• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
09:31
GSB'den Sınavsız Atama Müjdesi: 2.610 Personel Alınacak!
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
  3. Mazideki Komşularımız
Yayınlanma: 13 Ocak 2020 - 19:39

Mazideki Komşularımız

13 Ocak 2020 - 19:39
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk

 

Yılda bir defa da olsa memleketim Elbistan’a gider, “sıla-i rahim” yaparım. Doğduğum ve çocukluğumun geçtiği “Yeniçeriler Sokağı”nı gezer, hayatta olan komşularımızla görüşürüm. Ancak, 2019 yılı Nisan ayında gittiğimde ne sokaktaki eski evlerden ne de komşularımızdan eser kalmadığını gördüm. Sanki her yer viraneye dönmüştü, çok üzüldüm. Bu yazımda sizleri çocukluğuma, hatta çocukluğumun da gerisine götürmek istiyorum.

1337/1348 - 1521 yılları arasında 180 yıl Dulkadirliler Beyliği’ne başkentlik yapmış Elbistan’ın tarihçesine girmeyeceğim: Sadece sülalemizden ve komşularımızdan bahsedeceğim. Bize Elbistan’da “Yeniçerioğulları” derler, halk ağzında kısaca “Yeçerler” diye söylenir. Sülalemiz; bir arada oba olarak Ulu Cami karşısında, şimdiki Atatürk İlkokulu’nun bulunduğu alanda otururlarmış. Bu sebeple sokak da “Yeniçeriler Sokağı” adını almış.

Büyüklerimden duyduğum kadarıyla Ulu Cami karşısına Atatürk İlkokulu yapılmadan önce (Bu dönemde İmam-Hatip Ortaokulu’na çevirmişlerdi. Nisan ayında Elbistan’a gittiğimde, İmam-Hatip yeni binasına taşındığı için okulun boş olduğunu gördüm. Son aldığım duyumlara göre okulu tamamen yıkmışlar) komşularımız şunlarmış:

1- Ulu Cami karşısından kuzeye doğru giden sokağın (Marifler Sokağı) girişinde sağ tarafta Camuzoğlu Mustafa Efendi’nin, yanında Kabaklar’ın Osman Efendi’nin ve devamında Somuncu Mustafa Efendi’nin evi varmış; bizim çocukluğumuzda da bu evler vardı.

2- Ulu Cami karşısında (cadde üzerinde) doğudan batıya doğru başta Marangoz Kadir Usta’nın evi, Rabia yengelerin (Yeniçeriler’in gelini) evi (sonra Maraba köyünden biri satın almış), Döne teyzelerin evi (sonra yıkılmış ören yeri olmuş, çocukluğumuzda burada camiye ait helalar ‘tuvaletler’ ve abdest alma yerleri vardı) ve cadde ile Yeniçeriler Sokağı’nın köşesinde de Halıtlar’ın Mustafa Yener’in evi varmış. (İki katlı eski bir konak, çocukluğumuzda bu ev duruyordu, öğretmen Lütfi Yener ve bacıları otururdu.)

3- Yeniçeriler Sokağı çok uzun bir sokak değildi. Ulu Cami tarafından sokağa girildiğinde; sağ köşede Halıtlar’ın Mustafa Yener’in evi, yanında Hacı Abdullah Dede’nin evi, yanında Abdurezzak dayıların evi (Abdurezzak Karaman’ın annesi Emiş, Yeniçeriler’in kızıdır), yanında Bekir Ağa’nın evi (arabacı Osman’ın babası, komşumuz Güllü bacının damadı), yanında Tekaüt (emekli) Durdu’nun evi, devamında Sığırcı Ali’nin evi varmış.

İç tarafa, yani Atatürk İlkokulunun yerine gelince; Abdurezzak dayıların evinin altından bir geçit (kabaaltı denirmiş) ile avluya geçilirmiş; Yeniçeriler’in tamamı burada oba şeklinde otururlarmış. Avluda Yeniçeriler’den Hacı Reşit Ağa’nın evi, yanında Yeniçeriler’den Mamet Ağanın evi, kasap Göğoğlan (Gökoğlan) Ahmet Ağa’nın evi varmış. Daha arkadaysa Hükümet Konağı’nın yeri (daha sonra hapishane olmuş) bulunuyormuş.

1954’de Atatürk İlkokulu’nun yapılmasına karar verilince, köşebaşındaki Halıtlar’ın Mustafa Yener’in evi hariç evlerin tamamı yıkılmış. Halıtlar’ın evinin yanında (çocukluğumdan hatırladığım kadarıyla bir elektrik trafosu vardı ve önü küllüktü; yani soba külü ve çöp atılırdı) Yeniçeriler Sokağı boyunca kuzeye doğru okulun bahçe (ihata) duvarı devam ediyordu. Duvarın bittiği yerden köşkerler çarşısına doğru bir sokak çıkardı.

Yeniçeriler Sokağı’nın sol kol üzerindeyse, yine Halıtlar’ın Mehmet Yener’e ait ev (iki katlı eski bir konak) vardı. Sonra batıya Güneşli Camisi’ne doğru inen çok dar bir sokak başlardı. Köşede bir odalı yerde “Mır Mır İsmail” diye biri otururmuş. Hemen yanında dar sokakta Sakkalar’ın Nihat (Ninno)’lar otururlardı. Diğer komşumuz “Bakkal Yahya” diye de bilinen Yahyalar’dı; evleri her iki sokağa da bakıyordu ve bizim avluyla ve evle bitişikti (bahçesinde dalları avlumuza sarkan büyük bir dut ağacı vardı, çok dutunu yedik). Yahyalar’ın esas evi arkada eski bir konaktı. Avlumuzun bitişiğindeki yerler daha önce yıkıktı, sonradan girişi ve karşılıklı iki odası olan tek katlı ev yapıp kiraya verdiler.

Sonra bizim ev geliyor: Çatal kapı ile avluya girilirdi. Evimizin avlusu çok genişti ve akrabaların, komşuların düğünleri, toplantıları avlumuzda olurdu. Ayrıca tandır da vardı ve herkesin kışlık ekmeği -imece usulü- avlumuzda yapılırdı. Bu evi babam ilk askerliğinden dönüşünde 1940’lı yıllardan önce dayısının yardımı ile almış. (Babam iki defa askere gitmiş: İlki Ağrı-Doğubeyazıt İlçesi’nde Jandarma olarak 29/04/1933 - 07/11/1935, ikincisi Edirne’de Jandarma olarak (2.Dünya Savaşı) 10/03/1942 - 22/04/1943 tarihler arası…)

Evimizin yan tarafından yaklaşık 1,5 metre genişliğinde bir koridorla Papurun Güllü’sü diye bilinen “Güllü Bacı”nın evine girilirdi. Daha sonra köşkerlik yapan Vücut Ali’nin evi (Bu kişi teknolojiye meraklı idi. Hatırlıyorum; radyoyu ilk alan kişiydi. Herkes radyo dinlemeye giderdi. Hatta Ali Ağabey kendi evlerinden bizim eve kablo çekip bir tane hoperler bağlamıştı. Radyoyu açtıklarında bizim evde de çalardı), Hamal Hasan Berk’in evi, Vücutların Süleyman’ın evi ve devamında köşede Yeşil Hacı / Hatceler’in evi bulunmaktaydı.

Atatürk İlkokulu’nun yapılmasına karar verilince kamulaştırma yapılmış; akrabalara, yerlerinin karşılığı arsa ve para verilmiş. Hatta yıkılan evlerin taş, kerpiç, mertek ve tahtalarını almalarına da izin verilmiş. Sülalemiz (oba) dağılmış ve başka yerlerden evler almışlar veya verilen arsalara ev yapmışlar. Sadece bizim ev -sokağın karşısında olduğundan- kalmış.

O tarihlerde Elbistan çok büyük değildi, bu yüzden akrabalar ile çok sık görüşebiliyorduk. Ama “Komşu komşunun külüne muhtaç” misali daha çok komşularımızla yüz yüzeydik. Çok güzel, samimi, dürüst, saf, iyi niyetli insanlardı: Özellikle uzun kış gecelerinde bir evde toplanırdık; yaşlılar, bizlere “Hz. Ali menkıbeleri, Köroğlu destanı” gibi hikayeler okuturlardı. Sokağımızda zengin kimse yoktu, hepsi çok zor geçiniyorlardı. Bu sohbetler sırasında misafirlere ikram edecekleri -o da varsa- ya buğday kavurgası ya da nohut kavurgasıydı. Çok nadir dut kurusu, elma kurusu gibi yiyecekler çıkarılırdı. Hele hele cevizli sucuk, bastık (pestil) ve benzeri yiyecekler ancak bağı bahçesi olan evlerde bulunurdu. Yokluğa ve yoksulluğa rağmen çok mutluyduk.

Arada sokak yoksa evler hep birbirine bitişikti. Evler o kadar yakındı ki, komşular birbirine pencereden seslenirdi: Hatta herkes komşusunun konuşmalarını duyardı. Eskiden evler kerpiçtendi ve çatıları da yoktu: Hep toprak ve düz damdı. Kışa doğru akmasın diye bakım yapılır, mutlaka damlar “loğ” ile loğlanırdı. Çoğu zaman sokakta oynamakla birlikte damlarda da oynardık.

İsmi Süleyman olan “vücutlar” lakaplı komşumuz; önceleri “Akmıncılık” yapardı. Eskiden şehirlerde kanalizasyon olmadığı için; tuvaletler (hela, kenef, ayakyolu vs.) bir geniş çukur kazılarak tuvaletler bu çukurun üstüne yapılır ve çukur doldukça at, katır, eşek gibi hayvanların yanlarına asılan ağaç sandıklarla veya at arabaları ile tarlalara taşınırdı. Bu işi yapanlara da “akmıncı” denirdi. Süleyman emmi, sonra dünüründen semer yapmayı öğrenmiş ve “Semercilik” mesleğine başlamış. Daha sonraları, bugün “şark köşesi” dediğimiz yer döşeğinin arkasına duvara yaslanmak için sap yastık yapıyordu. Eşi “Gülkız Bacı”ydı. Bu kadın hepimizin “Gülkız Bacı”sıydı. Haftaya ondan bahsedeceğim.

Evet, sokağımız (Yeniçeriler Sokak) adıyla tabelada yaşıyor ama ne sülaleden ne de komşularımızdan kimse kalmamış!..

Yazarın Diğer Yazıları

  • Eski Türklerde Hayvancılık-2 - 10 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-1 - 03 Mayıs 2026
  • Yazıtlarda Geçen Bazı Sözcükler - 26 Nisan 2026
  • Eski Türklerde Dinî Hayat - 19 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-3 - 12 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-2 - 05 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-1 - 29 Mart 2026
  • Din ve Ahlâk - 22 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları-2 - 15 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları - 08 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-2 - 01 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-1 - 22 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-3 - 15 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-2 - 08 Şubat 2026
  • Atalar Kültü - 01 Şubat 2026
  • Mitostrateji'den Son Sözler - 25 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-2 - 18 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-1 - 11 Ocak 2026
  • İyeler ve Cinler - 04 Ocak 2026
  • Ak ve Kara İyeler - 28 Aralık 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 27
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Eğitimle Ulus Devlet Bilincini Geliştirmek
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Giresun Dereli Dosyası: Vurgun İddialarının İç Yüzü Ve Denetim Zafiyeti
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Mayıs,Ayı ve Gazi Turhan Beyi Anma Töreni
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Müdür ve Yardımcıları Akademiye
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
1 Mayıs'ta Eğitim Emekçilerinin Hak, Adalet Ve Liyakat Çağrısı
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
1 Mayıs'ta Eğitim Emekçilerinin Hak, Adalet Ve Liyakat Çağrısı
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Eski Türklerde Hayvancılık-2
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Anneler Günü'nün Sessiz Çocukları
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
Oku-yorum...
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Orhan KILIÇOĞLU
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Tek Adama Yönelik Rejim
Ali Kemal Gül
Tek Adama Yönelik Rejim
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Türk Ocakları'ndan
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Niçin Türkçüyüz
Şerife Güven
Niçin Türkçüyüz
Türk'üz Elhamdülillah
Köksal Cengiz
Türk'üz Elhamdülillah
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Şevket Sezer
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Çok Okunan Haberler
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet Etti
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet...
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür kayıp, kayıtlar eksik, projeler hayali..
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür...
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo