• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
12:16
Cumhuriyet Bayramımız Kutlu olsun
02:08
2 milyon nüfuslu kentte sağlık skandalı. Kanser hastalarına ışın tedavisi rezaleti
02:00
2027'de Dijital Kamu Hizmetlerinde Yeni Dönem: Ulusal Dijital Kimlik Cüzdanı ve e-Devlet Yenilikleri
01:49
Sayıştay'ın Beykoz Raporu: Lüks Araç ve Arsa Sahiplerine Sosyal Yardım, Meclis Üyelerine Çifte Ödeme
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
  3. Filistin Mücadelesini Destekliyoruz; Ama Bizim Mücadelelerimizle Formüle Edilmemeli
Yayınlanma: 06 Kasım 2023 - 00:53
Güncelleme: 06 Kasım 2023 - 16:11

Filistin Mücadelesini Destekliyoruz; Ama Bizim Mücadelelerimizle Formüle Edilmemeli

06 Kasım 2023 - 00:53
Güncelleme: 06 Kasım 2023 - 16:11
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Filistin Mücadelesini Destekliyoruz; Ama Bizim Mücadelelerimizle Formüle Edilmemeli
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Doğrunun peşinde...

Değerli okuyucular, ben Kamudan net haber.com haber sitesinde köşe yazarlığından başka bu sitenin aynı zamanda genel yayın sorumlusuyum. Bizler haber sitesi olarak yazarlarımızın yazılarına( suç unsuru olmaması şart tabi) ve görüşlerine asla müdahale etmemeyi prensip olarak kabul ederek yayın hayatımıza başladık. Ve yayın hayatımızı bu anlayışla üzerine  sürdürüyoruz.

Bazı yazılarda ise tarihi gerçeklerimizi ve dünya gerçeklerini tam da yansıtmadığı kanaatinde oluyoruz. Biz de hayatımızı atadığımız milletimize olan vefa borcumuz gereği bildiğimiz esas doğruları zaman zaman kaleme alıyoruz. Bazı köşe yazı başlıkları bizim hem tarihi gerçeklerimize, hem de safihane şekilde milletin özünden gelerek mensup olduğu milletin kurtuluşu için destanlar yazan savaşlarımızla eşitlemeye çalışmak bizim büyük tarihimize ters bir durum olduğunu düşüyoruz. Bu sebeple bu konuları hamaset duygularının hakim olduğu yazılarla değil de hakim gerçeklere göre yorumlayamaya çalışıyoruz.

Bazı kişiler kendilerince önemli gördükleri bir hadiseyi, bir çatışmayı, bir direnmeyi ve ya bir savaşı dünyada kanlı geçen en büyük savaşlardan birisi olan Çanakkale Savaşlarına benzetmeyi yapmışlardır. Edebiyatta buna  teşbih adı verilir.  Teşbih, benzetmek manasına gelir. İfadeyi kuvvetlendirmek için aralarında benzerlik bulunan iki kavramdan zayıf olanın güçlüye benzetilmesidir.

Çanakkale Savaşları, ABD ve Müttefiklerin Irak’a karşı  yapılan harekatta Um Kasr  Direnişinin en az Çanakkale kadar önemli ve değerli olduğunu Abdurrahman Dilipak dile getirmişti.  2003 yılında ABD’nin Irak’a girmesiyle güneyde başlayan Um Kasr Muharebesi, sırasında 21-25 Mart 2003 tarihleri arasında gerçekleşen ilk büyük direnme savaşıdır. İşgalin başlamasından sonra önemli bir liman olan Um Kasr ABD, İngiltere ve Polonya askerleri tarafından ele geçirilmeye çalışılırken yapılan direnme savaşıdır. Bu savaşta İşgalciler 14 ölü verirken savunanlar 30 ölü ve 450 esir vermişlerdir. Bu direniş en az Çanakkale kadar önemliymiş. Yani fazlası varmış ama eksiği yokmuş.

Yine Türkiye’nin  20 Ocak 2018  ile 24 Mart 2018  arası yapılan  Zeytin Dalı Harekâtı Harekatında Afrin’e girilmesi harekatını bazı İslamcılar ve  yazar çizer takımları bu harekatta Afrin’in ele geçirilmesinin Çanakkale Savunması kadar önemli olduğunu dile getirmişlerdi.

Yani 1914- 1915 Yıllarında dünyanın en güçlü birinci ve ikinci devletleri olan İngiltere ve Fransa’ya karşı her noktasına şehitlerimizin kanını ve gazilerimizin bedenlerinden bir çok parça bırakarak kazanılan o mübarek ve destansı savaşları, bilerek ve ya bilmeyerek  lütfen bulundukları zirveden aşağıya çekmeyelim.  

Kuvayı Milliye Hareketimiz ise dünyada eşine az rastlanan ilkeli, insani  ve İslam’ın bütün  kurallarının dikkate alınarak bütün yokluklara, düşmana karşı verilen mücadelenin milletle vücut bulmuş halidir. Tamamıyla Türk Milletinin her türlü değerlerinin ön planda ve emsali görülmemiş bir harekettir. Çünkü her millet kendi değerleriyle kaimdir.

Filistin’deki mücadele 1948, 1956, 1967,1973 savaşlarında Arap İsrail Savaşı olarak geçiyordu. Önce Ürdün’ün sonra Mısır’ın İsrail’le antlaşması sonucunda İsrail- Filistin Mücadelesi  haline geldi. FKÖ’nün İsrail’le antlaşmasına Hamas’ın karşı çıkması ile Filistin’deki Hamas-FKÖ çatışmasından sonra net olarak 2006 dan sonra Gazze’de Hamas, Batı Şeria’da ise FKÖ etkin olduğu için hangi bölgede çatışma varsa o bölgedeki Örgütle İsrail mücadelesi halini aldı. İsrail de bunu istiyordu zaten. Ama biz Müslüman Türk Evladı olarak bu bölünme ihanetine göre değil de mücadeleye İsrail – Müslüman mücadelesi diye bakacağız. En azından Filistin Davası ve ya mücadelesi demek durumundayız.

İsrail, ABD ve Batının istediği ise; Hamas-İsrail mücadelesi anlayışını hakim kılmaktır. Onlara göre Hamas terörist ve acımasız katil bir örgüt(Bu tanımın angılanmasına maalesef Hamas ta çok yardımcı oldu) bu örgüt ve bu örgüte yardım edenler, yok edilmelidir. Hamas’ın yaptığı eylemler, bir çok dünya devletlerinde Filistin sempatisi maalesef Hamas öfkesine dönüştü. Hamasın yaptıkları dünya devletlerinde haklı ya da haksız olarak değerlendirilmeye sokulmadan direk Terörist Örgüt muamelesi görüyor.

"Hamas" Filistin Mücadelesinde şu ana kadar yapılan mücadelede ayrı çalışması olan bir örgüt. Hamas’ı ve faaliyetlerini iyi bilmek lazım. Kim kurdu, kimden destek aldı? Finansı nasıl sağladı? Filistin davasına artı katkıları oldu mu? Olduysa neler oldu iyi bilmek lazım. İslami Hassasiyetleri nasıl? Yaptığı eylemler İslam’ın kurallarına uygun mu? Dünyadaki, diğer Müslümanlara yapılan zulümlere nasıl bakıyor? Karabağ Savaşında Ermenileri neden desteklediler? PKK’yı neden destekliyorlar?  İslam İlminin merkezi olan ve İslam’a büyük katkı sağlayan alimlerin memleketleri ve hepsi % 100 Müslüman olan Doğu Türkistan’a neden terörist diyorlar? Neden Çin'i tutuyorlar? İslam beldesi Kırım hakkında tavırları nelerdir? Rusya’da esaret altında olan Türk-İslam yurtları hakkında neler düşünüyorlar?

Bizler, Filistinlileri ve bütün Müslümanları, Allah’ın emri gereği  kardeş biliriz. Biz onları Müslüman kardeşimiz olarak bilirken; onlar ise bize karşı kafirle işbirliği yapması İslam’ın hangi yönüyle bağdaşır?....

Türkler kutsal bildikleri Kudüs’ü kafirlere vermemek için ölürken ve 15.000 kişi İngilizlere esir olarak teslim edilirken  bizim kardeş dediklerimiz İngilizlerle birlikte hareket ederek  Kudüs’e girdiler. İslam Düşmanı İngiliz General Hınzır Edmund Allenby Kudüs’e girerken  yanında bazı Filistin ve Yahudi birlikleri de vardı. Filistinli Araplar tarafından  “El-Nebi” yani peygamber olarak karşılanmasını çirkinliğini unutmadık ama buna rağmen din kardeşi bildiklerimize hem devlet hem de millet olarak sahip çıktık ve çıkmaya da devam ediyoruz. Bizler yöre halkının bir çok kereler milletimiz ve devletimiz aleyhine çalıştığını ve ya hareket ettiğini biliyoruz; ama buna rağmen Filistin Halkının bağımsız yaşamasını dinimiz gereği istiyoruz. Bu bizim önce İslami sonra da insani görevimiz.

Ama, Kuvayı Milliye + Çanakkale = Hamas + Gazze  eşitliği hem şehitlerimizi hem de vicdanlarımızı yaralar...

Her şeyden önce Ortadoğu’da kurulan İslami örgütlerin çoğu önceleri  İngiliz sonraları ABD ve İsrail tarafından desteklendiği bir çok kişi tarafından çarşaf çarşaf belgelerle açıklandı.

“Hamas”  Filistin Devleti kurulmak üzereyken kuruldu ve hemen öldürme eylemlerine başladı. O ana kadar dünya kamuoyunda mazlum Filistin halkının devlet olması anlayışı çok yüksek düzeye çıkmıştı. Fakat Hamas eylemlerinden sonra bir çok ülkede bu anlayış  terörist Filistinliler olarak geçmeye başladı.

Yine bizim her şartlarda desteklediğimiz halde bize dost olmayan FKÖ nün önderliğinde kurmak üzere olduğu devlet " FKÖ den kopartılan kişilerce rakip olarak "Hamas" kurduruldu. Hamas’a en büyük desteği İsrail, ABD ve İngiltere verdi. Hedefleri  FKÖ'nün gücünü zayıflatmaktı ve zayıflattılar...

2006 yılında Hamas  Gazze’de 800 den fazla FKÖ (El fetih örgütünü)  militanını öldürdü. Batı Şeria’da ise FKÖ bir çok Hamas militanını öldürdü. Bu sebeple Gazze Halasta, Batı Şeria ise FKÖ de kaldı. Böylece iki ayrı yönetim oluştu.

İki yıldan beri, Netanyahu yolsuzluk ve bazı sebeplerden dolayı büyük gösteriler yapılıyor ve hükümet düşmek üzereydi. Ordu İsrail tarihinde ilk defa Başbakanı dinlemiyordu. Verdiği emirleri yapmıyordu. Hatta bir çok muhalif  Netanyahu’yu Filistinlilere şiddet uyguladığı için kınıyordu. Dünyanın kahir ekseriyeti Filistinlilerin çektikleri sıkıntıları biliyor ve uluslararası arenalarda devletlerine kavuşmalarına yararına konuşmalara tekrar başlıyorlardı.

Hamas İsrail’e girdi. Bir çok, sivil insanı  katletti ve çoğu sivil bir çok insanı esir alarak döndü. Şimdi sormak lazım “Hamas” Netanyahu’nun en zor anında dünya devi ABD’nin her şartta destelediği ve ya destekleyeceği bilinen bir gerçek olan  İsrail’e saldırdığında Gazze’nin altını üstüne getireceğini bilmiyor muydu? Bilmiyor idiyse yok hükmünde bir örgüttür. Hatta örgüt bile değildir. Eğer biliyorsa ki, biliyor. Bu durum, nasıl izah edilebilinir? Bu anlayış, hangi insani ve İslami anlayışa sığar…

Bir başka yön ise Gazze’nin stratejik durumu nasıl hesaba katılmaz! Gazze çok dar bir kıyı şeridi. Her tarafı İsrail’le çevrili. Deniz tarafı ise güçlü İsrail donanmasının kapattığı bir kesim. Dar bir alanda Mısır’a komşu ama; Mısır kapıları yıllardır kapatmış ve Hamas’a iyi gözle bakmıyor. Peki İsrail’in ölümcül saldırılarından kurtulmak ve ölmemek için Gazze halkı nereye kaçacak? Kaçacak yeri var mı? Yok…

Peki İsrail’in terörist bir devlet olduğu ve hastane, ibadethane, okul demeden her tarafı en ağır bombalarla bombaladığı bilindiğine kim hangi akla hizmet etti bilmek gerekmez mi?

Gazze’nin açıklarında, zengin doğalgaz yatakları bulunduğu ortaya çıkmasına rağmen İsrail’in ABD ve Rusya tarafından doğalgazlarını kesilen Avrupa’nın dört gözle aradığı bu fırsatı Hamas neden altın tepsi ile İsrail'e sunar?

Bunun da ötesinde Filistin’in hem Gazze’de hem de Batı Şeria’da Hıristiyan Araplar vardır.

Mesela Marksist-Leninist Grup kurucu Hıristiyan George Habaş, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi isimli örgütün lideri ve bu örgüt Yaser Arafat’ın El Fetih Örgütünden sonra en güçlü bir örgüttü. Yani bu örgüte mensup binlerce insanlarda Filistin Mücadelesinde var. Başka dinlere mensup insanlar azda olsa var…

Gelelim ana konuya, olaylara sosyal medya gibi yüzeysel bakmak bizim inancımıza ve töremize  terstir. Bu sebeple : Bütün insanların eşrefi mahlukat olduğu için bağımsız hür yaşaması onun hakkıdır. Ama inancımız gereği din kardeşimiz olanların bütün acılarına bizde üzülüyoruz. Bu Peygamber Efendimizin de emridir. Tez zamanda bağımsız devletlerine kavuşması yürekten istiyoruz.

Ama Kuvayı Milliye + Çanakkale = Hamas + Gazze anlayışını da doğru bulmuyoruz. Çünkü Çanakkale Savaşlarından sonra daha çok savaşlar yaptık. Çoğunda yenildik. Yenilginin bir çok sebepleri var ama bir sebebi de dünyada tek bağımsız İslam Devleti olan Osmanlı Türk Sülalesinin yönettiği Türkiye Devletinin Padişahı aynı zamanda Halife olduğu için kafirlere karşı “Cihadı Ekber” ilan etmesine uymayan aynı zamanda Tebaamız olan Müslümanların, Mekke Şerifinin İslam Halifesinin yönettiği Osmanlı Türk Devletini Kafir ilan ederek, onlara karşı savaşmanın sevap olduğu fetvasına vatandaşımız olan bir çok Müslümanların ordumuzu arkadan vurmasıdır…

Diğer bir sebep ise Hıristiyanların

1967 Arap -İsrail Savaşında toprakları İsrail tarafından işgal edildikten sonra yersiz yurtsuz kalan ve çoğunluğu hemen yanı başlarındaki Ürdün'e göç etmek zorunda kalan Filistililer, bir müddet sonra FKÖ olarak Ürdün yönetimini ele geçirerek, İsrail'e karşı mücadeleyi buradan yürütmek üzere; 1970'in eylül ayında kendilerine kapılarını açan Ürdün Kralı Hüseyin'e karşı bir isyan hareketi başlatmışlardı.

Yaklaşık bir ay süren ve bir iç savaşa dönüşen çatışmalarda her iki taraftan 8 bine yakın kişi hayatını kaybetti. Filistinler Lübnan'a göç etmek zorunda kalmışlardı. 

1982 yılında İsrail'in Lübnan'ı işgaliyle birlikte Arafatın ve El Fetih üyelerin  etrafını kuşattı. ABD'nin müdahalesiyle Arafat bir antlaşama ile Sekiz yüz ABD askeri eşliğinde Arafat ve El Fetih üyeleri kuşatmadan çıkarak  Tunus'a taşındı.

Arafat, Beyrut'tan çıkarılmasından bir yıl sonra geri dönerek kuzeydeki Trablus şehrine yerleşti. Ancak bu kez de Hafız Esad'ın yanında çalışan bir Filistinli tarafından sınırdışı edildi. Arafat ikinci sınır dışı edilmesinden sonra bir daha Lübnan'a dönmedi ama birçok el-Fetih savaşçısı geri döndü.

FKÖ Başkanı Arafat, Aralık 1988'de FKÖ adına terörizmi kınadığını açıklayan bir konuşma yaptı. Bu açıklamadan sonra büyük devletlerin baskısı ile İsrail- FKÖ antlaşması sağlanmasına çalıştılar. 

1994 yılında yapılan Gazze-Eriha Antlaşması ve Eylül 1995'te yapılan 2. Oslo Antlaşması’yla İsrail Gazze Şeridi'nin  tamamına yakınının, Batı Şeria'nın ise bazı bölgelerinin yönetimini Filistin Otoritesi'ne bıraktı. Bu sebeple Tunus’ta ve diğer yerlerdeki FKÖ üyeleri ve bazı Filistinliler Gazze ve Batı Şeria'ya geri döndüler.  Ama hep İsraillin baskısı altında kaldılar. 

İsrail ve ABD İsrail’in Araplar tarafından devlet olarak tanınmasını çok istiyordu.  Çeşitli görüşmeler sonucunda 2002 yılında Arap Birliği, İsrail'in Altı Gün Savaşı'nda işgal ettiği tüm bölgelerden çekilmesi ve Arafat'ın Filistin Ulusal Yönetimi'nin yönettiği Filistinlilere bir devlet kurulmasına karşılık İsrail'i tanıma önerisi yaptı. Bu durum bütün dünyada olumlu karşılanmıştı. Filistin’de barış umudu doğmuştu. Ama kısa bir süre sonra Hamas militanlarının saldırısı sonucu hamursuz bayramını kutlayan yirmi sekiz İsrailli sivil öldürüldü. Buna karşılık İsrail, Batı Şeria'nın ana şehirlerine karşı Koruma Kalkanı Harekâtı verilen geniş çaplı bir askerî müdahale başlattı.  Filistin’de devlet kurma umudu yok oldu.  Yani Filistin Davasını güden gruplar tam manasıyla bir millet olma ve ya İslam şuuruna sahip olmadılar.  Diğer Arap Devletleriyle ve kendi aralarında da bir çok kanlı çatışmalar yaşadılar ve yaşamaya da devam ediyorlar.

Hamas-FKÖ çatışmalarını geçtik zamanımızda bile bu yaz yani Temmuz 2023 Lübnadaki Sayda Kentinde mülteci olarak  yaşana Filistinliler arasında çok büyük çatışmalar yaşandı. Bu çatışmada bir çok kişi öldü ve yaralandı. 2.000 civarındaki ev yıkıldı. 

Filistinli İslami gruplar arasında bile çeşitli çatışmalar olmuş ve olmaya da devam etmektedir. Yani kısaca birlikte olamamış bir toplum kendi aralarında kanlı çatışmalar yaşarsa, her grubun bir başka yöne çektiği bir dava nasıl başarılı olabilir? Hangi devlet ve ya güç ne kadar yardım ederse etsin birlik olmadıktan sonra kan akması durur mu? 

Şimdi esas olan; kendi soydaşları olana Arapların bile sahip çıkmadığı  Filistin Halkının Terörist İsrail Devletinin katliamından bir an önce kurtulmasıdır. Esasında buna çareler bulmak lazım. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Üyelerini etkileyerek kalıcı çözümün sağlanması gereklidir. Çünkü BM'de yaptırım gücü olan organ ise Güvenlik konseyidir. Bu durumda da Güvenlik Konseyinin en etkili devleti olan ABD'yi de etkilemek mümkün değil gibi görülüyor.

Çanakkale Savaşı öyle her yerdeki çatışmalara benzetilecek bir savaş olmadığı gibi; Kuvayı Milliye de, bazı kullanışlı örgütlerin ve terörist devletlerin sebep olduğu masum halk katliamı ile eşit tutulması asla doğru değildir. Bizler Çanakkale’de karşı karşıya olduğumuz ordular vardı bizim de ordularımız vardı. Karşılıklı olarak kanla yazılan bir çok savaşlar yapılmıştı. Kuvayı Milliye Hareketinde  ve Kurtuluş Savaşlarında da  düşmanlarımızın orduları ile bizim ordularımız savaştı. Çok kan akıtıldı ama iki ordu karşı karşıya idi. Ama Filistin topraklarındaki olan hadise bir savaş değil bir katliamdır. Bu bir savaş değildir. Kaçış yolları kapatılıp, kapana kıstırılan sivil halkı hedef gözetmeksizin toplu imha silahları ile yok edilmesidir...

Terör devleti İsrail ve destekçileri kahrolsun. Birliği bozulmuş, savunmasız mülteci haline düşürülmüş, sahipsiz ve kimsesiz Filistinli kardeşlerimizin Rabbim yardımcıları olsun....

 

 

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapınız.

Yazarın Diğer Yazıları

  • Değerlerimizin Sıradanlaşmasına İzin Vermeyelim - 28 Ekim 2026
  • Yıkmak Kolay, Yapmak Zordur - 19 Ekim 2026
  • Bir Ömrün İlk Adımları: Beşikdüzü'nde Elli Yılın Ardından Kalbe Düşen İzler - 12 Ekim 2026
  • Geleceğin Anahtarı: Eğitim Mücadelesi Ve Ortak Sorumluluklarımız - 13 Eylül 2026
  • Sarı Torbadan İmralı Masasına: MHP'deki Büyük Çark - 08 Ağustos 2026
  • Bu Dünyadan Can Ağabeyim İdris Arslan Geçti - 23 Temmuz 2026
  • Eğitim Mühendislerine Yakışmayan Teslimiyet ve Sorumsuz Yetkililer Saltanatı - 30 Haziran 2026
  • Hüznünü Hüzün Bilerek Hesabı Kapatanlar: 1456 Belgrad Kuşatması - 20 Haziran 2026
  • Kadriye Hocam, Bu Karar Kirli Dünyaya Meydanı Bırakmak Değil mi? - 07 Haziran 2026
  • Yönetenlerin Yanlışlarını Göremeyen Öğrencime Son Mektubum - 29 Mayıs 2026
  • Yönetenlerin Yanlışlarını Göremeyen Öğrencime Mektup(2) - 19 Mayıs 2026
  • Yönetenlerin Yanlışlarını Göremeyen Öğrencime Mektup((1) - 29 Nisan 2026
  • Eğitimde ve Toplumda Şiddet: Bir Tükenişin Anatomisi - 16 Nisan 2026
  • Türkeş Bey'e ABD Ajanı Diyen Marks'ın Çocuklarına ve İnanan Zavallılara - 05 Nisan 2026
  • "Tarih Baba" Ortaylı'yı Mahşeri Kalabalıkla Ahirete Yolcu Ettik - 17 Mart 2026
  • Türkiye'de İdeolojik Olayları Hazırlayan Süreçler ve Olaylar Gerçeği(5) - 10 Mart 2026
  • Türkiye'de İdeolojik Olayları Hazırlayan Süreçler ve Olaylar Gerçeği (4) - 08 Şubat 2026
  • Türkiye'de İdeolojik Olayları Hazırlayan Süreçler ve Olaylar Gerçeği (3) - 21 Ocak 2026
  • Sarıkamışta, Soğuğa ve Moskof'a Karşı Destan Yazan Vatan Evlatları - 22 Aralık 2025
  • Türkiye'de İdeolojik Olayları Hazırlayan Süreçler ve Olaylar Gerçeği (2) - 11 Kasım 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 13
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Emeklinin Umudu Cumhurbaşkanımızda
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Çerçeve Yasanın Hukuki Ve Siyasi Açıdan Değerlendirmesi
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Burnundan Soluyan Türk Milleti Son Sözünü Söylemeden Tarihin Akışı Değişmez.
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Memurun Ekmeğiyle İlgilenmeyenler, Sendikal Özgürlüğüne Göz Dikti!
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Sarıyer'e Giderken
Değerlerimizin Sıradanlaşmasına İzin Vermeyelim
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Değerlerimizin Sıradanlaşmasına İzin Vermeyelim
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Güvensizlik Bölünmeyi, Bölünmüşlük Çürümeyi Getirir
Cumhuriyet: Ben De Varım, Demektir!
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Cumhuriyet: Ben De Varım, Demektir!
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
MEB, OECD ve PİSA Raporu
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Mezhep Ayrışması ve Çaldıran
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
30 Ağustos
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
30 Ağustos
Muson Yağmurlarının Gölgesinde Bir Sri Lanka Hatırası: Pettah'tan Negombo'ya(2)
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Muson Yağmurlarının Gölgesinde Bir Sri Lanka Hatırası: Pettah'tan Negombo'ya(2)
Milliyetçiliğin kalesi imişler
Misafir Yazılar
Milliyetçiliğin kalesi imişler
İki Büyük İhanet: Fon Vurgunları ve Çöpe Atılan Beyinler
Orhan KILIÇOĞLU
İki Büyük İhanet: Fon Vurgunları ve Çöpe Atılan Beyinler
Siyasal İslam'ın Ve ( İslamcılığın ) İflası
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Siyasal İslam'ın Ve ( İslamcılığın ) İflası
Bilge Kağan Yasası: En Eski Türk Anayasası "Töre"
Ali Kemal Gül
Bilge Kağan Yasası: En Eski Türk Anayasası "Töre"
Öz Eleştiri İhtiyacı
Türk Ocakları'ndan
Öz Eleştiri İhtiyacı
Mücadele Ateşi Sönmeyecek: Beyşehir'de Esnafın Nabzı ve İYİ Parti'nin Kararlılığı
Şerife Güven
Mücadele Ateşi Sönmeyecek: Beyşehir'de Esnafın Nabzı ve İYİ Parti'nin Kararlılığı
Türkçe Düşün, Türkçe Konuş, Türkçe Yaz!
Köksal Cengiz
Türkçe Düşün, Türkçe Konuş, Türkçe Yaz!
Atatürk Neden Göktürk Alfabesine Dönmedi?
Şevket Sezer
Atatürk Neden Göktürk Alfabesine Dönmedi?
Çok Okunan Haberler
2026-KPSS Ortaöğretim sınavı başladı
2026-KPSS Ortaöğretim sınavı başladı
Memur Maaşlarına Zam Çerçevesi Belli Oldu: 2027 Yılı Programı Resmî Gazete’de
Memur Maaşlarına Zam Çerçevesi Belli Oldu: 2027 Yılı Programı Resmî...
MEB’den Ortak Yazılı Sınav Sistemi Rehberi: Hangi Sınıfları ve Dersleri Kapsıyor?
MEB’den Ortak Yazılı Sınav Sistemi Rehberi: Hangi Sınıfları ve...
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo