Dr.Yaşar KALAFAT'ın "Mitostrateji 2 Atayurt’tan Anayurt’a Türk Halk İnançları” isimli kitabındaki “İsmaili Hazara Türkleri” başlıklı makalesinde yer alan şu önerisiyle başlamak istiyorum: “…Bilindiği gibi küresel güçler karşısında ekonomik, siyasi, askeri, hatta kültürel alanda bölgesel güçler oluşturulmaktadır. Bu zaruret ulusal yapılanmaları tehdit etmeden kurulan ortaklıklar şeklinde realize edilmektedir. Yakın zamana kadar Alman, Fransız veya İngiliz kültüründen söz edilirken şimdilerde bu ifadenin yerini Avrupa kültürü tanımı almıştır. Her politik çevrenin ayrı bir ‘Avrasya’ tanımı varken, Türkiye ve İran’ı içine alabilecek Avrasya oluşumunun şansı nedir?..
Bize göre Türkiye’nin İran’la stratejik ortaklığı diğer komşuları itibariyle öncelik alma şansına sahiptir. Bu teşhis İran için de geçerlidir. Zira bu iki ülke geçmişte kültür alanında bölgesel entegrasyonu büyük ölçüde sağlamış, meydana getirdikleri ortak medeniyet havzası ile yüzyıllar boyunca dünya medeniyet merkezlerinden birisi olmuşlardır. Bu medeniyet havzası Türkiye ve İran’ın batısını, doğusunu, kuzeyini, güneyini kapsamaktadır. Bu anlamda bir arayış, ihtilaf alanını ittifak alanına dönüştürebilir. (s.88)
…Ülkelerin rejim tercihleri, yansıtılmaya çalışıldığı gibi stratejik ortaklığa mâni olacak boyutta değildir. Bir yerinden başlanması gerekirse “Âlimlerin anlaşmaları âlemlerin anlaşmasını sağlar.” özdeyişi esas alınabilir.
İran ve Türkiye iki komşu Ön Asya ülkesi oldukları kadar aynı zamanda Kafkasya ülkesidirler. Demografik yapı her iki ülkeyi hem Kafkasya hem de Orta Doğu ülkesi yapmaktadır. Bölgenin tarihî coğrafyası bir yana etno-kültürel ve demografik yapı, bölgeye siyasi sınırların ötesinde kültürel bir coğrafya getirmiştir…
…İran, Türkiye ve büyük bölümüyle Kafkasya’yı içerisine alacak bir Avrasya bizim Avrasya’mızdır... (s.89)
Makalenin başında “Hazara Türklerinin isim tahlili Hezare’nin Farsça bin anlamına gelişinden yola çıkarak Hazar ismi, boylar birliğine katılanların sayısına göre adlandırılanlar kapsamına girebilir. Türkistan’da Hazaraların kendilerine ‘Azar’ deyişlerinden hareketle Azar-Hazar-Kazar ilişkisinden yola çıkarak askerî, siyasî hadiselerin tesirinde meydana gelenler kapsamında izah edilebilir…
Bize göre Hazara Türkleri, Hazar (Türk Hazar Devleti’ni kuranlar), Azer Türkleri (bugünkü Azerbaycan Türklerinin bir kısım ataları) ile aynı Türk ailesinin fertleridirler. Aile reisleri ise Çuvaş Türkleri’dir. Bugün bu aileyi Çuvaşistan Muhtar Türk Cumhuriyeti temsil etmektedir. (s.75)
‘…tasavvuf bilginlerince Hazara Türklerinin Eftalit Türklerinden oldukları, ülkelerine daha yüksek, daha hayırlı anlamında Afganistan denildiği, Afrasyab’ın Aftalistan’da yetişmiş İbrahim mertebesinde bir ilahî uyarıcı/elçi olduğu, Afrasyab’ın Afrika, Asya ve Avrupa’da töre koyucu olarak faaliyette bulunduğu, ayrıca Hazaralar’ın Azerbaycan ve Hazar Denizi’nin kuzeyini de kapsayacak alanda yurt tuttukları, ticaret erbabı bir halk oldukları, Türk kültürünü Avrupa’ya taşıyan ilk halk oldukları, Musevî ve İsevî inanç sürelerinden geçtikleri, Hazar Denizi’ne, Hazarbaycan/ Azarbaycan’a ismini Hazara Türklerinin verdiği, uzun boylu, hafif çekik, ufak gözlü Fatih Sultan Mehmet tipinde insanlar oldukları, Fatih’in bir konuşmasında kendisinin Hazara Türkü olduğunu belirttiği, Aftalistan’ın daha geniş kapsamlı ve daha eski isminin Pakturye olduğu, Paktürklere ait ülke anlamına geldiği, bu bölgenin Kandohar’ı da kapsamına aldığı, Türk mitolojisindeki Kantura olayının Kandohar’da geçmiş olabileceği’ şeklinde izah edilmektedir. (s.76)
Afganistan Türkleri’nin tarihi dağılımı konusunda uzman Murat Argun’un açıklamalarına göre; ‘Afganistan’da bugüne kadar beş Türk grubu yaşadı ve yaşıyor.
Birinci grup Türkler, çok eski Türkler. Yaftalıklar bunlar? Tukyular, Yaftalitler (Eftalitler- Akhunlar), Sakalar ve Karluklar. Bu Türk grupları Kabil ve etrafında yaşıyorlar… Zamanla dili ve rengi değişen bu Türk grupları Hudud-ul Alam isimli eserde Halaç Türkleri diye nitelendiriliyor ve bunlar bugünkü Afganlıların atasıdır, deniyor. Zaten Afkan kelimesi de değişmiş manasındadır. (s.76-77)
İkinci Türk grubu Aymaklardır. Aymak Türkleri Fara, Herat, Gur, Bağdis ile Faryap vilayetinin dağ bölgesinde, Gürcan vilayetinin dağ bölgesinde, Mezar-ı Şerif’te, Samangan’dan Bağlan’a kadar olan bölgede yaşıyorlar ve Farsça konuşuyorlar. Aymaklar dört büyük aşiretten oluşuyor. Bunlar Temuri, Taymani, Cemşidi ve Firus köyüdür. Bu konuda araştırmalar yapan uzmanların genel kanaati ve ortaya koydukları deliller de Aymakların Türk asıllı olduklarını teyit ediyor.
Üçüncü Türk grubu ise, Hazaralardır. Bunların bir kısmı Tibet asıllıdır. Daykündi, Dayzengi, Daymirdat ve Daykürler. Bunlar Çin Tibet’inden gelip buralara yerleşmişlerdir. Ama Hazaraların büyük kısmı, yani Hazara Karluk, Hazara Nayman, Hazara Kıpçak, Hazara Tatar, Hazara Türkmen, Hazara Çağatay adıyla anılırlar ve Türk asıllılardır.
Dördüncü grup Türkler Peştu dilini konuşanlardır. Bunlar Kandahar’da, Paktiya’da ve Gazne’deki Mogur Türkleri, Karabağ Türkleri, Zavul Türkleridir. Kıpçak Türkleri ise Herat’tadır.
Beşinci grup Türkler ise hâlâ Türkçe konuşanlardır. Pamir eteklerindeki Bahşan’dan başlayıp da Bağrisi’ye kadar uzanan çok geniş bir bölgede yaşayan bu grubu Kırgızlar, Kazaklar, Özbekler, Tatarlar, Uygurlar ve Türkmenler oluşturur.’ şeklindedir. Hazara Türklerine gelince; ‘Day Zengi, Day Kündi, Day Çopan, Day Mirek, Türkmen, Dargın (Dargun), Oymak, Karlık, Besüt, Kıpçak, Orta Bulakı, Nayman, Tatar, Kızılbaş, Bayat, Nek Pay, Tay Mani, Kök Çınar, Kağay, Sadat” şeklinde bir dağılım gösterirler. (s.77-78)
“Ortak Halk Kültürü Kodları İtibariyle Kafkasya (Kırım, Kuzey/Güney Kafkasya) ve Anadolu" başlıklı makalede (s.33) bazı tanımlar yapıldıktan sonra bu bölgelerde yaşayan halklardan bahsedilmektedir. Daha önceki yazılarda biraz bilgi vermiştim. Kırım, Kuzey ve Güney Kafkasya ile Azerbaycan’daki küçük halk grupları sayılmaktadır. Azerbaycan’daki küçük halklardan biri de Udinler’dir. “…Gelenek ve halk kültürleri Türklerinkine çok benzer…
…Türk halk inanç kültüründe bıçağın tersi ile bir halk hekimliği uygulama biçimi olan parpılama yapılır, bu coğrafyada bıçağın üzerine ant içilir, bıçak elden ele verilmez, düşmanlığa yol açacağı inancı vardır… (s.41)
…Kurak havalarda yağışın yağması için dışarıya ters çevrilmiş kazan koyulur. Kazan etrafında Türk kültür coğrafyasında çok yoğun inanç oluşmuştur. Keza ters motifi de Türk kültürlü halklar arasında bir inanç kodu oluşturmuştur. (s.42)
…Türk kültürlü halkların ölüm inançları arasında yer alan tul inancı, tarihî derinliği olan uygulama biçimleri ile ruhun ölümsüzlüğü, diğer âleme göçen kimsenin bu âlemle ilişkisini kesmediği inancının çeşitli tezahür şekillerini içerir. Anadolu Türk halk inançlarında daha ziyade ölen ve bilhassa genç ölen bir kimsenin bazı özel eşyalarının çok yakınları tarafından saklanıp, zaman zaman bunların etrafında ağlanılması olarak tezahür eder. Güney Azerbaycan’ın Borçalı bölgesinde bu uygulamaya paltar dökme denilir.
Kırım Karay Türklerinin inançlarında çok önemli bir yer tutan Palta Diğmez Kutsal Ormanı’ndaki eben ağacı, Türk inanç kültüründe kod oluşturan kültlerden ağaç kültü bakımından tipik bir örnektir. Kuzey Kafkasya Karaçaylarında ağaç kültü, terek kültü olarak geçmektedir.” (s.44)
“Ayrımlı Türkleri” isimli makalede, “Ayrımlı Türk oymağı, Anadolu’da Iğdır’ın ilçesi eski ismi Pernavut olan Gaziler’e bağlı 40 köy olarak yaşamaktadırlar… A.Caferoğlu, Ayrımlı Türklerini Terekeme, Karapapak, Şahseven, Ustaçlı, Padar, İmreli, Kalaç Türk boyları ile birlikte zikreder. M.Fahrettin Kırzıoğlu’nun birçok eserinde bu Türk boyuna dair bilgi vardır. (s.54-55, 91)
…Celayir’liler gibi bu türden Türkmenler ise göç etmemelerinden dolayı, ana dillerini yitirerek Kürtleşmişlerdir. (s.55, 93)
…N.Çetinkaya… Dinyeper yöresindeki Uyrumlu adlı Türk boyunun Ayrımlarla ilgili olabileceği üzerinde duruyor. (s.93)
…Zira Karapapağ, Kengerli, Ayrımlı gibi Türk aşiretleri siyasi sınırlarla bölünmeye uğramış aynı bütünün parçalarıdır. (s.95)
Haftaya devam…









