Bugünlerde siyasîler pek gündeme getirmese de “Türk Birliği” hususunda kamuoyunu aydınlatmak bakımından biz yazmaya devam edeceğiz. Çünkü gelecekte söz sahibi olabilmek için birlikteliğimizi hem büyütmek hem de güçlendirmek zorundayız.
Türklerin geçmişte at koşturdukları ve devletler kurdukları Asya coğrafyasındaki Afganistan, Moğolistan, Tacikistan gibi ülkelerden kısaca bahsedeceğim.
Bu devletler “Türk Devletleri Teşkilatı”nda üye de değiller, gözlemci de… Bazıları ile rejimleri açısından farklılığımız olsa da geçmişte birlikteliğimiz olmuştur. Onun için bu devletlere yönelik hem akıllı hem tedbirli hem de temkinli bir politika uygulayarak yanımıza çekmemiz gerekmektedir.
Bu yazıyı hazırlarken, ABD Başkanı Trump’ın öncülüğünde Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan arasında bir barış protokolünün imzalandığını öğreniyoruz. Anlaşma metninin ayrıntılarını tam olarak bilmemekle birlikte kötü kokular da geliyor! “Zengezur Koridoru”nun açılması ve kontrolünün ABD’ye bırakılması söz konusu. Bu koridorun açılması çok önemlidir ama böyle beklemiyorduk. Orta Asya’ya açılan kapı, o bölgede olmayan bir devlete bırakılmayacak kadar önemlidir!..
Belli ki bu bölgede ABD, AB ve başka ülkeler kendi çıkarları açısından bir çaba içindeler. Türkiye olarak biz başka şeylerle meşgul olduğumuzdan veya meşgul edildiğimizden anlaşmanın hiçbir yerinde değiliz. Dışişleri Bakanlığı da memnuniyetlerini açıklamakla yetiniyor!..
Neyse… Esas yazımıza gelelim ve Afganistan’la başlayalım:
Prof.Dr. Ahmet Bican ERCİLASUN “Afganistan Türk tarihinin parçasıdır” başlıklı yazısında (22.8.2021, Yeniçağ); “Afganistan toprakları milat yıllarından 5.yüzyıl sonlarına dek Kuşanların yönetimindedir. Bugünkü Doğu Türkistan topraklarından Hunların baskısıyla bölgeye gelen Kuşanlar bazı tarihçilere göre Türk’tür…
5.yüzyılın ortalarına doğru Afganistan bölgesine Akhunlar hâkim olurlar…
İstemi Kağan, Sasanilerle iş birliği yaparak 560 civarında Akhunlara son verdi. Ceyhun ırmağı Sasanilerle Köktürkler arasında sınır oldu. Araştırmacılar her ne kadar Afganistan bölgesinin Sasanilerde kaldığını söylüyorlarsa da bu toprakların sık sık Köktürklerin eline geçtiği muhakkaktır.
…9.yüzyılın 2.yarısında Afganistan’da Sâmânî hâkimiyeti başlar. Sâmânîlerin Türk komutanlarından Alp Tegin 963’te Gazneli hanedanını kurar. 998-1030 arasında hükümdarlık yapan Gazneli Mahmud, tarihin en büyük hükümdarlarından biridir; Hindistan fatihidir.
1040-1157 arasında Afganistan, Büyük Selçuklu toprağıdır. Daha sonra kısa bir süre Gurluların ve Harezmşahların idaresindedir.
Afganistan 1220’de Çengizlilerin eline geçer. 13.yüzyılın ikinci yarısıyla 14.yüzyılda Kâbil ve kuzeyi Çağatay Hanlığının, Herat ve Kandehar tarafları İlhanlıların hâkimiyetindedir.
14.yüzyılın sonlarında bölgeye Temürlüler hâkim olur ve bu durum 15.yüzyıl boyunca sürer. Kâbil 1504’te Babür’ün, Herat 1510’da Şah İsmail’in eline geçer. 1736’ya dek Afganistan’ın batısı Safevilerde, doğusu Babürlülerin hâkimiyetinde kalmıştır. 1738’de Nadir Şah bütün Afganistan’ı alır.
Bu kısa tarihin özeti şudur. Bugünkü Afganistan toprakları 5.yüzyıl ortalarından 18.yüzyıl ortalarına dek, aradaki diğer egemenlikleri çıkarırsak yaklaşık 1000 yıl Türklerin hâkimiyetinde kalmıştır: Akhunlar, Gazneliler, Selçuklular, Babürlüler ve Safeviler. Afganistan’da mevcut olan bugünkü Türklük işte bu tarihin eseridir.
19.yüzyıl boyunca Afganistan karışıklıklar içinde yaşamıştır. Bir türlü istikrara kavuşamayan ülke 1839-1842 ve 1878-1880 yıllarında İngilizler tarafından işgal edilmiştir. 1919-1929 arasındaki Emânullah Han dönemi malumdur. Emânullah Han Türkiye ile iyi ilişkiler kuran yenilikçi bir hükümdardı.
Herat, Ali Şir Nevayi’nin şehridir. Çağatay Türkçesinin en büyük iki isminden biri olan Nevayi eserlerini Herat’ta yazmış; Babür Şah ise devletini Kâbil’de kurmuştur.” derken;
Prof.Dr. Mehmet Eröz’ün "Türk Kültürü Araştırmaları (Kutluğ Yayıncılık, 1977)" adlı eserinde de şu ifade geçmektedir: “Afganistan’da Türk kavminin kolları, dalları olan Türkmen, Kazak, Kırgız, Özbek, Kıpçak, Karluk, Karakalpak Türkleri mevcut bulunmakta ve Afganistan’ı, bir kısmı ile Türk ülkesi halinde muhafaza etmektedir.” (s.221-222)
Biraz da TDT Sitesinden alıntılar yapalım: “Türk Devletleri Teşkilatı 11.Zirvesi Bişkek Bildirisi 19.maddesi’nde; ‘Afganistan konusunda bir TDT Çalışma Grubu kurulmasının önemini vurguladıklarını ve bu bağlamda Dışişleri Bakanlarını, TDT Üye Devletlerinin Afganistan konusunda ortak bir yaklaşım hazırlamaları amacıyla Macaristan’daki Gayri Resmi Zirve’de kabul edilmek üzere Çalışma Grubu aracılığıyla bir DBK Bildirisi hazırlamakla görevlendirdiklerini," (6/11/2024)
Yine siteden başka bir haber; “TDT Afganistan Çalışma Grubu’nun ilk toplantısı 7 Mart 2025 tarihinde TDT Sekretaryası binasında gerçekleştirildi. TDT Devlet Başkanlarının Bişkek Zirvesi’nde verdikleri talimatlar uyarınca toplanan Çalışma Grubu, tarihi dostluk bağları bulunan komşu ülke Afganistan’a ilişkin TDT Üye Devletlerinin ortak yaklaşımını ifade eden bir TDT Devlet Başkanları Konseyi Afganistan Bildirisi hazırlamak üzere görüşmelerde bulundu.
Taraflar ayrıca, Afganistan'ın sosyal ve ekonomik istikrarına katkıda bulunmak amacıyla TDT’nin önümüzdeki dönemde Afganistan ile yapabileceği olası iş birliği yolları üzerinde durdular.” denilmektedir. (8/3/2025)
Moğolistan
TDT Genel Sekreteri Büyükelçi Kubanıçbek ÖMÜRALİYEV, “Moğolistan Dışişleri Bakanı Battsetseg BATMUNKH’un daveti üzerine bu ülkeye ilk defa bir ziyaret gerçekleştirdi…
Görüşme sırasında Genel Sekreter, TDT’nin faaliyetleri, iş birliği konuları ve Moğolistan ile Türk İşbirliği Teşkilatları arasındaki iş birliği hakkında kısaca bilgi aktardı. Genel Sekreter ayrıca Türk ve Moğol halkları arasında köklü ve zengin tarihi bağlar olduğunu belirtti.
…ikili ilişkilerin çok taraflı düzeyde daha da genişletilmesi ve derinleştirilmesi konusundaki isteklerini ifade etti. Moğolistan ile TDT arasındaki karşılıklı yarar sağlayan iş birliğinin ilerletilmesinde önemli bir rol oynayacağına olan inancını dile getirdi.” (TDT Sitesi, 18.3.2025)
Tacikistan
Prof.Dr. Ahmet Bican Ercilasun “Türk Dünyası” başlıklı yazısında (9.9.2018, Yeniçağ); “Tacikistan da hiç şüphesiz Türk Dünyası’nın bir parçasıdır. Tacikler İranî bir halktır ama hem Tacikler hem Tacikistan, 19.yüzyılın sonlarında Rus egemenliği altına girinceye kadar hep Türk devletlerinin bir parçası olmuştur. Bugün de Tacikistan nüfusunun üçte biri Özbek Türk’üdür.
Durum bu kadar açık ama anlaşılan bazı insanlarımıza hâlâ Türk Dünyası’nı anlatamamışız. Bütün dünya, Özbek, Kazak gibi özel adları yanında, onlardan Türk veya Türki diye bahsediyor ama Türkiye’de bazı kimseler hâlâ direniyor.” demektedir.
TDT Sitesindeki bu haber de (13.3.2025) Tacikistan’la ilgili, Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Büyükelçi Kubanıçbek ÖMÜRALİYEV; “Kırgızistan ve Tacikistan Cumhurbaşkanları tarafından Devlet Sınırı Anlaşmasının 13 Mart 2025 tarihinde Bişkek'te imzalanmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum.
Diplomasi ve diyalog yoluyla sağlanan bu dönüm noktası, Orta Asya ve ötesinde kalıcı barış, istikrar ve refahın yolunu açmaktadır.
Kardeşlik ilişkilerini ve bölgesel uyumu güçlendirmeye yönelik tüm çabaları desteklemeye hazırız.”
TDT’nın büyümesi ve genişlemesi için bu devletlerin TDT’ye üye veya gözlemci olarak alınmasının gerektiği düşüncesindeyim. Hatta bu listeye Kore ve Japonya gibi ülkeleri de katabiliriz!..









