• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
00:51
ÖSYM duyurdu: 2026 DGS sonuçları açıklandı
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
  3. Hukukun, Dinin Ve Devletin Temeli Adalettir
Yayınlanma: 29 Ocak 2024 - 23:07

Hukukun, Dinin Ve Devletin Temeli Adalettir

29 Ocak 2024 - 23:07
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Hukukun, Dinin Ve Devletin Temeli Adalettir
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Herşeyde hukuk

Hukuk, toplumların ve fertlerin genel menfaatlerini, birbirleriyle olan ilişkilerini sağlamak maksadıyla ve kamu gücüyle desteklenmiş kuralların, hak ve kanunların bir bütünüdür. Dolayısıyla, devletin belirlediği yazılı ve yazısız normlardan oluşur.
Kişilerin hak ve özgürlüklerini koruyarak, toplumsal düzeni sağlar, bir bakıma adaleti tesis ve temsil eder. Bu anlamıyla hukuk kuralları adalete yönelmiş toplumsal yaşama düzenidir. Hukuk toplumda insanların nasıl davrandıklarını değil, nasıl davranmaları gerektiğiyle ilgilenir. Hukuk kaideleri, kendisine uyulmak ve uygulanmak için vardır.
İnsanlar özgür yaratılışlı varlıklardır. Dolayısıyla iradelerini hukuk normları yönünde kullanabilecekleri gibi; hukuk normlarına uymama adına aykırı olarak da kullanabilirler.
Hukuk kurallarına uyulmaması ise toplumda kaosu getirir. Hukuk dediğimiz olgu ve değerler bütünü ise, insan davranışlarını değerlendirerek, çıkar çatışmalarına çözüm getiren kurallardan oluşan bir sistemdir.
Ünlü filozof Kant da, Rene Descartes, Jean Jacques, G W Leibniz gibi bilginlerden etkilense de çağa damgasını vurmuş, kendisinden sonra gelen, Wihelm Friedrich Hegel, Fredrich Nietzsche gibi bir çok filozof ve hukukçuları da etkilemiştir...
Kant, hukuk teorisinde neden önemli bir isimdir dersek; kendi felsefi görüşleri içerisinde rasyonalizmi birleştirmeye çalışmış bilgindir. Yani ona göre; ‘’...bilginin evrensel, zorunlu ve genel kabul görmesi için, o bilginin hem akla, hem deneye dayanması gerektiğini vurgulamıştır...’’
Bu çağrışımla hukuk bilgi ve kuralları da genel kabul görmesi için hem akla uygunluğu hem de deneysel yöntemlere uygun olmalıdır. Kısaca hukuk kuralları, sana-bana- dönemlere uygunluğu değil, her dönemin kuralları olmasıyla yani evrensel olmasıyla oluşmuş, kabul görmüş normlar bütünüdür.
Yönetenler dün savundukları hukukun, iş başına geldiklerinde çıkarlarına ters düşen kuralları çiğnemek için hukukun arkasından dolandıkları sabittir.
Ülkemizde bu durum çok sık rastlanılmakta olduğu da bir gerçektir. En üst makamdakilerin, ‘’ Bir hukuk var, bir de Guguk var...’’ diyerek hukuku nasıl da ‘’ti’’ ye aldıklarını göstermiştir. Yani anayasa çiğnenecek, hukukun arkasında dolanılacak ve minareyi çalacak olanlar hazırladıkları kılıfın adını da GUGUK koymuşlardır!...
Oysa ki hukuk ve adalet tüm insanların, hava ve su kadar ihtiyacıdır. Bugün hukuku çiğneyen muktedirler, yarın yine hukuka sarılacaklardır... Adaletin getirdiği haklar, kişisel ve sosyal menfaatlerin hesaplanmasına ya da siyasal pazarlıklara alet edilmemelidir. Ülkemizde ise bu durum maalesef çokça yaygındır.
Toplumda huzur sağlayan ekonomik düzenin çarkları toplumun katmanları arasında eşit ve adil dağıtılmazsa adalet terazisi şaşmış demektir. Hoşnutsuzluğu şu bu gerekçelerle gizlemeye ve dini alet ederek kullanmaya ve yatıştırmaya çalışmakta adaletsizliktir.
Kendi çıkar düzenlerinin bozulmaması için, Mercedeslerle gezen, yatlarda ve villalarda yatıp kalkanların, evine yılda bir defa et bile götüremeyen fakir, fukara halka çıkıp cami kürsülerinden züğürt tesellisinde bulunmak isteyenlerin söylemleri de hem şarlatanlık, riyakarlık ve ikiyüzlülük hem de adaletsizliktir...
Neymiş o?
‘’ ...Zekatını veren zenginler bile, fakirlerden 500 sene sonra cennete girecekler, fakirler ise 500 sene önce cennete girecekler...’’
Bak, bak, lafa bak!..
Toplumda ki fertler arasında açılan makas her geçen gün, bir avuç insanın lehine büyüyerek fakirlik zulüm olmuşsa, sorarlar o zaman adama;
‘’...Madem ki fakirlik bu derce muteber ve cennete gitmenin anahtarı ise o zaman sen de elindeki malı, mülkü biraz fakirlere dağıtarak daha önce sen git cennete...’’ diye sorulmaz mı?!..
İşte bu tür din bezirganlarının, toplumun dini duygularını sömürerek ve aldatarak, güya din adına, ‘’bir lokma, bir hırka’’ cinsinden sözlerle uyuşturulması sonucu ve fakirliği ‘’ kadermiş’’ gibi lanse etmelerinden dolayı bu şerefli milleti, Avrupa kapılarında dilenci yapılmasına sebep olan zihniyettir...
İslam’da ‘’ din adamı’’ diye bir sınıf yokta biz tarif adına din adam diyelim. Bu sınıftaki birinin aldığı maaş, beş- altı emeklinin aldığı ücretten fazla ise, o toplumda kimse haktan, hukuktan ve adaletten söz edemez... Birinin aldığı beş, altı maaş ücretine karşı değiliz. Adaletin tesisi, hukukun geçerliliği ve toplumun huzuru adına ya herkes almalı, ya da hiç kimse!...
Ünlü bilgin Platon’a sormuşlar;
-Devlet nasıl yönetilir?
-‘’Ya ilimle, ya zulümle..’’ dediği bilinir.
Görüldüğü üzere devlet yönetiminde ilim, hukuk ve adalettir. Zulüm ise; adam kayırma, lltimas, rüşvet, israf, talan, kul hakkı yeme, tecavüz ve hırsızlıklara göz yumma gibi toplum dinamiklerini sarsan davranışlar da hukuksuzluk ve adaletsizliktir.
Bilindiği üzere; her devlet ve her toplum, ‘’adaletle payidar olur ve zulümle yıkılır.’’ En büyük zulüm ise adaletsizliktir...
İSLAM’DA ADALET
Hz. Ali’nin ‘’ Devletin dini adalettir’’. Yine Hz Ömer’e isnat edilen, ‘’ Adalet mülkün temelidir’’ sözü gibi İslam’da ayet ve hadislerde pek çok söz vardır.
Yüce kitap Kur’anda adalet Allah’ın vasıflarındandır. Çünkü o adildir, merhametlidir, yerine göre cezalandırır, yerine göre affeder. Hz. Ömer’in adaletini bugün burada yazmayacağım. Çünkü, herkes üç aşağı, beş yukarı biliyor. Onun meşhur mum menkıbesi de biliniyor...
Allah adaleti ayakta tutacak delilleriyle şu hususu açıklamıştır ki, ‘’ Allah kendisinden başka ilah yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de bunu ikrar etmişlerdir., mutlak güç ve hikmet sahibi, Allah’tan başka ilah yoktur.’’ ( Al-i İmran 18)
‘’Biz kıyamet günü adalet terazisi kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. Yapılan iş hardal tanesi kadar dahi olsa, onu adalet terazisine getiririz. Hesap gören olarak biz herkese yeteriz.’’ ( Enbiya 47)
‘’ Andolsun ki biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik. Ve onlarla birlikte Kitab’ı ve insanların adaleti ayakta tutmaları için adalet terazisini de indirdik...Şüphesiz Allah kuvvetlidir ve daima üstündür.’’ (Hadid 25)
‘’ Şüphesiz ki Allah, adaleti, iyi davranmayı, akrabaya yardımda bulunmayı emreder. Çirkin işleri, fenalığı ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt verir.’’ (Nahl. 90)
.....
.....
Kur’anda adaletli olmaya ilişkin daha bir çok ayeti kerimeler vardır. Peygamberimizin de adalet hakkındaki yüzlerce hadisleri vardır. Hülafai Raşidin devrindeki halifelerin adalet hakkındaki uygulamalarından da anlaşılacağı üzere, adalet İslam’ın temel ilkelerinin başında gelir. Nitekim Allah’ın isimlerinden birinin, ‘’adaletli, adil olması’’ da bunu gösterir.
İslam geleneğinde adaletin zıddı zulümdür. Gerek Kur’an ayetleri, gerekse Peygamber’in hadisleri zulmü şiddetle reddeder. Özellikle de toplum yöneticilerinin, yönetilen halka zulmünü ve adaletsiz davranışlarını kesin ve açık bir şekilde yasaklar...
İSLAM’DA SOSYAL ADALET
İslam’da sosyal adaletin kaynağı Kur’an ve sünnettir. Çünkü bu her iki kaynakta, vicdan özgürlüğü ve insanlar arası eşitlik anlayışı toplumsal dayanışma esasları üzerinde durulmuş ve kurulmuş olduğunu görüyoruz.
Çünkü; kişilerin vicdanına yerleşmeyen ve yer bulmayan adalet duygusunun çıkarılan kanunlarla sağlanabilmesi mümkün değildir.
Allah, insanları eşit olarak yaratmıştır. Hiçbir kimsenin diğerinden; kabile, şeyh, şıh, gavs, din büyüğü, Allah dostu gibi sıfatlarla ve mal mülk sahibi olmak gibi bazı niteliklerle bile üstün olması söz konusu değildir. Çünkü her mal ve mülkün gerçek sahibi Allah’tır...
Bir de İslam’ın sosyal devlet ve adalet anlayışı vardır. Sosyal adalet demek, toplumda ki varlıkların ve yoklukların dengeli bir şekilde dağıtılması ve özellikle de ekonomik olarak zayıf ve güçsüz olanlara , insanca ve hakça yaşama imkanı vermeyi amaç edinen bir adalet anlayışıdır.
Yani toplumu oluşturan fertlere; hısım akraba, yandaş gözetmeksizin, parti, görüş, fikir ayrılığı yapmaksızın topluma dağıtılan adalettir. Bu adalet gözetilerek yapılan dağıtıma, İlahi adaletin karşıtı olan ‘’İnsani adalet’’ de diyebiliriz.
İslam’da ‘’ adil düzen’’ konusundaki ilk yazılı metin ‘’MEDİNE VESİKASIDIR’’ Bu vesika aynı zamanda İslam’ın belki de ilk anayasası ya da birlikte yaşamanın kurallarını düzenleyen bir toplum sözleşmesi olarak da adlandırılabilir. 52 maddeden oluşan hukuki bir belgedir. Bu yazımızın içinde değil de belki ileride bu konuyu anlatmaya gayret ederiz.
ADALET Mİ, GÜÇ MÜ? HANGİSİ ?.
İnsan fıtratında güç önemli bir kavramdır. Güç, adaletsiz, adalet güçsüz olursa toplumun dengeleri bozulur. Güç, insanı büyülerse zulme davet açar. İnsan ikisini birlikte yaşar. Adalet soyut boyutunda, diğeri somut yaşanır.
Çünkü İnsan oğlu, hak ve özgürlüklerini, maddi ve manevi varlıklarını egemenliği temelinde özgürce geliştirebilmek ve yaşamak için tüm bu soyut haklarını, kullanırken somut olarak yaşamak isteyen varlıktır.
Tarih boyunca insan ve bilhassa muktedirler, adalet ve güç arasında sıkışıp kalmışlardır.
Çoğu zamanlarda hatta çok zamanlarda, ‘’güç, adaletin kurdu’’ olmuştur.
Adalet ve güç arasında sıkışan toplum, hem düşünsel özgürlüklerini, hem de ekonomik özgürlüklerini kaybetmiş toplumdur...
İktidar gücünü ele geçirenler kısa zaman sonra, elde ettikleri ulaşılmaz görünür ve zenginlikleri dolayısıyla gücün cazibesi altında, kendilerini ‘’Yarı Tanrı’’ gibi görmeye başlarlar.
Hem kendileri hem de iktidar nimetinden yararlanan omurgasız, her devrin ve gücün adamları, şaklabanlık, menfaatçilik, yalakalık, yandaşlıkla, iktidar nimetlerinden nemalanmak tek amaçları olur...
Soytarılığı maske yaparak; her türlü yalanlarla, haksız ve hukuksuz zenginleşmelerini gizleyerek, fakir, fukara gariban halka ise tevekkül ve itaat davranışlarını aşılamayı kendilerine vazife görürler.
Çünkü ellerine geçirdikleri gücün otoriter sihir ve büyüsü artık adaletin kurdu olmuştur. Toplumun adalet ve güç arasındaki sıkışmışlığını yine toplumun kendi hür iradesi kurtaracaktır.
Hukukun varlık nedeni adaletse, mevcut düzenin meşru olmayan anlayış ve uygulamaları yani düzeni meşrulaştırmak için yine adalete başvurulacaktır. Hukukun gerçekleştirmek amacını güttüğü yegane şey yine adalettir...

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapınız.

Yazarın Diğer Yazıları

  • Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923 Ve Lozan'dan Önceki Tarihsel Durum - 25 Temmuz 2026
  • ''Ne Sen Beni Gördün, Ne de Ben Seni…'' - 18 Temmuz 2026
  • Türk'ün ilk başbuğlarından Bilge Kağan'dan, son başbuğ Atatürk'e uzanan milliyetçilik düşüncesi. - 30 Haziran 2026
  • Coğrafya Kader midir? - 29 Mayıs 2026
  • Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce - 18 Nisan 2026
  • İsrail İdeolojisinin Temeli Ve Siyonizm Gerçeğini İyi Anlamak… - 05 Nisan 2026
  • Bir Tatil Masalı - 09 Mart 2026
  • İnsan Olabilmenin Sessiz Yükü - 31 Ocak 2026
  • İç Derinlikleriyle Yalnızlaşan İnsan - 14 Ocak 2026
  • İnsan Denen Meçhul!... - 04 Ocak 2026
  • Aldatma ve Aldatılmanın Psikolojisi - 15 Aralık 2025
  • Anayasa'nın 66.Maddesinde İfadesini Bulan Milli Kimlik Tanımı, Etnik Ayrıştırmadan Uzak Hukuki Bir Tanımdır - 08 Aralık 2025
  • Tarih Sahte Ve Çakma Milliyetçileri Affetmeyecek... - 30 Kasım 2025
  • Dini Kullananlar Dine Zarar Vermektedir - 04 Kasım 2025
  • ATATÜRK'ÜN DİN ANLAYIŞI (3) - 29 Ekim 2025
  • Atatürk'ün Din Anlayışı - 23 Ekim 2025
  • Yeter ki Sabır Taşmasın... - 20 Eylül 2025
  • Türk Toplumunda Ki Sosyal Çürüme Derinleşiyor - 17 Ağustos 2025
  • Sayın Özgür Özel, Seçmenlerinin Ve Milletin Umudunu Tüketme!.. - 01 Ağustos 2025
  • Adaleti Geçtik De, Hukuk Bunun Neresinde? - 26 Temmuz 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 10
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Kamu Araçlarında Camlar Neden Karartılıyor?
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Çerçeve Yasaya Hayır!
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Türk ve Türkçe Giderse, Kürt Ve Müslüman Kalır mı?
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Azınlık Okullarını Devlet Denetimine Alarak Misyonerlik Faaliyetlerine Son Veren Mustafa Kemal Atatürk'e Minnettarız
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Gündem Sıcak
Sarı Torbadan İmralı Masasına: MHP'deki Büyük Çark
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Sarı Torbadan İmralı Masasına: MHP'deki Büyük Çark
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Eğitimde Fırsat Eşitliği Var mıdır?
Cumhurbaşkanı'mızdan Bir Kararname de Kariyer Tazminatının Emeklilikte Devam Etmesi İçin İstiyoruz!
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Cumhurbaşkanı'mızdan Bir Kararname de Kariyer Tazminatının Emeklilikte Devam Etmesi İçin İstiyoruz!
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Atatürk Adam Gibi Adamdır
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Büyük Türk Kağanlığı-8
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
O Günlerin Dünyası
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
O Günlerin Dünyası
Sri Lanka Kandy Seyahati
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Kandy Seyahati
Sivas Katliamında Saklanan Gerçekler
Misafir Yazılar
Sivas Katliamında Saklanan Gerçekler
Özgür Özel'e Güvenmeyin, Kovun Gitsin Demiştim.
Orhan KILIÇOĞLU
Özgür Özel'e Güvenmeyin, Kovun Gitsin Demiştim.
Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923 Ve Lozan'dan Önceki Tarihsel Durum
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923 Ve Lozan'dan Önceki Tarihsel Durum
Atatürkçülük
Ali Kemal Gül
Atatürkçülük
15 Temmuz: Ders Aldık mı?
Türk Ocakları'ndan
15 Temmuz: Ders Aldık mı?
Kutlu Rüyalar Görmeliyiz
Şerife Güven
Kutlu Rüyalar Görmeliyiz
İhanetin Bedeli Var
Köksal Cengiz
İhanetin Bedeli Var
Türklerde Hayvan Sevgisi Ve Mancacılık
Şevket Sezer
Türklerde Hayvan Sevgisi Ve Mancacılık
Çok Okunan Haberler
Öğretmenlerin İller Arası Mazerete Bağlı Yer Değişikliği Ek Tercih Başvurusu Açıklandı
Öğretmenlerin İller Arası Mazerete Bağlı Yer Değişikliği Ek Tercih...
Okullara 30 Bin Güvenlik Görevlisi Alınacak: Detaylar Ve Başvuru Süreci
Okullara 30 Bin Güvenlik Görevlisi Alınacak: Detaylar Ve Başvuru Süreci
Toplumda PKK ve Bölücülere Af Yasası Mecliste Yüksek Oyla Kabul Edildi!
Toplumda PKK ve Bölücülere Af Yasası Mecliste Yüksek Oyla Kabul Edildi!
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo