Ülkemizin iç ve dış istihbaratından sorumlu olan MİT Başkanı ve yine dünyanın en güçlü ordularından olan Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı, darbe ihbarı kendilerine önceden haber verilmesine rağmen neden hemen önleyici girişimde bulunmadılar?
MİT Müsteşarı ve Genelkurmay Başkanı, hem TBMM Araştırma Komisyonuna hem de mahkemelere neden ifade vermediler?
Dönemin İçişleri Bakanı ve Dışişleri Bakanının bu darbeden hiç mi duyumları olmadı? Bu isimler neden ifade vermediler?
15 Temmuz Kalkışmasını Araştırma Komisyonu, hazırladığı raporu neden yayınlamadı?
Dünyada ve Türkiye'de darbe ve kalkışma teşebbüslerinin askeri ayağı ortaya çıkarılmasına rağmen, bu kalkışmanın yürütme kurulunun (siyasi/sivil üst yönetiminin) kimlerden oluştuğu neden ortaya çıkarılamamıştır?
Ülkeyi yönetenler darbenin önlenmesi için halkı havaalanlarına ve sokağa çağırırken, kendileri neden Boris Yeltsin gibi sokağa çıkıp halkın yanında durmadılar?
Kalkışma esnasında uçakla Atatürk Havalimanı'na Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte indiği söylenen o zamanki AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, uçaktan indikten sonra nereye gitmiştir?
İddia edildiği gibi Kılıçdaroğlu ve Yazıcı'nın bulunduğu uçakta bir bakan daha var mıydı? Varsa bu bakan kimdi?
Kalkışma esnasında dönemin İçişleri Bakanının Doğu Karadeniz'de sınıra yakın bir yerde beklediği iddiaları doğru mudur?
Kalkışma saatler öncesinden ihbar edilmesine rağmen, durumu öğrenen MİT ve TSK yetkilileri Cumhurbaşkanı'nı neden zamanında haberdar etmemiştir? Eğer haberdar ettilerse, Cumhurbaşkanı neden "Darbeyi eniştemden öğrendim" şeklinde bir açıklama yapmıştır?
MİT gerçekten kalkışma ihbarının bilgisini Cumhurbaşkanı'na ve Başbakan'a vermediyse, kurumun başındaki isim neden görevden alınmamıştır?
Kalkışmayı öğleden önce ihbar eden asker, daha sonra mahkemelerde ifade vermiş midir?
Kalkışma başarısız olduktan hemen sonra Genelkurmay Başkanının Akın Öztürk'e sahip çıkan beyanları olmasına rağmen, 5 gün sonra neden bu söylediklerinin tam zıttı yönünde ifade vermiştir?
Darbe gecesi komutanların çoğunun bir düğünde olması sadece bir rastlantı mıdır?
Kalkışma esnasında Melih Gökçek ve Hakan Fidan neredeydi, ne yapıyorlardı?
15 Temmuz kalkışmasının karanlık noktalarının araştırılmasını isteyen önergelere, bu kalkışmada çok büyük bedeller ödediğini söyleyen AKP ve MHP neden her seferinde ret oyu veriyor?
Güvenlik bürokrasisi öğleden sonra alarma geçmişken, askeri uçuşlar neden tamamen durdurulmadı? Kara Havacılık Okulu’ndan sızan ihbar üzerine MİT ve TSK arasında öğleden sonra büyük bir hareketlilik başladığı bilinmektedir. Hava sahasının kapatılmasına yönelik emirler verilmişken; darbecilerin en büyük lojistik gücü olan helikopter ve savaş uçaklarının kalkışı neden teknik ve fiziki olarak (pistlerin kapatılması, kulelerin kontrol altına alınması vb.) en baştan engellenmemiştir?
Darbe girişiminin "sivil imamı" olduğu söylenen Adil Öksüz, Akıncı Üssü yakınlarında yakalandıktan sonra nasıl bu kadar kolay serbest bırakıldı ve sırra kadem bastı? Kalkışmanın en kritik sivil aktörü olarak sunulan, üzerindeki GPS cihazı ve telefonlarla yakalanan bir kişinin, böylesi olağanüstü bir kaos ortamında karakoldan ve adliyeden elini kolunu sallayarak çıkabilmesi ve ardından hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolması mantık sınırlarını zorlamaktadır. Bu kaçışa göz yuman veya yol veren kamu görevlileri kimlerdir?
TSK bünyesinde bu kadar geniş çaplı bir yapılanma ve hareketlilik varken, askeri istihbarat ve TSK iç denetim mekanizmaları neden tamamen işlevsiz kaldı? Binlerce askerin, zırhlı aracın, tankın ve mühimmatın koordinasyonunu gerektiren bir kalkışmanın hazırlık aşaması, ordu içindeki disiplin ve istihbarat ağları tarafından nasıl olur da hiç fark edilmemiştir? Yoksa fark edildi de hazırlanan raporlar sümen altı mı edildi?
ByLock ve benzeri haberleşme programlarını kullanan yüz binlerce sıradan kamu görevlisi tespit edilip ihraç edilirken, bu programları kullanan tek bir aktif siyasetçi veya bakan neden kamuoyuna açıklanmadı? Sivil kanatta, bürokraside ve yargıda en ince detayına kadar yapılan "FETÖ" temizliği, işin siyasi ayağına geldiğinde durmuştur. Bu yapıya yıllarca siyasi alan açan, referans olan veya doğrudan iletişimde olan "siyasi ayak" neden yargısal bir süreçten muaf tutuldu?
Cumhurbaşkanı'nın Marmaris'te kaldığı otelin yeri ve koordinatları darbeciler tarafından günlerce aranırken, Marmaris'ten ayrıldığı uçağın havada darbeci F-16'lar tarafından tespit edilmesine rağmen uçağa neden hiçbir müdahalede bulunulmadı? Havada saatlerce kalan Cumhurbaşkanlığı uçağının (TC-ATA) radar kodu değiştirilmiş olsa bile, o esnada hava sahasını kontrol eden darbeci pilotların bu uçağı düşürme veya zorla indirme girişiminde bulunmaması, askeri mantık açısından ciddi soru işaretleri barındırmaktadır.
"Kontrollü Darbe" veya "Önceden Haber Alınan Ama Yol Verilen Darbe" iddialarını çürütecek net devlet belgeleri ve şeffaf bir yargılama süreci neden kamuoyuyla paylaşılmadı? TBMM Araştırma Komisyonu raporunun basılmaması ve muhalefet şerhlerinin sansürlenmesi, resmi tezin üzerindeki şüpheleri büyütmektedir. Eğer her şey iddia edildiği gibi net ise, devlet neden tüm belgeleri ve o günkü telsiz/telefon kayıtlarını şeffafça arşivden çıkarıp tarihçilerin ve gazetecilerin incelemesine açmıyor?
Bu kalkışmayı yapan FETÖ terör örgütünün TSK'da ve kısaca her yerde önünü açanlar kimlerdir? Bu örgütün önünü açanlar hakkında yasal işlemler neden yapılmadı? Sırf inancı gereği faizden kurtulmak için siyasilerin teşvikiyle "faizsiz bankacılık" diyerek parasını bankaya yatıran hademeler tutuklanıp görevlerinden kararnameyle el çektirilirken, bu yapının önünü açanlara hesap sormamak ne kadar adildir?











