Bugun...
Kürşat’ın Torunu Şehit Ertuğrul Dursun Özkuzu


Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
edip.halide@gmail.com
 
 

 

Bundan tam 46 yıl önce katledildi.
Vatan-Millet Düşmanı, Allah Düşmanı, Değerler Düşmanı, Bolşevik,Marksist- Leninist,Sosyalist,komünist ve Kızıl Faşirtlerin Terör Estirdiği Yılllardı...

Jandarma Genel Komutanına suikast düzenlemişler, Kültür Sarayını, Boğaziçi vapuru yakmışlar, ordu birlikerine saldırılar başlamıştı. Aynı zamanda da yüksek okulları ele geçirmek için kendilerinden olmayan kişileri okuldan atıp hakimyet sağlamak istiyorlardı. işte bu zamanlarda Ankara Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulunda Anadolunun Has Evlatları olan Ülkücüleri muhasara altına alıp günlerce aç susuz bırakmışlardı. işte Ertuğrul Dursun Önkozu aç kalan arkadaşlarına açlıktan ölmemeleri ve yemek verebilmek için tek başına muhasarayı yarıp arkadaşlarının yanına varmak istedi.

Dönemin komünist militanlarının, o zaman çokça yaptıkları bir metot vardı  “halk mahkemesi” kuruyorlardı. İşte Önkuzu’yu da  bu mahkemede  yargılamışlar  ve  “işkence ile ölümüne” karar  vermişler. Aralıksız üç gün süren işkenceyle, uzuvlarının kanattılar, bisiklet pompasıyla ciğerlerine hava pompaladılar... Ciğerlerini patlatmalarına rağmen, olur da yaşar kaygısıyla  pencereden aşağı attılar Önkuzu’yu.....

Olayı birde onu katleden alçağın verdiği ifadeden dinleyelim. O'nu katledenlerden Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu öğrencisi Ali BAŞPINAR'IN kendi beyanlarına göre:

" 23 Kasım 1970 tarihinde Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu öğrencisi Dursun ÖNKUZU'YU önce kaçırarak hapsetmişler sonra bilahare feci şekilde dövmüşlerdir. Bununla da yetinmeyen sanıklar bir bıçakla Dursun Önkuzu'nun bilek damarlarını kesmişler, ağzına lastik hortum takarak pompayla şişirmek suretiyle vahşiyane bir şekilde öldürüp 3.Kattaki odanın penceresinden atmışlardır" İşte böyle katledilmiştir.
İşte böyle katledilmiştir ÖNKUZU.

Hastaneye getirildiğinde hastane görevlileri için 157 numaralı yataktaki hasta olması dışında bir anlamının olmadığı anlardır. 157 numaralı hasta, şahadeti ile birlikte Türk Milliyetçileri için mücadelenin, azmin ve kararlığının sembolü olmuştur.

Herkesin artık bitti dediği anlarda,
YENİ BİR BAŞLANGIÇ
Son nefesteki GÜÇLÜ HAYKIRIŞTIR ÖNKUZU.
Artık tamam, benden bu kadar diyenler.
O'nun hatırı ile Bismillah demişlerdir bir kez daha, bir kez daha...
Ülkü denilen güftenin, hiç unutulmayacak bestesidir o artık...
Gözü yaşlı anasının biricik evladı,
Şehadetin Cennet'e açılan kapısıdır.
Büyük ideallerin bütün kapıları açan kilidi,
Son neferin son nefesi,
Şahadet şerbetinin değişmez sakisidir.
Can verenler kuşku yok ki O'nun elinden içtiler şerbeti,
O buyur etti ardından gelenleri...
Dündar Taşer'i, Gün Sazak'ı, Selçuk DURACIK'I
Galip ERDEM'İ, Pehlivanoğlu'nu, Halil ESENDAĞ'I,
Ve binlerce adı anılmayanı
O karşıladı CENNETİN kapısında.
Bir gün nasip olacak biliyoruz,
Ölüm Allah'ın emri ise korkmuyoruz,
Can verip faniden ayrıldığımızda,
Önkuzu önden giderken, bütün sevdiklerimiz yanı başımızda,
Ayak sürüyeceğiz Cennet'in insanı yormayan yokuşlarında.

Dursun ÖNKUZU'YU katledenlere ne oldu merak eden vardır elbette! Bu davaya Tuğgeneral ALİ ELVERDİ baktı.
Hani şu Deniz GEZMİŞ ve arkadaşlarının davasına bakan hakim.. Savcısı ise Hâkim Hava Kıdemli Yüzbaşı Askeri Savcı ALİ HÜNER idi. Yargılama DEV-GENÇ davası ile birleştirildi. Askeri Savcı Hukuk Tarihine geçecek mütalaasında şöyle diyordu:

"Dursun ÖNKUZUYU sorguya çekip tehdit eden sanıklar, polisin gelmesiyle telaşa kapılmışlar, gerek yapılan hazırlık tahkikatında, gerekse son tahkikatta dinlenen tanık beyanlarından kat'i olarak Önkuzu'nun sanıklar tarafından pencereden atıldığı yolunda bir beyanda bulunulmamış, sadece maktulün pencereden düşerken ve düştükten sonra görüldüğü tanıklarca beyan edilmiştir. Maktulün sanıklarca pencereden atıldığını gören ya da beyan eden her hangi bir şahit yoktur. Dursun Önkuzu sanıklar tarafından pencereden atılarak öldürülmüş müdür? Dursun Önkuzu kendisini pencereden atmış mıdır? Bu iki husus yapılan bütün tahkikatlar boyunca açıklığa ve aydınlığa kavuşturulamamıştır.  Soruşturmada Önkuzu'nun sanıklarca pencereden atılarak öldürüldüğüne dair  kesin, mukni bir delile rastlanılmamış olması nedeniyle sanıklara isnat edilen Dursun ÖNKUZU'YU öldürme fiili tekevvün ve teşekkül etmemiştir"

Anlaşıyor ki o zamanda vatan sevdalılarının sahibi yokmuş… Öyle ya Ali Başpınar'ın ve diğer sanıkların ifadeleri yeterli delil değildir. Bu kadar süre bir insana işkence yaptıkları, ciğerlerine bisiklet pompası ile hava basacak kadar canileştikleri kabul edilenlerin ÖNKUZU'YU camdan atarak ölümüne sebebiyet verdikleri konusunda ikna edici delil olmadığını söyleyen bir anlayış en nazik ifadesi ile vicdan yoksunudur. Bu mütalaa bir hukuk ayıbı olarak tarihe geçmiştir.

Peki, yargılama sonunda ne oldu? Dev-Genç Sanıklardan bir kısmının aldığı cezalar şu şekilde: Örgüt üyeliğinden,
Mehmet ALİ KABAKOĞLU 20 YIL
Adnan ALTIPARMAK 20 YIL
SABRİ UYAR 20 YIL
MEHMET ÖZDEMİR 20 YIL
SABRİ UÇAR 8 YIL 4 AY
ŞEFİK ŞENEL 13 YIL 4 AY
AKİF ATASAYAR 13 YIL 4 AY
CEM UYAR 12 YIL
ALİ BAŞPINAR 10 YIL
FİKRİ AYTAN 10 YIL
FERİDUN TAMİRER 12 YIL

Kararın verildiği tarihten kısa bir süre sonra Mayıs 1974 tarihinde Necmettin Erbakanında onayı ıle GENEL AF çıktığını da belirtmekte yarar var. Bu katiller halkın arasına katıldı...Ve bir çoğu halen aramızda.... Bu katillerin sonraki yıllarda kamu hizmetinde görevlendirildiğini öğrenilmiştir.

Kız kardeşi “Şehadetinden yaklaşık 40 yıl sonra T.C. Ankara Yenimahalle Sulh Hukuk Tereke Hâkimliği Sayı, Tereke Esas No: 1970/52, Müteveffa Dursun Önkuzu’ya ait Eşyalar Listesi“ şöyledir diyor.

“Gözlük, dolmakalem, kol saati, ceket, pardesü, bir çift ayakkabı, bir çift çorap ve 15 lira, evet, 15 lira para. Bilirkişi, Hukuk Mahkemeleri Başkâtibi Ahmet Gümüşay imzasıyla tespit edilen tereke bunlar. Ağabeyimin üzerinden çıkan 1970 yılının 15 lirası ile Ankara’dan Zile’ye otobüs yolculuğu yapılabilir miydi, bilmiyorum. Bu para da Türkiye Emlak Kredi Bankası’na yatırılmış ve herhalde sonra hazineye devredilmiştir. Milletimizin hizmetine kullanılmışsa helal olsun!”

Adına şiirler, türküler yazıldı. Yazar Emine Işınsu, "Sancı" adlı romanıyla Dursun Önkuzu'nun hayatını anlattı. Sanatçı Mustafa Yıldızdoğan, şair Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun "Önkuzu" isimli şiirini besteledi ve bir albümünde yer verdi. 12 Eylül Darbesi dönemini anlatan Lütfü Şehsuvaroğlu'nun kafes adlı kitabından derlenen Kafes filminde Dursun Önkuzu'nun canlandırıldığı sahnelerde mevcuttur.

Önkuzu hey! Önkuzu!
Önde gider Önkuzu..
Bu bayrak düşmez yere
Ölmedikçe son kuzu!


Ertuğrul Dursun Özkuzu ve bütün şehitlerimize Allahtan Rahmet diliyorum

 





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
Henüz anket oluşturulmamış.
YUKARI