• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
09:31
GSB'den Sınavsız Atama Müjdesi: 2.610 Personel Alınacak!
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
  3. Osmanlı'nın Yıkılış Sebepleri-4
Yayınlanma: 16 Ekim 2022 - 09:05

Osmanlı'nın Yıkılış Sebepleri-4

16 Ekim 2022 - 09:05
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk

Bu yazıda, Osmanlı’da “ilmiye-ulema sınıfı”nı kısaca değerlendirmeye çalışacağım:

Prof.Dr.Bayram Kodaman makalesinde; “Ulema, Müslüman bir ülkede toplumu dinî bakımdan İslâmî ilkelere göre idare eden özerk bir sınıfı ifade eder. Bu anlamda ulemanın asıl vazifesi Tanrı’ya ve dine hizmet etmek, halkı eğitmektir. Ulemanın halim-selim, mütevazı, arif, dürüst, kâmil-fazıl, nesebi temiz, itibarlı, araştırıcı, güzel ahlaklı, iffetli, ehl-i sohbet, dindar olma gibi niteliklere sahip olması gerekmekteydi. Bu özellikleriyle gelenek yönü son derece kuvvetli klasik İslam kültürünü ve ilim anlayışını temsil etmekteydi. Bu sınıfta sosyal üstünlük malla-mülkle, soyla değil, dindarlıkla ve iyi ahlakla elde edilmekteydi.

Ulema, her şeyden önce Kuran’a, hadislere ve bunların gerektirdiği diğer bilgiler yanında şer’i hukuka vakıf olmak zorunda idi…

Ulemanın başı Şeyhülislamdı. Bu itibarla görev ve mevkiye göre ulema sınıfında şu şekilde hiyerarşi söz konusu idi. Şeyhülislam, kazasker, müderris, kadı, müftü. Bunların altında imam, müezzin gibi görevliler yer almakta idi.

Ulema sınıfı, müderrislerle medreseye yani eğitime; kazaskerlik ve kadılık görevlileriyle yargı gücüne, adalet ve idareye; müftülüklerle dini işlere; imamlar ve müezzinler vasıtasıyla mescit, cami ve bunların cemaatlerine yani halka ve nihayet devlet hizmetlerinde olmayan halk uleması denilen şeyh, şıh, seyyid, şerif gibi adamlarla da tekke-zaviye yani tarikatlara- cemaatlere (halkın önemli bir kısmına) hâkimdiler. Bu statüler ve görevleri gereği ulema sınıfı, devletle-halk arasında köprü durumunda idiler.

Osmanlı Devleti’nin ilk yüzyıllarda devletle-ulema sınıfı arasında önemli bir mesafe bulunuyordu. Bu mesafe ulema sınıfını bir dereceye kadar özerk hale getiriyordu. Dolayısıyla şeriatla ilgili olan her konuda son söz ulemanındı. Devlet de bu özerkliği zımnen kabul ettiği için ulema sınıfı belli bir itibara, otoriteye ve imtiyaza sahip olarak, görevini hakkıyla yerine getirme imkânını buluyordu. 17.yüzyıldan itibaren ulema devlete yaklaştıkça, siyasi otorite hâkim duruma geçti, böylece ulema sınıfı özelliğini ve özerkliğini kaybetti.”

Yılmaz Öztuna “Büyük Türkiye Tarihi” adlı eserinde; “Türk aslından olmayanlar, ilmiye sınıfına rağbet edemezlerdi. Daha çok Anadolu Türkleri bu sınıfa girerlerdi (c.10/s.283).

Şeyhülislâm, Osmanlı Hanedanı hariç, imparatorluğun sadrazamdan sonra gelen iki numaralı adamı, ikinci şahsiyeti, ikinci büyük görevlisidir. Bu müessese, …1425’e doğru başlamıştır. Bu tarihte, imparatorluğun en büyük müftüsüne şeyhülislâm denmiştir. Protokolde …sadrazamdan sonra devletin ikinci görevlisi haline yükselmesi, XVI.asrın başlarında Zenbilli Ali Efendi iledir (c.10/s.246).

131 şeyhülislâmın yalnız 9’u Türk asıllı değildir. 3 şeyhülislâm öldürülmüş veya idam edilmiştir (c.10/s.255). Şeyhülislâmın asli görevi fetva vermekti (c.10/s.260).

Hükümet idaresi gibi, imparatorluğun direklerinden biri olan ilmiye sınıfı da bozulmaya başlamıştır. …şeyhulislâm, III.Murad devrine kadar azledilemezken, bu devirde o da vezirler gibi azledilen alelade bir memur derekesine düşmüştür (c.4/s.481).

(II.Osman’ın) İlmiye sınıfının salahiyetlerini kıstığı, şer’i kanunların bazılarını tatbikten menettiği, adeta görevlerini fetva ve ibadet işlerine inhisar ettirdiği doğruydu (c.5/s.171).

Şeyhülislâm, Tanzimat’tan sonra adliye ve mezahib, üstelik maarif nezaretlerinin kurulması ile gerçek nüfuzunu kaybetti. Zira bu iki nezaret de evvelce şeyhülislâmın uhdesinde idi. Üstelik yeni kurulan evkaf nezareti de şeyhülislâmın bir kısım eski salahiyetlerini elinden aldı (c.10/s.239).

Fetva müessesesi istişaridir. Müftü, istifta ve istişare edilen adamdır… Zaten fetvalar, kesin bir iddia taşımazlar. Şeriate göre nasıl olacağını bildirirler, fakat sonlarında “Allahü â’lem=Allah en iyi bilendir” şer’i ibaresi vardır. Yani fetvanın yanılabileceği peşinen kabul edilmiş olur (c.10/s.261).

Müsbet ilimlerle beraber felsefenin de Osmanlılar’da büyük rağbet gördüğü asır XV.asırdır. XVI.asırda nazari müsbet ilimlere ve felsefeye ilginin çok az nisbette azaldığı hissedilir. XVII.asırda ise medrese, daha çok dini ilimler okutan okul haline gelmeye başlar (c.11/s.155).

Naim Babüroğlu: “…Oysa yüzyıllarca İslam dünyası uygarlık ve başarının öncüsüydü, Müslümanlar, yüzyıllar boyu dünyadaki en büyük askerî ve ekonomik gücü temsil etti. 9’uncu ve 12’nci yüzyıllar arasında İslam Dünyası, Bizans’ın ilerisindeydi. Farabi, Al Kharizmi, Ömer Hayyam, Al-Razi, Al Rawandi, İbn-Sina, İbn-Rüşd gibi filozoflar ve bilim insanları, bilim ve sanatta insanlık tarihindeki en büyük başarılara imza attı. İslam dünyası, bu dönemde altın çağını yaşadı…

Kâfir icatlarını öğrenmenin veya kâfir öğretmenlerden ders almanın dinen caiz olup olmadığı tartışıldı. 1450'lerde icat edilen Matbaa, 300 yıl sonra Osmanlı Devleti tarafından kullanılmaya başlandı. 1729’da kurulan matbaa çoğu tarih, coğrafya ve yabancı dil alanında 17 kitap bastı ve 1742’de kapatıldı. 1784’te padişah fermanıyla yeniden açıldı ve ancak 1796 yılından sonra Türkçe ve Arapça baskı yapabilen matbaalar kurulabildi.

Bin yıllık rakibi Hristiyan dünyasıyla karşılaştırıldığında, İslam dünyası yoksul ve bilgisiz kaldı. 20’nci yüzyılın özellikle ikinci yarısında, İslam ülkeleri için çöküş daha da hızlandı.

Yaygın ve kabul gören bir görüşe göre, Batı ülkelerinin gelişmesinin temel nedeni, kilise ve devletin ayrılması; toplumun laik yasalarla yönetilmesidir… Müslümanlar, laiklikle ilk kez Fransız Devrimi’nde tanıştılar… (Müslüman ülkeler neden geri? Yeniçağ, 5 Ekim 2022)”

Başlangıçta Orta Asya’dan, İran’dan ve Arap diyarlarından Anadolu’ya doğru büyük bir şeyh ve derviş akını olmuştur. Bunlar, halk tarafından önemsenmiş ve kendilerine değer verilmiştir. Bu durumu kullanarak hem geçimlerini sağlamışlar hem de nüfuz edinmişlerdir. Keramet sahibi olarak değerlendirilmişlerdir. Tekkeler alabildiğine çoğalmış, içleri derviş ve müritlerle dolmuştur. Bunların büyük çoğunluğu askerlikten ve savaştan kaçanlardır. Devletin buralara verdiği haklar kötüye kullanılmıştır. Medreseler ile tekke-zaviyeler arasında da fikri ve fiili çatışmalar çıkmıştır.

İtikat anlayışında İmam Maturidi yerine İmam Eşari anlayışı yerleşmeye başlamıştır.

Daha önceki yazılarımda bahsettiğim gibi Osmanlı’nın son dönemlerinde “Kaht-ı rical”, yani devlet adamı yokluğunun yanı sıra ulemanın çocukları da ulemadan sayılarak “Beşik uleması” diye bir uygulama başlamış ve bunlara da maaş bağlanmıştır.

Din uleması; devlette etkili olmak istediklerinden ıslahat hareketlerinden korkmuşlar ve engel olmaya çalışmışlardır. Her kılık- kıyafet değişikliğinde “din elden gidiyor” diyerek halkı ve orduyu tahrik etmişler, isyanlara sebep olmuşlardır.

İçtihat kapısının kapandığından bahisle yenileşmenin ve gelişmenin önü kapatılmış; istenildiği gibi ya da keyfi fetvalar vermişlerdir.

Önemli bir işe veya savaşa girişileceği zaman müneccimlere danışılması ve eşref saatinin beklenilmesi gibi gerekçelerle devletin zarar görmesine, kazanılması mümkün olan savaşın kaybedilmesine sebep olmuşlardır.

En önemlisi de bilimden ve akılcılıktan uzaklaşılmıştır.

Yazarın Diğer Yazıları

  • Eski Türklerde Hayvancılık-2 - 10 Mayıs 2026
  • Eski Türklerde Hayvancılık-1 - 03 Mayıs 2026
  • Yazıtlarda Geçen Bazı Sözcükler - 26 Nisan 2026
  • Eski Türklerde Dinî Hayat - 19 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-3 - 12 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-2 - 05 Nisan 2026
  • Osmanlı'da Türkçe Tartışması-1 - 29 Mart 2026
  • Din ve Ahlâk - 22 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları-2 - 15 Mart 2026
  • Türk Halklarının İnançları - 08 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-2 - 01 Mart 2026
  • Türklerde Sosyal Yapılar-1 - 22 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-3 - 15 Şubat 2026
  • Eski Türk Yazıtları-2 - 08 Şubat 2026
  • Atalar Kültü - 01 Şubat 2026
  • Mitostrateji'den Son Sözler - 25 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-2 - 18 Ocak 2026
  • Cin'li Deyimler-1 - 11 Ocak 2026
  • İyeler ve Cinler - 04 Ocak 2026
  • Ak ve Kara İyeler - 28 Aralık 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 27
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Eğitimle Ulus Devlet Bilincini Geliştirmek
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Giresun Dereli Dosyası: Vurgun İddialarının İç Yüzü Ve Denetim Zafiyeti
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Mayıs,Ayı ve Gazi Turhan Beyi Anma Töreni
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Müdür ve Yardımcıları Akademiye
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
1 Mayıs'ta Eğitim Emekçilerinin Hak, Adalet Ve Liyakat Çağrısı
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
1 Mayıs'ta Eğitim Emekçilerinin Hak, Adalet Ve Liyakat Çağrısı
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Eski Türklerde Hayvancılık-2
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Anneler Günü'nün Sessiz Çocukları
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
Oku-yorum...
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Orhan KILIÇOĞLU
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Tek Adama Yönelik Rejim
Ali Kemal Gül
Tek Adama Yönelik Rejim
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Türk Ocakları'ndan
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Niçin Türkçüyüz
Şerife Güven
Niçin Türkçüyüz
Türk'üz Elhamdülillah
Köksal Cengiz
Türk'üz Elhamdülillah
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Şevket Sezer
Ermeni İftiraları ve Gerçekler
Çok Okunan Haberler
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet Etti
Eğitimci Yıldırım Demirci Tarifsiz Baskıyı Cumhurbaşkanına Şikayet...
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür kayıp, kayıtlar eksik, projeler hayali..
Tarım ve Orman Müdürlüğünde 600 milyon liralık vurgun! Müdür...
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
ÖSYM, 2026-ALES/1 Heyecanını Geride Bıraktı: Sonuçlar 5 Haziran’da!
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo