Prof.Dr.Ahmet Bican ERCİLASUN “Türk Mitoloji Sözlüğü” (03/02/2022, Yeniçağ) başlıklı yazısında, “Tıva Türklerine ait ‘börü’ (kurt) maddesinde ‘kurt hakkında kötü konuşan kişinin konuşmalarını kurdun duyacağına ve bu kişiye zarar vereceğine’ inanıldığı kaydedilmiştir. Maddede ‘Tıvalar için kurt, Tıva kiji ogbezi (Tıvaların Atası) olarak kabul edilir. Anne ya da babasını kaybeden Tıvalar, eskiden kurt gibi ulurlarmış.”
Prof.Dr.İlhami DURMUŞ da “İskitler” (Akçağ Yayınları, 2015, 5.baskı) adlı eserinde, “…Kirus… en çok Sakalarla savaşmakla geçirmiş ve aşağı Oxus bölgesinde MÖ 529 yılında ölmüştür. Burada Kirus’un ölümüne neden olan savaşta Pers ordusu ağır bir yenilgiye uğratılmıştır. Savaş dar bir boğazda yapılmış Saka ordusuna komuta eden Tomris (Sakaların kadın lideri) ve askerleri büyük başarı kazanmışlardır. Bu savaşta ‘Turan taktiği’ ya da ‘kurt oyunu’ adı verilen bozkır savaş taktiği ustaca uygulanmıştır.” (s.102)
Prof.Dr.Tuncer GÜLENSOY ise “MÖ 4500- MS XIII. Yüzyıllar Arasında Barbar Türkler Dil- Din- Kültür- Bilim- Sanat- Uygarlık (Akçağ Yayınları, 2011, 2.baskı” adlı kitabında; “Savaşlarda kullanılan mızrakların gönderlerinde, ağzında çan bulunan Kuş, Arslan, Geyik, Ejderha figürleri yer almaktadır. Kök Türklerin gönderlerinde Kurt figürü olduğunu biliyoruz.
…Tarihçilerin ‘Turan Taktiği’ ya da ‘Kurt Kapanı’ adını verdikleri düşmanı dört bir yanından sarma hareketi İskitler tarafından da uygulanmıştır. (Bu savaş taktiği, Amerikalı Kızılderili kabileleri tarafından da sık sık uygulanmıştır.) (s.71)
Oğuz Kağan destanının bir özelliği de bazı Türk destanlarında ve Moğolların Gizli Tarihi (YY: Bu kitaptan önceki yazılarımda bahsetmiştim.) adlı eserde de görülen ‘gökten bir ışık inmesi ve o ışıktan GÖK TÜYLÜ, GÖK YELELİ BÜYÜK BİR ERKEK KURT (=Bozkurt/ Moğolca: Börteçinoa)’un peyda olmasıdır…” (s.129) demektedirler.
“Mitoloji ve Efsaneler-4” başlıklı köşe yazımda geyik, keçi, güvercin gibi bazı hayvanlardan bahsetmiştim. Kaplumbağayı sonraki yazıma bırakarak Dr.Yaşar KALAFAT’ın “Mitostrateji 2” adlı kitabındaki “Bir Okuma ve Anlama Denemesi” başlıklı makalesinden şu alıntıları yapacağım: “Yerikleme (aşerme) döneminde anne adayının vahşi hayvanlarla karşılaşması istenmez; zira tavşan ile karşılaşılması halinde bebeğin üst dudağının yarık olacağı, ayı ile karşılaşması halinde vücudu kıllı bir bebeğin dünyaya geleceğine inanılır… (s.67)
Azerbaycan’ın Yekan bölgesi Ayrımlılarında hayvanlarla ilgili de çok inanış vardır. Bunlardan bazıları ‘maymun da eskiden insan imiş, bitli ellerini hamura soktuğu için maymun olmuştur.’, …“Bubbu/Taraklı kuş gelin iken bir gün başını tarıyormuş, derken ansızın kayınpederi gelmiş çok mahcup olmuş, Allah’a yalvarmış ve bubbu kuşu olmuş.’ Bunlar yörenin ve zamanın değer ölçülerine göre insanları yönlendirmek için üretilip topluma mal olmuş anlatılardır. Halk kültürümüzün bir parçasıdırlar. (s.53-54, 107)
…İnanca göre ayı ve güneşi tutan bir ejderhadır. Güneşi ve ayı yemek istemektedir. Ejderhayı kovmak için kadınlar bacalarda bakır kazan dibi döverler. Bu inanış, Batı Türklüğü’nün tüm kesimlerinde vardır… Sıraçlar’da ay ve güneş tutulması esnasında halk daha ziyade havaya ateş eder. (s.108, 131)
Ayrımlılar arasında kötü niyetli, bed nazarlı kimseye halk arasında ‘baykuş’ denir. Baykuşun konduğu dama felaket getireceği inancı vardır. Keza köpeğin kurt gibi ulumasının da felaket getirdiğine inanılır. ‘Ev yılanı’na dokunulmaz, onun evin koruyucusu ve bereketi olduğuna inanılır. Onun öldürülmesinin felaketlere yol açacağı inancı vardır. (s.118)
…Kediye zarar verilmez, görünmeyen güçlerine inanılır… Zalim insanları tanımlarken ‘su içene yılan dahi değmez.’ denir. Rüyada yılan görmek, mahkemeye düşmek olarak yorumlanır. At görmek, dilek veya ölüm, hayattaki bir kimseyi ölmüş görmek uzun ömürlülüktür. (s.118-119)
Udinlerde yağış dolu halinde yağınca dolunun durması ve evcil hayvan sürüden ayrı düşüp otlakta kalınca dolu ve kurtağzı kaycı/ bıçakla bağlanır. Türk halk inançlarında da kurtağzı bıçakla bağlanır, kurtağzı bağlama Türk kültürlü halklar arasında bir kültür kodudur… s.41)
Türk dünyasının birçok yerinde ve Güney Azerbaycan’da Ayrımlı Türklerinde olduğu gibi Taşkesen ve Toguz Ayrımlılarında da ‘kurt ağzı bağlama’ inanç uygulaması vardır. Ayrıca cesur insanlar için ‘kurt yüreği yemiş.’ denir. Kurt ağzı’nın mübarek olduğuna inanılır. Şubat ayı boyunca ‘kurt çiftleşme ayı’ olarak kabul edilir. Bu dönem Hıdır Nebi olarak adlandırılır, bu dönemde kurtlardan daha fazla çekinilir… Kurt yüzünün mübarek kabul edildiğini Dedem Korkut’tan da bilinmektedir. Ancak ‘kurt yüreği’ ve ‘Hıdır Nebi’ ile kurt arasındaki bağlantıya ilk defa rastlamış olduk. (s.108, 119)
Hamile kadına tavşan eti verilmez, hatta ona tavşan dahi gösterilmez… (s.120)
Sıraçlar’da da tavşan uğursuz hayvan olarak bilinirken, tilkinin uğurlu olduğuna inanılır. Yolculukta tilki ile karşılaşmış olmak istenir. Sıraçlarda kurt ve tilkiye derviş denilir ve onlara kolay kolay silah atılmaz.
Bu toplumda ay hali yaşadığı için tavşanın eti yenilmez. Tavşanın ‘Hz.Ali’nin kedisi olduğu’ ile ilgili söylentiler tamamen uydurmadır. ‘Tavşanın geçtiği tarlayı yedi sene ekip biçmediği söylenen Alevi ne yiyip ne içecektir.’ demektedirler… (s.131)
…Ayrıca domuz dişinin de nazardan koruyucu gücüne inanılır… Bizim yaptığımız tespitler arasında kurt dişinin fonksiyonuna inanılırdı. Domuz dişini ilk defa tespit etmiş oluyoruz. (s.120-121)
"Mitostrateji-3" adlı eserdeki “Pınarbaşı Halk İnançlarında “Arpad”, “Angut”, Şiringa” Tanımlamaları ve Mitolojik Derinlikleri” başlıklı makalede ise; “…Üzerinde biraz daha ayrıntılı durmak istediğimiz diğer üç mit içerikli inanç Şiringa, Angut ve Arpad ile ilgili olan inançlardır. (s.51, 54)
Angut, Aras Vadisi’nde bilhassa Kars’ta yabani kaz ile karıştırılır. …tek olarak görülürler. …avlanmasının çok günah olduğuna inanılır. Halk arasında ‘angut angut dolaşma’ diye amaçsız ve bilinçsiz dolaşmaları anlatan sözler vardır… (s.55)
Zazaların halk inançları kültürlerinde yaşamakta olan köring kuşları ve onlarla ilgili inançlar bize angut kuşlarını hatırlatır. Ancak angutların avlanılmasından kaçınılır ve onların tekin olmadığına inanılır.
Arpadlar’ın menşe efsanelerinde geyik cinsi hayvanlar ile birlikte yırtıcı kuşların da önemli rolü vardır. Macarların millî sülalesi olan Arpadlar’ın ced anası Eneh (dişi geyik) idi. Bu sözcük bugünkü Macarcada Ünö’ye tekabül eder. Eneh’in yanına Turul (Tuğrul) kuşu gelip birleşirler. Böylece Arpadlar kendilerini Tuğrul soyundan neşet etmiş sayarlar. Yırtıcı kuşlara diğer mucizevi kanatlı hayvanlara, geyiklere vb. Şamanlık tesiri altında kalan Skitlerin/İskitlerin, Hunların yahut Macarların hayvan üslubu eserlerinde rastlanır. Skitlerin altın geyikleri, Noin-Ula’daki keçe üzerine işlenen tasvirleri, Türklerin bozkurtu, eski Macarların kayış uçlarındaki geyik şekilleri, Rasony’ye göre ‘amblem’, ongundurlar.
Oğuz Türklerinin ongunları Şahin, Kartal, Tavşancıl, Gökhan, Sungur, Uçkuş, Çakır’dır. Avcı yırtıcı kuşları ongun yapmak uygulaması, Tuğrul’u ongun seçen Arpadlarda da olması yadırganmamalıdır.
Geyiğin Türk mitolojisinde yeri bilinirken, Anadolu Türk kültür coğrafyasında geyikle ilgili efsanenin yaşamadığı yöre adeta yoktur… (s.56-57)
Kocaoğlan/Ayı Efsanesinde, …Kocaoğlan adının, ayının kodlanmış, örtülenmiş adı olduğuna dair açıklamalar vardır. Nitekim Kurt için dik kulak ve yılan için sürünen denir. Bunların ismi açıkça söylenilmez, çekinilir. Bu inanma biçimi, bunların bir dönem bazı kesimlerin ongunları olabileceği ile izah edilmektedir. Onlara duyulan saygı, açık isimleri ile anılmalarının zarar verebilecekleri inancıyla ilişkilendirilir. (s.96-97)
Haftaya devam…











