• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
09:31
GSB'den Sınavsız Atama Müjdesi: 2.610 Personel Alınacak!
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
  3. Osmanlı'nın İslâm'a Hizmeti!..
Yayınlanma: 23 Ağustos 2020 - 14:39

Osmanlı'nın İslâm'a Hizmeti!..

23 Ağustos 2020 - 14:39
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk

 

Aslında başlığı “Osmanlı ne kadar Müslüman yaptı?” diye atacaktım; baktım yazı uzuyor, ikinci bölüme koymayı uygun buldum. Bu yazıda, sorularla bazılarının -özellikle Osmanlıcıların- kafalarını biraz karıştırıp düşündürmek istiyorum.

Sakın başlığa bakıp kimse benim Osmanlı’yı sevmediğimi sanmasın. Aksine, “Türk Tarihi”ne bir bütün olarak baktığımdan şöyle düşünürüm: Osmanlı bir Türk devletidir ve kadim tarihimiz içerisinde altıyüz yıl süren önemli bir dönemdir. Tabii ki, Osmanlı hakkında olumlu (müsbet, pozitif) görüşlerim çoğunlukta olmakla birlikte olumsuz (menfi, negatif) görüşlerim de vardır.

Tarihe tarafsız, objektif bakmaya özen gösteriyorum. Ancak okurken, ders çıkartmak ve ibret almak için hep sorgulayarak okuyorum. Yerli ve yabancı tarihçileri okudukça, kafamda bir çok soru dolaşmaya başladı: Mesela;

Gençlik yıllarımızdan beri Osmanlı Devleti ve padişahlar hakkında; “Nizam-ı alem için, İ’lâ’yi Kelimetullah için mücadele ettiler” şeklinde sözler duyarız. Osmanlı, gerçekten kendisine böyle bir görev (misyon) yüklemiş miydi? Yoksa geçmişten gelen “cihangirlik” geleneğine mi bağlıydı?

İslâmiyet; gerek Peygamberimiz döneminde gerekse Emevi ve Abbasi dönemlerinde Arap yarımadası dışında Asya’ya, Afrika’ya yayılmış, Anadolu’ya girmiştir. Hatta Cebel-i Tarık Boğazı’nı geçen Müslümanlar, İspanya’da “Endülüs Emevi Devleti”ni kurmuşlardır.

Evet. Türkler, İslâmiyet’e girdikleri 900’lü yıllardan itibaren İslâm’ın bayraktarlığını ve koruyuculuğunu yapmışlar; bu uğurda -sebil gibi- kan dökmüşlerdir. Haçlı Seferleri’nin önünde set olmuşlardır. Adaletli bir düzen kurmaya ve bu düzeni dünyaya yaymaya çalışmışlar, çabalamışlardır.

Ama… Hepimizin övünerek anlattığı; “Osmanlılar fethettikleri yerlerdeki ahalinin dinine, diline, kültürüne hiç karışmamışlardır” sözü çerçevesinde hareket etmişlerdir. Çünkü İslâm’ın “dinde zorlama yoktur” ve “tebliğ yapmak esastır” ilkeleri bunu gerektiriyordu.

Araplar, İslâm öncesi nasıl Allah’ı biliyorlarsa; Hıristiyan milletler (halklar) de -yanlış teslis inancı da olsa- Allah’ı biliyor ve inanıyorlardı. Yani, semavî dinlere bağlı herkes, Allah’ı tanıyordu.

Türklerin zaafları

Türkler, dünyanın her bölgesine, en ücra köşelere kadar gitmişlerdir. Bugün de böyle değil midir? Ancak, gittikleri ya da fethettikleri yerlere kendi kültürlerini taşıyacaklarına, yerli ahalinin kültürünün etkisi altına girmişlerdir; onlara uyum sağlamışlardır. Bu şekilde dünyanın çeşitli yörelerinde kaybolan Türkler çoktur.

Türkler; kültürlerinde, eski inançlarında olan ve İslâm’ın ilkeleri ile çatışmayan değerleri bir araya getirerek kendilerine özgü bir İslâm anlayışı ortaya koymuşlardır. Mümkün olduğunca Arap kültürüne uzak durmaya çalışmışlardır. Ancak, zaaflarından dolayı -Osmanlı’nın son dönemleri dahil- başarılı oldukları söylenemez. (Bugünlerde de aynı sıkıntıları yaşıyoruz.)

Türkler; uzun yıllar İran coğrafyasında hüküm sürdüklerinden Fars kültüründen çok etkilenmişlerdir. Anadolu’ya gelince farklı kültürlerle karşılaşmışlardır. Bizans kültüründen ve devlet geleneğinden yararlanıp yeni yeni kurumlar oluşturmuşlardır. Osmanlı büyüyüp imparatorluk haline gelince anlayışlarında da farklılıklar olmuştur.

Ama Osmanlı Devleti, bazılarının dediği gibi bir “İslâm veya şeriat devleti” değildir; aynı şekilde padişahlar da sofu, evliya değildir!.. Uygulamalarında yaşantılarında bunu görebiliyoruz. Misal; II.Mehmet (Fatih) annesinin inancına karışmamıştır.

Sonra; Bizans’la sürekli düşman da değildik, zaman zaman iyi ilişkiler içindeydik, zaman zaman da kötüydük.

Yeri gelmişken bir soru daha sorayım: Fatih Sultan Mehmet, Konstantinopolis’i Peygamberimizin hadisine mazhar olmak için mi fethetti? Veya soruyu biraz değiştirelim: Farz edelim ki Peygamberimizin böyle bir hadisi yok, fethetmeyecek miydi? Ortada çıban başı gibi kalmış İstanbul’un, böyle gözde bir şehrin fethi zorunluluktu.

O zaman akla şu soru da geliyor: Madem Osmanlı İslâmiyet’i yaymak için savaşıyordu, “niye halkı ve yöneticileri Müslüman olan devletlerle savaştı, niye topraklarını fethetti?” İşte bu sebeple, Osmanlıların asıl / esas gayesinin “Allah’ın adını yayma ya da dünya düzeni kurma” olup olmadığı hususunda tereddütteyim!.. Sorulara devam edelim.

* Türkler Müslüman olmadan önce savaş yapmıyorlar mıydı, topraklar ele geçirmiyorlar mıydı? Müslüman olduktan sonra mı gazaya ve fethe başladılar? Veya,

* Osmanlı’nın hedefi, Türklerin esas ülküsü olan -İslâmiyet’le birlikte biraz anlam değişikliği olsa da- “kızılelma” mıydı?..

Türklerin hakimiyet anlayışları

Türklerde “Gök-Tanrı” inancıyla bağlantılı “kut” sistemi vardır. Hem siyasi iktidar hem de hâkimiyet, kaynağını Tanrı’dan almaktadır. Kağan, Tanrı’nın temsilcisi ya da elçisi gibidir. Bilge Kağan Kitabesinde “Kut’um olduğu için Kağan oldum” denmektedir.

Ayrıca, genelde “Gökte tek Tanrı varsa, yeryüzünde de tek hükümdar olmalıdır” anlayışı hâkimdir. Bu düşünce; sadece Osmanlı hükümdarlarında değil, diğer Türk devletlerinin hükümdarlarında da vardır. Türkler, onun için hep birbiriyle savaşmış, birbirlerini kırmışlardır.

Diğer yandan; Orta Asya’da kavimler, halklar, topluluklar arasında savaşlar oluyordu. Her topluluk diğerlerinin hayvanlarını, verimli topraklarını, otlaklarını ele geçirmek için mücadele ediyordu. Bazen de nüfus arttıkça veya kuraklık sebebiyle göçler oluyordu. Türkler, doğudan batıya, kuzeyden güneye her coğrafyaya dağılmış ve devletler kurmuşlardır. Ancak, asıl yönleri hep batıya doğru olmuştur.

Özellikle Balkanlara, Osmanlılardan çok önceleri alperenler (dervişler) gitmişler ve oralarda tekkeler kurmuşlardır. Hiçbir ayırım yapmadan yerli ahaliyle iyi geçinerek Hıristiyan halkı kendi yanlarına çekmişlerdir. Hoca Ahmet Yesevi ve Hacı Bektaş-ı Veli Ocağı’ndan yetişmiş yüzlerce alperen (derviş), gittikleri bölgelerde hoşgörü ortamı oluşturmuşlardır. Örneğin, bir çok yerde mezarı, türbesi, makamı olduğu söylenen Sarı Saltuk (ölümü:1297-1298) (Romanya’nın Dobruca / Babadağ bölgesindeki türbesini ziyaret ettim) bunlardan biridir.

Aslında Türkler, Anadolu’ya olduğu gibi Balkanlara da çok önceden gelmişlerdir. Mesela Hunlar, Avarlar, Peçenekler, Uzlar (oğuzlar, Gagauzlar), Kumanlar, Bulgarlar gibi bir çok Türk boyu Avrupa’nın ortalarına kadar gitmişler, mücadele etmişler, devletler kurmuşlar, Bizans’ta paralı askerlik yapmışlardır.

Sonuç olarak; Osmanlılardan önce İslamiyet, o gün ki bilinen dünyada -Avrupa, Balkanlar hariç- bir çok yere yayılmıştır (İslâmiyet’in yayılması sırasında Arap ordularının -özellikle Orta Asya’da- yaptıkları ayrı bir yazı konusudur.) Avrupa ve Asya’nın kuzey bölgeleri İslâm’a uzak kalmıştır.

Osmanlı Devleti’nin Asya’da, Arabistan’da, Afrika’da yaptığı savaşların büyük çoğunluğu (Akkoyunlular, Safeviler, Memluklar vs.), zaten halkı ve yöneticileri Müslüman olan devletlerdir. Sadece Avrupa’da / Balkanlarda halkı ve yöneticileri Müslüman olmayan devletlerle savaşmışlardır. Haçlı Seferleri de Osmanlı’dan önceki Selçuklu Devleti dönemine rast gelir.

“Osmanlı ne kadar Müslüman yaptı?” sorusunun cevabına gelince; kendi düşüncelerim olsa da haftaya tarihçimiz Yılmaz Öztuna’nın ifadelerinden yararlanarak yazmaya çalışacağım

Yazarın Diğer Yazıları

  • Eski Türklerde Hayvancılık-2 - 10 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-1 - 03 Mayıs 2026
  • Yazıtlarda Geçen Bazı Sözcükler - 26 Nisan 2026
  • Eski Türklerde Dinî Hayat - 19 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-3 - 12 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-2 - 05 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-1 - 29 Mart 2026
  • Din ve Ahlâk - 22 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları-2 - 15 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları - 08 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-2 - 01 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-1 - 22 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-3 - 15 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-2 - 08 Şubat 2026
  • Atalar Kültü - 01 Şubat 2026
  • Mitostrateji'den Son Sözler - 25 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-2 - 18 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-1 - 11 Ocak 2026
  • İyeler ve Cinler - 04 Ocak 2026
  • Ak ve Kara İyeler - 28 Aralık 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 27
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Eğitimle Ulus Devlet Bilincini Geliştirmek
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Giresun Dereli Dosyası: Vurgun İddialarının İç Yüzü Ve Denetim Zafiyeti
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Mayıs,Ayı ve Gazi Turhan Beyi Anma Töreni
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Müdür ve Yardımcıları Akademiye
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
 Toplumsal Yozlaşmada Nirvana
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Toplumsal Yozlaşmada Nirvana
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Eski Türklerde Hayvancılık-2
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Anneler Günü'nün Sessiz Çocukları
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
Oku-yorum...
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Orhan KILIÇOĞLU
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Tek Adama Yönelik Rejim
Ali Kemal Gül
Tek Adama Yönelik Rejim
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Türk Ocakları'ndan
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Niçin Türkçüyüz
Şerife Güven
Niçin Türkçüyüz
Türk'üz Elhamdülillah
Köksal Cengiz
Türk'üz Elhamdülillah
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Şevket Sezer
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Çok Okunan Haberler
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet Etti
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet...
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür kayıp, kayıtlar eksik, projeler hayali..
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür...
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo