Kayırılanların gölgesinde emeği sömürülen ve haysiyetini korumak için susmayanlara ithafen…
Bazen bir kurumun duvarları arasında değil, insanların kalbinde başlar ayrımcılık. Bir bakışta, bir kelimede, bir görmezden gelişte… Başka birini kayırmak için, sana fazladan yük bindirmekte. İnsanı görünmez kılmakta, değerini eksiltmekte, sesini kısmakta... İşte mobbing budur.
Her gün aynı kapıdan içeri giriyoruz, ama kimimiz için o kapı eşiktir, kimimiz için pranga… Ayrımcılık, işte o kapının görünmez anahtarıdır. Ve her defasında o anahtarla ruhumuzun kilitlerini zorlamaktadır.
Mobbing çoğu zaman yüksek sesle bağırmak değildir. Bazen bir tebessümün esirgenmesidir. Bazen adaletsiz bir görev paylaşımıdır. Bazen de bir bakışın soğukluğudur. Hasta olsan da, ayağın zar zor yerde dursa da, önüne yığılan dosyalarla sınanırsın. Bir bakarsın, senin taşıdığın yük bir dağdır, ötekinin elindekiyse bir kâğıt kadar hafif. Ama o kâğıt, öyle abartılır ki, senin bütün emeğin görünmez kılınır.
Adaletsizlik bazen iş yükünde değil, izinlerde saklıdır. Biri günlerce ortalıkta görünmez; tatilin adı “rapor” olur, ama o rapor sisteme hiç düşmez. Kayrılan için gözler kapanır, ama öteki için aynı kapı sıkı sıkıya kapatılır. Sen hastayken bile, yük omuzlarından eksilmez. Dudaklardan dökülen “git istersen” sözleri, aslında bir izin değil, geleceğe saklanmış bir savunmadır. Bir yandan “dinlen” der, ama öte yandan dosyaları önüne yığar. Söz, kâğıt gibi hafiftir; ama yük, dağ gibi ağırdır.
Ve işte o an anlarsın: Mobbing sadece fazladan dosya vermek değildir. Mobbing, birini görmezden gelip ötekini idare etmek, birini kayırırken ötekini tüketmektir. Tarih boyunca insan insana hiyerarşi kurdu. Birini yüceltirken diğerini aşağıya çekti. Saraylarda dalkavukluk neyse, bugün kurumlarda ayrımcılık da odur. Adalet terazisi sarsıldığında, güçlü olan daha da güçlenir, hakkı yenilen daha da küçülür.
Ama mobbing sadece iş bölümünde değil, ruhun en kırılgan yerinde açar yarasını. Bir bakışla başlar, ama insanın öz saygısını, emeğine olan inancını kemirir. Görünmez yaralardır bunlar, raporlanmaz, dosyalanmaz, ama gece yatağa yattığında, o haksızlığın yankısı insanın içinde çınlar.
Yasalar var, yönetmelikler var, dilekçeler, prosedürler var. Ama en güçlü çözüm bazen bir kişinin diğerine omuz vermesindedir. Bir “yanındayım” demek, bir haksızlığa “hayır” diyebilmek, bir değeri görünür kılmaktır. Bütün bunlar mobbingin duvarında gedik açar. Çünkü unutmayalım: O duvarları ayakta tutan, bizim görmezden gelişimizdir. Oysa en ağır yük dosyalar değil, adaletsizliktir. Mobbing, mesleğimizi değil, benliğimizi aşındırır. Ama unutmayalım: Onu bitirecek olan, susmayan her sestir.
Çünkü insan, insanın gölgesinde küçülmez; insan, insanın yanında büyür. Peki siz, kendi emeğiniz küçümsenirken başkasının boşluğu, rahatlığı, kayırılmışlığının övgüye dönüştüğü o terazi önünde hiç durdunuz mu?









