Dr.Yaşar KALAFAT’ın “Mitostrateji 2” isimli kitabındaki "Ayrımlı Türkleri" isimli makalede, “…Dursun çocuğu yaşamayan aileler tarafından kullanılır. Yaşar da bu türden bir isimdir. Kızbes artık kız evlat istemiyoruz anlamındadır. Anakız ise kız çocuğu anne olacak yaşa gelmeden ölen aileler tarafından verilir. Baba, Bey, Agbaba da bu türden isimlerdir. (s.100)
Berber/dellek/usta eş anlamlı olarak kullanılır. Bunlar hem saç tıraşı yapar hem diş çeker hem sünnet ve hem de çıban tedavisi yaparlar… Bölgede saç tıraşının özel kuralları vardır. Namaz kılan erkekler alınlarından itibaren tepelerine doğru tıraş yaptırırlar. Bununla amaç abdest alırken suyun başı tam mesh edebilmesi olmalı. Keza namazda takke çıplak alnın secdeye değmesine mâni olmamalı inancı vardır. Çocukların tıraşı etrafı alınarak tepede saç bırakma şeklinde olur. Tepede kalan saça kâkül/kahkül denilir… (s.101)
…Gelin çıkma gününde gelin eşikten dışarıya çıkarılmadan evvel evin tandırının etrafında 3 defa döndürülür. Makedonya Türklerinde gelin yeni evine gelince ilkin evin ocağına götürülür.
Güney Azerbaycan’da 12 yaşında mahrem bir oğlan uşağı gelin kuşağını bağlar. Bir mahrem kişi de hayır dua okur, geline 7 oğlan ve bir kız evlat temennisinde bulunur… Gelin eşikten dışarı çıkınca sırtını duvara dayar, küregen bacadan gelinin başına 3 elma veya nar atar. Kız evinden mahrem birisi börkünü çıkarıp ters çevirerek elmaları tutar, gelinin incinmemesini sağlar… Duvak günü kadınlar kayganak (yumurta, un, yağ ve şekerden yapılır) pişirip oğlan evine ‘otağ görüşü’ne giderler. Yemekten sonra para toplanır… Bir mahrem uşağı gelinin duvağını kapar. Buna ‘duvak kapma’ denir. Tabaktaki paylaşılıp yenir, sonra ‘ayak açma’ başlar. (s.104)
…Bu bölgede (Kurban Bayramı’nda ve) Ahır Çarşamba’da salı gününün gecesi sadece küfte (köfte) yapılır. Köftenin sayısı evin fertlerinin sayısından bir tane fazla yapılır. Buna ‘gayıp payı’ denir. Gayıptan, beklenmedik bir misafir gelmesi halinde ona ikram içindir. Bize göre fazla köftenin sahibi gaip olduğuna inanılan yol gösterendir. Bu izaha göre Hz.Hızır için de yapılan helvadan pay ayrılır. Bu ölen kimselerin gerçekte ölmedikleri, yaşayanların arasında ruhlarının dolaştığı inancının bir sonucudur…
Yeken’de bazı aileler Ahır Çarşamba’nın sabahı 3 defa ‘arı su’dan atlarlar. Hasar Mezarlığı’na gidip oradaki ‘koç heykelli mezar taşı’nın karnının altından geçerler. (s.105)
Koç heykellerinin altından geçme inancı kaya kovuğundan geçme inancının değişik bir tezahürüdür. Alem değişme inancının bir sonucudur. Böylece yeni bir aleme geçilmektedir. Büyük türbelerde Eshab-ı Kehf, Hacı Bektaş Veli vs. yakınında bulunan bu tür kaya deliklerinden geçemeyeceklerin günahlarının çok olduğuna, daha bir süre ibadet etmeleri gerektiğine veya dileklerinin kabul olmayacağına inanılır. Ağaç ve kaya kovukları aynı zamanda ağaçtan veya mağaradan türeme inancının izlerini taşır. Yenilen pehlivanın yenenin kolunun altından geçmesi bazı yerlerde yeni gelinin kaynanasının eteğinin altından geçmesi, Ayvaz’ın Köroğlu’nun karnının altından geçmesi; bir sığınma, korunmasını kabul etme olayıdır. Nazarlı çocuklar delikli taşın içinden geçirilerek adeta yeni kimlik kazanılarak kara iyeleri aldatmış korunmuş olurlar. Ebemkuşağının altından geçen kızın erkek ve erkeğin de kız olacağına inanılırdı. Koç heykelinin karnının altından geçme olayı bizim için yeni bir tespit olmuştur. (s.105-106)
…Bir kimse ölmüş ise kara değil göy (mavi) giyilir. Ölen kimsenin dul eşi ‘eşikten çıkmasın’ inancı ile erkek kardeşiyle evlendirilir…
Çay bardağını yan yatırarak (artık içmeyeceği) mesajı vermek Kuzeydoğu Anadolu’da da vardır. Zor doğumlarda ezan ve sela okutmak, evin eşiğinin önünde at kişnetmek, ateş yakmak, akar suyu hançerlemek gibi uygulamalar Anadolu’da, bilhassa Doğu Anadolu’da da vardır. (s.106-107)
Ayrımlı bölgesinde Ramazan’ın 27.gününde sarımsak yenir. Bununla amaç ağızların kokmasıdır. İfadeye göre Hz.Ali ayın 19’unda şehit edilir, 21’inde de ölür. Ayın 23’ü onun 3.günüdür. 27’sinde Hz.Ali’yi şehit eden İbni Mülcem öldürülür. O gün etrafın kokması istenir. ‘Yasta herkes öz ölüsüne ağlar’ diye bir söz ve inanış vardır… (s.107)
…Yağış çok yağınca ‘anasının ilki’ olan çocuk, ‘Ben anamın ilkiyem, ağzı kara tilkiyem.’ demesi halinde yağmurun duracağına inanılır. Yıldız kayınca bir kimsenin öleceğine, ay tutulunca Osmanlılara, güneş tutulunca insanlara zarar verileceğine inanılır… Bu inanış, Batı Türklüğünün tüm kesimlerinde vardır. Kuyruklu yıldızın bela getireceğine, horoz gibi öten tavuk’un başının kesilmesi veya imama verilmesi gerektiğine inanılır. Rüya’da diş dökülmesi, ölüm olarak yorumlanır. Rüya’da ata binmek büyüklük alameti olarak yorumlanır… (s.108)
Akşamdan sonra, gün battıktan sonra (gece) tırnak kesilmesinin felaket getireceğine inanılır. …biz bunun Altay Türklerinden günümüze geldiğini tespit etmiştik. Keza erkek kişi için başın örtülü olması da Ayrımlı Türklerinde çok önemsenir. ‘Kişi börkünü başından götürmez, börk şereftir.’ inancı vardır… (s.108-109, 118)
Gedebey yöresi Ayrımlı Türklerinde ad günü ve yaş günü, doğum günü olarak bilinir. Esasen Türk halk kültüründe önemsenen ad günüdür. Adının verildiği, ad almaya hak kazanılan gündür. (s.118)
…Yaşlı birisinin çocuğu olur ise o çocuğa ‘helva yiyen’ denir. ‘Helvanı yiyelim.’ ve ‘helvanı okutalım.’ ölüm temennisi anlamına gelir. ‘Kana çekmek’ baba tarafına, ‘süte çekmek’ ana tarafına çekmek anlamına gelir. Tandırdan çıkan ekmeği soğumasını beklemeden kıran kimsenin dul kalacağına inanılır. Genç kızlar evlenmeden evvel kaşlarını almazlar. Büyüklerini dinlemeyen gençlere ‘Yüzüne ağ almak/yüzün ağ olsun.’ denilir.
Üzerlik bu bölgede de koruyucu ve kurtarıcıdır. Nazardan koruduğu gibi nazarı gidericidir. Diğer Türk bölgelerinde olduğu gibi Azerbaycan’da da dağdağan ağacının nazardan koruduğuna inanılır. İnsan, hayvan ve binaların korunması için yapılan nazarlıklarda kullanılır. Bu ağacın bittiği yerin de kutsiyetine inanılır. Ağaca adak bezi asılır. Herhangi bir amaçla bu ağaçtan bir parça alınacak olsa, buna karşılık ağaca bez, düğme veya para sarılır… Bilindiği gibi Ötügen kutsal ormanla kaplı idi. Yer-su iyesi bu topraklarla birlikte üzerinde yetişen ağaçları da kutsal kılıyordu. Anadolu’da ulu zatların yattıkları mezarlıkların ağaçları veya kutsal tepelerin ağaçlarının kutsal kabul edildiği yöreler vardır. Kutsal ağaçlar gibi kutsal mekanların da ‘sahipli’ olduğuna inanılır. İcazet alınmadan buradan yaprak dahi alınmaz… (s.120-121)
…Ciddi bir tehlike atlatan kimse için ‘anan namaz üzereymiş.’ denir…
Ayrımlı bölgesi Azerbaycan Türkleri’nde ‘iy çıkarma (koku çıkarma)’ uygulaması diğer Türk boy ve bölgelerinde olduğu gibi perşembe günü yapılır. Bugün ölünün ruhu için yemek pişirilip komşulara dağıtılır. Bu inanç sadece ben belirli bir bölgeye ait değildir, daha ziyade helva kavurma ve pişi veya lokma yapma şeklinde uygulanır. Ayrımlı bölgesinde helva sadece ölünün defin günü dağıtılır. Genç ölmüş bir kimsenin helvasından az yenir… (s.121)
…Cenaze götürülürken tabutun fazla sallanmamasına dikkat edilir. Aksi halde inanca göre aynı çevreden bir ölüm daha olur. Bu arada boş beşik de sallanılmaz. Sallandığı halde bebeğin haşlanacağına inanılır… Ölü suyunun bir başkasının üzerine sıçratılmamasına özen gösterilir. Bu suyun kişiye felaket ve uyuşukluk getireceğine inanılır. Nitekim bu amaçla ölü suyu kullanılarak büyü yapılır. Bu türden inançlar Anadolu, Suriye, Irak, Kuzey Kafkasya ve Balkan Türklüğünde de vardır. Ölü toprağının derin uyku yapacağı veya uyuyanın uyanmasını zorlaştıracağına inanılır. Cenaze evinin bütün suları dökülür. (s.122)
…Ergenlik çağındaki gençler 40 yıldız sayıp uyurlarsa rüyalarında sevdiklerini göreceklerine inanırlar… (s.123)
Haftaya devam…









