• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
09:31
GSB'den Sınavsız Atama Müjdesi: 2.610 Personel Alınacak!
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
  3. Osmanlı'nın Yıkılış Sebepleri-3
Yayınlanma: 09 Ekim 2022 - 09:31

Osmanlı'nın Yıkılış Sebepleri-3

09 Ekim 2022 - 09:31
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk

Yine, Prof.Dr. Bayram Kodaman’ın makalesinden alıntıyla başlamak istiyorum: “Bilindiği üzere Avrupa Hümanizma, Rönesans ve Reform hareketleriyle içinde bulunduğu Ortaçağa alternatif olarak Yeniçağını ve yeni zihniyetini yaratmıştır. Bununla, dini inkâr etmeden dinin yanında aklı, kilisenin yerine üniversiteyi, ruhban sınıfı yerine filozofları ve bilim adamlarını ön plana çıkardı. Arkasından ferdin aklın-bilimin hürriyete ihtiyacı olduğunu görerek ‘hürriyetin’ vazgeçilmez olduğunu gördü. Hürriyetine kavuşan fert, akıl ilim vasıtasıyla tabiatla, maddi dünya ile toplumlarla temasa geçerek incelemeye ve bilgi üretmeye başladı. Ahiretle ilgilenmeyi kiliseye bıraktı. İşte Avrupa’da devrim yapan, Avrupa’nın önünü açan bu zihniyet değişmesidir.

Bu devrimle Avrupa, hem tabiatı, maddeyi ve toplumu hem de bunların kanunlarını keşfetme ve böylece bilgi üretme yollarını buldu. Bunun sonucu Avrupa teknolojide özellikle askeri teknolojide, ilimde ilerleyerek güce- servete- bilgiye sahip oldu ve Osmanlı karşısında üstünlüğü ele geçirdi. 1453-1683 tarihleri arasında Avrupa’nın yaptığı coğrafi keşiflerin ilmî buluşların ve yeni felsefî fikirlerin çokluğu nazarı dikkate alındığında üstünlüğünü anlamak ve kabullenmek zor olmayacaktır (SDÜ.Fen-Edebiyat Fak. Sosyal Bilimler Dergisi Aralık/2007, Sayı:16, s.1-24).”

Aynı konuda Ahmet Gürsoy da; “Sultan Fatih’le başladığımız eğitimde uzmanlaşma ve eğitimde kalite politikaları Kanuni’nin ikinci döneminden sonra büsbütün tarih oluyor.

Bilim ya da ilim, o ne oluyor derseniz, derim ki: ‘eski köye yeni adet’ yahut ‘gâvur icadı’ oluyor.

Batı’da ise bizdekinin tam tersi. Bilim, Avrupa’nın bütün kalıplarını ve dogmalarını yerle bir ediyor. Avrupa sanayi toplumuyla tanışırken, biz yerimizde sayarak yol almağa çalışıyoruz.

Bilimin bulduklarını insanlar pratik hayat için gereken araçlara (teknolojiye) dönüştürdü ve her şey ters yüz olmağa başladı. (Ders aldık mı? Yeniçağ, 19 Eylül 2022)”

Bazı tarihçiler; Osmanlı Devleti’nin fetihler sebebiyle coğrafyasının büyüdüğünden, genişlediğinden bahisle çok milletli, çok dilli, çok dinli, çok kültürlü bir yapıya dönüştüğünü belirtirler. Ne olursa olsun, devleti kuran asli unsurun Türkler olduğu göz ardı edilmemeliydi. “Osmanlı” tabiri, Türk Milleti’ni ve Türk milliyetini ifade etmediği gibi Türklük’ten uzaklaşmaya da sebep olmuştur. Bu durum devlette, idarede, adette, dilde, edebiyatta, ilimde, duyguda, ruhta, hasılı her şeyde kozmopolit olmayı getirmiştir. Ama düşmanımız olan devletler, karşılarındaki milletin Türkler olduğunun farkındaydılar.

Gerilemenin veya çöküşün temel sebeplerinden biri, uygulanan eğitimden dolayı devlet görevlilerinin iyi yetişmemesiydi; halk zaten cahil kalmıştı. Türk yerine Sırp, Rus, Ulah, Rum, Ermeni, Arap, Arnavut ve diğer milletlerin çocukları yetiştirilip devlet işlerinin onların eline verilmesiydi. Son dönemlerde önemli makamlara liyakate bakılmaksızın atamalar yapılması, rüşvet ve iltimasın artması ve menfaat karşılığı devlet görevlerinin satılması halkın devlete olan güvenini sarsmıştı.

Bu şekilde oluşan bürokrasi, yani devlet görevlileri arasında fitne, fesat ve entrikalar artmış; atanan bazı işbirlikçi, yalaka, yılışık, soytarı tipli yöneticiler sayesinde yönetim zaafa, karışıklığa ve karmaşaya dönüşmüştür.

Naima Tarihi’nde, o devir devlet adamlarının tutumlarını göstermek için şu olay anlatılıdır: Sultan İbrahim bir gün Sadrazamı Sultanzade Mehmet Paşa (d:1603- ö:1646)’ya dönüp: “Lalam Mustafa Paşa bazen bana itiraz ederdi ve bu iş doğru değildir, derdi. Senden hiç böyle bir söz işitmedim. Bunun sebebi nedir?” diye sorar. Sultanzade Mehmet Paşa’nın cevabı şöyle olur: “Siz yeryüzünün halifesi ve Allah’ın dünyada gölgesisiniz. Kalbinize gelen şeyler ilham-ı rabbanidir. Sözle ve fiille sizden hata sadır olmaz ki itiraza mahal ola. Görünüşte başarılı değil gibi görünen işlerin altında bir hikmet vardır. O bize malûm değildir.” Bundan sonra kendisinin delice hareketlerine karşı itiraz edenlere Sultan İbrahim: “Benden hata sudur etmez. Öyle görünse de altında bir hikmet vardır. Bana lalam söyledi. Siz bilmezsiniz” dermiş (c.4/s.94).

Sayın Kodaman; “Enderun da önemini kaybetmiştir. Artık devlet, kapıkullarının, yeniçerilerin, ulemanın, ayanların, bürokrasinin, sarayın siyasî entrikalarının alanı haline gelmişti. Aralarındaki ittifaklarla padişah değiştirerek, sadrazamı düşürerek kendi otoritelerini ve çıkarlarını korumaktan başka bir şey yapamaz ve düşünemez oldular.”

Naim Babüroğlu ise; “Osmanlı Devleti …İbn-Sina ve İbn-Rüşd düzeyinde tek bir filozof ve bilim insanı yetiştiremedi. Osmanlı; uygarlığa gözünü kapadı, bilime ve felsefeye geçit vermedi. Oysa Avrupalılar, 15-16’ncı yüzyılda Rönesans’ın oluşturduğu yeniden doğuş sayesinde bilim, sanat ve teknolojide İslam dünyasını geride bırakan büyük gelişmeler sağladı. Müslümanlar ise, uzun süre bu gelişmelerin farkına varamadı. 18’inci yüzyıla kadar, yalnızca Frengi hastalığı ile ilgili bir kitap Avrupa dillerinden Orta Doğu dillerine çevrildi. (Müslüman ülkeler neden geri? Yeniçağ, 5 Ekim 2022)” demektedir.

Kuruluş sürecinde fetihler, büyüme ve gelişme; Türk töresi, gelenekler, milli ruh, milli duygu, adalet, teşkilat, ahlâk gibi özelliklerimiz sayesinde olmuştu. Ancak, Kanuni Sultan Süleyman dönemiyle birlikte zihniyet değişmeye başlamıştır.

Diğer yandan; Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde Safevi Devleti’ne karşı güneydoğu sınırlarını güven altına almak amacıyla büyük aşiretleri bu bölgeye yerleştirip kendilerine topraklar verilmiştir. “Feodal yapı” bu dönemde kurulmaya başlanmıştır.

Yeri gelmişken “İnsan Kaynağı” konusunu da girmek gerekiyor: Sınırların kontrol altına alınması görevinin bazı aşiretlere verilmesi, Orta Asya’dan Anadolu’ya olan göçleri durdurduğu gibi aksine -Türkmenlere yapılan ağır baskı ve zulümler yüzünden- ters göçlere de sebep olmuştur. Dolayısıyla Osmanlı’nın savaşlarda kullanacağı asker kaynağı, sadece Anadolu’nun üzerine kalmıştır. İleride tekrar bu konuya temas edeceğiz.

Devletin kuruluşunda beylerin/ hükümdarların adları Gündüz, Kaya, Ertuğrul, Ataman (Otman, Osman), Orhan gibi Türk adlarıyken sonraları Arap isimleri alınmıştır. Bu durum geçmişte de yaşanmıştır: Mesela; Büyük Selçuklu Devleti’nin kuruluşunda isimler Selçuk, Tuğrul, Çağrı, Alparslan iken halifenin verdiği Arap unvanları kullanılmıştır. Anadolu Selçuklu Devleti’nde ise Farsça isimler ağırlıktadır.

Tarihimizi derinlemesine incelerseniz; Türklerin birkaç zaafından en büyüğünün “Türk adı yerine yabancı ad alma” hastalığının olduğunu görürsünüz. Orhun kitabelerinde de Çin isimlerinin alındığından şikâyet edilmektedir. Bugün de aynı değil mi? “Kur’an’da geçiyor diye” Türk çocuklarına Arap isimleri veriliyor. Arap ismi vererek “daha iyi Müslüman” olunacağı sanılıyor. Diğer yandan; yeni bir moda da eşlerin, doğacak çocuklarına anlamsız, uydurma veya kendi türettikleri isimleri vermeleridir. Oysa, bunlar milli kimlikten uzaklaşıldığını gösterir.

17.yüzyıldan itibaren eğitim, sosyal, askerî, iktisadî müesseselerinin bozulmasına paralel olarak, Batı’nın Osmanlı için kullandığı “Hasta adam” durumuna böyle böyle geldik.

Haftaya devam…

Yazarın Diğer Yazıları

  • Eski Türklerde Hayvancılık-2 - 10 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-1 - 03 Mayıs 2026
  • Yazıtlarda Geçen Bazı Sözcükler - 26 Nisan 2026
  • Eski Türklerde Dinî Hayat - 19 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-3 - 12 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-2 - 05 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-1 - 29 Mart 2026
  • Din ve Ahlâk - 22 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları-2 - 15 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları - 08 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-2 - 01 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-1 - 22 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-3 - 15 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-2 - 08 Şubat 2026
  • Atalar Kültü - 01 Şubat 2026
  • Mitostrateji'den Son Sözler - 25 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-2 - 18 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-1 - 11 Ocak 2026
  • İyeler ve Cinler - 04 Ocak 2026
  • Ak ve Kara İyeler - 28 Aralık 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 27
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Eğitimle Ulus Devlet Bilincini Geliştirmek
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Giresun Dereli Dosyası: Vurgun İddialarının İç Yüzü Ve Denetim Zafiyeti
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Mayıs,Ayı ve Gazi Turhan Beyi Anma Töreni
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Müdür ve Yardımcıları Akademiye
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
1 Mayıs'ta Eğitim Emekçilerinin Hak, Adalet Ve Liyakat Çağrısı
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
1 Mayıs'ta Eğitim Emekçilerinin Hak, Adalet Ve Liyakat Çağrısı
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Eski Türklerde Hayvancılık-2
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Anneler Günü'nün Sessiz Çocukları
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
Oku-yorum...
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Orhan KILIÇOĞLU
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Tek Adama Yönelik Rejim
Ali Kemal Gül
Tek Adama Yönelik Rejim
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Türk Ocakları'ndan
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Niçin Türkçüyüz
Şerife Güven
Niçin Türkçüyüz
Türk'üz Elhamdülillah
Köksal Cengiz
Türk'üz Elhamdülillah
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Şevket Sezer
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Çok Okunan Haberler
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet Etti
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet...
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür kayıp, kayıtlar eksik, projeler hayali..
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür...
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo