Nazan Öçalır

Nazan Öçalır

Kuş bakışı
nazanocalir@gmail.com

SALGIN HASTALIK VE GENÇLER-2

09 Eylül 2021 - 12:00

Dünyayı etkisi altına alan korona virüsün ekonomik, kültürel, sosyal hayatımız üzerindeki olumsuz etkileri sürerken bundan en çok çocuklar, gençler ve yaşlılar etkilendi.
Okulların açılmasıyla birlikte gençler, bir süredir uzak kaldıkları arkadaşlarına, öğretmenlerine kavuştular.
Ne yazık ki bu kavuşma eski yıllarda olduğundan çok daha farklıydı.

Sarılıp kucaklaşan, öpüşen, tokalaşan, şakalaşan gençlerin samimiyeti, yerini; maske ve hijyen koşullarının getirdiği zorunlu bir uzaklaşmaya bıraktı.
Evet artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Yeni düzene ise uyum sağlayanlar ayakta duracak.
Eğitimden uzak kalarak sosyal iletişim kural ve becerilerini unutan gençlerin, sosyalleşerek yeniden topluma kazandırılabilmesi konusunda anne, baba ve öğretmenlere büyük görev düştüğünü belirten Özel Eğitim Uzmanı, Psikolog Özgü Ertul; gençlere olumlu bir bakış açısının kazandırılması gerektiği konusunu önemle vurguluyor.
Yapılan bilimsel araştırmaların olumlu bir bakış açısıyla, nitelikli geçirilen bir zamanın anksiyete, kaygı ve depresyon gibi hastalıklara yakalanma riskini azalttığına dikkat çeken Özgü Ertul; aşırı korumacı ve eleştirel anne babaların çocuklarının zorluklar karşısında çabuk pes ettiğini söylüyor.
Peki anne babalar bu zorlu süreçte çocuklarının ruh sağlığını, moral ve motivasyonunu nasıl yüksek tutacaklar? Elbette yine uzmanına sorduk.
İşte size ilâç gibi bir reçete;

  • Aileler, çocuklarına dış dünyanın tehditlerle dolu olmadığını, ancak alınması gereken önlemleri basit şekilde anlatmalı…
  • Evde çok sık olumsuz durumlar konuşulmamalı…
  • Televizyon, sosyal medya gibi mecralarda olumsuz haberlerin izlenmemesi engellenmeli…
  • Bunun yerine aile içi iletişimi arttırmalı, açık alanlarda oyun oynamalı, doğa ve hayvan sevgisi gibi olumlu duyguları arttıran etkinlikler gerçekleştirilmelidir.
  • Yatma, uyanma, yemek saatleri, çalışma ve oyun saatleri gibi günlük rutinlerin oluşturulmasına özen gösterilmeli,
  • Boş vaktini değerlendirmek için hobiler kazandırılmalıdır.
  • Çocuk ve gençlerin nitelikli zaman geçirmelerine özen gösterilmeli,
  • Olayları gerçekçi değerlendirmeli, sonuçları çok abartmamalıyız.
  • Olumsuz sonuçlarda bunu ya hep ya hiç mantığı ile değerlendirmeyip bir başarı şansımız olduğunu düşünüp kendimize ve yakınlarımıza şans vermeliyiz.
  • Pandemi dolayısıyla sokağa çıkmakda çekingenlik gösteren çocuklarda çekingenliği yenmek için sorunların küçük adımlara bölünerek dışarı çıkmaya ikna edilmesi gereklidir.
  • Yetişkinler, dış dünyanın tehlikeli bir yer olduğu, “ben sana değil başkalarına güvenmiyorum” şeklinde özgüveni düşüren yaklaşımlarını sonlandırmalıdır.
  • Çocuğun ve gencin tek başına yapabildiği etkinliklerdeki çabaları desteklenmeli…
  • Özgüvenin geliştirilmesi, dışarıya çıkması sağlanan çocuklara küçük sorumluluklar verilmesi ve bunların takdir edilmesi gerekir. Örneğin bakkala gidip gelmek gibi, kapıyı onun açmasının istenmesi, kardeşi varsa onunla birlikte dışarı çıkması istenebilir.
Tüm bu bilgiler ışığında bizlere düşen görev; geleceğimizi inşa edecek çocuklarımıza ve gençlerimize elimizden geldiğince yardımcı olmak…