Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı

Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı

edip.halide@gmail.com

Zannetmiştim ki!

22 Ekim 2020 - 03:53

 


ÎYÎ Partide kararların hep birlikte alındığını zannederdim.

Yanlışların çok daha az olmasına gayret edilecek zannederdim.

Bir kişi hareketi değil; milletin arzu ettiği ve çok aradığı bir kadro hareketi olacağını zannederdim.

Sadece dogruların peşinde koşulacağını zannederdim.

Fitne fesat vb işlerden uzak durulucağını zannederdim.

Bu hareketin milleti kucaklayacağını zannederdim.

Kurulma sebebi olan lider sultası, emir eri delegeler, GİK üyeleri ve divan üyelerinin daha demokrat bir vaziyette doğrunun yanında yanlışın karşısında olacağını zannederdim.

Genel Başkanın ve divan üyelerinin yanında asla yağcılık yapmayacak ekibin olmayacağını zannederdim.

Bu hareketin içinde genel başkanın, genel Sekreterin ve genel başkan yardımcılarının değil sadece ÎYÎ Partinin gücünün olacağın zannettim.

Türk Milletini kucaklayacağını en azından MHP deki yönetici pozisyonlarını terk ederek bu harekete güç vererek kuruluşunda samimiyetle gayret eden Ülkücülerin küstürülmemesi veya en azından dışlanmadan partinin büyük ivme kazanacağını zannettim.

Daha neler neler zanntim..

Ama ne oldu?

Büyük umutlarla kurulan İYİ Partinin Hem de Akşenerin oyu 2018 seçimlerinde % 18 görünüyordu. Alanlarda Aksenerin konuşması ve  ÎYÎ Parti değilde Akşener'i ön plana çıkarılması halk tarafından çokta beğenilmedi. Mitinglerde ve tek yapılan  AKP'yi kötülemek oldu. Program,proje ve çözüm sunulmadı. Bir eşarp toplama projesi yapıldı. Memleket hanımları o eşarbı ortaya atacak ve herkes sulh olacak ve ülkedeki bütün dargınlıklar bitirilecek dendi. Yani her yerde iki şey söylendi benim namusuna söz söylediler. AKP israf yapıyor. Her yerde bu iki konudan başka bir şey hemen hemen denmedi. Millet her gittiği yerde aynı şeyi duyunca oran düştü. Beklenen etki olmadı. 2018 Seçim sunuçlarında Akşener ÎYÎ Partiden daha az oy aldı.

Gelen tepkiler üzerine Akşener İstifa etti. Partililerin ısrarı üzerine yeniden genel kurul yapılarak Akşener tekrar genel başkan oldu. 

İYİ Partinin son iki genel kurulunda Koray Aydının oluşturduğu teşkilatlar vasıtasıyla Korayın istemediği isimler seçilemedi. Çok az kişi zorla seçilmeyi başardılar. 

Son genel kurulda yine Koray Aydının müdahalesi olacağı ve partiye hizmet etmiş çok değerli kişilerin GİK üyesi seçilmesinin önleneceği  duyulduğunda Akşener durumdan heberdar edilmesine rağmen olaya müdahale edilmiyor iddiları şu ana kadarda yalanlanmadı. Ve genel kurul sonrasında hakikaten mutlaka seçilmemesi gereken isim listesindekilerin GİK dışında kalması sağlandı. Bu kişiler partinin kuruluşunda görev almış ve partinin ağır topları olan kişilerdi.

Bu sebeple bu kişiler ve yapılanı doğru bulmayan diğer millet vekilleri Akşenerle görüşüyor. Koray Aydın'ın görevini kötüye kullandığını ve partiye zarar verdiğini söyelerek teşkilat başkanlığından alınmasını talep ettiler. 

Bu olay her çeşitli teşkilatlardan duyulunca  millet sinirlendi. 20 vekilde  ses çıkarttı ve haklı olarak sert tepki verdi. Korayın yaptığından rahatsız olanlar  daha fazla olmasına rağmen bazıları ses etmediler .Yapılan yanlışlıklar  Akşenere anlatıldı. Akşener bir türlü söz dinlemeyince ve çeşitli illerden teşkilatlarda yapılan yanlışlıkları anlatmak için bir çok partili insanlar Akşenerle görüşmeyegeliyor. Kime geliyorlar? Bacı dedikleri genel başkanla abla dedikleri genel başkanla konuşuşarak yanlışları anlatmaya geliyorlar. Korayın adamı Ümit Dikbayır onlar dövdürüyor. Akşener'in  dışarı bile çıkmadığını söylüyorlar. Üstüne üstlük Korayı teskilat başkanlığından al demelerine rağmen;  onu almadığı gibi onun bir numarı adamı ve İYİ partilleri dövdüren adam olan Ümit Dikbayırı genel başkan yardımcı yapıyor. 

Vekiller sinirlendiler ve üzüldüler tabi. Ve yine daha öncede Genel Bş Yrd. olan Ümit Özdağ reklam ve propagandadan sorumluydu. Ama bu işleri Akşenerin danışmanına yaptırdılar. O da Genel Başk Yrd istifa etmişti... ismail Koncuk genel başkan yardımcısı yapıldığında eğitim ve ya sivil toplum teşkilatlarından  sorumlu genel başkan yardımlığını değilde başka bir görev vermişlerdi. Halbuki Koncuk bu iki konuda dünya çapında başarı sağlamış bir sivil toplum liderliği yapmıştı...Fahrettin Yokuş GİK üyeliğine alınmadı mesela...Kaç kişi var partide Yokuş gibi...

Olay bir bütün olarak değerlendirilirdiğinde ancak anlam ifade eder. Konu sadece bir Özdağın konuşması değildir. Özdağ ve diğerlerinin  eline su dökemeyecekler kişiler, sonradan gelmeler tarafından dış kapının mandalı hükmüne konuldular. Partide genel başkan yardımcısı olarak sorumlu olduğu birimin işleri bir danışmana yaptırılması ne manaya geliyor. Bu sebeple  Özdağ da genel başkan yardımcılığından istifa etti. Neden istifa ettin konusuyla ilgili hiç bir şey sorulmadı. Onun da ötesinde hiç bir uyarısı dikkate alınmadı.  Kurucular kurulu üyelerinin ve partiye gelen çok önemli kişilerin partiden  istifa etmemelerinin tek sebebi Koray Aydının partiyi kendisine bağlamaya çalışması olduğu söyleniyor.

Konu sadece bir Özdağ konusu da değil. Konu yanlış yönetim ve güç kaybetmeye yol açan yanlış yönetime isyan konusudur. Konu çirkin operasyona karşı çıkma konusudur.

Ülkücu hareketin en büyük sivil toplum teşkilatı Kamu -Sen Genel başkanı Genel Başkan Yrd oluyor. Uzmanlık alanı eğitim ve sivil toplum ve bu görevler ona verilmiyor. Kamu-Sen Genel Başkanlığında destansı bir  şekilde idare ederek üyelerinin  tamamına yakını üniversite mezunu olan 400 binden fazla insanın oluşturduğu bir teşkilatta tekrar ediyorum çok sevildi. Onun gücü herkesten daha fazladır. Onun uzanabileceği oy sayısı belki genel başkandan bile fazla olabilir. Neden dışlandı? Adanada sevilmilmiyormuş iddiaları gerçekleri yansıtmıyor ve  doğru değildir. İsmail Koncuk Türk Eğitim -Sen Genel Sekreteri iken Adananın üç şubesi de toptan ayağa kalkarak genel başkan olmasını için mücadele etmiştir. Bu sayı en az 10.000 kişidir. Biz gördük yaşadık anladık. Çünkü bende sendikanın İstanbuldaki şube başkanlığını yapıyordum.

Bunun da ötesinde İstanbulda Ümit Beyaz Kavuncu'nun rakibiydi. Ben Orhan Kavuncuyla tanıştığım için Kavuncu kazansın isdedim. Ama genel Merkezden birilerinin onun arkasında olması doğru değildir.Umit Bey çok sevilen ve cok kaliteli bir arkadas idi. Ve İYİ parti İstanbul kurucu il başkanlığını yapmıştır.

Gelelim herkesin uzman olduğunu iddia ettiği FETÖ konusuna. Onları besleyip büyütenler, terlikliklerini taşıyanlar, gazetelerin ve diğer faaliyetlerini cansiperhane yapanlar şimdi FETÖ düşmanıyım diyor. Ben 10 yıla yakın Türk Eğitim -Sen başkanlığı yaptım ve 2007 yılında merkezimizde ve ilçe temsilciliklerimizde zaman gazetesini yasaklamıştım. Benim bu yasaklamam üzerine o zaman başkanım müslümanlara yanlış yapıyorsun diyenlerde şu anda Fetö düşmanı olduğunu söylüyor. Bizi gazete abonesi yapmak için yırtınanlar, sohbetlere gitmemiz için bıkmadan usanmadan yalvaranlar da Fetö düşmanıyım diyor. Hüseyin Gülerce Nurettin Verende öyle diyor. Bu konuda daha da fazla bir şey demiyorum....

Diyeceğim odurki ben Ülkücüyüm ve seçimlerde ÎYÎ Partiye oy verdim.Uzmanlık alanınım yönetim bilimi ve planlama gereği tespitim odurki: Büyük umutlarla kurulan parti verdikleri sözleri ve samimiyetleri unutmuştur. Parti iyi yönetilemiyor. Bir planlama yok...Bazı uyanıklar kisa yoldan vekil ya da yerel yönetimlerde bir yerlere gelmek için burada....İleride bir engel çıkmasın diye yanlışa yanlış demiyor...

Referandum esnasında İstanbulda Türk Ocakları Şube Başkanı iken Özdağ Ocağımızı ziyaret etmişti. Bizde ona Akşener ile birlikte tek parti olun noktasında  baskısı yapmıştık. O da evet en uygun olan birlikte olmak demişti....

Şimdi soruyorum bu operasyon ve ya hareketlere neden ihtiyaç duyuldu da partiyi bu hale getirildi? Tekrar söylüyorum partinin yanlışlarını aşikare tv lerde söylemek doğru değil...Aksener'inde ille de Kavuncu demesi doğru değil...

Bu hareket kimsenin tek başına oluşturduğu bir hareket değildir. Bu hareket bir kadro hereketidir. Kadronun oluşturması gereken sinerjiyi yakalayacak hareket olabilirdi.  

Kasetcilerin, Doğru Yolcuların, Demokrat Partililerin itibar edildiği hareket değil Türk Milliyetçiliğinin en halis hali olan ve bu hareketi başlatan Ülkücüler olmalı idi. 

Sonuç olarak sokataki liderliğini partinin genel merkezine taşıyamazsan her tarafta çalkantı olur. Bir gün seni bile partiye  sokmazlar... Bazen kurtların saldırısında bir koyunu vermezsen sürünün hepsini kaybetmek riskiyle yüzleşilir....

İyi Partiye Türkiyenin ihtiyacaı var. Ve İYİ parti kişi hareketi değil kadro hareketine bürünmek mecburiyetindedir diye zannetmiştim. İnşallah parti silkinir ve zannettiklerim vucüt bulur...