Bulunduğum her arkadaş toplantısında, tarih konusuna giriliyor ve ister istemez Osmanlı konuşuluyor. Bu konuşmalar bazen bilimsel olmaktan çıkıyor, dedikoduya dönüşüyor. Tartışma Osmanlı - Cumhuriyet tartışmasına dönüşünce de konu özellikle padişahların Türklüğüne geliyor.
Uzun zamandır tarihimizle ilgili köşe yazıları yazıyorum. Değerli akademisyen tarihçelerimizin belirttiği gibi ben de “Türk Tarihi”ni bir bütün ve Osmanlı Devletini de bu bütünün bir parçası olarak görüyorum. Eksiklerini, yanlışlarını eleştiririm ama Osmanlı’yı Türk tarihinin dışına itemem. Böyle bir şey olamaz!..
Osmanlı ile Cumhuriyetimizi ayrı ve birbirinin karşıtı olarak da görmem. Kurduğumuz diğer devletlerimizdeki devamlılık gibi Osmanlı da devlet olma sürecini doldurmuş ve yerini Türkiye Cumhuriyeti'ne bırakmıştır. Bundan sonraki sorumluluğumuz ve yapacağımız iş “Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet payidar kılmak” için çabalamaktır.
Osmanlı padişahlarının Türklüğü konusunda baştan fikrimi söyleyeyim: Osmanlı Devleti bir Türk devletidir ve hükümdarları da Türktür. Anneleri Türk olmayan padişahlara “Türk değildir” diyemeyiz. Türklerde kadın çok önemli ve saygın bir yere sahip olsa da aile babadan (erkekten) devam eder ki, Türkiye Cumhuriyeti’nde de böyledir. Çocuklar babanın soy adını taşırlar.
Diğer yandan, çağımızda artık Türklük soydan değil kültürle ilgili olup bir kişi “Ben Türk’üm.” diyorsa Türktür. Önemli olan samimiyeti ve iyi niyetidir.
Gelelim asıl konumuza: Daha önce bu konuda yazılar yazmıştım ama sohbetlerde konuşulanlar üzerine yeni bir yazı yazma gereği duydum. Şunu da belirteyim: Yabancılarla evlilikler bizde de Batı’da da her çağda olmuştur. Bunu tarih okudukça fark ediyorsunuz.
Yılmaz ÖZTUNA’nın “Büyük Türkiye Tarihi” adlı 14 ciltlik eserinden faydalanarak buraya alacağım evlilikler, daha önce yazamadığım evliliklerdir. Osmanlı’da biraz farklılık oluşsa da bu tür evliliklerin sebepleri ve gerekçeleri çoktur. Tarihi olaylar bugüne göre değerlendirilmez; yaşandığı dönemler düşünülerek değerlendirilir.
“(Büyük Selçuklu hükümdarı) Tuğrul Bey, İslâm dünyasını bu acıklı şartlardan kurtardı ve yeryüzündeki bütün Sünnî Müslümanlar’ın en samimi hürmet ve muhabbetini kazandı. Halife Kaaim, Bağdad’da hutbenin Tuğrul Bey adına okutulmasını emretti: 15 Aralık 1055 Cuma. Türk ve İslâm tarihinde en mühim hadiselerden biridir. Bu suretle Halife, dünyevi saltanattan feragat ediyor, ruhani lider olmakla iktifa eyliyor, cismani hükümdar olarak Büyük Türk Hakanı’nı tanıyor, bunu hutbede kendi adıyla beraber Türk Sultanı’nın adını da zikrettirmek suretiyle hukuken teyit ettiriyor demekti. …Halife, 4 ay sonra Çağrı Bey’in kızı Hadice Arslan Hatun’la evlendi ve Hakan’ın damadı oldu. (c.1/s.388)
Tuğrul Bey,… Halife’nin kızı Seyyide Hatun’la… Ölümünden az önce… evlenen… Rey’e gitmek üzere Bağdad’dan ayrıldı. (c.1/s.389)
…Osman Gazi, bu dervişlerin mühim şeyhlerinden Şeyh Edebalı’ya damat olmuştu. (c.2/s.254)
Osman Bey’in ilk adımları bile Bizans’ı fena halde ürkütmüştü. Nihayet Bizans, ananevi siyaseti ele alarak Türk’ü Türk’e kırdırmak yoluna tevessül etti. İmparator II.Andronikos Paleologos, 1306’da kızkardeşi Prenses Maria-Despina’yı İl-han Olcayto’ya zevce olarak gönderdi (fakat İl-han, bu prensesi ancak odalıkları arasına aldı). (c.2/s.257-258)
1346 mayısında Prenses Theodora (VI.İoannes Kantakuzinos’un kızı) ile evlenen Orhan Bey, Üsküdar mülakatına deniz yoluyla ve donanması ile beraber giderken, Hıristiyan dinini muhafaza eden Theodora’yı da beraberinde götürmüştü. Prenses, babası ile beraber ziyaret için Bizans’a gitti. 3 gün orada kaldıktan sonra Üsküdar’a geldi. (c.2/s.273)
1356’da Orhan Bey’in Prenses Theodora’dan doğan oğlu Şehzade Halil Bey’in -ki küçük çocuktu- İzmit Körfezinde kayık gezintisi yaparken Foçalı Ceneviz korsanları tarafından esir edilmesi… mühim bir mesele oldu. 1359 martına kadar 3 yıl Şehzade, Foça’da kaldı. Nihayet 100.000 altın ödeyip Şehzade esaretten kurtarıldı. Orhan Bey tarafından bu meblağın yarısını ödemeye mecbur edilen imparator V.İoannes, 10 yaşındaki kızını Şehzade’ye nişanladı. (c.2/s.277)
1370’e doğru merkezi Tırnova’da olan Bulgaristan krallığı, Osmanlılar’ı metbû tanıdı. Kral Şişman’ın kızkardeşi Prenses Marya, Sultan Murad’la evlendi. (c.2/s.288)
1378’de ise Germiyan beyi Süleyman Şah, ana tarafından Mevlana’nın torunlarından olan kızı Devlet Hatun’u Sultan Murad’ın oğlu Şehzade Yıldırım Bayezid’e verdi… (c.2/s.291)
…Murad’ın ağabeyi Rumeli Fatihi Veliahd-Şehzâde Gazi Süleyman Paşa’nın kızı Sultan Hatun’un Candaroğlu Süleyman Paşa ile evlenmesi, Süleyman Paşa’nın babası Kötürüm Bayezid Bey’in de Sultan Hatun’un ablası Efenzed Hatûn’la izdivacı, iki hanedanı birbirine yaklaştırdı. Damad II.Süleyman Paşa’nın kızlarından birini de Sultan Murad aldı. (c.2/s.292)
31 Aralık 1378’de Sultan Murad’ın kızı Nefise Melek Hatun’la Karamanoğlu Damad Alaeddin Ali Bey’in evlenmesi ve bu izdivaçtan Veliahd Sultanzade Mehmed Bey’in doğması, iki büyük Anadolu devletini yaklaştırmaktan uzak kalmıştır… (c.2/s.294)
…Adriyatik üzerindeki Ülgün (Dulcigno) limanı işgal edildi. II.Balşa’nın yerine geçen yeğeni II.Georg, kızını Yıldırım’a verdi; kendisini taltif etmek için Ülgün Arnavut hükümdarına iade edildi. (c.2/s.316)
II.Murad’ın zevcesi Prenses Mara, Sırbistan’da Türk taraftarlarının lideri mevkıinde olup, Sırp milliyetinin ve Ortodoks mezhebinin ezilmemesi için tek çarenin Türk idaresinde yaşamak olduğuna inanıyordu. Sonradan üvey oğlu Fatih tarafından pek itibar görmesinin sebebi budur. İslâm hukuku, bir Müslüman ile evlenen bir Hıristiyan veya Yahudi kadınının dinini muhafaza edebilmesine müsaade ettiğinden, Prenses Mara, aynı hanedandan Prenses Olivera Despina (Yıldırım’ın zevcesi) gibi, Müslüman olmamış, dinini muhafaza etmiştir. (c.2/s.401)
Trabzon (Komnenoslar’ın Bizans imparatorluğu), Türkiyenin metbuluğundan çıkmış, İlhanlıları metbu tanımıştı. Sonradan büyük devletlerle iyi geçinerek ve güzellikleri dünyaca meşhur prenseslerini bu devletlerin hükümdar ve prensleri ile evlendirerek biraz gayri tabii olan hayatını devam ettirmesinin çaresini bulmuştur. (c.3/s.20)
Uzun Hasan Bey, imparator IV.İoannes’in (1429-1458) kızı Prenses Despina Katherina Theodora ile evli idi. Şimdi tahtta IV.İoannes’in kardeşi sonuncu imparator I.David (1458-1461) vardı. IV.İoannes’le David’in kız kardeşlerinden biri de Karakoyunlu imparatoru ve Uzun Hasan’ın rakibi Sultan Cihan Şah ile evli idi; bir diğeri Bizans imparatoru VIII.İoannes (1425-1439) ile evlenip Bizans imparatoriçesi olmuştu. Uzun Hasan Bey’in Comnenuslar ile akrabalık münasebetleri, damadlığından ibaret değildi. IV.İoannes’le David’in babaları IV.Alexius (1412-1429)’un halalarından Prenses Maria Anna Despina, Akkoyunlu Fahreddin Kutlu Bey’le 1352’de evlenmiş ve bu izdivaçtan Uzun Hasan’ın büyükbabası olan Kara Yülük Osman Bey doğmuştu. (c.3/s.21)
1461 ve 1466 Macaristan akınlarında Mihaloğlu Ali Bey (Gazi Alaeddin Ali Paşa), kumandanlık etmiştir. Ali Bey, bu akınların ilkinde Macaristan kralı Matthias Corvinus’un kardeşi (Hunyadi Yanoş’un küçük oğlu) Prens Mihaly’yi, ikincisinde ise, Kral’ın kızını esir etmiştir. Bu prenses, “Mehtap Hanım” adını alarak Müslüman olmuş ve Ali beyle evlenmiştir. Mihaloğulları, bu evlenmeden yürümüştür. (c.3/s.41)
Fatih’in yalnız 3 oğlu ile bir tek kızı olmuştur. Kızı Gevher-Han Sultan, Uzun Hasan’ın büyük oğlu Damad Uğurlu Mehmed Paşa (Mirza/Bey) ile evlenmiştir. Bu evlenmeden doğan Sultanzade Damad Sultan Ahmed Göde, İran Akkoyunlu imparatorluğu tahtına çıkmıştır. Sultan Ahmed Göde de, dayısı II.Bayezid’in kızlarından Ayn-i Şah Sultan’la evlenmiştir. (c.3/s.127)
(Fatih’ten önce ölen) Mustafa Çelebi’nin şehzadesi yoktur. Kızı, amcası II.Bayezid’in büyük oğlu Veliahd-Şehzade Abdullah’la evlenmiştir ki bu izdivaç, 1920 tarihine kadar bir şehzade (Osmanlı İmparatorluk prensi) ile bir sultan (Osmanlı İmparatorluk prensesi) arasındaki tek evlenmedir. (c.3/s.128)
1496’da Sultan II.Bayezid, kardeşi Sultan Cem’in kızı ile yeni tahta çıkan Memlûk imparatoru Sultan Nasır Muhammed’i (1496-1498) evlendirmek suretiyle iki dev imparatorluğu birbirine yaklaştırmıştır. (c.3/s.151)
II.Bayezid, kızı Ayn-i Şah Sultan’ı, esasen ana tarafından Fatih’in torunu olan Akkoyunlu sultanı Ahmed Göde Bey’e, Sultan Cem’in kızını, Memlûk Sultanı’na vererek, Avrupa’da olduğu üzere akrabalık yoluyla Türkiye’nin yüksek menfaatlerini korumak yoluna gitmişti (hammer, IV, 50)… (c.3/s.189)
24 nisan 1513’te… Yavuz, ağabeyinin kuvvetlerini rahatça dağıttı. Esir edilen Sultan Ahmed, yay kirişi ile boğuldu. (Şehzade Murad kaçtı, diğer 5 oğlu da yay kirişiyle boğulmak suretiyle idam edildi. Şehzade Murad 1513’te Tebriz’de Şah İsmail’in kızı ile evlendi.) (c.3/s.211)
Son Akkoyunlu imparatoru Sultan Murad, Uzun-Hasan’ın torunu idi. Sultan Murad, Yavuz’un teyzesi olan bir Dulkadır prensesi ile evli olduğu için Yavuz’un eniştesi idi. Sultan Murad’ın kızkardeşi Taclı Beğim de, Şah İsmail’in zevcesi idi. Yani Sultan Murad, Şah İsmail’in de kayınbiraderi oluyordu. (s.221)
…Damad Ferhad Paşa, Kanuni’nin bir kızkardeşi ile evli olduğu için, padişahın -İbrahim Paşa gibi- eniştesidir. Bu akrabalık yüzünden şimdiye kadar yaptığı birçok zulme göz yumulmuş, azil gibi cezalara uğramakla beraber, hayatını ve umumiyetle mevkıini korumuştur… Kanuni’nin sabrı taşmış, kızkardeşinin ve anasının şefaatlerini dinlemeyip, 1 Kasım 1524’de Ferhad Paşa’yı idam ettirmiştir. (c.3/s.349)
Kanuni’nin emir ve teşvikiyle Szapolya, Lehistan kralı I.Sigismund’un kızı İsabella ile evlendi… 15 yıldan beri Macaristan kralı idi. (c.3/s.413)
Devlet idaresine ilk defa olarak kadın nüfuzu, Hurrem Haseki-Sultan’la girmiş ve son derece zarar vermiştir. (c.4/s.256)
16 Ekim’de Dağıstan’ın… Gazikumuk kabilesinin şamhalı Çoban Han, Safevi tabiiyetinden çıkıp Osmanlı tabiiyetine girdiğini ilan etti. Çoban Han’ın yeğeni Tucalev Bey’in kızı, XVI.asrın en güzel kadınlarından bir olarak tarihe geçmiştir. Özdemiroğlu, bu prensesi babasından kendisine istedi ve evlendi. Bu hanım, o kadar güzeldi ki sonradan İstanbul’a gelince şairler “Dağıstan Güzeli” diye hakkında şiirler yazıp bestekârlar şarkı bestelediler. (c.4/s.400)
Sadrazam Damad Sokollu Mehmed Paşa, Veliahd-Şehzade Selim’in büyük kızı İsmihan Sultan’la evlenmiştir… (c.4/s.466)
Kanuni devrinde Saray’da nasıl bir Hurrem Haseki-Sultan varsa, III.Murad devrinde de bir Safiye Haseki-Sultan vardır. (c.4/s.481)
…II.Osman’a karşı memnuniyetsizlik ulemanın başı olan Şeyhulislâm Esad Efendi’den başlıyordu. …gelenek dışı olarak padişahın kızıyla evlenmesine istemiyerek razı olmuştu,… (c.5/s.159)
II.Osman’ın tatbikine başladığı bir reform da, Hanedan’ın geleceğiyle ilgiliydi. XVI.yüzyılda padişahların Saray’da yetiştirilmiş çeşitli kavimlerden cariyelerle evlenmeleri, XIV ve XV.yüzyıllarda olduğu gibi başka hanedanların prensesleriyle evlenmeyi terketmeleri, II.Osman’a göre mahzurluydu. II.Osman’ın İstanbullu tanınmış ailelerden iki kızla evlenmesi şaşkınlık yaratmış ve çok geleneksever olan İstanbul halkı tarafından pek de iyi karşılanmamıştır.” (c.5/s.170)
Bir pazar sohbeti yapmış olduk.











