizzat şube müdürünü çağırarak bilgi alırlardı. Şubenin esas sahibinin ve konuyu en iyi bilenin şube müdürü olduğunu bilirlerdi. Çünkü alt basamaklarda görev yaparak bu makamlara gelirlerdi: Şimdikiler gibi tepeden paraşütle inmezlerdi.

Memuriyetimizin ilk yıllarında, devlet ciddiyetini ve disiplinini; önce bağlı olduğumuz şube müdürlerinden, sonra da daha üst amirlerimizden gördük. Devlet memurluğunu ve işlerimizi onlardan öğrendik; her işimizi onlara danışarak yaptık. Çok iyi, insancıl, bilgili, tecrübeli, paylaşımcı şube müdürlerle çalıştık; bizlere rehberlik yaptılar, eğittiler, yardım ettiler. Kurum içinde veya kurum dışında yapılan toplantılara / komisyonlara, kurumu temsilen şube müdürleri görevlendirilirdi. Memurlarla ne kadar kardeşçe, arkadaşça olsalar da, eskilerin bir ağırlıkları vardı: Şimdikiler gibi (bazı yöneticileri tenzih ederim) oturmasını-kalkmasını, nerede ne konuşacağını bilmeyen; davranış bozukluğu olan, cahil (devlet işleyişi ve mevzuatı açısından) kimseler değillerdi. Şimdiki yöneticilere bakınca; ister istemez “devletin bürokratları bunlar mı?” diye şaşkınlık geçiriyorsunuz. Tabii ki kızdığımız insanlar da vardı, ama bugünkülere göre “gelen gideni aratırmış misali” o insanları rahmetle ve minnetle anmamak mümkün değil.

Eskiden şube müdürleri; iş takipçilerinin birinci derece muhatabıydı, dilekçelere verilen cevap yazılarına ve başka dairelere gönderilen çıkma yazılarına imza atabiliyorlardı. Hatta birlikte çalıştığı astlarının birinci sicil amiriydi. Son çıkarılan “İmza Yönergesi” ile şube müdürlerinin yazıları imzalama yetkisi kaldırıldı. Ancak, mevzuat değişikliği ile yetki verilmesine rağmen, mevcut daire başkanı ve üst amirler de bu yetkiyi kullanmaktan çekinen yöneticiler görülmektedir. Özellikle çok önemli yazılara “herhalde yarın benden hesap sorulur korkusu ile” imza atmamaktadırlar. Eski şube müdürlerinin gösterdiği cesareti, bugün ki bürokratların bir çoğu gösterememektedir.

Anlayacağınız bürokraside görev, yetki ve sorumluluklar uygulanmayınca, herkes bildiğini okumaya başladı ve devlette otorite ve disiplin kalmadı. Yönetimde şeffaflık ve hesap verilebilirlik zaten yok. İşler kapalı kapılar ardında planlanıyor ve yapılıyor, ardından "ben yaptım oldu" zihniyeti yerleşiyor. Devlette hak ve adalet yerine haksızlık, zulüm ve kayırmacılık hâkim oluyor.

Çözüm; Bakanından en alttaki bürokrata kadar tüm makamlara hak eden, ehliyet ve liyakat sahibi personelin (özellikle kurum içine dayalı) atanabileceği bir sistemi kurmaktan geçmektedir.

Yazarın Diğer Yazıları

  • Eski Türklerde Hayvancılık-2 - 10 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-1 - 03 Mayıs 2026
  • Yazıtlarda Geçen Bazı Sözcükler - 26 Nisan 2026
  • Eski Türklerde Dinî Hayat - 19 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-3 - 12 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-2 - 05 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-1 - 29 Mart 2026
  • Din ve Ahlâk - 22 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları-2 - 15 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları - 08 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-2 - 01 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-1 - 22 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-3 - 15 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-2 - 08 Şubat 2026
  • Atalar Kültü - 01 Şubat 2026
  • Mitostrateji'den Son Sözler - 25 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-2 - 18 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-1 - 11 Ocak 2026
  • İyeler ve Cinler - 04 Ocak 2026
  • Ak ve Kara İyeler - 28 Aralık 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 27
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Eğitimle Ulus Devlet Bilincini Geliştirmek
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Giresun Dereli Dosyası: Vurgun İddialarının İç Yüzü Ve Denetim Zafiyeti
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Mayıs,Ayı ve Gazi Turhan Beyi Anma Töreni
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Müdür ve Yardımcıları Akademiye
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
1 Mayıs'ta Eğitim Emekçilerinin Hak, Adalet Ve Liyakat Çağrısı
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
1 Mayıs'ta Eğitim Emekçilerinin Hak, Adalet Ve Liyakat Çağrısı
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Eski Türklerde Hayvancılık-2
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Anneler Günü'nün Sessiz Çocukları
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
Oku-yorum...
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Orhan KILIÇOĞLU
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Tek Adama Yönelik Rejim
Ali Kemal Gül
Tek Adama Yönelik Rejim
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Türk Ocakları'ndan
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Niçin Türkçüyüz
Şerife Güven
Niçin Türkçüyüz
Türk'üz Elhamdülillah
Köksal Cengiz
Türk'üz Elhamdülillah
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Şevket Sezer
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Çok Okunan Haberler
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet Etti
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet...
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür kayıp, kayıtlar eksik, projeler hayali..
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür...
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo