Prof.Dr.Ahmet Bican Ercilasun “Antik Kaynaklarda Türk” başlıklı yazısında (10/07/2022, Yeniçağ); “Türk adının geçtiği en eski kaynak Herodot Tarihi’dir. MÖ.430 yılında Klasik Yunan diliyle yazılmış… Bu da Türk sözünün MÖ.5. yüzyıla kadar uzandığını gösterir.” derken; “Çin Kaynaklarında Türk” başlıklı yazısında da (22/05/2022, Yeniçağ); “Çin kaynaklarında Türk sözünün kullanımı Orhun anıtlarından öncedir. En eski kaynak 629 tarihli Cou-şu’dur. Cou-şu, Çin’in Cou hanedanının tarihi demektir. Ondan yedi yıl sonraki (636) Sui-şu da en eski kaynaklardandır. Sui-şu, Sui hanedanının tarihi demektir. İşte bengü taşlardan 100 yıl kadar önceki bu kaynaklarda Türkler için özel bölümler vardır.
629 tarihli Cou-şu’nun 50.bölümü, 636 tarihli Sui-şu’nun 84.bölümü ‘Türkler’ adını taşır. Ahmet Taşağıl’ın Gök-Türkler adlı eserinin ‘Kaynaklar’ kısmında, Çin tarihlerinin bu bölümleri ‘Gök-Türk bölümü’ olarak ifade edilmiştir.
(YY: Erkin Ekrem’in “Çin Kaynaklarına Göre Eski Türk Kavimleri MÖ 2146-318” master tezine göre, Çin topraklarında kurulan Hsia, Shang ve Chou gibi ilk üç sülaleden Chou sülalesinin hanedan soy menşeinin Proto Türkler olduğu yazılmaktadır.)
Aslında bengü taşlarda olduğu gibi Çin kaynaklarında da Göktürk/ Köktürk değil, Türk/ Türkler ifadesi kullanılmıştır. 945 tarihli Ciu Tang-şu’nun ‘Türkler’ bölümünü Türkçeye çevirerek ‘açıklamalı metin neşri’ yapan İsenbike Togan, eserin ‘Giriş’ bölümünde şöyle demektedir: ‘Bu başlıklardan da görüldüğü gibi, burada Göktürk gibi bir ifade yoktur; onun yerine 194a’da ‘Türkler’ ve 194b’de ‘Batıtürkleri’ ifadeleri bulunmaktadır.’
…Batı Türkleri terimi, Türk Kağanlığı 580’lerde ikiye bölündüğü zaman batıda kalan kısım için kullanılmıştır.
Çin tarihlerinin bu bölümlerini Batı dillerine çeviren Batılı tarihçiler de Çin kaynaklarındaki özgün biçime uyarak hep ‘Türkler’ terimini kullanmışlardır…
…Tabii ki Çincede Türk sözü bizim telaffuz ettiğimiz gibi söylenmez ve yazılmaz. Bugünkü Çincede Türk, Tu-cüe biçimindedir. Türk Kağanlığı (Köktürkler) dönemindeki Orta Çincede ise Tu-kyu, Tu-küe biçiminde…” belirtilmektedir.
Dr.Arslan Tekin de köşe yazısında (20/05/2023, Yeniçağ); “…Türk’ün Tarihi’ kitabımızda (Kariyer Yayınları) ‘Türk’ün etnik ad mı, etnisiteleri içine alan millet adı mı olduğunu ayrıntılı işledik… Orhun Yazıtları’nın biri Tonyukuk’a ait. Ne diyor: ‘Ben Bilge Tonyukuk’um. Çin ülkesinde doğdum. -O zaman- Türk milleti Çin’e tâbi idi. Türk milleti, hânını bulamayınca Çin’den ayrıldı, hanlandı. Hânını bırakınca yine Çin’e tâbi oldu.’ (Tonyukuk, I.taş, Batı yüzü, 1-2.satırlar).
Görüldüğü gibi özel isim olarak Türk, daha ilk metinlerimizde bir etnisiteyi değil, bir milleti ifade etmektedir. Yine yukarıdaki örneklerden açık olarak görüldüğü gibi karşısında bir başka millet, Çin milleti vardır. Doğu toplumlarının gelişmesi, Batı toplumlarından farklıdır. Batı’da milletleşme süreci çok geç, 17, 18.asırlarda başlamış olabilir. Ancak Doğu’da, en geç 7.asırdan itibaren Türk, Çin, Fars ve Arap milletleri vardır.
Yukarıdaki örneklerde ‘millet’ olarak bugünkü Türkçeye aktardığımız kelime bodun kelimesidir. Bodun’un etimolojisi dahi etnisite’den millet’e geçilmiş olduğunu anlatır. Bodun’un kökü bod’dur ki, bu kelime bugünkü ‘boy (kabile)’ kelimesinin eski biçimidir. Kelimenin sonundaki +un eki çokluk ifade eder; buna göre bodun, ‘boylar topluluğu’ demek olur. Köktürk bengü taşlarında bodun iki anlamda da kullanılır. (s.17-18)
Bir yandan ‘boylar topluluğu, bir nevi boylar federasyonu’ anlamını korurken bir yandan daha üst bir kavram alanına geçerek ‘millet’ anlamını da kazanmıştır. Tokuz Oğuz bodun (KT, D 14), Tarduş bodun (KT, D 17), On Ok Bodun (KT, D 19) gibi örneklerde ‘boylar topluluğu’; buna karşılık Türk bodun, Tabgaç bodun örneklerinde ‘millet’ anlamındadır. Nitekim şu ifadeler, üst anlama, ‘millet’ anlamına geçişin tipik ifadeleridir:
‘Tokuz Oğuz bodunu, kendi bodunum idi; gök ile yer bulandığı için düşman oldu.’ (KT, K 4). ‘Türgiş Kağanı, Türkümüz, bodunumuz idi; bilmediği için, bize karşı yanıldığı için kağanı öldü; vezirleri ve beğleri de öldü; On Ok bodunu eziyet gördü’ (KT, D 18-19). Bu iki ifadede de iç isyanlar anlatılmakta ve ‘kendi milletim olan Dokuz Oğuz bodunu; milletimiz olan, Türk’ümüz olan On Ok bodununun kağanı Türgiş Kağan’ denilerek Dokuz Oğuz ve On Ok ‘boylar birliği’nin ‘kendi milletimiz’in, ‘Türk’ümüzün, yani Türk milletinin’ bir parçası olduğu açıkça vurgulanmaktadır…’
Macar Türkolog Nemeth’e göre ise Oğuz kelimesi Türkçede aynı zamanda ‘kabile’ anlamına gelen ‘ok’ sözüne eski Türkçedeki çokluk eki ilavesiyle türemiş (ok+uz) olup ‘kabileler’ demektir (Türk’ün Tarihi, s.153).” diye yazmaktadır.
Rahim Cavadbeyli, “Horasan/ Azerbaycan Medeniyet Havzası” başlıklı yazısında; “Azerbaycan, İran ve Güneydoğu Anadolu başta olmakla Batı Asya, Türk olarak tanımlanan halkın en eski yurdudur. Türkler, bin yıllarca ve İslam sonrası asırlarca uygarlık üreten medeniyet birikimine sahiptir.
Tük/Türk-Tat aynı kökenden olmuş ve bölgemizin en eski sakinleridir. Tük ve Tat’ların farklılıkları etnik köken değil, sosyal hayat tarzına göredir, sosyal yapılanmalarına göre birbirinden farklılaşmışlardır…
Azerbaycan’daki yerli halkın ağız edebiyatında Türk kelimesinin hâlâ Tük, Tüd ve Tüh olarak telaffuz edilmesi ve diğer taraftan eski Çin kaynaklarında da Türk kelimesinin Tebrizliler gibi Tük olarak kaydedildiği gerçeğidir (29/11/2024, Milli Düşünce Merkezi sitesi).” demektedir.
Prof.Dr.Mehmet Eröz’ün "Türk Kültürü Araştırmaları (Kutluğ Yayıncılık, 1977)" adlı eserinde; “Budun: Tarihi kaynaklarda kavim ve halk manasına gelmektedir. Kaşgarlı Mahmud’un büyük eserinde de ‘budun’, ‘halk, kavim’ manalarında kullanılmıştır. (s.88-89)
OĞUZ (TÜRKMEN): Türklüğün en büyük, en kalabalık bir şubesidir. Buna ‘Ulus’ değil, ‘İl’ demek gerektiğini daha önce söylemiştik. Oğuz İli, gönül rızası ile Müslüman olduktan sonra ‘Türkmen’ adını aldı. …Göçebelere ‘Yörük’ denildi. Bu kelime ‘Yörümek’ten gelir. ‘Yüğrük at’ misalindeki, canlı, hareketli, kabiliyetli anlamını veren ‘Yüğrük’ kelimesinden yapılmış, ‘Yürük’ kelimesi ile ‘Yörük’ün ilgisi yoktur.
Oğuzlar önce ‘Bozok’ ve ‘Üçok’ diye iki kola ayrılırlar. Bu ana kollar da on ikişer ‘Ulus’ veya ‘Boy’a ayrılır. Böylece Oğuz İli, 24 Ulus veya Boy’dan meydana gelir… (s.102-103)
…‘Ulus’ millet demek değildir. Türk içtimai teşkilatı içinde ‘ulus’ Türk milletini meydana getiren büyük içtimai zümrelerden biridir. Türk milleti; Oğuz, Karluk, Kıpçak, Ağaçeri, Çiğil, Kanglı, Peçenek, Hazar, Uygur, Kırgız, Kazak, Avar gibi uluslardan ibarettir… Kaşgarlı Mahmud’un yazdığına göre, ‘ulus’, Çiğil Türklerinde ‘köy’, Argu Türklerinde ‘şehir’ manasına geliyordu. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan Bey bir mektubunda, ‘Akkoyunlu Boyu’ndan, ‘Bayındır Ulusu’ndan olduğunu yazıyordu. Altınordu Hakanlığında ‘ulusbeyi’, ‘beylerbeyi’ demekti. Osmanlı İmparatorluğunda da boy beylerine ‘ulus beyi’ denirdi. Gene Osmanlılar devrinde, Türkmenler arasında, ‘Boz-Ulus’, ‘Kara-Ulus’ adını alan, boyların birleşmesi ile meydana gelen teşekküller vardı. (s.198-199)”
Devam edeceğiz.











